June 24, 2015

Ali Haydar ve Bağzı Çocuklar

Ali Haydar Hakverdi, Ankara 1. Bölge 6. sıradan adaydı, meclise gireceğinden zerre şüphemiz yoktu. Dün yeminini etti, bütün gün Meclis TV seyrettiğim için o anı da kaçırmadım.


Çok hastasıyız! Geçen 1 Mayıs'ta bir yeşil tişörtlüyü Ali Haydar sanmam kızlı-erkekli grubumuzda heyecan fırtınası yarattı, bir türlü emin olamadık. Sonra eve dönüp twitter'da dolanırken yeşil tişörtlünün hakikaten Ali Haydar olduğunu farkettim, mesaj yoluyla yaydım, gene heyecan fırtınası. Bir mesaj da Ali Haydar'a vereyim buradan, bir grup insan niyeti bozduk biz ahahhahha!

Şurada anlatıyor o yumruk neden kalktı diye, biz zaten biliyoruz ne demek o yumruk.

Ferhat Encü'ye, Özcan Purçu'ya çok sevindim. Garo Paylan ne kadar heyecanlıydı yemini okurken, o da boylu posluymuş, listeme not ettim. Fenalık gelmişti patates kafalı, ıslak ağızlı, yaşlı adamlardan; yüzlerce adam, bazısının sesini bir kere bile duymadık 4 sene boyunca, bir de üstüne şişmanlar.

O arada Ermenistan'da halk kendini sokaklara atmış, elektrik zamlarını protesto etmek için. Akabinde tomalar momalar, yaralılar varmış. Umarım bizdeki kadar felaket hale gelmez polis.


Sokağa çıkanlara sempatim sonsuz, "Ne kadar sularsanız, o kadar çoğalacağız" demişler. Çok haklılar. Ay şu anda bir de şu fotoğrafı gördüm, kurban olurum ahahhahha!


Barbar kocamın da 70'lerden kalma tenisçi kostümüyle toma karşısına çıkma projesi vardı, bir türlü hayata geçiremedi, içimizde ukde kaldı.

Ben de bir can simidi alsam yeridir diye tembel tembel bağlayayım mevzuyu, yağmur durmak bilmiyor Ankara'da. Hem de gökgürültülü, şimşekli filan. Barbar kocamın tükkanına matkap şarjı götürmem lazım, iki sağanak arası yakalayıp evden çıkacağım.

Yeraltından Notlar hala sürünüyor elimde ama Sema Kaygusuz'un Barbarın Kahkası'nı okudum. İki yeri battı okurken, ben de tam olarak ne istiyorum bir romandan bilmiyorum gerçekten. Ama kadın "gerçek yazar"mış, valla. İlk roman-yeni yazar okuya okuya tüm umudumu yitirmiştim, Sema Kaygusuz iyi geldi. Şimdi gündüz vakti Polis Destan Yazdı'yı okuyorum ağlaya ağlaya, gece de Algan Sezgintüredi'nin Katilin Şeyi'ni.

Ay hadi gideyim ben. Kara bulutlar toplandıkça toplandı.

19 comments:

  1. haber kanallarındaki vizyonsuzluk kimsede yok.. hiç havuz medyasına falan da değil bu sitemim, hepsi tek tornadan çıkma. meclis çok sempatik bir mecraya dönüşmek üzere, inşallah bu yeni uzun adamların hepsi, yemin törenine geldikleri heyecanla diğer tüm oturumlara da katılırlar. anında tvnin kanal ayarlarıyla oynar meclis tvyi 1 numaraya taşırım.
    yahu sadece dünya genelindeki eylemlere baksak, bu eylemlere karşı devletin takındığı tavrı incelesek bütün hükümetleri koltuğundan eder tek ülke oluruz! şu insanların eylem anlayışındaki naifliğe bak, öfkeli anlarda o kalkan orta parmağın bile pasif direnişine bak resmen içim ısınıyor!
    Ohh mis gibi yahu yağmur var ama şu mavi simit günümü aydınlattı

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay turuncu kolluklar da varmış, şu anda farkettim ahahhaha :D Ya o sarı bıcır ördeğin neşesi? :)
      İyi insanlarız, iyi şeyleri hakediyoruz; muhatabi da o orta parmakları hakediyor. Bu kadar haklı olmak insanı ne acayip ediyor, mutlu muyum mutsuz muyum, bilmiyorum.
      Haber programlarının sonunda sevimli kedi videosu vermeye başlamışlar, onlardan da hırsımı alamadım bir türlü. Bir acayipler, seçim öncesi her yer Demirtaş'tı, şu anda sanki partiyi kapatıp gitmiş gibi adam, ara ki bulasın televizyonda.

      Delete
  2. Ali Haydar'ın fotoğrafı, bu sabah ilk gördüğüm şeydi. Gözlerim doldu, içimde umut nasıl anlatılır ki... Fotoğrafa dakikalarca baktım. Onu yemin ederken izlemiştim. Bir insan bu kadar uzaktan ancak bu kadar sevilir...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay bak ne güzel dedin, uzaktan anca bu kadar sevilir. Çok güveniyorum ben de, Ali Haydar'ın da dahil olduğu kalabalık bir grup yeni vekile. Onlara da bize de hayırlı olsun yeni dönem :)

      Delete
  3. Bu aralar Meclisin en yakışıklısı kim diye düşnüüyorum. Garo Paylan ve Ali Haydar önde gidiyor. Bir de AKPli bir milletvekili var bayaa yakışıklı ve şirin ama adını anmayalım şimdi gerek yok. :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aaa görmedim ben yakışıklı AKPli, birkaç tane Bilalimsi oğlana denk geldim sadece ama kinimden o gözle bakmamışımdır zaten :D Ali Haydar'ı dünya gözüyle de gördük, kefilim valla, hem geniş omuzlu hem uzun hem de havası var :D

      Delete
  4. Soyismi gibi kalir o koca salonda insallah. Mehe guze cocikmis 😍

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahahhahah guze cocik Hayder <3
      O isimle zaten başka ne olacağıdı di mi, yerini buldu maşallah :D

      Delete
  5. Ay ben de Garo Hakkında birşey diyip gideyim hemencik. HES konseri var deli gibi onun için çalışıyorum başım karışık :)
    2 sene önce tanıştık , rakı içtik ben hafiften asıldım ama çok güzel teselli etti beni :)
    Dünyanın en naif adamlarından biri. O konuştukça ruhum okşanmıştı resmen. Gözlerim dolduğunda "Hadi azeri doldurma o gözleri" demişti.
    Şimdi onu orada yemin ederken gördüğümde nasıl sevindim anlatamam

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay ahhahhah ne güzel hikaye! İyi birine benziyor, içinin de iyi olmasına çok heyecanladım :) Garo'ya hayırlı vekillikler, sana da kolay gelsin madem. Öpüyorum çok <3

      Delete
  6. Ay nihayet yazdın ya, oku oku doyamadım. Böyle insanlar işte umut ışığı oluyor hayatta. Her yere yayılsalar, dağılsalar keşke, öyle bir süper güçleri olsa dimi.
    Ankara'ya yaz gelemedi, buraya da öyle. Hasta olduk karılı kocalı, köhür köhür öksürüyoruz. Babannem olsa buna diyecek bir şey mutlaka bulurdu. Neyse burada olalım da tatile gelince olmayalım hasta masta. Geçen yazların birinde kemeraltına gidip dut sularını soğuk soğuk dikince papazı bulmuştuk. Bu sene içersem de yavaş içicem hatta dondurmaların üzerine ılık su da içicem. Kendimizi garantiye almamız şart. Bu sene görüşme umudum çok hadi bakalım:)
    Öpüldün

    ReplyDelete
    Replies
    1. 3-4 haftaya gidecek gibiyim Urla'ya, daha erken olur diye hesaplıyordum, yayıldık biraz. Dut suyu mut suyu, dondurma, her şeye hazırım. Buraya yaz kısmen geldi, arada sıcak oluyor, sonra yağmur indiriyor falan, bir tuhaf. Herhalde bundan sonra böyle mevsimler.
      Bugün de yazayım diyordum ama feci şekilde uykum var, saatlerdir boş boş bakınıyorum, olmayacak herhalde :D Öpüyorum ben daaa <3

      Delete
  7. Haydar Bey'i tanımıyorum o yüzden bir şey diyemem ama chp'nin dönüşüp sol bir parti olacağına inanasım gelmiyor. Azınlıkların mecliste temsili çok önemli fakat sol çatısı altında neoliberal politikaların peşinde koşmaları, bilderberg toplantılarına katılmalarıyla benim umudum gene soluyor. Cemaat ve sermaye gruplarına şirin görünmeleri de beni rahatsız ediyor. Firdevs Yöreoğlu gibi karşılarına geçip "sol bir partisiniz kendinize gelin yahu" demek lazım. Hiçbir zaman oy vermedim kendilerine (yerel hariç tabii). Bu gidişle de vermem herhalde. Çok mu karamsarım acaba ?
    Solun blok halinde seçimlere girme fikri de bana sıcak gelmiyor nedense. O yüzden gene ben mecliste temsil edilemedim :) Hoş, bundan sonra oy kullanmayı da pek düşünmüyorum. Nolcak bu halim Fermina ? Gene bana hüsran diyorum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay birazdan CNNTürk'teymiş Ali Haydar. Valla biz de biraz Gezi'den biliyoruz, Tuzluçayırlılar daha iyi biliyordur, kısmen de hormonlarımız yüzünden peşindeyiz :)
      CHP gene biraz daha sol sanki şu anda, daha az ulusalcı. Bilmiyorum, ben de öyle kıraathane amcaları gibi konuşuyorum işte.
      Bu saydıkların beni de rahatsız ediyor, kazık yemiş gibi hissediyorum kendimi. Hayalimdeki sol belki biraz HDP'nin seçime giren haliydi işte. Biz de oradan oraya savrulup duruyoruz, ne fena. Ertuğrul Kürkçü'ye saldırdılar mesela sosyal medyada, İzmir'de iş adamlarıyla görüştü diye. Halbuki o saldıranların girmekten çekineceği kenar mahallelerde de seçim kampanyası yürüttü, gördüm hep.
      Hayalimdeki solda bu kadar din sosu yok mesela ama bizim memlekette başka türlü olmuyor anlaşılan. İkiyüzlülük gibi geliyor, ama bir yandan da benim gibilere de yer var diyorlar, en azından telaffuz ediliyor her çeşit inanç/inançsızlık. Zaten yapabileceğimiz bütün katkı oy kullanmaktı, şimdi anca oturup seyredeceğiz. Bu saatten sonra particilik yapacak halim yok, aklı başında her vekili tam gaz desteklerim.
      Karamsar olmak için her türlü sebep var tabii ama iyi şeyler de oluyor Zihnibeyciğim, yeni güne doğru bakalım biz hep.

      Delete
  8. Hangi iki yeri battı ya hu bir ara ara konuşalım merak ettim :) Sen ne istediğine tam olarak karar ver, ben yazıcam sana roman, merak etme ;) En derinlikle koyulaşmış karakterli macerulusundan!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Tamam sen yaz lütfen de bitsin bu çilem. Derinli karanlıklı karakterli olsun, bir de cinayetli de olsun :D Dur bakiim dürteyim seni çeşitli mecralardan.

      Delete
  9. Sema Kaygusuz'un Yere Düşen Dualar ve Yüzünde Bir Yer isimli kitaplarını okumuştum birkaç yıl önce peş peşe. Çok sevmiştim. Ama geçen gün sepete attığım yeni kitabını son anda geri çıkardım, nedense canım istemedi. Cidden güzel mi?
    Romanlarım bitince bugün yol için yanıma 'Türkiye'de Ekonomik Gelişme ve Kriz' diye bir kitap aldım. Ve güzelcene delirdim. 'Yolda okunacak kitap' diye bir şey var, evet. Ben zaten en ideal ortamda bile ekonomiyi zor anlıyorum. Acil kitap alışverişi yapmam lazım, önerilere açığım.

    Not: Garo Paylan'a karşı boş değilim, siz kendi bölgenizinkileri beğenin.



    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahhahhahha ama bak şu var mesela bizim bölge birinci sıradan, arkadaki ponçik:
      http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/akdogan_5.jpg
      Kala kala Ali Haydar kalıyor o zaman, allahtan bütün bölgeye yetecek kadar boy pos, geniş omuz filan var.
      Okuduğum tek Sema Kaygusuz buydu, o yüzden karşılaştıramıyorum daha önceki kitaplarıyla. Ama seven ve hepsini okumuş bir arkadaşım dedi ki bu, nispeten daha hafifmiş, hem dil hem de içerik itibariyle. Bitirir bitirmez başka bir arkadaşıma yolladım, duruyor olsaydı sana yollayıverirdim, alayım mı almayayım mı ikileminden kurtulmuş olurdun en azından.
      Spoiler vermeden anlatayım küçük sıkıntımı, elimi attığım her kurgu yazının bir köşesinden Dersim katliamı çıkmasından, Gezi referansı çıkmasından neden bilmiyorum, fenalıklar geldi bana. Küçük referanslar, dev referanslar filan. Sonra hak yemeyeyim diye oturup düşündüm, ben de bunları okuyorum devamlı, ilgili haberleri takip ediyorum, yakın tarih araştırmaları okuyorum, fenalık geçirmeye çok da hakkım yok aslında. Bu meselelere sürekli referans verilmesinin de bir mahsuru yok. Galiba o kadar çok kötü kötü araya sokuşturulmuşunu okudum ki taştı artık, denk gelince kaşım gözüm seğiriyor. Sema Kaygusuz'u çeşitli sebeplerle bu taşan kazana sokmak istemiyorum, sadece kelimeleri yan yana getirebildiği için değil bambaşka dünyalar yaratabildiği için yazıyor kadın, başkalarından ayırmak istiyorum.
      Bir kaç yeri aklıma kazındı, bazı karakterler ürpertti beni. Ama gene de kitaplığa kaldırıp saklamak istememişim, bilmiyorum. Polisiye okumaya döndüm hemen arkasından. Ben de açığım tavsiyelere, iyi roman filan, zor durumdayım.

      Delete
  10. Ayh bizim bölgede de şu kıllı şarkıcı var. Ben onları hiç düşünmek bile istemiyorum.

    Sema Kaygusuz'un kitaplarını sonradan açıp okumadım hiç. Zaten birini vermiştim ben de. Bazen eskiden sevdiğim yazarları şimdi okusam hiç sevmeyecekmişim gibi hissediyorum, bu kadından da sanırım bu sebeple kaçıyorum.

    Yakın tarihin önemli olaylarının kitaplarda işlenmesi normal ama henüz olayı atlatamamış ya da gerçekliğiyle yüzleşememişken, hesaplaşamamışken, üzerine bir de kurguyla karışık halini okumaktan rahatsız oluyorum ben. Ama bizden sonrakiler için çağın klasikleri olabilirler -tabi iyi yazılırlarsa.

    ReplyDelete