May 22, 2015

3 Fotoğraf

En başından söyleyeyim, iyi şeylerden bahsetmeyeceğim. Hava güzel filan, neşeli cuma günü havasındaysanız, bence kaçın buradan. Kaçabilsem ben de kaçardım ama bilgisayarda işim var. Bilgisayar beni rahat bırakmıyor.

Tam bir sene önce bugün, Okmeydanı'ndaki cemevinde cenaze bekleyen Uğur Kurt'u polis başından vurdu.


Yetmedi bir de gaz attılar üstüne, cemevinin bahçesine. Neden, hala bilmiyoruz. Baktım bazı gazeteler, haber siteleri filan "Okmeydanı'ndaki olaylarda vurulan Uğur Kurt..." diye vermişler haberi. Okmeydanı çünkü, öyle bir yer, olaylı; insanlar vurulabiliyor, genelde terörist bunlar, bir sonraki habere geçiyoruz.

Ertesi gün, gene Okmeydanı'nda bu sefer Ayhan Yılmaz vuruluyor.


Ayhan Yılmaz'ın Ayhan Yılmaz olduğu çok sonra anlaşılıyor, öylesine bir kimsesizlik. Kimseye zararı olmayan, mahalleden biriymiş, çocukları severmiş, sokak köpeklerini severmiş. Abisi "Saflıkları vardı" demiş, Pınar Öğünç çok güzel yazmış, şuradan okuyabilirsiniz.

Bu fotoğrafı anında gördüm ben o gece, neden bilmiyorum bilgisayarıma kaydettim. Uğur Kurt'un da buraya koymak istemediğim kadar feci bir fotoğrafını Ayhan Yılmaz'ın yanına kaydettim. Bu ikisinin yanına bir de şunu ekledim.


Ekim 2014, Kadri Bağdu gazete dağıtmaya çıkmışken vurulup öldürüldü, Adana'da. Yukarıdaki haberler nasıl Okmeydanı-cemevi ekseninde silinmeye başlıyorsa, Kadri Bağdu da dağıttığı gazeteler Azadiya Welat ve Gündem olduğu için silinmeye başlıyor hafızamızdan.

Bir başka ortak noktaları da katillerinin kim olduğunu hala bilmiyor oluşumuz. Katillerinin kim olduğunu hala bilmiyor olmamız aslında bir açıdan katillerinin kim olduğunu biliyor olduğumuz manasına geliyor. Bu cümleyi, Türkiye'de doğmamış-büyümemiş birine anlatmamın imkanı yoktur diye tahmin ediyorum. Belki Latin Amerikalılar anlar. Bilmiyorum.

Sabah erken kalktım, çalışmam lazım, çocuklarla arkeoloji projesi anlatan bir makale şöyle başlıyordu, "Hayata anlam verenler, gündelik şeylerdir. Sıradan ve olağan şeyler, genelde unutulup giden şeyler, eski hayatlar hakkında en önemli lafları ederler", sonra bir fotoğraf aramam gerekti, sonra iki dakika twitter'a bakayım dedim. Kendimi burada buldum.

Kafamın içi böyle fotoğraflarla doluyken oturup çocuklara arkeoloji ve kültürel miras bilinci aşılamanın ne kadar hayati önem taşıdığını yazmak, son derece gerizekalı bir durum. Bir çocuk yaz tatilinde ailesiyle İtalya seyahatine gitmiş, ben "İşte Pompei'yi de lavlar kaplamış" filan diye anlatırken, heyecanla "Öğretmenim hemen şurada müze var Pompei'de" derken diğer çocuk üniversitede ne okuyacaksın sorusuna "Üniversiteye gitmeyeceğim, ailemin durumu yok" diyorsa, 13 yaşında bir çocuk bunu kabullenmiş hayatına devam ediyorsa, ben bazen yatağa girip bir daha asla çıkmamak istiyorum.

Çıkıyorum mecburen çünkü hayatın gündelik şeyleri var. Köpekler mama, çiçekler su bekliyor. Gideyim de çalışayım çünkü teslim tarihleri var, şu var, bu var.

5 comments:

  1. Benim de buna benzer öğrenci hikayelerim var. Ben alıştım artık ama anlattığım kişiler her hikayede ayrı ağlıyor. Hatta hemen şimdi birini yazacağım. ..

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ne zor işmiş allahım, karşı taraf çocuk olunca çok daha fena koyuyor her şey. Güven'di bu bahsettiğim çocuğun adı, öğretmenleriyle de konuşmuştum, onlar da haberdardı bu üniversiteye gitmeme durumundan. O kadar zeki, o kadar ağırbaşlı bir çocuktu ki. Ve buruktu çocuk resmen.
      Böyle çocuk projelerini güneydoğuda falan yapan insanlar var, onlar nasıl dayanıyor hiç bilmiyorum.

      Delete
    2. Ortaokul öğretmeni bir arkadaşımin sürekli dersi asan bir öğrencisi vardı. Arkadaşım bir gün dayanamayıp takip etti. Sonuçta çocuk ders arasında çöpten kağıt toplayıp sonra gelip derse devam ediyordu. Bu en basiti. Yazacağım dediğim hikayeyi yazamadım, aceleye getirmek istemedim. Detaylı anlaticam :)

      Delete
  2. Az önce Tezer Özlü'nün bir kitabını bitirdim, fonda Songs:Ohia çalıyordu. Bayağı bir ebem sikildi çok afedersiniz. Tuz biber oldu bu da. Bu haberleri duymuştum ben de, sağda solda sosyal mecrada da paylaştılar unutmayın unutturmayın diye. Ne kadar ucuz insan hayatı.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ucuz evet, bütün fakir memleketlerde olduğu gibi. Zeynepler de o çocuk işçiler haberini yazmayı bitirdi, birkaç farklı yere yollamak üzere farklı versiyonlarını yazmışlar haberin. Hepsini okudum ağlaya ağlaya. Düşün 16 yaşında bir çocuğun adını google'da taratınca sadece bilmemkaç ton demirin altında ezilmesinin fotoğrafları çıkıyor. Ne bir sosyal medya hesabı, ne bir okul vesikalığı, olmamış öyle şeyler kısacık hayatında. Bırak unutmamayı, bu çocukların isimlerini duymuyoruz bile.
      Çocukların ağır işlerde çalışmak zorunda oldukları bir ülke hakkında söyleyecek iyi hiçbir şey yok.

      Delete