October 28, 2015

Ne İçindeyim Zamanın

Ne de büsbütün dışında, yekpare geniş bir anın parçalanmaz akışında, kısmen sıkışmış gibiyim, bunu anlatmaya geldim. Yazıp yazıp yayınlamıyorum, gerçi bir şey de olduğu yok. İki adım ileri, bir adım geri ama olsun, biliyorum ki çıkış var biraz ilerde. Mesela iki hafta sonra ilk defa dolmuştan kan ter içinde kalmadan indim, başım dönmedi, nefesim daralmadı. Dolmuş hallolduysa otobüse, otobüsten markete geçebilirim. Daha pazara gitmek var, sinema var, uçağa binmek var. Ani seslere sıçramalarım da azaldı bir hayli. Bakınız nasıl küçük şeyler, günlük hayat nasıl küçük şeylerden oluşuyor. O küçük şeyler bütün mekanizmayı tıkayabiliyor. Pastanede çay içerken sokaktan geçen motosikletin egzozu patlayabiliyor ve öldüm sanabiliyorsunuz.

Bir süre 10 Ekim sabahı uyandığım saatte uyanmaya devam ettim, her gün her gün. Sonra geçti, hiç uyku problemi de çekmiyorum diye anlatır dururken herkese, geçen gece rüyamda sinemadaydım, önde oturan birileri aniden ayağa fırlayıp izleyicileri taramaya başladı. Uyandım, tekrar daldım, aynı rüyayı baştan bir kere daha gördüm. Her şey koyu bir griydi bu rüyada, hiç renk yoktu, ses de yoktu. Normalmiş hep bunlar, 1-2 ay mühlet verdim kendime.

Gar'ın önünde ölen herkes, başka yerlerde ölenlere eklenmiş, televizyonda öyle toptan bir sayıya dönüşmüşler. Geçen akşam gazeteciler filan konuşuyordu, kahroldum duyunca. O gün orada olsalardı böyle diyemezlerdi diye düşündüm. Üzülen, sevinen, fikirlerini ve siyasi analizlerini her türlü mecradan üzerimize yağdıran bütün bu insanlar o gün benim durduğum yerde duruyor olsalardı böyle konuşamazlardı. O sayıları toplayamaz, büyük büyük laflar edemezlerdi. Ben hala utanç içindeyim envai çeşit sebeple, bir parçam hala o gün durduğum yerde duruyor. Ağzımı açasım gelmiyor. Açınca da hayırlı bir şey çıkmıyor, biraz agresifleşmişim, öyle dediler.

Agresif halin çaresi grip olabilir. Grip geçmek bilmiyor, ben de yerimden kıpırdayamıyorum. Kendimi zencefil ve bal karışımıyla kaplayıp üzerine de bir kat gazete kağıdı yapıştırmak, son olarak da streç filmle sıkıca sarıp öylece uyumak istiyorum. Sesim o çok sevdiğim maskülen tınıya kavuştu, sanki "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!" desem güneye inecekmişiz gibiyiz ordularla. Geliniz görünüz ki ordular uyku sersemi, çapak içinde ve bir hayli şaşkın.


Neyse. Gideyim artık, bir şeylerle meşgul olayım. Aşure yapacağım hayatımda ilk defa, acaba iyi bir tarif var mıdır? Yoksa da başım üstüne, internetten bakarım. Hani belki anne tarifi, anane tarifi filan vardır diye, bir deneyeyim dedim. Aşure çok mühim bir şey.
Değil mi?
Vallahi öyle.


25 comments:

  1. Gündem kısmına girmiyorum, ben de senin gibi patlayıveriyorum. Şimdi burda yanlış bir şeyler kaçar ağzımdan icat çıkar. Susuyorum.

    Çok ama çok geçmişler olsun. Ben de 3-4 gündür kalkamıyorum. Toplu beddua falan mı ettiler bize noldu. Sesim güzel oldu ama. Her zaman davudi bir ses tonu istiyordum. Şuan ömrümü sigara içerek geçirmiş gibiyim. Biraz daha kötüleşirsem Darth Vader'laşıp sadece benim soluğum duyulacak galiba. Khuuu khuuu.

    Aşure season is coming.. Her şey bir mesajla başladı. O an farkettim aşure mevsimi gelmiş. Yirmi dört saat geçmeden de ilk aşuremiz geldi. Annemin eve gelip bu tabakları doldurması lazım. Ömrümde makarna ve yumurtanın ötesinde bir şey yapmadım. Biliyorum, aşure diye mutfağa girsem tarumar olur çıkarım. Malzemelere de yazık olur. Yediğim de yok ki. Haybeden ayıp olmasın diye kapıdan alıyorum. Üzerindeki fındıkları, belki de içindeki fasuleyeleri ayıklıyorum gerisi çöpte. Benim tercihim, fasulye, darı, gülsuyu ve fındık. Tabii bunlar da aşure olmuyor galiba. Neyse. Death Star beni bekler. Ciao ciao.

    ReplyDelete
  2. Hiç o konulara girmeyeceğim dedim ama şöyle diim, artık bu insanları dinlemiyorum. Anlamaya da çalışmıyorum, faydasız. Şu güne kadar hep anlamak, dinlemek ve önyargısız yaklaşmak istedim. Yeter. Dinlemek istemiyorum. Televizyonda izlediklerim, sokakta duyduklarım ve gazetelerde okuduklarımdan sonra ben kendimi dışa kapadım. Bu günden sonra islamcı çevrelerle muhattap bile olmayacağım (ulusalcı teyze mod on). Röflem eksik.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bir arkadaşımla konuşuyorduk demin, 29 Ekim münasebetiyle bayrak asmak filan, bayrak yerine şöyle büyükçe bir pankarta "Allah Belanızı Versin" yazdırıp asma taraftarıyım. Pankarttan önce kurukafalı ve çapraz kılıçlı korsan bayrağı düşünüyordum, ikisini birleştirip kılıçlı allah belanızı versin'de karar kıldım. Şu anda belediye kaldırım çalışması yapıyor, onlara diyormuş gibi olmayayım, bitince düşünürüm. O arada röfle de yaptırırım hem belki. Bende de eksik.
      Hiç dolanmıyorum sosyal medyada, bu dediklerim gene nispeten ağzından çıkanı kulağı duyan siyasi analizciler, CnnTürk filan, öyle orta karar. Gene de kalbim kırılıyor.
      Hah bak, ben de tam ağzından sigara düşmeyen, boncuklu gözlük ipi takan, kırmızı ojeli uzun tırnaklı yaşlıca kadın sesi sahibiyim şu anda. Sana da çok geçmiş olsun, bayağı salgın halinde grip.
      Getiren olsa yerim her türlü aşureyi, kimse getirmedi. Ben de koyu kıvamlı seviyorum, bakliyatları seviyorum. İncir mincir, kayısı, onları sevmiyorum. Buldum birkaç tarif internetten, buğdayları suya basacağım bu akşam, bakalım neler olacak.

      Delete
    2. Az önce gazetede okudum. Nazlı Ilıcak: "Biz de solcu arkadaşlar gibi direnmeyi öğreniyoruz". Hay Allahım.. Kaç zamandır bu denli psychedelic bir ülke olduk yahu :D İstemsizce güldüm. Ilıcak'la da "aynı" safa girdik ya..ne gam !

      Delete
    3. Ay Nazlı Ilıcak. Hamamböceği gibi, her türlü nükleer saldırıdan pıtır pıtır çıkıp yoluna devam ediyor kadın. Yumruğu havada bir fotoğrafını gördüm, daha neler göreceğiz merakla bekliyorum.

      Delete
  3. Aşure çok seviyorum, seni daha çok seviyorum. Benim de içime bir kasvet oturmuş durumda şu an hiç de mantıklı bir nedeni yok. Eve gideceğim çünkü seçim. Her zaman olduğu gibi çok heyecanlıyım.

    Büyüyünce örgüt kurup dünyayı silahsızlandıracağım, kararımı verdim.
    Geçmiş olsun, iyi ol.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de seni çok seviyorum. Bize mi gelsen pazar günü seçim sonucu takibi yapardık, yemek yerdik diyecektim ben de ama tabii eve gidiyorsun sen.
      Lütfen büyüyünce bir şeyler yap, sana güveniyorum. Bir de sakın grip kapma, geçmiyor, hayata küstürüyor :)

      Delete
    2. Büyüyünce bir şeyler yapmalıyım hissi içime çöreklendi oturdu zaten, küçük veya büyük, o önemli değil.

      Domuz gibiyim 💪🏻

      Delete
  4. Mina çok çok geçmişler olsun. Önceki yazını da okudum. Orada olmak ve ardından bu travmayı yaşamak çok zor olsa gerek. Çok da güzel ifade ediyorsun psikolojini, insanın içi iyice burkuluyor. :(
    Umarım güzel günler görmeye, nefes almaya başlayabiliriz artık.
    Sevgiler. :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Çok teşekkür ederim Eylül, ne yapalım artık, geldi başımıza bunlar. Ben gene ne kadar şanslıyım, yürüyerek çıkabildim, bir şeyim yok. Hep beraber düzeleceğiz, mecburuz düzelmeye.
      Bizden de sevgiler, çocukların da kafalarından öpüyorum :)

      Delete
  5. Tranva sonrası stres bozukluğu konusuna dikkat, bazen en güzeli elinin avcuna ıslak bir burunun değmesi işte.. Böyle zamanlarda.. Geçecek ama iz bırakacak.. Geçmiş olsun..

    ReplyDelete
    Replies
    1. Çok teşekkür ederim Ceren. Her şeyi okudum, neler olabilir, nelerden kaçınmak lazım filan, halim gayet normal görünüyor. Yalnız değilim, eşim dostum halimden anlıyor, daha ne isteyeyim. İlaç milaç almak istemedim, kendimi içkiye vurmadım, normal günlük hayatıma devam ediyorum. Böyle yapayım di mi? Yüksek seslerden çok rahatsız oluyorum ama normaldir herhalde, o kadar yakındaydım ki patlamalar olduğunda, o gün akşama kadar devam etti kulaklarımın çınlaması.

      Delete
    2. Tranva ne yahu :P Ay nefret ederim böyle anti entellektüel yazım hatalarından.. Bu bir süreç, beyninin bunu kendi kendine çözmesini beklemekten ve bu süreçte sadece sana yaşam sevinci verecek aktivite ve insanlarla içiçe olmak dışında çok fazla bir şey yapılmıyor, sadece süre 1 aydan daha fazla uzarsa ve semptomlar kişiyi rahatsız ediyorsa bir uzmana başvurmak lazım..

      Delete
    3. Ay estağfurullah, sen travma yazamayacaksın da kim yazacak, çok rica ederim :)
      Tamam, 1 ay o zaman. Azalıyor semptomlar, farkediyorum. Rahatsızlık vermeye devam ederse gideceğim biriyle konuşmaya.

      Delete
  6. Ben de tam Sevgili C.'nin dedigini diyecektim.
    Travma konusunda profesyonel destek sart bence. Gecmis olsun. Guzel gunler gorecegiz, cunku her hizli cikisin inisi var. Hayatta bildigim en iyi iki seyden biri bu.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ufak tefek vallahi benimkiler, ama geçmezse alacağım profesyonel destek, çok teşekkür ederim. Ablan oradaymış, umarım iyidir, ona da geçmiş olsun.
      Hiçbir şeye inanmadığım kadar inanıyorum güzel günlere ve hızlı çıkışların peşinden gelen yere çakılmaya. Çıkacağız bu kabusun içinden.

      Delete
  7. Replies
    1. Aaa hakikaten topkek ahhahhah :D Offf bir fırsat olsa nasıl ısırttırır kendini, nasıl yerlerde yuvarlanır, durduramayız :)

      Delete
  8. Geçmiş olsun Mina. Ben de bir haftayı geçti yatıyorum. Ya ne zor yaşadığın biz uzaktan okuyup çok üzülüyoruz ama bazen sanki ilüzyon gibi herşey. Çook uzakta olup günlük hayatı başka türlü yaşayınca. Halbuki daha kaç gün oldu şunun şurasında. 100'den fazla insan öldü. Geride de be acılar kaldı. Herhalde zaman alacaktır. Ne söylesem de salak kaçacak zaten şu durumda zırvalamayayım. Yakında ben de ilk defa aşıre yapacağım. Dağıtacak yedi kişi bulabilecek miyim bilmiyorum Alman komşularıöa veririm artık. Annemin ölüm yıldönümünde Vera'nın kreşine irmil helvası götürdüm. İlk defa yapmış çok gururluydum kuru gelmiş yememişler. Teşekkür ede etmediler. Aşure de böyle götümde patlar herhalde ama ben yine de yapıcam. Çok canım istedi. Bi iyileşeyim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Çok teşekkür ederim Zeynep, bazen bana da ilüzyon gibi geliyor. Üç hafta oldu bugün, ben de hala bir yerlere oturtabilmiş değilim olan biteni. Yani kişisel ölçekte.
      Sana da geçmiş olsun, benim de geçti bir haftayı, hala öksürüyorum. Çok uzun zamandır bu kadar burnum akmamıştı, kendimi çaresiz ilkokul çocuğu gibi hissediyorum.
      Amaaan bunların da bu yemek içmek meselelerindeki aşırı hassasiyeti, öfff. Kardeşimin gevur kocasına ayran içiremedik bir türlü. Dönerleri, dürümleri ye ama ayranı reddet, olacak iş mi? Aralık gibi gelip yaza kadar kalacaklar Ankara'da, çözücem ben bu ayran sorununu. Aşure çok prestijli bir ödül almıştı Fransa'da, olmuştur 5-6 sene. Belki bu şekilde reklamını yaparsan ilgi çeker. Ben genelde gözlerimi patlatıp "Kültürel bir şey bu, çok ayıp!" diyorum bizim oğlana, susup laf dinliyor, bu da bir yöntem. Ben de sayıyorum, aşure dağıtacak 5 kapı çıkıyor ancak, biri de bakkalımız. Önemli olan niyet Zeynep, sen Vera için yap aşureyi, yiyen yiyer. Ben de kendim ve Nadire için yapıcam. Bu sene de böyle atarlı aşure olsun, naapalım artık :)

      Delete
  9. Geçmiş olsun Mina ablacım, buradan geçmiş olsun demek ve geçmesini beklemek de ne biliyim, üst kat komşunun gelip geçerken hal hatır sorması gibi, olsun kalbim senle hep, pilavlı bir kart göndermiştim tam da grip konseptine uygun. Öteki konuya da gelince, hep kendimi şu şekilde eğittim son 1 yılda : kesin olan tek şey yarın güneşin doğacak olması, geri kalan şeyleri inanç şekillendirir.

    Konu dağılsın; ne yapacağız yav biz bu iki dudak arasından görünen minik dil parçasını?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay öyle deme, geçmesini bekliycez zaten, naapıcaz başka. Pilavlı kartı masamdaki aloe vera saksısına dayadım, bakışıyoruz. Sana ketçaplı pilavın hayatımdaki yerini anlatmak için cesaret topluyorum ahahhhah :D
      Valla o dil parçası da olmasa bir gece çöpün yanına bırakıcam ben bunu. Dün gece dört ayağıyla birden tekmeledi yatakta, sessizce inledim. Hem yatağa çık hem yorganın altına girmek için ağla, bir de üstüne uyurken sağa sola tekme at. Benim kazancım ise çapaklar ve dışarda unutulmuş diller.

      Delete
  10. Minacım yazamadım ne zamandır. Aslında burada kendi kendime uzun uzun yazıyorum sana ama hala derleyip toplayıp tamam edemedim. Dönmeden yollayacağım. Geçmiş olsun çok. Bazı şeyler geçmiyor anlıyorum, grip kadar kolay olsa keşke öyle değil mi. Orada olmayan nereden bilecek. İçinden insaniyet barındıranlar hala o günün acısını yaşıyor. Düşüncesi bile titretiyor insanı, rüyalarında korkman çok doğal. Keşke yan yana olabilseydik de bir nebze de olsa hafifletebilseydik acılarımızı birbirimizin. Hayat tüm garipliğiyle sürmeye devam ediyor. Kendimi ben de streç filmle ve birkaç güzel baharatla sarmak istiyorum bu sıra, ne dışarı çıkasım ne iki kelam edesim geliyor hatta birkaç gündür epey az konuştum düşününce. Böyle bir garip buhranlardayız. Hele ki insanların, insanlarımızın içindeki vahameti düşününce hal kalmıyor ki başka şeyler için gayret göstermeye.
    Bana yaz olur mu. Dönmeden yazıver birkaç satır. Anlat ne istersen. Döndüğümüzde konuşacaklarımızı sırala hatta ardı ardına, ben düşününce iyi oluyorum. Umutlarımın yanında hep seninle uzun uzun konuşmalar var..
    Sevgiler canım

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay dur bakayım, herhalde yetiştirebilirim iki satır siz dönmeden. Sen de olmadı gelirken getirirsin, bence hiçbir şeyin acelesi yok.
      Grip ve çeşitli anksiyete halleri birbiriyle yarışıyor, sanırım ikinci haftayı doldurdum griple. Çok daha iyiyim tabii ama hala gece terlemesi, öksürük, akan burun filan. O rüya bir daha tekrarlamadı, gene iyi uyuyorum. Sokağa da daha rahat çıkıyorum, sürekli aklıma gelmiyor. Ama geliyor gene de, patlama anı geliyor. Ondan kurtuluş yok herhalde. Kendimi hiç o kadar çaresiz hissetmemiştim, hissedeceğimi de sanmıyorum, ölü müyüz diri miyiz diye düşündüğün bir kısacık an, saniyenin onda biri kadar. Yapabileceğin hiçbir şey yok. Neyse, öyle işte.
      Bakma bunları yazdığıma, kendimi oradan oraya atıyor değilim, vallahi billahi :) Biz de birbirimize sarılacağız, buhranların çaresi o. Öpüyorum çok, dönüşünüzü bekliyorum bak.

      Delete