February 24, 2017

(7) Kuyu (Başka Kuyu Bu)

En saçma zevkim annemlerin evin kuyusunda oturmak olabilir.

A post shared by Mina (@kokobella) on

Oturunca kalkamıyorum, sadece oturup etrafıma bakıyorum. Sabah kalkar kalkmaz kuyuya gidiyorum kahvemi alıp. Sonra da kalıyorum orada. Çay filan getiren olursa içiyorum. Kediler geçiyor, köpekler tuhaf tuhaf bakıp gidiyor. Hayatta en sevdiğim yerlerden biri bu kuyu.

Sonunda etrafına bank gibi bir şey yaptılar, bir dahaki gidişimde daha rahat oturabileceğim. Ben kuyuya bakıyorum, kuyu da bana bakıyorsa her şey daha da tuhaf. (Burada eblehçe Nietzsche'ye şaaptım. Bütün bildiğim de bu kadar zaten. Eveth.)

8 comments:

  1. Beni de etkileyen iki değer vardı çocukluğumda. Kuyu ve suyu. Bin dokuzyüz elliler ve atmışların başında köyde yaşadım. Tire ovası yazın menderekqs kuruduğunda cayır cayır yanardı. Yalınayak dolaşamazdık, tarlada ve toprakta. Susuzluk canımıza tak ederdi. O zaman yüz metreye yakın ovanın oratsınad kuyular vardı. Kovayla çıkrıkla su çekilirdi. Tütün tarlalarında çardaklarda lambalar yanar bütün ova ışıl ışıl ışıldardı. Gökte dolunay ve parlayan yıldızların altında hamak gibi sallanırdık duygularımızla. Geceleyin hem tütün kırar hem de arkası yarın piyesini dinlerdik trt radyosundan. Uzaklardan bir motor sesi ki bu motorsesi kuyudan su çeken motorun sesi. Küt, küt, küt kütttttt!.. Sanırsın göğüs kafesinden gelen bir kalp sesi. Su çıkar kuyudan, buz gibi, yüreğin serinler onu düşlerken.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Gözümün önünde canlandı manzara, ne güzel yazmışsınız. O su çeken motorların sesi bana da çocukluğumun yaz tatillerini hatırlatıyor, Bodrum bu halde değilken, köye giderdik. Sabahları o patpatlarla uyanırdım. Biz her yaz inatla geldiğimiz için evlerinin bir kısmını pansiyona çeviren Hatçe Teyzeler'de kalırdık. Pansiyonun arka tarafı ayçiçeği tarlasıydı, serbest dolaşan inekler ve buzağılar vardı. Şimdi rüya gibi geliyor düşününce.

      Delete
  2. Aklıma Haruki Murakami'nin Zemberekkuşu'nun Güncesi'ndeki bir karakter geldi, ama o kuyunun dibinde oturuyordu ara sıra :))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay ben hiç Murakami okumadım iyi mi? Kuyu varsa bundan başlayabilirim belki :)

      Delete
    2. Kuyunun dibinde oturmasından bir süre sonra klastrofobik olabilirsin, Murakami okuyacaksan Sahilde Kafka ile başla bence :)

      Delete
    3. Ya hakikaten kapalı ve dar yerler! Neyse dur bakiyim, Sevda'da var Murakamiler, ondan alırım 1-2 başlangıç kitabı.

      Delete
  3. Ne de güzel çıkmışsın ,Kuyunun yanında keyfini çıkar :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bir seneyi geçti kuyuyla görüşmeyeli, bu bahar umarım kavuşucaz :D

      Delete