October 4, 2016

(7) (8) (9) Şalanjda Son Dönemeç

Ay hemen şiştim şalanjda ama elimde olmayan sebeplerle şiştim. Evsizliğimizin, dönüşümlü olarak kabızlık çeken köpeklerimizin filan üzerine bir de ailede acil bir sağlık sıkıntısı patlak verdi. Neyse, herkes iyi şimdi. Ben de kaldığım yerden koşarak yetişeyim.

7. soru için korkmasam deneyeceğim bir şey yazmam lazım. Denemediğim şeyleri genelde üşengeçlikten denemiyorum. Ne bileyim, ehliyet almak, bisiklete binmeyi öğrenmek gibi şeyler. Yoksa çöl geçmeli ralliye filan katılınacaksa gelirim ben, co-pilot olarak. İshal olmayacağıma, böcek ısırığına alerjik reaksiyon gösterip yarı kör hale gelmeyeceğime söz veremem ama sonuna kadar otururum arabanın içinde. Gelmeye de gönüllü olmam aslında ama ısrar edilirse hayır demem. Hayatımda her şey bu şekilde işliyor.

Aklıma bir takım ekstrem spor faaliyetleri geldi ama onları korktuğumdan yapmıyor değilim, varlığıma ters oldukları için kalkışmıyorum bile. İnsanlar yamaçlardan paraşütle atlarken ben aşağıda ilk bulduğum kafeye bara çöküp sipariş veririm.


8, bu hafta başıma gelen en iyi şey. Valla ne iyi ne kötü, dişe dokunur bir şey olmadı kaç gündür. Zihnin Arka Sokakları'ndan aldığım ilhamla burayı bir başkasına bırakıyorum bu soruda. Çünkü Rami Adham gibiler sayesinde dünya hala dönüyor.



9. soru, bana birini hatırlatan şarkı için de şu geldi aklıma:



Ankara'dan İzmir'e taşınmış bir grup aile olarak pazar günleri pikniğe mikniğe giderdik ben küçükken. Bana o arkadaş grubunu, yolları filan hatırlatıyor. Piknik yapmaktan da ta o zamandan beri hiç hoşlanmıyorum, çişini yapacak yer bulamazsın, ayakların üşür, zaten araba tutardı beni, giderken dönerken kusa kusa. Üç tane sigara böreği yiyeceksin, kırlarda iki adım yürüyeceksin diye gereğinden fazla eziyet. Üstelik ertesi gün okul var, ödevler olduğu gibi duruyor, giyecek temiz gömlek yok filan. Allahtan bu piknikçilerin hepsi emekli olunca Urla'ya yerleşti, beni de eskisi kadar araba tutmuyor. Gidip domates, biber topluyorum, çişim gelince insan gibi eve girip yapıyorum çok şükür.

Gitmeden Kudi'nin öğle uykusunu göstermek istiyorum:


Huzur köpenkte.


4 comments:

  1. Ilahi Fremina.. Bi alemsin. üsengeclikten ölecegim bende. hep bi erteleme, hep bi bilmem ne? kart yazdim sana güya, birde Sacakliya Mektup, yine senin araciliginla.. dolasiyor cantamda öyle. kenarlari kivrik kivrik oldu, eskidi.. icinde yazilanlarda gündem disi artik.. "Üsengec isin cogunu tutarmis" derdi ninem. valla dogru. simdi otur tekrar yaz:))))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay yollarsın Berfin, noolacak biraz geç gelse. Mektubun doğasında zaten yavaşlık var, en güzel şey :D

      Delete
  2. Geçmiş olsun!

    Düşünüyorum, Halep'te ve çevresinde böyle insanlar yaşıyor (bu adam gibi şehre ziyaete gelenler de dahil) ve her Allah'ın günü orada bombalanma ihtimalleri var. Çok korkunç dimi bu Fermina ? Haberlerde görmüşsündür, Amerika'yla ekürisi Rusya küsüşmüşler. Yeni tanışmış sevgililer gibi trip atıyorlar birbirlerine. Ooo barışı çiğnedin, falan. Taraflar birbirini suçluyor. Barış iki dudaklarının arasında ve ısrarla çıkmıyor. Akıldışı bence.

    Islak odunla mı döversiniz bilmiyorum fakat bu şarkıyı Rashit'ten dinlemeyi daha çok seviyorum. Yeni Türkü'nün yeri başımızın üstü her daim (itiraf, hala seyredemedim!!). Fakat Rashit pek afili okuyor ya :/

    ReplyDelete
    Replies
    1. Teşekkür ederiz, bir takım yaşlılık halleri, bakalım.
      Bayağıdır haber seyretmiyorum, iyi mi yapıyorum bilmiyorum. Twitter'a da bakmıyorum, pek bir şeyden haberim yok. Allah bilir neyi paylaşamıyorlar da barışı çiğnedin oluyor o.
      15 Temmuz gecesi jetleri ilk gördüğümde savaşa girdik sandım, darbe olduğunu anlamam hafifletmedi tabii durumu ama bir süreliğine her şey bitti diye düşündüm. Günlük sıradan hayatımız bitti, her şey bitti. Kalacak mıyız, kaçacak mıyız diye düşündüm. Benim aklım almıyor savaş halinde yaşamak nasıldır, sınırdan kaçak geçip oyuncak taşımak için nasıl bir insanüstü varlık olmak lazımdır.
      Bakiyim Rashit versiyonu nasılmış, ilk defa senden duyuyorum :)

      Delete