March 3, 2017

(13) (14) Ay Yoo!

Dün doğum günümdü, Kıtır'da ikişer adet gündüz birası içtik, haftalar önce "BANA POFUDUK SABAHLIK ALIN!" diye kendimi yerlere atmak suretiyle işaret ettiğim hediyemi kabul ettim. Kendimi yerlere atmış olmaktan utanmıyorum da geçenlerde hepimizi bunaltan bir meyhane gecesinde bu sene hiçbir doğum gününde hediye alınmamasını teklif etmişler, "Ama yoo SABAHLIK??!" diye itiraz etmişim, hiç hatırlamıyorum.

Meyhane gecesinde de masanın bir yarısı o gece tanıştığımız kadınlardan oluşuyordu. Bir arkadaşımız, iş arkadaşı olan bu kadınlarla normal arkadaşı olan bizi bir araya getirdi yani o gece. Kendi aramızda yaptığımız berbat bir cemevi geyiğine atlayan bu kadınlardan biri şunu dedi, "Aa ben de Alevileri çok severim, eve temizlikçi alınacağı zaman Alevi alıyorum hep, yobazlara gideceğine onlara gitsin para." Evet bunu dedi.

Bu olayı sonradan aktardığımız 17 yaşındaki çocuğumuz Ada'nın gözleri yerinden fırladı, ağzı açık kaldı. Yaşla da alakası yoksa neyle alakası var bu şuursuzluğun acaba? Ben de buraya süper bir insanmışım gibi yazıyorum tabii ama gerçekler öyle değil. Kadına hiçbir şey diyemedim, hiçbirimiz diyemedik. Yani bir "Aboov!" bile çıkmadı. Çıkmadığı gibi gecenin geri kalanında neşeli sohbetimize devam ettik. Ben "Canım kesin görüşelim" filan diye sarılarak uğurladım kadını masadan. Bu yavşaklığımla eğlendi dün Sevda ve Nadire, kendimden olgun arkadaşlar edinip onlara canım pahasına yapışmamın bir sebebi var allah allah? Ben biliyorum ne biçim bir insan olduğumu.

Bu minvalde 13. soruya cevap vereyim, masaları devirmeye, perdeleri tutuşturmaya, "AY SEN NE DİYORSUN BULAŞIK BEZİ?!" diye haykırmaya, karşımdaki hakkında ne düşündüğümü çot diye yüzüne söylemeye, yerden kaldırım taşı söküp kafa yarmaya filan cesaret edemiyorum. İyi mi oluyor, kötü mü, onu da pek bilmiyorum.

14, en sevdiğim fiziksel acıyı soruyor. Çok isterdim "3 saat spor yaptıktan sonraki kas sızlaması" filan yazmayı, öyle biri de değilim. Dövme acısı yazacağım, ilk başlarkenki şaşkınlık geçtikten sonra o vız vız gürültüde ve o küçük ama sabit acıda bir tür huzur buldum hep. (Hep dediğim toplamda 3. Ay lütfen gözlerinizi kısıp makul bir şüpheyle okuyun bunları.)

Giderken arkadaşlarıma pofuduk sabahlığı bile 2 koca sayfa dolusu umut veren bir bağlam içine sokabildikleri için teşekkür ediyorum.


Tom Hodgkinson diye hiçbirimizin tanımadığı bir yazardan alıntı. Ayrıca bana tahammül ettikleri için şükranlarımı da sunuyorum, bundan sonra yeni tanıştığım insanlarla konuşmayacağıma söz vererek satırlarıma son veriyorum.

Şimdi dağılalım, sonra kültürümüze göre giyinip geri gelelim. Sokakta yürürken mensubiyetimiz anlaşılmıyormuş, rahatsızlık vermeyelim etrafa. Mensup olunan kültür ile kast edilenin ne olduğunu tam olarak anlamadığım için panter desenli tam vücut tulum-pijamamı giyeceğim. Kapşonu da var.

9 comments:

  1. Kaş yapayım derken göz çıkarmış:))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay hakikaten. Hala aklıma geldikçe bunalıyorum sıkıntıdan :D

      Delete
  2. Bence sabahlığınla dolaş bir süre, o da mı panter desenli yoğısam?
    Bugün royal class buluşmam vardı sevgili graliçam mari antrikot ile, kulakların çın çın etti mi?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yok değil, kendi kendime klas sahibi olamayacağımı bildikleri için zarif bir beyaz üstüne küçük gri puantiyeli almışlar.
      Kulaklarım da çınladı evet :D Sonra da masadaki tahinli piyazı farkettim, karnım guruldadı.

      Delete
  3. "Bu minvalde 13. soruya cevap vereyim, masaları devirmeye, perdeleri tutuşturmaya, "AY SEN NE DİYORSUN BULAŞIK BEZİ?!" diye haykırmaya, karşımdaki hakkında ne düşündüğümü çot diye yüzüne söylemeye, yerden kaldırım taşı söküp kafa yarmaya filan cesaret edemiyorum." Şunların çoğuna cesaret edebiliyorum galiba, bir tek yerden kaldırım taşı sökmedim. Belki bir gün o da olur.

    Geçenlerde Esra diye bir kız "Ay Cemile, gerçekten bu kadar salak mısın yoksa salağa mı yatıyorsun anlayamıyorum" dedi. Hiç salakça bir şey de yapmamıştım. Ben de kalpli gözlüklerimi gözüme indirip "Ay ikisi de değil, o kadar sıkıcısınız ki size tahammül etmenin başka yolunu bulamıyorum" dedim. Esra kafasını öteki tarafa çevirdi. Birkaç dakika sonra "Şu vatsap grup mesajlarını okuduğum kadar kitap okusaydım çok farklı bir noktada olurdum" dedi "Ay çok doğru söylüyorsun, eminim bir noktada buluşabilirdik o zaman" diyerek taaruzumu sürdürdüm.

    Çok kaba bir insan oldum. Geçenlerde laboratuvardan grup arkadaşımıza da "Ay seni gruba aldık ama gerçekten hiçbir beklentimiz yok, gölge etme başka ihsan istemez" minvalinde şeyler söyledim. Tabi insan sevdiğini öldürür diye diye yakın arkadaşlarımı yerden yere çarpıyorum ama tanımadığım samimi olmadığım insanlara karşı az çok alttan alma, saygı duyma, hislerimi içimde saklama gibi kabul edilebilir bir yaklaşımım vardı. Bu üç senedir bitmeyen aşklı sürünmeli süreç onu da aldı götürdü kimselere acımam da sempatim de kalmadı vallahi ayh.

    Alıntı çok güzelmiş, yazara bakacağım. Doğduğun için ve hayatımda olduğun için çok mutluyum, seni çok seviyorum. <3

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya işte ben de taarruz olsun istiyorum bazen hayatımda, olmuyor. Hala gece yatakta tavana bakarak cevaplar veriyorum, insan yılıyor kendinden bir süre sonra.
      Ben de seni çok seviyorum, şimdi sabahlığım da olduğu için çok daha sevgi dolu biriyim.

      Delete
    2. Belki de yaşının getirdiği bir olgunluktur bu? Çünkü elin Esra'larına böyle taarruzlara ne gerek var aman. İnan biz de (biz dediğim Ebru ve ben) kendimizden o kadar yılıyoruz ki... Çok saçma muhabbetler etrafında dönüp durmalar falan, bu yaşın gereği de bu herhalde. Geçenlerde "Cemile, kendimi çok mal hissediyorum" dedi "Valla bana sorarsan ikimiz de çok malız zaten Ebru, tartışılır bi yanı yok bunun" dedim. Bir fan grubun var, hiç haberin yok. Bayrağı ben taşıyorum!

      Delete