February 21, 2017

(4) Üç Kahraman

Hızlıca çocukluk kahramanlarımı yazacağım ve gideceğim, temsilen üç tane seçtim. Kızılay'a yürüyüp Hüsmen Ağa'dan turşu alma planlarımız var çünkü.

1. Kalipso'nun Kaptanı Kusto


Televizyondaki en büyüleyici şey onun sualtı belgeselleriydi. Gerçi sonradan okudum sağda solda, köpekbalıklarını dövüp mercanları hatır hatır kesermiş belgesellerde ama geri dönüp seyrederek büyüyü bozmak istemiyorum. Şu kırmızı berenin hatırasını rahatsız etmeden de yaşayabilirim.

2. Katarina Witt


İki kere Olimpiyat şampiyonu (ilki 1984 Sarajevo Kış Olimpiyatları'nda), dört kere Dünya Şampiyonu Doğu Alman buz patencisi. Gördüğüm en güzel kızdı, çok hayrandım.

3. Mister NO


Korkusuz pilot. Ay herhalde bunu da tekrar okusam sinirlerim bozulur ama küçükken bayılıyordum. Zagor da okurdum ama Mister No'nun yeri ayrıydı. Çizgi roman merakı okuma yazmayı öğrenmemden öncesine gidiyor, her karenin üstüne parmağımı koyup "Peki burada ne diyor?" diye diye okuturdum annemle babama. Kabus gibi. Herhalde delice sevinmişlerdir kendi kendime okumaya başlayınca. Okumaya başlar başlamaz da gözlerim bozuldu zaten.

Annemi de arayıp sordum, "Ben nasıl bilebilirim senin çocukluk kahramanlarını? Heidi vardı?" diye cevap verdi. Heidi vardı tabii de ne bileyim, bir Katarina Witt değildi. Heidi yazana kadar kutup kaşifi Amundsen yazardım.

Yazıyı postalayıp gideyim, kesin bütün gün kahraman düşünmeye devam edeceğim. Giderayak aklıma Danny Kaye geldi, hatırlayanlar ve özleyenler için o meşhur New York Filarmoni konseri youtube'da varmış. Ay Zubin Mehta da ne gençmiş, aman yarabbi.

14 comments:

  1. Danny Kaye ve NY Filarmoni konserine ben de bayılırdım. :) Hatta geçen hafta kardeşim iki yaşındaki yeğenime bir kuple seyrettirdi ve oğlan 'orkestraaaa' diye çığlıklar atıp coştu. :) Zagor ve ahiyaklarını ayrı bir severdim, ama aslen Kızılmaskeciydim. Fantom. Ölümsüz ruh. Sol elindeki kurukafalı yüzükle kötülere yumruğu çakar, sağ elindeki yüzüğünün sembolünü bastığı yerleri koruması altına alırdı. Bir de tüm hayvanların birbiriyle dost olduğu Eden vardı..Katarina Witt'e hayrandım. Bu yolda buz pateni bile kaydım. Ama ilahım Jane Torvill-Christopher Dean çiftiydi ve Bolero eşliğinde yaptıkları buz dansı..

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay ne güzel demek ki hala seviyor çocuklar, ben de acaba çok mu naif kaldı diye düşünmüştüm yazarken.
      Kızılmaske bulunca okurdum, yazlık yerlere gidince değiştokuş yapacak çocuk bulunuyordu ama oturduğumuz mahallede benden başka okuyan yoktu. Aslında çok düzenli Redkit okuyucusuydum, nedense onu yazmamışım.
      Buz pateninde çiftler hiç aklımda kalmamış, hayal meyal bazı çiftlerin esas mesleklerinin polislik postacılık filan olduğunu hatırlıyorum. Bakayım hemen şu Bolerolu performansa :)

      Delete
    2. Buz patenini ben de denedim, pek bahsetmek istemiyorum :D

      Delete
    3. Hahaha :) 2014'te Torvill ve Dean olimpiyat şampiyonu olmalarının 30. yılı şerefine bir sürü programa çıktılar. Ben de o sene blogumda bir yazı yazmış, şu linki bulmuştum. Performans ve hissiyatı vermek için nefis bir özet..
      https://youtu.be/q7Ed0vrzdvY

      Delete
    4. Ay hemen ağladım seyrederken :) Vay canına bütün jüriden tam puan! Sarajevo Olimpiyatları sırasında 5 yaşındaydım ama hayal meyal hatırlıyorum; annem, halam, ananem ve ben rekor miktarda mandalina tüketerek seyretmiştik :)

      Delete
    5. Ya, di mi? :) Verdiğim linkteki videonun sonunda muhabir diyor ya; "..it defined an era, it's gone, but noone will ever forget it", işte senin yazından bana geçen de tam bu. Şimdi gidip çocukluk ilahım MacGyver'ı bir bulayım, seyredeyim biraz. Sevgiler..

      Delete
    6. Ahhaha MacGyver <3 Yeniden çekmişler, geçen rastladım televizyonda, hemen kanal değiştirdim. Tasvip etmiyorum böyle şeyleri :)
      Bizden de sevgiler!

      Delete
  2. Sanırım tanıdğım sadece Katarina Witt :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Sen küçüksün Kaptan Kusto için, yaşın tutmuyor :) Sonra zaten kanal sayısı filan arttı televizyonda, her yer çizgi film oldu, Kusto kayboldu o arada.

      Delete
    2. Bir an dünyadan bir haber olduğumu sandım :)

      Delete
  3. Mister No'yu ben de severdim, bir de Mandrake, tüm Red Kitler ayrı tabii ve Tina, Tarkan ya bayaa varmış halbuki anam ve babamın bana çizgi roman okutmadığına yemin edebilirdim, neyse susayım bari yıllarca haklarını yemişim gibi geldi :-)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Daha çok zamanımız varmış galiba o zaman. Ne bileyim, zaten televizyonda da pek bir numara yoktu, insanın gününü işgal etmiyordu. Seyahatlerde naapıcaksın, misafirliklerde filan, oturup Red Kit okuyorduk. Asteriks'i mesela öyle bir misafirliğe gittiğimiz evin kitaplığında keşfetmiştim, annemler sökmek zorunda kalmışlardı beni yapıştığım koltuktan. Çoğu zaman da sökmeye tenezzül etmezlerdi, ben gittiğimiz evlerde uyuyakalırdım, ertesi gün ya gelip alırlardı ya da insanlar beni eve bırakırdı. Ben de şimdi düşününce annemlerin bu manyaklığına içerledim ahhahhahha :D

      Delete