June 23, 2015

Merıba.

Ne yazacağımı da bilmiyorum, neyse.

Dün sabah kalkıp bilgisayarı açtım, masanın altından cozur cozur bir ses geldi, eğilip baktım, Kudi hoparlörün kablosunu dişleyip ikiye ayırdı gözümün önünde.

Bir süre kulaklıkla idare ettim, beynim yandı. Yarım saat uğraşıp bilgisayardan çıkan sesi barbar kocamın devasa amfilerine atmayı başardım.

Ya sadece barok çalan radyoları ya da dünyanın en ağlak şarkılarını dinleyip duruyorum, masada dinliyordum en azından. Şimdi Kudi yüzünden bütün eve sirayet ediyor; ya barok huzursuzluğu ya da ağlak nağmeler. 3 saattir Morrissey dinliyorum mesela, köpenklere dert olsun, naapiyim.

Geçtiğimiz bir ay boyunca ne çok şey oldu yahu. Hayatımda ilk defa bir seçim sonucunda kazanmış gibi oldum, kazanmış gibiliğimi idrak edemedim. Bir hayli yıpratıcı bir süreç oldu, belki de o yüzden. CHP ve HDP'yi alnından öpüyorum, en çok onlar çalıştı, bütün bu saçmalıklar içinde en efendi duranlar da onlar. Seçimden iki gün önce miting bombalandı, insanlar öldü, biz hala hayatımıza devam ediyoruz. Doğulu olmanın dayanılmaz hafifliği.

"Kürtler oy toplamak için kendilerini bombaladı"lardan tutun da "Demirtaş midemi bulandırıyorlar"a kadar neler neler okudum. Niye bacım, niye? Demirtaş ne etti de mideni bulandırıyor? Var olduğu için mi? Bir kesim işi gücü bıraktı, HDP'ye oy verecek insanlara sardırdı seçim öncesi, akıl alır gibi değil. Hiçbiri babamın oğlu değil, bütün politikacıların çeşitli seviyelerde yavşaklıkları var ama, bakın AMA diyorum, hiçbir siyasi oluşum MHP'nin tembel fırsatçılığına, vizyonsuzluğuna yetişemez. Geçen akşam CNNTürk'te iki MHP milletvekili gazetecilerin sorularını cevapladı, seyrettik. Soru moru cevaplamıyorlar, sadece konuşuyorlar. O kadar yerlerinde saymışlar ki son 30-40 senedir, o kadar olan bitenden habersizler ki bir anda 7 yaşımın TRT'sine falan ışınlandım; argümanlar o kadar statik, o kadar beyinsizdi. Dünya dönmüş, bu amcalar kendilerini zamkla bir yerlere tutturmuşlar, mazallah bir şeyler öğrenirler filan, allah korusun.

Neyse, koalisyon kurulsun, duruma göre tekrar çemkiririm. Benim de kapasitem bir yere kadar zaten, her şeyi anlayamıyorum.

Evde kitap koyacak yer kalmadı. (Bunu kitapların çokluğuna değil, evin küçüklüğüne bağlayınız.) Kalorifer üstlerine dizmeye başladım, belki bohem olur, bilemiyorum.

ODTÜ'deki küçük kitapçı Öykücü, geçenlerde bir imdat çağrısı yollamıştı, durumlar fenaymış. Emrah Serbes imza günü yaptı gelip Öykücü'nün kapısının önünde. Ben hala tek bir kitabını okuyabilmiş değilim, gene de Nadire'yle gittik. Kıyamet kopuyordu, kitapçının karşısındaki sandviççiye oturduk. Emrah Serbes herkese sarıldı, herkesle öpüştü, herkesle dakikalarca sohbet etti. Böyle biriymiş demek ki. Uzaktan seyrediyorduk ki Nadire "Ay ben dayanamıyorum. Şimdi kalkıcam, saçlarını şampuanlıycam, nasıl yapışık saç o?!" dedi ki haklı. Saçlara biraz volüm lazım. Başka da bir şey lazım değil anlaşılan.

O gün kitap imzalatamadık, ben sonra iki sefer gidip başka kitaplar aldım. Liste bırakabiliyorsunuz, kitapları tamamlayıp telefon ediyorlar, gidip alıyorsunuz. Böyle de bir lüks mümkün. Tabii ben dolmuşla gidiyorum okula, öyle düşünün lüksü. Çay ikram ettiler, vaktim yoktu, elime bonbon şeker tutuşturup uğurladılar.

O gün Emrah Serbes imzasını bekleyemedik çünkü Selahattin Demirtaş'ı dinlemeye gidecektik. Gittik ve nasıl sağ çıktık o amfiden bilmiyorum. Bir tane fotoğraf çekebilmişim.


Bana kalsa çimlerde çay filan içerdim başlama saatine kadar, Nadire gidip salona bakmak istedi. Konuşmanın başlamasına bir saat vardı ve salonda neredeyse oturacak yer yoktu, bir yer bulup çöreklendik. Yarım saat kadar da geç başladı, o birbuçuk saat boyunca insan seli aktı amfiye. Fotoğraftaki insanlar yakından görmek için falan ayakta değiller, yer yoktu, oralara sığıştılar. Tek kişilik koltuklara ikişer popo oturduğumuz halde yer yoktu. Yüzlercesi de kapıların önünde kaldı, içeri giremedi.

Bir noktada oksijen bitti içerde. Nadire kireç gibi oldu, bana fenalık geldi. Birimiz bayılsak buradan asla çıkamayız diye düşündükçe panik-atak tırmanmaya başladı bende. (Yeni numaram da bu, çıkışı görünmeyen kapalı yerlerde duramaz oldum, kalp krizi geçirdiğimi zannediyorum.) O arada iki büyük şangırtıyla içeri biraz temiz hava girdi. ODTÜ öğrencisi belki biraz vandal olabilir ama pratik düşünüyor allah için. O anda gelip isteselerdi, her iki devasa camın da parasını oracıkta verirdim, öleceğimizi düşünüyordum resmen.

Neyse, alkış kıyamet şakalar falan, baktılar ki olacak gibi değil, dışarı taşındı konuşma. Üstünden neredeyse iki ay geçmiş, zaten izdihamdan başka bir şey hatırlamıyorum.

Ben olsam durmaksızın bok atacağıma biraz düşünürdüm, bu adam neden bu kadar sevildi diye. Belki düşünmeye fotoğrafın sol tarafında azıcık görünen gökkuşağı bayrağından başlardım. O bayrağı oraya asabilmenin ferahlığından filan.

Velhasıl çok şey bekliyorum, umarım birbirimizin yüzünü kara çıkarmayız.

Madem gökkuşağı bayrağı dedik, şu fotoğrafı da koyup öyle gideyim. Onur Haftası kutlu olsun, hep aşk kazansın.


14 comments:

  1. uzun süre hdp'ye oy vermeli miyim kararsızlığı yaşadım ben ama o kararsızlığı da bu adam adım adım yok etti, benim oyum emante oy falan da değil kendilerine. bu çizgide giderlerse ben daimi seçmeni olurum bu partinin.. birilerinin gitmesini sağlasınlar veya sağlamasınlar gerçekten görüşleri somut elle tutulabilir bir oluşum.
    patlamanın olduğu gün eski sevgilimin twitterında 'biri bile ölse kar, oy kullanamayacaklar' gibi bir tivitin rtsini gördüm. o günden beri de kendimi sorguluyorum ulan senelerce hiç mi farkına varamadın bu ırkçılık ve nefretin, değiştirmek adına nasıl çaba sarf etmedin diye. ne bileyim feleğin sillesini bana hiçbir şey olmamışken bu kadar yüzümde hissederken o acılarla boğuşan, senelerdir bunlara maruz bırakılan insanları düşünemiyorum bile. büyük utanç işte bunlar.
    bir an kudiyi nasıl elektrik çarpmadı acaba diye düşündüm vallahi :/
    bi de nihayet yoksa artık mail kutunu tacize başlayacaktım

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de emanet oy vermedim, çok beğenip verdim oyumu. Öyle ne bileyim, mesela Altan Tan saçmaladı filan diye de gücenecek biri değilim, zaten uyarmış Demirtaş. İyi yani, demek ki bir kontrol var. Olduğum ve olmadığım her şeyle bana da bir yer var gibi geldi HDP'de, hayalimdeki bir arada olma hali gibi geldi, bakalım.
      Valla hiç kendimi tutamayacağım, gerizekalı bunlar. Bakıyorum 6 Mayıslarda Denizler, 24 Ocaklarda Uğur Mumcu, hiç bilemedin Che fotoğrafları, aforizmalar filan kıyamet gibi profillerinde ama devlet yalan söylemez, haşa! Bak şu "Hayata Dönüş" operasyonu mesela, 2000 yılıymış. Kadın mahkumlar kendilerini yaktı dedi devlet, askere ateş açtılar dedi. Pasif direnen mahkumları öldürmekle kalmayıp bir de çatır çatır yalan söyledi hepimize devlet kurumları, devlet kişileri. Hala mı şüphe duymaz insan, hala mı bir perspektif geliştirmez?
      Bu kadar sığ bir nefretle hayata bakan tiplere gerizekalı demek de benim hakkım olsun. Çok büyük utanç hakikaten. Kardeşlik deyince çok farklı şeyler anlıyormuşuz biz bu insanlarla.
      Kudi'yi belki biraz çarpmıştır elektrik, bilemiyorum. Halk çocuğu olduğu için pek ağlaşmadı.
      Bak bunu yazdım ya bugün, yarın ne yazarım bilmiyorum, çok bunaldım her şeyden :)

      Delete
    2. bu devlet var ya bu devlet beni delirtti! susurluk falan benim için eğlencelik bir durumdu çocukken mesela ışığı aç kapa, kaşık madeni kapları birbirine vur! Seçim günü oy vermeye giderken annem sessizce eğildi kardeşimle bana ve 'hdpye sakın oy vermeyin' dedi böyle korkuyla. benim annem işte bu devletin algısını yönettiği kadın.. anne niye hdpye oy vermiyoruz dedim 'sen yeni doğmuştun lohusaydım ben pkk'nın alnından vurduğu bebek haberi çıktı aylarca rüyalarımda o bebek sendin' dedi.. nerden biliyorsun ya pkk değil de asker yapmışsa ve o bebeğin tek suçu kürt olmaksa? çünkü öyle belgeseller var ki aklını kaçırırsın.. bu insanların her biri intihar bombacısı olsa hak veririm ben onlara, böyle de ilginç bir evrilme yaşadım seçim sürecinde. Bu insanlar gerizekalı, bu insanlar 'insan hayatına' değer vermenin farkında değil, üstelik o kendinden çok emin yaptıkları siyasi analizler de hep kof.. eski sevgilim diye demiyorum, hele eskidi diye hiç demiyorum da ne bileyim.. İnşallah o insanlara hak vermeye başlamaları aynı acı deneyimlerin kendi yakınlarına uğramasından sonra olmaz. ohh bütün omo hodopo domok pokoko domok nefretimi buraya kustum :)

      Delete
    3. Annem de çok hoşlanmıyor, durduk yere saydıramadığı için açık arıyor, ilk fırsatta oralardan vuruyor :) Olsun, kurtulursak hep beraber kurtulucaz, naapalım. Barbar kocam kendini biraz "yetmez ama evetçi" gibi hissediyormuş, sığamadı bu gömleğe :) Barış için çok doğru bir yere destek verdik bence. Bakma ben de Sırrı Süreya'nın hastası değilim, çıkara çıkara tek başına onu çıkardık koca Ankara'dan vekil olarak. Onu da parça pinçik ederim gerekirse, resmen üzerinde hakkım var :)

      Ay yemin töreninde İstanbul'a geldi sıra ve hala skandal patlamadı, hayretler içindeyim.

      Delete
  2. Ay neyse okuduk bir yazı, resmen aşerdim bir aydır seni okumaya. Sevildiğini bil kardişim, ıssız bırakma buraları :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Dürtmeyeydiniz yazmazdım, manuel kurma mekanizmasıyla işliyor bu blog :D Bir sayfa yazı yazıcam diye bütün günü yedim yalnız, şu anda ne yapacağımı bilmiyorum.

      Delete
  3. Ah ne kadar tatliş bi fotoğraf!

    Seni gelip okuyunca hayatımı dengeliyorum çünkü ben sonuna kadar eğlenceli ve festivalli şehri yazarken sonra gelip burada siyasi gündemimi dengeliyorum, gündemle olan ilişkimi düzeliyor gibi hissediyorum fjakhsa bakma çok da apolitik deyilim

    Haftasonu annemle bolca koko ve kudi hk sohbet ettik, instagram videolarına ve horlamalarına güldük ama annemin "hıımm eşi ne iş yapıyor" sorusuna mavi ekran verdim. Anne vall açlışmadığım yerden sordun. Annelerin bu random "ne iş yapar, görüşü ne, annesigil nereli" sorularında pek iyi deyilim. Annem işte :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Sen apolitik falan değilsin tabii, taa belediye seçimi zamanı gelip çot diye Aydemir Güler yorumu yazmıştın facebook'ta, hala unutmuyorum.
      Barbarlıkla iştigal ediyor deseydin. Keşke ben annenle oturup anlatsam böyle şeyleri, annenin instagram'daki yemek fotoğrafları zaten beni çok tahrik ediyor :)
      Şafak Efendi, medikal araştırma ekipmanı satıyor, laboratuvar filan kuruyor üniversitelere. Esnaf yani :D

      Delete
  4. Kütüphane sıkıntısı çeken tek kişi değilmişim, sevindim. Çok yerim varmış gibi sanki kalktım geçen hafta Edgar Allan Poe siparişi verdim. Dün geldi. İletişim yeniden basmış Poe öykülerini ve bol dipnotlarla. Peki onlarla naptım dersin ? Kitaplığın altına takoz yaptım. En kısa zamanda kitaplık almam lazım.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yaa gördüm İletişim'in Poelarını <3 Ya naapıcaz peki bu kitaplık işini? İkea'dan tek bir parça eşya daha satın almak istemiyorum, yıldım. Zaten evde kitaplık koyacak yer yok. Çok zor durumdayım valla ahhahha :D

      Delete
  5. Son gün oy HDP'ye oy verenlere saldırdılar dedin ya birisi de bendim. Belki 10 kişiyle kavga ettim twitter üzerinden ve bunların hepside şu an pek görüşmüyor olsamda zamanında samimi olduğum insanlar ya da akrabalarım. Bir anda ne teröristliğim kaldı ne bebek katilliğim. Kullandıkları dil de o kadar vasat ki bir süre sonra cevap verirken tıkanıyorsun, tartışma yürümüyor. Tanıdığım tanımadığım herkes amk kürdü diye küfretti kürt değilim diyordum önceleri sonra onu da bıraktım he he diyerek geçiştirdim. Akrabalar annemi aramış, bazıları da yüzüme soy isminden utan falan demişler. soy ismim de koyutürk. :D
    Darlana darlana bir oldum bu seçim. Babamla da kavga ettik, ailenin bir tarafı köklü MHP'li olunca direk kuzenler tarafından tehdit edildim. :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aaaa hale bak! Ama kimse kurtulamadı o saldırılardan, en hafifi "sosyal medya ikna odası" misali mesajla falan ikna edilmeye çalışılan arkadaşlarım oldu ahahhahha :D Kullandıkları dil vasat, çok haklısın, ortada bir fikir yok ki tartışasın. Okumuş etmiş koskoca insanlar bir anda kıskanç liseli kızlara dönüştü, ağızlarını büze büze laf sokuşturuyorlar. Bendeki sanırım tek MHPli, barınak marınak yüzünden eklediğim bir kadın, unfollow ettim facebook'ta, korkunçtu yazdıkları.Tamamen de atamadım, kavga da edemedim, arada gariban köpekler var, mama yolluyorum zaman zaman.
      Ay eskiden millet bu kadar kendine güvenmezdi, herkes çok kıymetli siyasi teorilerini saçmazdı böyle etrafa, ne oldu anlamıyorum. Herkes "Kürtleeer" diye başlıyor konuşmaya, ne biliyorsun şekerim sen, ne biliyorsun? Cahil olmadığını nerden biliyorsun?
      Biri de deseydi "Ulan kafamıza vura vura PKK terörü seyrettirdiler televizyonda, onlarla büyüdüm, unutamıyorum, o yüzden canım sıkılıyor şimdi bu duruma, ne yapacağımı bilmiyorum", vallahi samimi bulurdum. Hepimiz ölü bebek seyrede seyrede büyüdük ama şu anda elinde bu kadar okuyacak şey, seyredecek belgesel falan varken hala oturup düşünmeyen insanlar bana hem tembel hem de aptal geliyor. Tabii bu bahsettiklerim orta karar tipler, ölü gerilla fotoğrafı koyup "En iyi Kürt, ölü Kürt" yazanlarla nasıl başa çıkılır bilmiyorum. Başka bir ülkede nefret suçundan yargılanırlardı.
      Aman neyse, zaten son iki seneyi düşünürsen ilk defa "törörist" olmakla itham edilişimiz değil bu ahahhaha :D

      Delete
  6. Bu arada fotoğrafa da bayıldım. Çok utanıyorum LGBTİ toplumun bir parçası olup da şu bayrağı bir kere taşıyamadığım için. :(

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de çok beğendim fotoğrafı. Ay taşırsın bir gün elbet, devralırsın bayrağı :) Başka bir şehirde, belki New York'ta, olmaz mı? Bence olur.

      Delete