January 2, 2016

Yeni Yıl, Çorap Teki, Bach

Ay resmen bir yıl sonu yazısı yazmaya muvaffak olamadım, halbuki yeni yıla dair hislerimi şöyle ifade etmiştim, size gösterecektim.


Kardeşimle beraber gavur damadımızın da memleketimize intikal etmesi münasebetiyle bu sene ilk defa Christmas kutladık, umarım bir daha kutlamayız. Herkese ufak tefek hediyeler alacağız diye on günümü sokaklarda sürünerek, dükkanlarda debelenerek geçirdim. 15 kişiye hediye almaktan bahsediyorum, satın aldığım çorabın haddi hesabı yok. Bu hediye işi böyle olmamalı, hediyelerin "son teslim tarihi" olunca bana fenalık geliyor. Sene içinde alalım arkadaşlarımıza hediyeler, öbür türlü saçlarıma aklar düşüyor. 31 Aralık'taki geleneksel yılbaşı toplaşmasını da iptal ettik, bir tane toplaşma yetti bence.

Krismıs kutlaması hindisiyle, sebzesiyle her ne kadar İngiliz geçtiyse de katılımcıların yerli olması sebebiyle bir o kadar da alaturkaydı. Annem telefonda babama "Ay ne bileyim Arif, bir tarafta ağlayanlar, bir tarafta gülenler, bir acayipti?" demiş. Ağlayanlar oldu gerçekten, herkesin sinirleri bozuk. 

Mahallemizin taksi durakları her sene kart bırakır posta kutularına, bu seneki kartlarda barış istemeleri içime oturdu.


Alıp eve çıkarıyorum bu kartları her sene, iyi dileklere ihtiyacımız var. Gerçi bana sökmüyor iyi dilek falan, ne hale geldik ki taksi durakları barış ister oldu diye düşünüyorum, en dandik televizyon programlarının sunucuları yeni yıldan ülkemize barış istiyor, seyirciler alkışlıyor. Ülkemize barış.

2015 bitti diye sevinmeye meyilliydim ama herhalde bizim için bir şey farketmeyecek, bir yandan da umuyorum ki herkes benim kadar boksuratlı olmasın, umut da olsun, neşe de.

Postcrossing'e yapışayım bari dedim, "adres ver bana" butonuna bastıkça neşeli Tayvanlı kız çıkıyor, Koreli kız çıkıyor, aklımı kaçıracağım. Emojiler üstüme üstüme atlıyor ekrandan, hepsi tatlış kedi-tavşan-penguen-ayıcık kartları istiyor, bütün kelimeler siliniyor ekrandan ve geriye şu kalıyor: "Cute >^^< ". Yapamıyorum küyt, selam bile yollamak gelmiyor içimden, "NEDEN BU KADAR MUTLUSUNUZ ULAN?" yazıp yollamak istiyorum. Gene de buldum bir takım tavşanlar mavşanlar, yolladım. Öff.

Hiçbir şeye yapışamayınca köpenklere yapışıyorum. Instagram'a çok "cute" hallerini koyuyorum, sanmayın ki evde zen huzuru var; evde üç gram sevimlilik varsa yanında sekiz ton kuduzluk da var ve hijyen yok.


Ağzındaki çorabımın teki. Hoşçakal çorap teki.

Pazara gideyim dedim bu sabah, yandaş bulamadım. Hava her şey için çok soğuk ama ev tamtakır kuru bakır. Çıkayım bari peynir, yumurta filan alayım. Haydin görüşürüz, rüyalarda buluşuruz, bu şarkıyla kavuşuruz.



26 comments:

  1. Boş beerr,yemişim hijyenini,elin gavurunun bebesinin ağzını yalıyor itleri,bir şey olmuyor.Gavurun vetleri keneleri elleriyle topluyor bir şey olmuyor.Niyeyse hep bizim memelekete vuruyor abidik gubidik hastalıklar.O köpüşler her şeye değer,ben gelirsim seninle pazara ama uzak kalıyoruz komşu.Huzur ve sağlık içeren bir yıl diliyorum sana.Kırismıs iyiymiş :))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya evet, elin gavuru çok güzel çözmüş aslında bu işi, bağışıklık sisteminin üstüne bir bebe ve bir köpek bütün gün birbirlerini de oyalıyor, resmen dünyanın en faydalı işbirliği :)
      Biz de yedik hijyeni :) Bazen durup dururken ağzımdan tüy çıkıyor, artık sorgulamıyorum :) Pazar partnerliği ne güzel olurdu hakikaten, manavdan bir miktar pırasa filan alıp önümüzdeki haftaya kadar erteledim pazarı.
      Kırismıs beni çok yordu ama olsun; iyi seneler diliyorum ben de, iyi insanlara denk gelelim.

      Delete
  2. Yine harika bir dertleşme. Yine ağlanacak halimize güldürdün. Saol varol :) Barış ve huzuru kendi çalışma masamdan bile dileyebilirim, o duruma geldik yani. Neyse hadi bakalım daha iki gün oldu mağazanın birinde güvenlikçilerle, mağaza müdürüyle kavga ettim. Arkadaşla uzaklaştık. En son hatırladığım kendimizi dindirmek için jingle bells mırıldanıyordum. İyi olacak dedikçe daha mı pisliğe saplanıyor bu yıllar anlamıyorum ki ?

    Taksi kartlarını görünce duygulandım desem tımarhaneye kapatmazsınız değil mi ? Doğma, büyüme -ama ölme olamayan- bir Esatlı olarak çok hoşuma gitti. Taşınmadan evvel Mesnevi taksiye az binmedim. Hassas taksi de vardı. Offf ben Esat'ı da özledim, iyi insanları da özledim.

    *Hindiye yazık olmuş ya :((

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de annemle kapıştım, gecenin ilerleyen saatlerinde barbar kocama bağırdım falan, evlerden ırak olsun böyle kutlamalar :) Valla bilmiyorum ki, belki de hiç yeni yıl gelmemiş gibi yapmamız gerekiyordur, belki başka yerlere mutlu yıllar geliyordur ama buraya uğramıyordur.

      Of ben de duygulandım kartlara, kapatacaklarsa beni de kapatsınlar. 1 Ocak sabahı televizyonda Viyana Filarmoni'nin yeni yıl konseri vardı, şef bir anda seyirciye dönüp yeni yıllarını kutlayınca ağladım.

      Gezmeye gel bari arada eski mahallene :) HindiLERE yazık oldu. İki hindi. Ben de bir kenarda ıspanaklı kiş gibi bişiy yedim ama hiç de sorumluluğumu azaltmıyor hindi yememiş olmam, gene de üzülüyorum.

      Delete
  3. ay inanılmaz geçirdim 31 aralığı mina, kor kunç tu. kendimi adanada buldum gecenin sonunda. sana bir mektupta başıma gelenleri anlattım, pazartesi göndereceğim, okurken için kararmaz umarım. çünkü hiç öyle olsun istemem.

    bak yine de çorap, hediye falan, güzel şeyler bunlar. annen her zamanki gibi efsane. bu yıl her şey çok güzel olacak. çok mal gibiyim, günde 15 saat uyumaya başlayacağım yine galiba ama, çok inanıyorum. neye güvenerek bilmiyorum ama ne gelir elimizden insan olmaktan başka?

    kendime şu salak boyama kitaplarından mı alsam diyorum, şu nokta birleştirmeli boklardan mı? büyüklere cart, büyüklere curt, çok saçma buluyorum, insan onlarla uğraşacağına adam gibi resim çizmeye çalışabilir aslında. ama kafamı boş işlere odaklamak iyi bir fikir olabilir.

    ay keşke beni göğsünde sıkıştırsan, kimselere söylemiyorum ama ben çok kötüyüm.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Keşke kendini Adana'da bulacağına bizim evde bulsaydın, önce göğsüme, sonra da köpeklerin arasına sıkıştırır yatırırdım seni. Boyama kitabı alma, ben sana başka bişiy yollıycam yarın. Bir de mini mektup yazdım, onu yollayacağım. Bu aralar boş işlerin bir numaralı destekçisiyim, küçümsememek lazım, her şeyin faydası var.

      Delete
  4. ya delicesine umutluyum falan ama şu "bok bok bok'lu karta bayıldım! bir de başıma o geldi bu geldi, biri kızamıktan getti ötekini eşşek depti derken sana ve cağnım evanası'na yollayacağım bir şeyler vardı ve güya 1 ocak olmadan elinize geçecekti. krismıs gift olarak yalan oldu tabi ama yine de şu kar bi gitsin buzlar çözülsün evden çıkıp yollayacağım o kesin. bana facebooktan ya da maille adresini yazar mısın bi' ara ferminacan?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay çıkma evden hava düzelene kadar, zaten hastaymışsınız. Ben de çıkmıyorum, camdan dışarı bakıyorum saksı gibi :) Yazayım ben sana hemen adresimi.
      Bok bok bok'u gidip kırtasiyede bastırsam mı diye düşündüm, mahalle henüz hazır olmayabilir benim procelerime :)

      Delete
  5. İnanamıyorum, sahici bir insan yazısı! Fenalık geldi artık şu ''musmutlu'' insanlardan.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay ya valla ben de istiyorum musmutluluk, gelmiyor bir türlü :) Ara ara kar yağıyor, kahve yaptım, köpekler uyuyor, şöyle bir en kışlısından instagram fotoğrafı çakabilirim, çakamıyorum. Çünkü ev darmadağınık, evde gerçek kahve kalmadığı ve ben bir türlü sokağa çıkamadığım için 3ü 1 arada yaptım, fotoğrafla uğraşana kadar bulaşıkları halledebilirim, ütü yapabilirim. Zaten kar da sevmiyorum, kış da. Peheyyy :)

      Delete
  6. Korkunç bir 2015'ten çıktık ama nedense aksine çok yüksek bir enerji hissediyorum bu sene için. Koç Burçlarının gerçi enerjisi hiç eksik olmuyor ama bu sefer kutumu büyük hissediyorum asjhdjsagaghajh. Mutlu seneler!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben balık burcuyum, hep ağlıyorum zaten :D Valla senin kutuya yaklaşıp yancı olurum hemen, büyük hissediyorsan vardır bir bildiğin :) Mutlu seneler Bayansilviacığım, iyilikler, güzellikler bekliyorum senin için <3

      Delete
    2. Asjkladjah evet,dakika 1, sabah terfi aldım otelde.

      Delete
    3. Ay yaşasın! Senin otel iyice gözüme girdi şu anda :)

      Delete
    4. ay birilerine iyi bir şeyler oluyorsa bana da bir götlük yer açın iki dinlemelik! :))

      Delete
    5. Aslında gidip sürtünebiliriz Bayansilvia'ya. Ya da kaçırabiliriz. Kedisiyle birlikte kaçırabiliriz. Kediye de sürtünebiliriz. Bak olasılıklaaar, olasılıklaaar :D

      Delete
    6. İkisini birden kaçırıp, ikisine birden sürtünelim. Bi de Minnoş var, onu da yolda anlatırım... Rınrın rınrın... :)))

      Delete
    7. Ayakkabılarımı giyiyiyorum şu anda. MİNNOŞ MUAA?!1

      Delete
    8. peki bizi henüz görmemiş olan Bayansilvia'nın kuuulluğu... ^.^

      Delete
    9. Görmesin daha iyi, kaçırması kolay olur.

      Delete
  7. Sovuktan nefret ediyorum, kışı sevmiyorum, kat kat giyinmek delirme hissi veriyor. 2016 senin karttaki gibi başladı. Bugün 2 ölüm, 1 ameliyat haberi aldım. Seramik tavam raftan atlayıp intihar etti, artık bir sapı yok, tavalıktan tencereliğe geçiş yaptı. Ayaklarım buz kalıbı gibi, belim ağrıyor, imdat diye bağırmak istiyorum. Bağırayım mı: İmdaaaaaaat :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Off ben de, ben de. Palto giyince mutsuzluktan kolumu kaldıramıyorum. Yün çorabın üstüne bir de yün patik geçirdim, daha ne yapmam lazım bilmiyorum.
      Ay nasıl haberler onlar ya, düşüncesiyle kahroldum :/ Bağır tabii imdat diye, ben de bağıracağım şimdi.

      Delete
  8. Heeey ben sanırım ilk kez geliyorum bu blog'a! Güzel! :)
    Neyse ben de beklerim Kafa'ya, sevgiler... :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Merhaba!
      Ben zaten takip ediyorum blogunu ama davet üzerine daha neşeli gelirim :)
      Bizden de sevgiler, selamlar.

      Delete
  9. Bloga geri dönme çabalarımı sizin bloga yorum yapma egzersizleriyle başlatayım diyorum, eskiden bir takım cuma veya cumartesi akşamlarında yaptığım gibi...

    O çoraplardan biri bana sağlamca ulaştı. Ayaklar sımsıcak kusura bakmayın! ^.^

    ReplyDelete
    Replies
    1. O çorap sayılmaz, onu önceden almıştım. Aynısından Ada ve Sevda da var sanırım. Ya da Ada ve Nadire. Annem de olabilir. Beni ağlatan çoraplar genelde erkek çorabı, erkeğe hediye almak zor, hele de bir de Şafak ebatlarındaysa. Yazık hep çıkardılar "Bakın han'fendi bu iks-iks-larç" diye, acı acı güldüm. Enden tuttursak boydan kısa kalıyor, o yüzden annesinin bir yerlerden bulup aldığı "kendi halimde bir esnafım" kazaklarını giyiyor.

      Delete