February 13, 2018

7. Hafta

52 haftalık şalanjın 7. haftasına geldik, beni geren, endişelendiren bir şey yazmam icap ediyor. Hiç uzatmadan yazıyorum, bu memlekette her yeni gün beni gerim gerim geriyor. Suriye olur muyuz diye endişeleniyorum, bir daha bomba patlar mı diye endişeleniyorum, çoluk çocuğa endişeleniyorum, yiyip içtiklerimize endişeleniyorum. (Duymadıysanız eğer, BİM gibi marketlerde satılan ucuzca etlerde E.coli çıkmış olabilir, çıkmamış olabilir; satışa sunulmuş olabilir, olmayabilir de.) Durmaksızın insanlar ölüyor, hayvanlar ölüyor, herkes birbirine bağırıyor. O arada savaşa girdik resmen. Deli gibi bir şey olduk, bir kısmımız farkında değil, bir kısmımız deli gibiliğe uyum sağlayıp hayatına devam etmeye çalışıyor.

Twitter'a girmeyeyim ama haber de okuyayım diye Evrensel gazetesinin uygulamasını indirip abone oldum. Bildirimleri de açtım, bir şey olunca haberim olsun. Gelen ilk bildirim şu oldu:


Mutfakta tam buğday unundan fit poğaça yapıyordum, tarife baka baka. Dernek kapatılmış. Ya yani gerçekten, fit poğaça filan, nasıl hala içimde böyle bir yaşama isteği var? Fit yaşama isteği üstelik, tam buğday unlu. Ne yapayım bilmiyorum.

Bu dernek başka bir yerde olsa sadece dayanışma amaçlı olurdu belki, aileler birbirlerine destek olsun, bu büyük felaket unutulmasın diye. Ama burada bir yandan da bir itici güç olmak zorunda çünkü 10 Ekim'in üstünden iki seneden çok geçti, o dava hala devam ediyor. Sanıklar herkesle alay ediyor duruşmalarda, evinden dinamit çıkan insanlar tahliye ediliyor çünkü neden olmasın, dinamit dediğin hepimizde var.

Bazı davaları topluca takip etmezseniz, kamuoyu oluşturmazsanız, her seferinde yılmadan 100 kişinin öldürüldüğünü hatırlatmazsanız sünüyor o davalar. Yavaşça sünüyor, tahliye ede ede sanık kalmıyor, zaman aşımına giriyor, 3 gün ceza alıyor sanıklar ve gülerek çıkıp gidiyorlar. 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği bu yüzden vardı. Başka bir şekilde devam edeceklerini tahmin ediyorum, zira dünyanın bu tarafında eşinizin, sevdiklerinizin öldürülmüş olmasıyla başlayıp bitmiyor felaket, sizin bir de insanüstü bir dayanıklılıkla adalet aramanız gerekiyor.

O da yetmiyor, zaman zaman "HDP ise HDP, sendikaysa sendika, 100 kişinin başkentin orta yerinde öldürülmüş olması normal bir şey değil kuduz köpek!" diye kendinizi ifade etmeniz gerekiyor. 10 Ekim'den iki gün sonra mahallede yürüyordum, kahvede oturan amcaları konuşurlarken duydum, biri "Ama alanda hiç Türk bayrağı yokmuş?" dedi. O anda gidip "Senin de derdini sevsinler beyamca," diyebilmiş olsaydım belki biraz içim rahatlardı. Gerçekten bunu merak eden varsa cevabı bilmiyorum çünkü durup da etraftaki bayraklara bakacak bir vakit olmadı, insanlar gözlerini ovuşturup çaycı arıyorlardı, eşe dosta selam veriyorlardı. Saat sabahın 10'ydu.

Böyle işte vaziyet. Şalanjımız batı kaynaklı olduğu için herhalde bu soruyu yazan "Yarınki sınav yüzünden gerginim", ne bileyim "Şuraya ve buraya başvurdum, sonuçları beklerken gerginim" filan gibi cevaplar hayal etmiştir. SiAyEy Şalanj Masası'nı bir kere daha sevindirmişimdir gibime geliyor, içişlerimizi döktüm ve gidiyorum. Belki allah acır bir gün bize, bir gün uyanırız ve her şey biraz daha az korkunç olur. Acıyacaksan da çabuk acı allahım, her gün biraz daha gidiyor kafalarımız çünkü.

4 comments:

  1. Yazdıklarımızdan bile endişe eder hale geliyoruz. Neden "SiAyEy" okuyacak diye.
    Okumazsa kırılırım.
    En çok endişelendiren şey bu, bir şekilde hayatta kalmaya ve iyi olmaya çalışıyoruz ya , bunu elimizden alacaklar diye korkuyorum. Oysa ki dertlerin " fit poğaça" kıvamında.
    Ben birbirimizden güç alacağımıza inanıyorum. Alıyorum da . Sanırım Allah acıdığı için , bir şekilde buralarda kesişiyor yollarımız.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya valla. Dün akşam otururken Şafak dedi ki "Valilik açıklama yapmış, yol çalışmasında dinamit kullanacaklarmış, patlama duyarsak korkmayacakmışız." Gerim gerim gerildim, sonra aklıma Nadire geldi, mesaj atıp anlattım. Meğer okuldayken duymuş gündüz birkaç patlama, "Aklım gitti" dedi. Şunu okuyan biri belki manasız bulacaktır, allah biliyor ben de manasız bulurdum. Fakat gidik aklımıza gerçekten bir ufak uyarıcı yetiyor, her şey sağanak gibi geri geliyor bir anlığına bile olsa.
      Ben de bazen yapayalnız olsaydım ne olurdum diye düşünüyorum. İyi ki değilim ve değiliz.

      Delete