August 2, 2016

Ayh.

Yazmaya yazmaya her şeyler bayatladı, ne yalan söyleyeyim burayı da yabancıladım şimdi. Şu John Travolta gifi gibi oldum. Halbuki benim de fikirlerim filan vardı, çok üşeniyorum şu anda. Bu yazıyı da günlerdir mıncırıyorum, sonra kaydedip kaçıyorum; envai çeşit şey sildim, başka şeyler ekledim. Bir yerlere varabilmiş değilim. Aslında "umutlu olalım" temalı bir yazıydı, sonra üstünden çok sular aktı. Neyse, ben jetler hiç olmamış gibi yazayım bari.

Günlerimin büyük kısmını kös kös oturarak geçiriyorum, gene öyle otururken şu aşağıdaki fotoğraf geldi emaille.


"Örtmenim Norveç'ten selamlar!" diye yazmışlar. Sırt çantalarıyla yollardalar, otostop çekmişler buraya ulaşmak için filan, maceralar içinde geziyor benim sınıftan iki kız çocuğu. İçim ferahladı onlar zıplarken, ne varsa gezen çocuklarda var. Belki onlar gezdikçe dünya da düzelir. Önümüzdeki dönem derslerine girersem Kuzey Avrupalı ödev vereyim bu kızlara diye de düşündüm çünkü öğretmenlik bunu gerektirir.

Gene sevdiğim kızlardan biri de mesaj atıp annesinin selamını iletti. Memlekete dönmüş, Mardin'de filan kazılar varmış, aklına ben gelmişim. Valla bence part taym üniversite öğretmenliği bildiğiniz emek sömürüsü, ödenen ücretin acıklı halinden de bahsetmiyorum, ödenmeyen bir takım ücretlerden bahsediyorum. Bunu yazmaya da çok üşeniyorum ama şu üşengeç halimle bile o kadar şaşırdım ki insan kaynaklarını, personel dairesini filan aradım "Ay gerçekten mi aaaa?!" diye diye.

İşte geriye çocuklar kalıyor, çocuklar güzel, ben başka bir şey anlamadım bu işten. İlk defa yapacak olanlara da tek tavsiyem var, sınavlara büyük bir leğenle gidin ve bütün cep telefonlarını toplayın. Sadece bunu yapmadığıma pişmanım.

Çeşitli ahval ve şeraitler içinde Stranger Things seyrettik, 1983'te geçen bir bilim kurgu dizisi, ben çok beğendim. Çoğu yerde aklıma Spielberg'in E.T.'si geldi, zaten sonra millet oturup yazmış hangi 80'ler bilim kurgularına referanslar var diye. Bazı sahnelerden tutun da duvarlardaki posterlere, karakterlerin okudukları kitaplara kadar o dönemin bilim kurgularına, horror fictionlarına filan selamlar çaktı durdu 8 bölüm boyu. Bir yerde "80'lerin doğaüstü klasiklerine yazılmış bir aşk mektubu" demişler, en güzel tanım bu sanırım. Winona Ryder'ın delirmiş anne rolünü bir miktar yüzümüze sıvamasını görmezden gelebilirseniz eğer ve benim gibi meyliniz varsa bu türe, kesin seversiniz. Kendimi yeniden çocuk gibi hissettim.



Neon harflerin kırmızısına kurban. Soundtrack'i yoldaymış, o gelene kadar Spotify'de şunu buldum, dizi boyunca çalan şarkılar.



Ağır ağır şu yandaki kitabı okudum, şenaybey vermişti, bunu da beğendim. Alt tarafı bir arkadaşınızın yokluğunda evine ve iki kedisine göz kulak olmanız gerekiyor, en kötü ne olabilir? Çeşitli seviyelerde felaketler zincirleme yaşanırken kitabın kahramanı da bir yandan hayatı, arkadaşlığını, yer yer mimarlığı ve büyük ölçüde de ahşap zemini sorguluyor. Herhalde evi yakıp öyle çıkacak diye düşünmüştüm, ben olsam yakardım.

Kardeşim birkaç aylığına yurtdışına gitmişken ve de köpeğini bana bırakmışken daha da yakın hissettim kendimi kitabın talihsiz kahramanına. Daha bir hafta olmadan veterinere taşındık, idrar yolları enfeksiyonu gibi görünüyor, tedavi edilebilir ve nispeten az korkunç bir hastalık. Tabii insanın içi rahatlamıyor çünkü her çişe çıkışında manzara çok feci, ya basit bir enfeksiyon değilse? Sabah veteriner elime tahlil kabı tutuşturdu, o kap ortaya çıktığından beri bir damla işemiş değil.

Ay neyse, kalkmak istiyorum bu masadan ve kompüterin önünden. Gideyim faydalı bir iş yapayım. Hangi faydalı iş, onu da bilmiyorum ama evde volta atsam bile daha iyi bence.

14 comments:

  1. KEDİ DEDİ (hemen alıyorum). Çocuk bakımı nasıldır bilmiyorum fakat hayvanları çocuklara benzettiklerine göre çocuk bakımına yakın güçlükleri yaşıyoruz biz de. Her farklı durumda freak out moduna girip "Allahım noldu ki şimdi" diyerek panikliyorum. Çocuğum olursa yandı bence. Neyse ölmezsek çocuk da yaparız kariyer de..sanırsam.

    Listen müthişli bence. Oturup dinleyeyim vakit bulunca hemen.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay kedi dedim ama kedi ya da kediler de felaket zincirine dahil oluyor olabilirler kitapta, ona göre al. (Spoiler vermemek için kıvranmak)
      İşte tam dediğin gibi olduğu için ben çocuk sahibi olmak istemiyorum, şu anda bunların üçünü eve kilitleyip arkama bakmadan kaçasım var :D Belki kedi olsalardı bu kadar bunalmazdım, köpenkler daha çok çocuğa benziyor galiba.
      Dizinin soundtrack score'u da güzel, heyecanla bekliyorum.

      Delete
  2. Listeme, Fermina'nın tavsiye ettiği kitaplardan sonra bir tane de izlemeyeceğim dizi eklendi ahahahahhahah, güzel.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Kitabı da ekle lütfen. Sen okumadıkça benim kitap yazasım geliyor buraya :D

      Delete
    2. Ben 1 kitap okuyana kadar Instagram, snap seysi cikardi basimiza, korkunc hizlilar, odum kopuyor insan irkindan :/

      Delete
    3. Ay ne snapi ya? Bu benim teyze olduğum an olabilir ahahhahhahha :D

      Delete
  3. heyyoo, jetler geçti, gençler de gezdi işte, her şeyler bizler için, böyle böyle yaşlanıyoruz işte. kitabı beğenmenizi beğendim, bebeğe acil şifalar.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Hala çiş toplayabilmiş değilim, bu inadı takdir etmiyor da değilim ama hepimize yazık.
      Bana kitabb tavsiye ediniz şenaybeyciğim. Kartı da aldım bu arada, çok sevindim :)

      Delete
    2. aaa dünle bugün arasında ne kadar fark var, inşallah bebiş toparlar kendini.
      onun dışında açtırdınız ağzımı, başlıyorum :
      1 - şule gürbüz - öyle miymiş : goodreads de de yazdım, yani bu kitap bizim hakkımızda ama bizim için yazılmamış gibi, kitabı harıl harıl okudum, okurken kelimeler arasında boğuldum resmen, ama yine de okudum. uzun zaman sonra okuduğum ilk türk yazar.
      2 - jean rhys - ayrılıktan sonra : bir şey yapmadan çok şey istiyor, bu hakkı kendinde görüyor, yaşlanan bir kadın. çok güzeldi, 2 kere okudum. ben bunu sevdim, siz başka şeyi sevebilirsiniz.
      3 - andre aciman - adınla çağır beni : imkansız gibi değil gibi bir aşk. burjuvazi, yüksek sanat vs. bunu da bi kışın okudum bi yazın okudum. sonu boktan ama güzel.
      4 - saul bellow - bay sammlerin gezegeni : saul bellow'un her şeyini okuyorum. size gönderdiğim karttaki alıntı bu kitaptan. biz bu ülkeden gitmeyi düşlerken bay sammler bu gezegenden ay'a gitmeyi kurguluyor ve arada daha bir sürü şey oluyor. bir "herzog" değil tabii ama okunabilir.
      5 - milan kundera - bilmemek : sıla hasretine tersten yaklaşıyor, aslında sıla hasreti diye bir şey yok.
      6 - lars iyer - exodus : bir şey demiyorum.
      mersi.

      Delete
    3. Ay yaşasın! Ben bunlara bakayım, gugıllıyım filan, çok teşekkür ederim.
      Mersiler bizden.

      Delete
  4. Dizi çok güzeldi ya ilk birkaç bölümü yavaş başladıysa da ortalarından sonra tek nefeste izledim bölümleri. Başrolde çocukların olduğu şeyleri seviyorum galiba. :) Norveç fotoğrafına da ayrı bir bayıldım.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yeni sezon olacakmış, o kadar sevindim ki okuyunca. Çocuklar bence de sürükledi diziyi, herkes yetişkin olsa aynı hissi yaratmazdı.
      Kızlar da şu anda Helsinki'de, ben 19 yaşındayken hareket yarıçapım en fazla 1 kilometre filandı :D

      Delete
  5. Dün başladım.

    Şimdi üçüncü bölümü izledim ve finalinde çalan Heroes ile ben iptal oldum. Çok güzel bir yere eklemişler. Peter Gabriel da iyi yorumlamış.

    İlk iki bölüm ortalamaydı. Hatta ikinci bir Under Dome vakası mı derken üçüncü bölümle baya ivmelendi. Ryder'ın ismi yetti zaten diziye başlamama. Bir dönemin prensesi kadın. Üçüncü bölümde ışıklarla konuşması falan aşmış <3

    Bakalım bu 80'ler şov nereye kadar devam edecek. Umarım daha artarak gider. Çok güzel bir dizi olma yolunda (dördüncü bölüme başlıyorum birazdan tutmayın..) :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay ben yorumunu yayınlayana kadar sen diziyi bitirdin, bir de bloguna yazdın. Yazıklar olsun benim idare edeceğim bloga :/
      Valla Stranger Things'i bitirince boşlukta kaldım, RuPaul's Drag Race izliyorum şimdi. The Night Of'u çok övmüşler, ona da bakacağım, merak ettim.

      Delete