April 11, 2016

Hellö/Şalanj Var!

Aylardır elle tutulur bir şey yapmadım. Çok sevdiğim bir arkadaşım doğum iznine çıktı, vermesi gereken bir dersi veriyorum, şehirleşmenin kökenleri. Bir bunu yapabiliyorum. Ders çarşamba günü, dersten çıktıktan sonra sanki hafta sonu gelmişçesine, iki sene okul tatili ilan edilmişçesine seviniyorum. Sonra oturup bir sonraki dersi hazırlıyorum. Şu anda kendime güvendiğim dönemler 9000 sene kadar geride kaldı ama çok şükür Rönesans'a geldik. Rönesans'ı seviyorum, zaten hemen peşinden Barok Dönem geliyor. Barok çok güzel.

Ondan sonra da kolonizasyonlar, kapitalizm, sanayi devrimi; dersi "Allah bizim belamızı versin" diye bitirmeyi planlıyorum. Bela için tabii ki ilahi müdahaleye ihtiyaç yok, biz korkunç bir türüz. İnsanlık tarihi açlık, kan ve gözyaşıyla dolu, işte bir ara da pusulayı, matbaayı falan akıl edebilmişiz. Çocuklara da yazık oldu, keşke daha sevimli birinden alsalardı dersi çünkü aynen bu şekilde ders anlatıyorum. Çünkü bence yansın bu dünya.

Yazacağım dediğim mektuplar, gelirim dediğim yerler vardı, yapamıyorum bir türlü, özür dilerim. O arada kendimi iterek filan iki tane ufak konsere gitmeye kalktım Ankara'da, ikisi de sessizce iptal oldu.

Neyse, işte böyle vaziyetler. Buraya da bir türlü yazamadım, bu yazının bile ortasından iki devasa paragraf sildim biraz önce, yazınca hatırlıyorum, bir de unutmayı deneyeyim. Esas başka bir şey yazmaya gelmiştim zaten.

Kızkardeşlerimden Saçaklı kendi çapında bir isyan ile çelınç başlatmak istiyor, o sorulara müdahale etmek, "Ay o olmasın da şu olsun" demek mümkün. Ben de yapayım istiyorum çelıncı, belki siz de gelirsiniz bizle.

Kudi masaüstü hoparlörlerimin kablosunu yemişti, barbar kocam geçen gün tamir etti. Herhalde son zamanların en iyi şeyi bu oldu, eski düzenime döndüm, hiç kıpırdamadan oturabiliyorum masada. Belki biraz yeni müzikler de dinlerim.

Instagram'da bulup sevdiğim bir illüstratör var, geçenlerde şunu koydu:


Dergi kapağı çizmiş, en altta küçücük "Para Gabo" yazıyor, o kadar beğendim ki.

Vallahi çabalıyorum, çabalamıyor değilim. Gideyim de derebeylik sistemi nasıl şişti de ticaret aldı yürüdü, Medici ailesi falan slaytlarımı hazırlayayım. Kaç bin sene debelen dur, vebadan kıtlıktan savaştan ölmeyenlerin soyundan gele gele geldiğimiz yere inanamıyorum. Yazıklar olsun.

11 comments:

  1. offff nasıl özendim o öğrencilere, keşke aynı şehirde olsak da beni de misafir öğrenci diye aradan kayırsan. Ayıla bayıla dinlerdim senden tarihi. Yok mudur derslerin video ya da ses kaydı? Nasiplensek azıcık.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Umarım yoktur video ya da ses kaydı, şu anda sadece düşüncesiyle büzüldüm ahahhaha! Aynı şehirde olsak ben sana parkta, çimlerin üstünde anlatırdım aynılarını. Şehirleşmenin depresif tarihi :)

      Delete
  2. Dün buraya not bırakacaktım, where are u diye, sonra şalanjın orada yorumunu görünce "oley sahalara geri dönüyor" dedim kendime :)

    " Kaç bin sene debelen dur, vebadan kıtlıktan savaştan ölmeyenlerin soyundan gele gele geldiğimiz yere inanamıyorum. Yazıklar olsun." Dünkü yazımın ana temasıydı. Binlerce yıl geçti, hala nerede insanoğlu.. Neyse pozitif düşünelim, çıldırmayalım.

    Medici ailesinden de korkuyorum bunu dipnot olarak düşeyim :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay Mediciler'den ben de korkuyorum, ne biçim insanlar, sırf hırs! Bu arada Dustin Hoffmanlı yeni dizi geliyormuş, Medici: Masters of Florence diye.
      Aman hiçbir şey değişmemiş, sırf internet var, ne bileyim uzaya çıkıldı falan diye övemeyeceğim insanlığı. Korkunçluğumuz baki kalmış.
      Geldim geri valla, umarım kaçıp içime kapanmam gene. Kendi içimden de sıkılıyorum zira :)

      Delete
  3. Replies
    1. Ahhahhahha :D Yalnız heyecan bastı beni, bunca zaman sonra nasıl olur bilmem ki :)

      Delete
  4. Ay çok evli ve sıkıcı günlerdeyiz, çocuğu uyutup konuşabildiğimiz tek konu yine çocuk ve dertler.. Bu çelıncı eşimle yapacağım ben izin verirseniz, evliliği kurtarma adına.. Sayılır mı?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Oooo daha bile çok sevabı var öyle :)

      Delete
  5. Nasıl keyifle okuyorum anlatamam, keşke o iki paragrafı da silmeseydin:-)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay yaaa küçük Joe'nun yorumuna cevap yazarken aklıma geldi, keşke gene gelseniz diye. Ama gelmeyin çünkü şehir travmalı, ben şehirden travmalı, nasıl gelin derim, ben gidemiyorum sağa sola şehrin içinde. Böyle şeyler siliyorum yazılardan, çok ağlaşıyormuşum gibi geliyor, utanıyorum.

      Delete
  6. ne desen haklısın
    geçenlerde aynı şeyi konuştuk küçük Joe ile, ne güzel bir gündü tekrar edelim diye...

    ReplyDelete