May 9, 2015

(20) Tilda'nın Çeşitli Halleri

Valla bu soruyu da dünden beri düşünüyorum; kimler geldi, kimler geçti gözlerimin önünden. Sonra düşünmeyi bıraktım ve Tilda'aanım bir anda beliriverdi.

Kimselere benzemiyor, her türlü halinin çok hastasıyım. 54 yaşında olduğuna inanası gelmiyor insanın.

Gişe filmlerinde de oynuyor, ufak tefek bağımsız filmlerde de, bir kere de performansının düştüğünü görmedim. Bazı filmlerde gözlerimi kısıp bakmam gerekti "Aaa Tilda Swinton mı yahu bu?" diye. Mesela Snowpiercer'daki hali, Grand Budapest Hotel'deki hali, dönem filmi, yeri geldiğinde Cebrail, bazen dertli anne.

We Need To Talk About Kevin, beni çok fena vuran bir filmdi. Kardeşim ve kocamla seyrettik, film bittiğinde omzuma pat pat vurup "Hay allah, demek çocuk doğursan Kevin'ın annesi olacakmışsın" dediler. Bana sorsanız dünyanın en sıcakkanlı, en problemsiz insanıyım, mecbur kalsam kuyudan çıkan Samara'ya bile anne olabilirim. Ama dışardan öyle değilmiş manzara. Tilda'nın bu filmde oynadığı anne rolü yaktı beni.

Wikipedia'nın yalancısıyım, köklerini ve toprak sahipliğini taa Orta Çağ'a kadar takip edebilen bir Anglo-İskoç ailenin çocuğuymuş. Özel okullarda okumuş, Prenses Diana'nın sınıf arkadaşıymış bir ara, en sonunda Cambridge'den mezun olmuş.

Cambridge'deyken Komünist Parti'ye, sonrasında da İskoç Sosyalist Partisi'ne üye olmuş. Bunu bilmiyordum ama şu aşağıdakinden haberdardım.


Ve eşcinselliğin suç olduğu Rusya'da, Kremlin Meydanı'nın göbeğinde açtığı bayraktan da haberdardım.


Oyunculuğunun ayrı, insanlığının ayrı hastasıyım.


14 comments:

  1. Tamam, harika işlere imza attı, atıyor ve atacak...
    Ama ben bu kadına; iki eşli olduğu ve bunu kimselerden saklamadan yaşadığı, her iki "hayat arkadaşı" nında birbirlerine saygı duymasını sağladığı ve bu dengeyi milletin ağzına düşmeden yıllardır koruyabildiği için hayran oldum :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aaaa hiç duymadım ya ben bunu? Bir önceki partnerinden ikiz çocukları var, şimdi başka biriyle birlikte diye biliyorum. Neyse tabii, karışacak değilim, yargılayacak hiç değilim :D

      Delete
  2. Ben de bayılıyorum kendisine! Beni de yaz listeye :) Hele gebermeyesice Kevin'la karşılıklı döktürdüğü sahnelerde hüngür hüngür ağlamışlığım var. Haritalarla olan derdimi biliyorsun. O odayı o halde gördüğü sahnede böğüre böğüre ağlamışlığım var. Bi de vampirli bi filmi vardı adını anımsayamadım. Üf ya ay lav you Tilda!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Vampirli filmi Only Lovers Left Alive. Başka var mı ki, bunu biliyorum bir tek?
      Gebermeyesice Kevin hakikaten, daha doğru nasıl tarif edilir bilmiyorum ahhahhaha! Off yarabbi, ne fenaydı; unutmak istiyorum, unutamıyorum.

      Delete
    2. Evet o! Yönetmeni de Jim Jarmusch' sanırsam. Doğru mu yazdım emin değilim. Ne iyi yönetmenlerle çalışıyor yalnız. Ayrıca her çocuğun içinde bir Kevin var Her çocuk biraz Kevin'dır. Yiğit bebekliğinden beri en çok sevdiğim şeyleri bir şekilde yok etti. Kemanın tellerini kopardı sevdiğim kitapları yırttı plakları kırdı. Hâlâ da ondan daha çok sevdiğimi sandığı şeylere tahammül edemiyor. Sana kart attım yazarken gördü. Ne yapıyorsun dedim Mina'ya mektup yazıyorum dedim. Mutfağa kendime kahve yapmaya gittim baktım karta adını yazmış tarih atmış! Senin adınla kendi adını alt alta yazmış arasına da kalp çizmiş! Sen düşün artık!

      Delete
    3. Jim Jarmush nasıl yazılıyor diye gugıllayıp bakmam lazım, çok üşeniyorum. İkimizden biri tutturmuştur diye umut ediyorum :)
      Kaçırıcam ben Yiğit'i, bilmiyorum, aklıma başka çare gelmiyor. Hala gözümün önünde kapı önü bandosu halleri ahahhahha :D
      "Her çocuk biraz Kevin'dır" lafını da çerçeveletip asayım bari, ona göre düşünelim hayatımızı.

      Delete
  3. We Need To Talk About Kevin beni de çok fena vuran bir filmdir, başucu filmlerimden.
    Swinton hakkında ilginç şeyler öğrendim yazından, kadın neden böylesine harika bir oyuncu belli oluyor şimdi.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ne enteresan kadın di mi? Filmi bir kere daha seyretmek istiyorum ama bir yandan da istemiyorum, hiç ummadığım yerlerden vurdu beni. Bir kere daha oturabilir miyim karşısına hiç emin değilim :)

      Delete
  4. Bence yaşlanmayan insanlar ölümsüz.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Nasıl bir gen havuzuysa artık? Belki İskoçya'nın havasında suyunda bişiy vardır.

      Delete
  5. Bu kadını seviyorum. Bazen ifadesiz olmasını seviyorum, saçlarını, bakışlarını, tenini seviyorum. Vampir gibi zaten, o halini de seviyorum. Oynadığı filmleri de seviyorum. Kesin İskoçyanın havasında suyunda var bişey ya eminim yani. Cate'i de severim ben mesela Blanchett. O da hoş bir hatun hem de ruhu var, bi şeytan tüyü var anacım bunlarda. Şimdi sevdiğim tüm kadınlar geldi aklıma ve düşündüm kriterim ne acaba? Fazlaca yanıtı varmış bir ara yazarım:)
    Öpüldün
    Ne oldu terastaki patatesler, çiçekler?
    Yeni ne yemekler yaptın bu ara ayy yazsana bi ara:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Beyaz kadın mı seviyorsun acaba? :D İkisi de vampir gibi, elf gibi kadınların. Ben de Cate Blanchett'i çok beğeniyorum, yarabbi ne güzel kadın.
      Patatesler büyüyor, çiçek yok pek. Akşamsefası ve karanfil ektim az miktarda, tohumdan. Bakalım çıkacaklar mı. Seraya gitmemiz lazım, çok kel kaldı teras.
      Bu akşam yemek olarak kısır ve poğaça var ahahhhaha :D Elimden bu gelebildi bugün.

      Delete
    2. Ay evet ben beyaz, hem de bembeyaz kadın seviyorum. İnce bir beden ve tombul memeler:):)
      Bizde daha bi nane yok, ne çiçek alabildim, ektiğim sarımsaklardan çıkan yeşillikler de toplamayınca güneşte sarardı döküldü. Sardunya diye totomu yırtıyorum ama daha çıkamadım. Bi ümit haftaya belki..
      Yemek menüsü süpermiş. Annemin ya da teyzemin gününden kalanları okul çıkışında yemek gibi aynı. Pek severim böyle menüleri. Ben gene dayanamadım patates ve et kızarttım akşam. her kızartışımda bu son diyorum ama biz bu kafayla ne sağlıklı besleniriz ne de kızartmadan vazgeçeriz gibime geliyor. Yani ne alışkanlıkmış kardeşim. Sadece et yapsam annem bile akşama et yapıcam deyince whatsapp tan yanına bir çorba bi pilav lazım diyor. Yuuuh. Gelince bir çeşit yapıcam size görceniz diyorum. Sonra da ayy tuğbaya gittik önümüzde bi tabak makarna koydu diye yüzyıl konuşurlar ahaahaa:) Çok acayip hallerdeyiz çok. Küçük bir fil olma durumum sona ersin artık istiyorum böhüüü:(

      Delete
    3. Meme bir şekilde oluyor da ince bel ne zor şey allahım ahahhaha :D
      Valla ektim bunları da teras yangın yeri gibi, kurumuş ağaçlar, boş saksılar falan. O kadar üşeniyorum ki. Daha bahar mahar basmadı bana galiba.
      Ay ben de aynı şeyle uğraşıyorum, her şeyin yanına pilav yapıştırmaya çalışıyorum :/ Niye yahu, neden? O pilav olmazsa ölürüz gibime geliyor. Tek tük bir kase çorba dayadığım oluyor ama bugüne kadar yediğimiz pilavlardan dağ olur. Öf.

      Delete