June 16, 2016

Kitap Mitap, Havalar Sular

Biraz da olsa yazmazsam hiç yazmayacağım. Saat sabah 10, evin içi sıcak gibi ama ayaklarım üşüyor, bir kahve daha içmem lazım, iki saate filan evden çıkmam lazım. Bütünleme sınavı yapmaya gideceğim, akşama da notlarını verirsem bitecek bu dönem resmen.

Azıcık makale filan okuyayım dedim, iki saattir debeleniyorum. Sürekli kapı çalıyor. Sabah 8'de başladı, "Arabayı çekin, nakliye kamyonu gelecek". Çekemem çünkü araba kullanmayı bilmiyorum, bu evin araba kullanmayı bileni de evde değil. Neyse, nakliyeci çocuk çekti, sokakta park yeri yok, karşıdaki işhanının otoparkına soktular. Bizim kapıcı bana neden surat yapıyor bilmiyorum, sabah sabah bir de sessiz atar yedim. Eve kaçtım. On dakika sonra anahtarı getirdiler. Tam kıçımı koydum, kargo geldi. Tam kıçımı koydum, kardeşim uyandı. Gece burada kalmıştı, köpeğiyle videolu görüşme yapıyorlar şu anda. Benimkilerin de talepleri bitmedi, kapıyı aç dışarı çıkalım, içeri girelim, kapının ağzında dakikalarca duralım. Kapıyı açmazsan jaluziyi pençelerim. Pençeliyorum. Pençeledim.

Gelen kargo, dünkü kitap alışverişimdi. Ne kadar hızlı oldu, inanamadım.

Mıgırdiç Margosyan'ın Gavur Mahallesi'ni okumuştum, o kadar güzel anlatıyor ki eski Diyarbakır'ı, eski hayatları. Bu da güzeldir diye tahmin ediyorum.
Travma ve İyileşme'yi terapist tavsiyesi üzerine aldım, okumayı deneyeceğim.
Grange kitap çıkarınca alıyorum, aslında fenalık geldi bir hayli. Hep aynı şablon, gizemli örgütler bilmemne. Neyse, uyumadan önce filan okunur.
Uyur İdik Uyardılar, Alevilik-Bektaşilik üzerine bir araştırma. Bunu da tavsiyeyle aldım.
Lars Iyer'i de sırf kıskançlıktan aldım, en yakın arkadaşım Şenaybey o kadar bahsetti ki nihayet bir yerden başlamam gerekiyordu. İlk kitabıymış bu, buradan başlayacağım.
Knausgaard'ın da bir önceki kitabını tuhaf bir neşeyle haldır haldır okumuştum, ikinci kitabı da merak ediyordum, çok sevindim. Barbar kocam "Allahım bari bir cinayet falan olmayacak mı?!" diye isyan ederek yarım bırakmıştı. Ölen de vardı aslında kitapta ama kocamı tatmin etmedi.

O arada Esra Türkekul'un yeni Bernalı polisiyesi Cadıbostanı Cinayeti'ni okudum, ilk kitaptan daha iyi bence. Berna'yı daha iyi anladım, daha çok sevdim bu kitapta.

Haziran da yarılandı, nasıl oldu anlamadım. Buranın havası hala bir tuhaf. Leylak Dalı han'fendiler şehre döndü, dün biraz buluştuk. İnsan bir kahve fincanı fotoğrafı filan çeker di mi, konuşmaktan fırsat olmadı. Zaten pabuç kadar bir tost yediğim için öyle zarif bir kadınsal buluşma ihtimalini sabote ettim en baştan.

Bir başka tarafa çekecek olursam mevzuyu, 8 ay sonra ilk defa Gar'ın önüne gittim, anmaya. Belki sonra uzun yazarım, bilmiyorum. Ne hissettiğimi de pek bilmiyorum zaten. Gittiğime sevindim biraz, benim için büyük bir adımdı. Of yarabbi yani çok da zor bir adımdı. Neyse.

Bir sigara içeyim, giyineyim, çıkayım. Bilahare görüşürüz.

11 comments:

  1. Sondan geliyorum başa doğru, sigara içme :/ Ailemde telef olanlarla dolu. Resmen kamu spotu çevremdekiler. "Ooo Zihin'in ailesi körüklü olan"..

    Herhalde şehir tamamen yabancıların dediği gibi "haunted" vaziyette. Nereye adım atsak kötü yaşanmışlıklar. Bombalar, ölenler. Eski Ankara'yı özlüyorum (şimdi de kadınlar için metroda ayrı vagon tartışılıyormuş töbe yarabbim sen aklımızı koru amin..)

    Hiçbirini okumadım bu yazarların. Milyoner'e katılsam büyük ödülü kazanırım herhalde (zamanında kabul etmemişlerdi beni sanırım konuşmuştuk). Nedense (!) o programda birazcık bilgi birikimi olanlar eleniyor, hiçbir şeyden haberi olmayanlar da kocaman ödülleri kucaklıyor. Acaba..acaba..


    ReplyDelete
    Replies
    1. Sigarayı bırakmam lazım, her aklı başında insanın yapması gereken bu. Az da içmiyorum, az içsem hiç ağlaşmazdım :/ Sen yazınca da gaza geldim, belki bir gün iyi bir haber veririm :)
      Ben de Ankara üstüme kalmış gibi hissediyorum, herkes kurtulmuş ama ben mahsur kalmışım gibi. Halbuki herkes hala burada.
      Gitsin kendi binsin o ayrı vagona, mikrop saçmamış olur hem etrafa.
      Ay evet konuşmuştuk Milyoner'i ahhahhah, neden bizi almıyorlar yarışmalara ya?Acaba Knausgaard'ı sever misin, bak merak ettim şimdi.

      Delete
    2. Valla Knausgaard (copy-paste) "senin adam" olarak kayıtlı hafızamda, kitapçı gezerken sürekli görüyorum ve şu tepkiyi veriyorum "aaa Fermina'nın adam" :) Bence şans vermeliyim. Tabii önce eldeki kitaplar azalmalı :/

      Delete
    3. :D Bende de başka bir arkadaşımın adam olarak kayıtlı. Gene evde okunmamış kitap dağları mı var? Burada var iki adet dağ ama bu yaz bayağı eritirim elimdekileri diye bir umut var içimde.

      Delete
  2. Karışık kuruşuk duygular, belki zamanla hizaya gelirler. İnsanın aradığı mutluluktur ama, aslınad onu koruyacak ve sarıp sarmalayacak bir huzur. Bir kitam olmalı seni anlamalı ve hayatının kimyası olmalı. Okuyup okuyup nefes almalı ve kitabı iki elinle göğsüne bastırmalı. Sevmeli o kitabı insan yüreğiyle sevmeli.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Hizaya getirmeye çalışıyorum, yoksa bu makina çalışmıyor. Yani hiç tahmin etmezdim ama durmuştu makina son zamanlarda. Derin nefesler, sakin günler, güzel kitaplar filan, elimden geleni yapıyorum. İçim kireç tuttu, çözülüyor galiba artık yavaş yavaş :)

      Delete
  3. Ben de Aşık Bir Adam'ı okumaya başladım. Hatta havamı atayım, Twitter'da Monokl'un çekilişinden kitabı kazananlardanım. :D
    Geçen yaz Kavgam'ı okumam biraz aşk nefret ilişkisi tadındaydı, süreç bol çalkantılı gitse de bitirdiğim noktada memnundum. Tam bir sene sonra merakım depreşti. Şimdi ılık bir kavuşma içindeyiz. Bir özlem bir özlem. :)
    Güzel okumalar..

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay gerçekten mi yaa, ne kadar şanslısın! Çekiliş olduğunu bile farketmedim, farketsem katılıp kazanamazdım :D Hiç pes de etmiyorum, şu anda kompüterin önünde Magnum dondurma çubukları var bir avuç, Maserati araba vereceklermiş :)
      Benim de Kavgam'la ilişkim seninki gibiydi, demek ki kavuştuğuma memnun olacağım, yaşasın! :)

      Delete
  4. ayyy inşallah çok sevmezsiniz Lars'ı, sonra da çoğu şey size yavan gelmez. şaka şaka inşallah çok seversiniz ve hep ondan bahsederiz.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Böyle şeyler yazınca sen, iyice merak ediyorum. Bu Kayıp Şeylerin Bakım Kılavuzu'nu da mı senden kıskanıp aldım ben peki?

      Delete
  5. ben de merak ediyorum, beğenecek misiniz bakalım bakalım. ben okumadım kayıp şeyleri. domingo'dan çıkmış, kötü değildir büyük ihtimal.

    ReplyDelete