July 24, 2017

Şer Reçeli

Bir bardak su alayım diye kalktım masadan yarım saat önce, geri dönüp oturdum. Su yok, bardak da yok. Ne yaptım yarım saat içerde bilmiyorum, hayatım gerçekten de devasa gizemlerle dolu.

Dersim tatili yazıları yazdım, taslaklarda duruyor, bir türlü içime sindirip şaapamıyorum. Onları sindirene kadar bari aylardır biriktirdiğim ekran görüntülerini, fotoğrafları filan boca edeyim şuraya, biraz aktivite olsun, hafta başı siftah olsun.

Mayısmış, memleketimizde normal bir gün:


İnsanlar anmaya gidiyor, otobüste arama yapılıyor filan. Sonra o ortadaki fotoğrafı farkettim:


Köpek görünce dayanamamak. Kesin "Oğğ oğğ, puantiyesine kurban!" da dedi severken. Çünkü ben o otobüste olsaydım aynen öyle derdim.

En beğendiğim drag queenlerden Miss Fame bir köpek edinip adını da Mina koydu:


Ay ne kötü ekran görüntüsü almışım, anlaşılmıyor hiç. Neyse. Instagram hikayeleri bu çocuk ile dolu, Miss Fame "Minaaaaa! Minaaaaa! I love you Minaaaa!" diye bağırdıkça gülüyorum. Geçenlerde İtalya tatiline çıktılar, köpek Mina hayallerimin hayatını yaşıyor.

O arada ebeveynlerimle videolu görüşmelerim daha tuhaf haller aldı:


Ben kapatıp kaçmaya çalışırken babam hala "Emine bana da yap. Bana da kulak çıksın" diye isyan ediyordu, sonra koltuğun arkasından yavru kedi fırladı, Çomar'ın dev kafası aniden ekranı kapladı. Filtre biraz fuzuli aslında bunlara ama söylemeye çekiniyorum, çok heyecanlandılar çünkü keşfedince.

Saçlarımı boyamayı bıraktım, kısmen berber arayışından ve boyama sürecinden yıldığım için, kısmen de beyazlar beni nereye götürecek merak ettiğimden. Aslında Nadire'ye özendim, o bıraktı boyamayı. Fakat onun saçları kısa, gür ve dalgalı; beyazları da çok hanımağa bir şekilde şakaklarında kümelenmiş vaziyette. Bende bunların hiçbiri yok. Gene de inat ettim, boyamayacağım bir süre.

Biraz internetlerde bakındım, bir beyaz saç kardeşliği var ortalıkta. Beyinsiz Huffington Post da şöyle bir yazıyla destek vermiş:


Saçların ağarmasının muhteşemliğini ispatlayan 17 saç modeli demişler, tıklıyorsunuz, fotoğraflardaki 17 kadından 11'i saçlarını griye boyamış gencecik model kızlar. Sadece 6 tane saçları ağarmış, havalı, orta yaş civarı ve üstü kadın girebilmiş yani fotoğraf galerisine. Belki hata bende, "going gray" deyince doğal süreçten bahsedileceğini umuyorum hemen. Ama bu da nasıl kadın güçlendirme yazısı anlamadım. Ben artık 20 yaşındaki fotomodel kızlardan ilham alamıyorum, doğru dürüst tavsiyeler peşindeyim. Onların da kaynağı internet değil anlaşılan, hele Huffington Post hiç değil.

Gözlerimi şiddetle devirdim, devam ediyorum. Şu da bir süre ısrarla Facebook reklamı olarak çıktı karşıma:


Evde lazer epilasyona imkan veren bu alet için Philips'in önerdiği fiyat 2139 lira, internette 1400-1500 lira civarı fiyatlara bulmak mümkün. Tüy köklerine yoğun ışın atımı uyguluyormuş, yüz için de aparatı varmış. Yani yüzünüze de ışın atabiliyorsunuz.

Her tüylü tüy için harcanan bu efor, zaman ve paradan da çok sıkıldım. Işına meyli olan biri değilim, hiç böyle şeyler gugıllamıyorum, neden bu reklama maruz kaldım bilmiyorum. "Ay yeter artık, bunu bana gösterme" düğmesine tıkladım. Sonra da bir süre "Ulan neden bu tüy işi sadece kadınların başına bela? Hijyense mesele, neden erkekleri bunaltmıyorlar ışın attırımıyla?" diye dertlendim. Barbar kocam "Hafta sonu Urla'ya mı gitsek? Bir yüzer çıkardık?" diyor, tabii yüzebilmek için onun bir adet mayo-şort giymesi yeterliyken benim neler yapmam lazım, düşündükçe fenalıklar geliyor. Mayom bile yok a dostlar, sorunumun kökü oralarda başlıyor.

Kayınvalideme bir yerlerden kayısı gelmiş, dün elime tutuşturdu. Yiyerek tüketmemize imkan yok, şimdi mecburen reçel yapacağım. Hayattan hiç ders almadığım için gene internete bakayım dedim, kayısılara ulaşana kadar şuna maruz kaldım:


Yazının tarihine baktım, bahsi geçen slogan atıcılarından biri de bendim sokakta. Ve orada toplaşmış dururken de bunu düşünüp gülmüştük, bir takım mecralarda "Kürtaj olmak isteyen kadınlar yürüdü" başlıkları görür müyüz acaba diye.

Ay neyse, bana da zaten çocuk doğursam büyüyünce toplumun başına bela insan olacakmış gibi geldiğinden hiç kalkışmıyorum. Bir tane köpek büyüttüm şu hayatta, o da gerçekten tahammülfersa bir yaratık oldu. Ben şerli ellerimle reçel yapmaya gidiyorum, bu girişimimi allah affeder diye umuyorum.

Laik yemek tarifi blogu varsa bildiğiniz, çok makbule geçerdi valla, bana devamlı bunlar denk geliyor, üç satır tarif okuyacağım diye kötü imladan ne olduğu anlaşılmayan hadislere boğuluyorum.

9 comments:

  1. Yav reçel için tarife mi bakılır. Çıkar çekirdeklerini kayısıların, böl ikiye, yatır şekere. Ertesi gün kaynat, kaynarken nohut kadar tereyağı at ki köpüklenmesin. İndirmeye yakın da yarım limon sık, bitti. Ben 1 kilo kayısıya 3 bardak şeker koyuyorum.
    Bu arada Cevriye'ye ilaveten bir adet de yağlı Yaşarım oldu, yarın kendisini küçük bir operasyonla aldırmaya gidiyorum. Hakkını helal et :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ne bileyim ayol, bir numarası var mıdır diye bakayım dedim, pek yokmuş. Hiç reçel yapmamıştım, dediğin kadar şeker koydum, iyi oldu.
      Okudum Yaşar'ı da demin, kurşun mu döktürsek sana naapsak bilmiyorum şu anda :/

      Delete
  2. Seni çok özledim! Söyleyeceklerim bu kadar.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Şimdiii uzaklaaaardasııın, gönül hicraaanlaa dolduuuu <3

      Delete
  3. Cagdas kelimesinden sonra koydugu unlem isaretinin oralarda bir yerlerde ben kayboldum beni toparlayin yaaa.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay ben "Acaba 'tabiki' yöresel bir yemek midir, mesela bulgur, taze otlar ve yeşil domatesle yapılan? Oha kitap yazayım adını Feminist ve Tabiki koyayım!" diye eğleniyordum kendi kendime, o ünlem beni de dövdü :/

      Delete
    2. Ya kil-tuy caresizligini yasayan, buraya gelmeden 3000 TL verip hic sonuc alamayan biri olarak dun amazonda ev tipi lazer bakarken buldum kendimi lutfen yasamayan bilmez. COK DOLUYUM SIZE KIL KOKLERI.

      Delete
    3. Öf ben de doluyum ama o kadar üşengeç biriyim ki hayatta gitmezdim zaten o lazer randevularına filan. Tatile de gitmediğimiz için sessizce kapattım bu kıl kökü meselesini şimdilik :/
      Review oku bol bol, bu Philips'inkinde de vardı bir takım uyarılar, şu renk tüylerde işe yaramaz, bu renklerde yarar diye.

      Delete
    4. Okudum okumam mi. Hepsine baktim. Burada bir lazere gidip amazondan almak arasinda kaldim. Galiba Amazon`u denicem. 200 dolar VERSUS 1000 EURO :(((

      Delete