September 17, 2015

40 Liralık Patlak / İçinizden Birinin Alnından Öpmem Lazım

Hatırlıyor musunuz bilmiyorum, yılbaşı öncesi "Bu sene kıyafet bok püsür almıycam!" diye atarlanmıştım. Hiç sormuyorsunuz nedir vaziyet. Gerçi satın almadığım için yazacak bir şey de olmuyor. Neyse, ufak bir yazlık hezeyan geçirdim, onu itiraf edeyim hemen.

Urla'da patlak verip mahallemizin butiğinden 20 liraya şal desenli, ince kumaştan bir teyze pantelonu aldım, neredeyse her gün giydim. Çeşmealtı'ndan bir adet saç bantı, bir adet de deri bileklik aldım, onlar da toplam 20 lira civarı tuttu. Geride kalan 8 ayın bilançosu bu yani. Bileklik de hayvanlıydı, o yüzden dayanamadım.


Kendi kuyruğunu ısıran yılan için şuraya bakabilirsiniz, belki oralardan daha iyi yazılara atlarsınız.

8 ay süresince kıyafet ve eşya trafiği oldu arkadaşlarımla aramızda. Bir türlü kullanamadığım blender mesela, şu anda yeni evinde cayır cayır milkşeyk yapıyor, çok seviniyorum. Hala vereceğim bir yığın eşya var, 2016'ya girmeden halletmeyi umuyorum. Velhasıl olabiliyormuş, Mango indirimine kapılmadan da yaşamak mümkünmüş. Hayat karşıma bir tane daha hayvanlı bilezik çıkarmazsa ben de bu seneyi alnım ak çıkaracağım.

Kitaptan kısmadım ama gene de azalmış kitap alışverişlerim. İki tane kitap okudum bu yaz, ben bunları kendi kendime bulmadım, hanginiz tavsiye etmişti kurban olurum bir ses edin?



Tavsiye alabilen biri değilim, "Ay evet evet!" diye heyecanlanıyorum ama asla uygulamaya geçmiyorum, daha fazla kötü kitap okumama konusunda da çok kararlıyım. Ama bu ikisini kim önerdiyse alnından öpmek istiyorum, çok beğendim. Şu yan tarafta da benim okuduğum kitaplar görünüyor, ne olursunuz çok kaale almayın, ben kitap kötü de olsa bitiriyorum.

BÜYÜK yayınevlerinin BÜYÜK editörlerinin -herhalde uyku sersemi- edit edip piyasaya sürdüğü kitaplarla itişip kakışırken araya bir kitap sokup okudum ki normalde hayatta almazdım, annem çok okumak istemişti, öyle aldım. (Annemi 36 senedir sonsuz bir şüpheyle süzüyorum, ilişkimizin temeli buna dayanıyor.)

"Ay Lupo mupo, ne biçim, pfff. Kesin çok dandik" diye okumaya başladım, elimden bırakamadım. Lupo Efendi, Cenovalı bir hırsız/kürek mahkumu/asker, Osmanlı'ya esir düşüyor, girmediği çıkmadığı yer kalmıyor, önemli isimlerle tanışıyor filan; maceralar, maceralar. Bayağı savaş meydanlarının tozunu, henüz Osmanlı olmamış İstanbul'un sokaklarını, Osmanlı'nın taşrasının kokusunu falan içime çeke çeke bitirdim.

Ve inanmazsınız, KİTAPTA TEK BİR İMLA HATASI YOKTU. Gözyaşları içinde teşekkür etmek istiyorum yazara, düzeltmene, eli metne değmiş herkese.

Lupo'nun maceraları bir seriymiş, bu ikinci kitapmış, farketmedim bile okurken. İlk kitabı da alıp içine gömülmeyi iple çekiyorum. Kapağı da çok güzel değil mi?

Çok güzel.

Bu yazın güzel kitaplarından bir diğeri de Marquez'in hayatını anlatan bir çizgiromandı; çok özlediğim biriyle oturup konuşmak gibiydi, asla yeni bir kitap olmayacağı gerçeği bir tokat gibi çarptı, o arada aklıma bir dövme fikri geldi. Evden çıkmam gerekiyor böyle şeyler için, evden çıkma taraftarı değilim. Mesela iki gündür twitter'a da bakmadım, hayat çok sıradan ve normalmiş gibi geliyor.

Şu anda masadan kalkıyorum, sıradan ve normal işler yapmaya gidiyorum. Eveth.

27 comments:

  1. bileklik cok havaliymis gercekten de, güzel günlerin olsun kullanirken. yapmam gereken bir takim isleri yapmamak icin internette vakit öldürüyorum. sagol iyi dileklerin icin. miyu'nun chip'i var bu arada. chipsiz, passportsuz, karnesiz almiyorlar bu memlekete. ancak bir veterinerde, hayvan barinaginda, ya da öldügünde krematuryumda taraniyor o chip. Su ana kadar ölmedi, veterinere gitmedi, herhangi bir barinaga teslim edilmedi. ben bu ay bi kac parca birsey aldim, ayarlar kayinca, öyle oldu. mektup yaz bana lütfen, hem de uzun. öpüyorum sizi.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aaa bak ben bambaşka hayal ediyordum bu çip işini, şimdi anladım. Mektup yazacağım, her şeyimi yaydım masaya, çok hazırım. Bir miktar yığılmış ütülenecek şey var, onları ütüleyip bir yandan da başka şeyler düşünürüm diye plan yaptım. Bir Freecycle Ankara grubuna üyeyim facebook'ta, geçen gün ilk defa biriyle buluşup istediği kitabı verdim. Biraz oralara bakıyorum bu ara, ilk hedefim evdeki ikinci elektrik süpürgesini yeni evine ulaştırmak. Biz de öpüyoruz çok.

      Delete
  2. Bugün erenler günümdeyim, rüyamda babamı hasta gördüm, telefon ettiğimde sandalyeden düşüp hastaneye götürüldüğünü öğrendim. Neyse ki birşeysi yokmuş, ödüm patladı. Sonra bir ara aklıma sen geldin, Mina alışveriş işini netti ki, almadı mı acep bir şey niye sormadım ki diye düşündüm, ahan da cevabı geldi. Bu kadar ermişlik payesi yeterli diyorum zira bir tane daha olursa kendimden korkacağım, zaten yılanlı bileklikten de ürktüm :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay geçmiş olsun yahu. Bu yeni yeteneğinin hayrını görürüz umarım, mesela bazı rakamlar filan da malum oluyor mu? :)

      Delete
    2. He oluyor, sıfıra sıfır elde var sıfır kesin bak :)

      Delete
    3. Teşekkürler, geçti neyse ki...

      Delete
  3. Seni gönülden tebrik ediyorum. Dediğini yapıyorsun ne harika bir şey. Ben de kendimi çok alan biri olarak görmem idare etmeyi bilirim ama şimdi diyorum bilmiyormuşum. Cezayirden gelirken bir bavulumu evde unuttum, içinde makyaj malzemelerim falan vardı. İki dolu çanta. Türkiye de makyaj malzemesiz kalınca birkaç dandik şey aldım 20 gün boyunca gayet de güzel bir şekilde hep onları kullandım. Gelmemize az kala bavul ulaştı elimize. Kendime şaşırdım. 3 allık 5 far 3 ruja gerek yokmuş demek ki ve bir dolu fırçaya. Her şeyi olduğu kadarıyla pek de güzel idare ettim. Hep tüketim kültürünün dayatmaları bu haller:) İnsanı nasıl baştan çıkartıyor her şey, vitrinler, renkli ışıklar, renkli paletler falan filan. Kanmamayı öğrenmek lazım. İnsan isteyince her şeyi yapıyor. Aferim sana en kocamanından. Ben de öğretmeliyim kendime bir şeyler ucundan kıyısından...
    Sevgilerimle

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay giriyorum parfümerilere, marketlerde de elleyip duruyorum makyaj malzemelerini ve bilumum kozmetik boku püsürü ama almıyorum. Bitmiyor çünkü mesela bir göz kalemi, bitmiyor. Farlar bitmiyor. Makyaj malzemesi hiç almadım ama krem mrem aldığım oldu, yüz temizleme şeyleri bitince diplerini sıyırdım, sonra yenilerini aldım. Bir tane ayak kremi, bir şişe de fısfıslı kolonya aldım. Crystal diye bir deodorant var, ondan aldım, herhalde 3 sene falan kullanırım. Deodorant falan değil, bildiğin kaya zaten. Bu kadar galiba :)
      Arkadaşlarıma da kredi vermem lazım, makyaj temizleme losyonu geldi, Datça'dan banyo sabunu geldi, birkaç kere çantama oje attılar; geçen kış bir palto verdi Sevda mesela, bütün kış giydim. Tek başıma bir hiçim :D

      Delete
  4. Evden çık Mina! Eveth çık! Bu gün yine pizza aldım bak, dün bira içtim. Mesajı aldığına inanıyorum.
    Bilekliğin çok güzelmiş. Ay bu hiçbir şey almayışlarını çok desteklemekle, böyle kararlar alamıyorum. Alış veriş dünyasının cazibesine yeni yeni kapılmaktayım. Büyüyünce vazgeçerim tüketim çılgınlığından diyorum kendime, avunuyorum.
    Dövme konusunda merak içerisindeyim. Nasıl bir şey düşündün? Ay heyecan heyecan!

    ReplyDelete
    Replies
    1. İşte anca buradan çıkarım, dövmeciye kadar yürürüm. Sonra da adrenalin basması yüzünden biraz içeriz. Haftaya buluşsak mı? Senin bi buraya gelmen lazım bu botsal şeyler için. Bi de köpenksel şeyler için, hiç mi özlemedin zalımın kızı? Dur öbür taraftan bişiy sorucam.

      Delete
    2. Ya özledim tabiiki.
      23-26 eylül tarihlerinde sevgili ailemle olucam -.-
      Onun dışında her an hazırım :D

      Delete
  5. Harikasın! çok takdir ettim. Başarılarının devamını diliyorum:) (benim de yapmam gereken bir şey ama hep bir şeylere ihtiyacım! var, evet bunu gözden geçirmem gerek.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay siz taşındınız falan bir de şimdi, her şey bir kere daha elinden geçti, çıkar tabii alınacak şeyler. Verilecek şeyler de çıkmıştır belki :) Bizim ev çok küçük ve çok ıvır zıvır birikmiş, feci şekilde batmaya başladı bana.

      Delete
  6. baktım şimdi Lupo'nun adı imiş ilk kitap. Ben de sennin tam tersi kitap tavsiyesi gördüğüm an atıyorum sepete:) teşekkürler kitap tavsiyesi için:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yüzümü kara çıkarmaz umarım Lupo :D

      Delete
  7. -Almama maceranla ilgili uzun bir yorum yazdım az önce, sonra da sildim. Bu konudan bahsederken öyle heyecanlanıyorum ki deneyimlediğim her küçük ayrıntıyı paylaşasım geliyor, peh-
    O yüzden kısa, öz, seni motive edecek bir tezahürat düşündüm bir süre. Haydi bastır (?), Yürü be (?) ... Hepsi çok saçma geldi , sanırım tam da bu yüzden hayatımda hiç tezahürat etmedim ben. Daha çok omuz sıvazlayan sonra da sırtından iteleyen türde bir destekçiyim. O da buradan olmuyor :(

    Not: Bilekliğin altındaki jüt ipiyle çok güzel sepetler, çantalar, amerikan servisler örülüyor biliyor musun? Cidden-çok-güzel-oluyorlar.
    Not iki : Lupo diyince aklıma aynı isimli çikolatalı bir atıştırmalık geldi, içimdeki obur yine midemi tırmalıyor :( 2 önce sağlıksız, yararsız, sırf keyif için yediğim her şeyi hayatımdan çıkardım. Ama hala tam alışamadım. Almama sürecimin ikinci aşaması bu diyebilirim. İlkine göre daha zahmetli ama dayanacağımdır. Ve kitabın kapağı da çok güzelmiş cidden. Tesadüfen denk gelsem kapağı için elime alır, ismi yüzünden tekrar rafa bırakırdım muhtemelen. Böyle de sığ bir okuyucuyum. Ama sen beğendiysen kurcalanacaklar listeme ekliyorum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Silinen uzun yoruma üzülüyorum şu anda, aynı heyecanla okurdum ben onu. Bir şey beceriyormuşum gibi de gelmiyor, öyle gözle görülür bir etkisini de farketmiş değilim ama şu sayfiye pantolonu dışında hiç giyim almadım ve bunu yüksek sesle söyleyince inanamıyorum :) Hemen seyrettim videoyu, Jose Mujica'dan başkası olsaydı kaale almayabilirdim, çok etkileniyorum adamdan :)
      Biri "Ulus'ta terzi vardı, kadife ceket diktirmiştim" diye yazmıştı, ben ilk bu satın almama işini yazdığımda, sen miydin o acaba? Arkadaşlarıma anlatmıştım, herkes çok heyecanlandı, gidip aramak istiyoruz terziyi, nereden başlayacağımızı bilmiyoruz.
      Jüt ipi bir arkadaşımın düğün hazırlıklarından kalma, sabahlara kadar üçgen kumaş bayraklar geçirmiştik bu iplere :) Bir bakayım internetten nasıl oluyor sepet mepet.
      Ay bu Lupo, lupus aslında, kurt hayvanından geliyormuş ama annem talimat vermemiş olsa ben elime bile almazdım, ciddiye de almazdım. Gerçekten hiç istediği etkiyi yaratmıyor kitabın başlığı.

      Delete
    2. Bundan önce başkalarından defalarca kez duyduğumuz, biraz da klişeleşmiş laflar var videoda. Ama söyleyenin kendi yaşamı söyledikleriyle çelişmediğinden çok anlamlı geldi bana. Jose Mujica'yı ben de çok seviyorum.

      Ulus'taki terzi son gördüğümde, bundan 7 yıl önce filan Bahçelievler'e taşınacaktı, aynı handa başka terziler de vardı ama ben diğerleri konusunda bir şey diyemem. Çok olmadık bir yerde, dükkana girdiğinde beklemeyeceğin kadar iyi dikiş dikiyordu Mustafa Abi. Kadın dergilerinden beğendiğim ya da kendi karaladığım şeyleri saatlarce özene bezene dikerdi, beğenmediğim yerleri usanmadan söker düzeltirdi. Hem de yok paraya. En son giyip çıkardım dükkandan. O zaman farkında değildim ama şimdi düşününce beni avuttuğunu farkediyorum. Epey zor geçen yıllar boyunca kaçıp sığındığım bir yerdi orası. Sonra ne yazık ki İstanbul'a geldiğim ilk yıl telefonum çalınınca tüm iletişimimiz koptu :(
      Jüt ipiyle ilgili şeyleri pinterestten gördüm ben. Türkler salak saçma şeyler yapmışlar onlara bakma. Buradan anlatması zor ama bahsettiğim şeylerdeki örgüler ipin kendisiyle değil, bu ipin çevresinden, örmesi kolay başka renklerdeki ince iplerle ve tığla örülmüş (bknz.anlatamadı, lazım olursa link atabilir) Ortaya hem muntazam hem renkli bir şeyler çıkabiliyor öyle olunca. İpin kendisi de çok ucuz hem kalın hem ince olarak satılıyor her yerde.

      Almama macerası için şimdilerde bir şey hissetmemen normal belki de. Ben yeniden almaya başlamadan önce çok çaresiz kalmayı bekledim. Mesela son ayakkabımda tamir edilemeyecek şekilde paralanınca, ilk alışverişimi yaptım. O süreçte gönüllü olarak hissettiğim yoksunluk duygusu bana çok şey öğretti. Sanırım tam da bu yüzden, 'hiç' almamayı bırakmış olsam da, artık mutlaka ihtiyaç duyduğumda alışveriş yapabiliyorum sadece. Beğendiğim türde şeyleri doğrudan satın almak yerine, becerebilirsem kendim yapmaya ya da yaptırmaya çalışıyorum.Takas yapmadım ama ikinci el bazı şeyler aldım (bu da benim için tabuydu) Yani harcama yapsam da ya çok az ya da doğrudan sistemi beslemeyecek şekilde harcamaya çalışıyorum. Şimdi beslenme konusunda da öyle olmaya çalışıyorum. Boşa tükettiğim gıda olmayan yiyecekler vicdanımı rahatsız ediyordu, bıraktım. Ne fast food, ne abur cubur ne de tatlı yiyorum. Sadece doymak için ve ihtiyacım olan miktarda yiyorum. Hayvansal gıdaları tüketmek de rahatsız ediyor, onu da bırakacağım bir sonraki adımda. Bu şekilde devam edebilirsem vicdanım daha rahat olacak. Bir şey beceremediğim şu hayatta en azından başkalarının hissesinden çalıyormuşum ya da başkalarının sırtına basıyormuşum hissinden kurtulurum belki.

      Delete
    3. Bir şeyler yazdın da ben kaçırmış olabilir miyim diye bloguna bakmaya gittim, Kasım 2012'ye kadar tekrardan okuyup geri geldim. Özlemişim okumayı diye düşünüyorum.

      Terziyi bir de böyle anlatınca iyice peşine düşesim geldi. "Ankara terzi Mustafa" diye gugılladım, bir yere varamadım tabii. Çıkan bütün terzi Mustafalar'ı arayıp zamanında Ulus'ta çalışıp çalışmadıklarını sorarak hedefime ulaşabilir miyim acaba? Kışlık bir pantolon diktirebilirim, belki bir kadife ceket filan.

      Anladım ben jüt şeylerini çünkü senin pinterestine baktım, şu ve altındaki bir miktar fotoğrafta var sepetler mepetler di mi? https://www.pinterest.com/pin/95631192060869964/

      Kıyafet konusunda eski halime döneceğimi pek sanmıyorum, giriyorum çünkü bazen Mango'ya Zara'ya, her şey gözüme aynı görünmeye başladı. Şöyle saçma fikirlere saplanıyor insan, "Siyah bir çantaya ihtiyacım var". Halbuki öyle bir ihtiyaç yok, insanın sırt çantasına ihtiyacı olur, ne bileyim içine para koyacak küçük bir şey lazımdır. Fonksiyon arayacağımıza şekil peşine düşüyoruz, sonra neden 30 tane çanta var evde. Karadelik gibi bir şey bu, çıktığıma gerçekten çok seviniyorum. Bez ayakkabılarımı patlaklarıyla giyiyorum, botlarda filan patlak da yok henüz, bence ben çok daha uzun zaman hiçbir şey satın almadan idare ederim. Don ve çorap meselesi yıldırdı biraz, ne kadar uyduruk şeylermiş yarabbi. (Ya da ben uyduruklarını alıyormuşum.) Hiç ummadığım kadar don-çorap söküğü diktim 8-9 aydır.

      Gıda düzenlemesini çok takdir ettim. Bir düşüneyim bunu. Et yemediğim için yersiz bir vicdan rahatlığı içinde olabilirim, emin değilim şu anda. Urla dönüşü market fiyatları biraz tokat etkisi yarattı. İncirin kilosu 9-9,5 lira markette, Urla'da bahçedeki ağaçtan topluyorduk. Ya da yani bir kilo incir İzmir'den çıkıp buraya gelene kadar neler oluyor da kilosu 9 liraya çıkıyor? Kim alır da yer o inciri yahu o paraya? Pazar nasıl bilmiyorum, gidemedim bir türlü. Aracı-komisyoncu meselesi beni en çok gıda konusunda rahatsız ediyor, işte sonra oturup sebze bahçesi ve inek hayalleri kuruyorum.

      Neyse, böyle işte. Gideyim mücver yapayım, dolaptaki boynu bükük iki kabak rüyalarıma girmeye başlayacak yoksa :)

      Delete
    4. İvit ivit o pin'i yorumu yazarken ekleyecektim, aradım bulamadımdı.
      Burada meyve sebze Ankara'dan da pahalı :( Anneannemle telefonda haftalık karşılaştırıyoruz yıh yıh yıh.
      Kabağı okuyunca kıkırdadım. Fırında (yağsız) kabak-soğan-beyaz peynir-yumurta karışımını haftada 3-4 kere pişiriyorum nerdeyse (çünkü çok kolay) Al sana sağlıklı mücver. Buradan yapımda emeği geçen blenderıma selamlarımı gönderiyorum.

      Delete
    5. Mücverden kastım senin tarif ettiğin şey zaten :) Ama ben biraz zeytinyağı ve bir miktar un da koyuyorum içine, sonra kurabiye muamelesi çekip fırında pişiriyorum. Bunu da sağlıklı olsun diye değil, yağda kızartmaya kalktığım mücverler mütemadiyen dağıldığı için yapmaya başladım. Bir de kızartma yağlarını lavabaoya dökmüyorum, şişeye dolduruyorum falan. Bak üşengeçlik beni hayatta daha iyi yerlere taşıyor aslında ahahhahha :D

      Delete
  8. Bir önceki yorumumda düşünüp de bulamadığım motive edici söz yerine, müthiş bir video geldi aklıma. Biliyorsundur belki, öyleyse hatırlatmak da güzel olur. Umarım link sorun çıkarmaz

    https://www.youtube.com/watch?v=Sr3nIon9qi8

    ReplyDelete
  9. Ankara yazmak konusunda sana yarıyor =) Gözlerim yollarda kalmıştı.
    Bu arada Lupo diye Cervantes'in hayatından mı esinlenmiş acaba?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ah kuru şehir Ankara, demek ki bana da bu lazımmış ahahhaha :D
      Sen yazınca baktım neler olmuş Cervantes'in hayatında diye, valla olabilir, bir yüzyıl kadar fark var aralarında sadece. Lupo geç yaşında, ölmeden önce anlatabilmek için oturup hayatını yazıyor, öyle öğreniyoruz başından geçenleri, yani kurgusu bu kitapların.
      Lupo'nun yazarıyla ilgili hiçbir şey bilmiyorum, ne bir röportaj okudum ne de kitap tanıtımı falan gördüm, allah bilir nerelerden beslendi yazarken.

      Delete
  10. Bir takım değiş-tokuşlar yapılabilen siteler ya da etkinlikler var mı gerçekten? Oda ağzına kadar "bir şeyler" dolu ve ben bir kısmıyla vedalaşmaya hazırım. Nasıl oluyor bu işler? Kim tutacak benim elimden?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Özgür Dönüşüm Ankara diye bir grup var facebook'ta, beni de biri ekledi. Kesin bir İzmir versiyonu vardır, bakındım ama göremedim şimdi. Dur bakiim, bulursam sana haber vereyim.

      Delete