November 28, 2017

Güne Nasıl Başlıyorum / Boz Ayılar Eşlerini Dövmüyormuş?

Günü şu aşağıdaki gibi bitirip gene aynı şekilde güne başlıyorum:


Fotoğrafı kardeşimle damada yolladım, damat efendi "Hipster mısın? O kitap illa görünmeli mi?" diye dalga geçti. Görünmeyebilir aslında ama duvar kenarında yatıyorum çünkü sağıma yatmaktan ve yüzümü duvara dönmekten hoşlanıyorum. Barbar kocam yatağı alabildiğine itti duvara doğru, kendine çok güzel başucu sehpası koydu, kitaplarını diziyor, telefonunu koyuyor üstüne. Ben yatakla duvar arasında kalan 20 santimlik dünya saçması boşluğa bir adet bar taburesi sokuşturabildim. Onun da üstünde sadece okuma lambası durabiliyor. Bu fotoğrafı da zaten barbar kocamın telefonuyla çekip kendime yolladım.

Sabah köpeklerden birini iterek, emekleyerek, bazen düşerek çıkıyorum yataktan. Köpekler sabah olunca çok seviniyorlar. Zıplayarak, koşarak, o arada bana çarparak kutluyorlar yataktan çıkışımızı. Spora gittiğim günler 8'de kalkıyorum, sabah 8'de Kudi daha çok kutluyor, Koko genelde yataktan çıkmıyor. Spora gitmiyorsam da 8'de kalkmak istiyorum, erken kalkınca daha verimli bir gün geçiriyorum çünkü. Bu, bazen oluyor, bazen olmuyor. Bilhassa da hava soğuksa köpeklerden yayılan ısı yüzünden derin bir uyku girdabı oluşuyor. Zaten biliyorsunuz kış mevsiminde Ankara'ya ayda 1-2 kere güneş doğduğu için hava hep karanlık.

Geçen sene doğum günümde zorla aldırdığım sabahlığımı giyiyorum. Çok güzel bir şey sabahlık. O olmasa kalkamayabilirim sabahları. Pijamanın üstüne giymiyorum, bi kot mot geçirip üstüme, sabahlığı öyle giyiyorum. Sabahlık.

Bir kere daha yazarsam o saçma yere geleceğim ve tamamen anlamını kaybedecek sabahlık kelimesi. Oha yazdım. Her şey çok manasız şu anda.

Kahve yapıyorum ve sigara içmeye başlıyorum, bir yandan da haberlere, emaillerime filan bakıyorum. Bana herhangi bir önemi olan email geldiği yok, bunu neden yazdım bilmiyorum. İndirim haberi, broşür mroşür yağıyor sadece. Onları siliyorum topluca.

O arada kardeşim ve damattan Mara fotoğrafları gelmeye başlıyor, bu sabahkini koyayım:


Biraz sağa sola laf atıyorum. Bunlar olurken bazen helikopter geliyor, bugün geldi mesela, şu anda evin üstünden geçip Meclis'e doğru döndü.

Kalkıp camdan helikoptere baktım bir süre. Turunu tamamlayıp yeniden evin üstüne geldi. Bugün salı, Meclis'te grup toplantıları var. Keşke bunu bilmeden hayatıma devam edebilseydim ama olmuyor. Helikopterin varlığını anlamlandırabilmek için böyle şeyleri öğrenmem gerekti geçtiğimiz seneler içinde.

Bir şeyler yemeyi akıl edebildiğimde öğlen vakti gelmiş oluyor, sabahlar böyle geçiyor.

Ya bu Kadem'in şu kampanyası size de biraz tuhaf gelmiyor mu?


Sponsorlu tweet diye habire karşıma çıkarıyor twitter bunları. "Boz ayı aslında istese eşini ne biçim de öldürür ama öldürmüyo" argümanında biraz aptallık yok mu? İstesem gece kalkıp kocamı kaynar yağ ile haşlayabilirim ama yapmıyorum? Bir acayip tehditkar ortam.

Yani bir de doğada yaşayan vahşi hayvanlar bunlar, nasıl bir bağlantı kurmamız gerekiyor sokak ortasında kadın öldüren, tekmeleyen, tokatlayan adamlarla?

Herhalde iktidar partisine yapışık bir dernek olunca böyle boz ayıdan filan bahsedebiliyorsunuz anca. Öldür allah o meclisten geçemeyen yasalardan, 2 günde salıverilen katillerden, sistemin çürüklüğünden filan bahsedemiyorsunuz. Ne tuhaf.

10 comments:

  1. Kucakta mı yatıyor o ağzını yediğim. ?

    Bu kampanyayı ben de gördüm. Ve tepkim aynı oldu. " Hani sende kuvvetlisin , güçlüsün yapma büyüklük sende kalsın" tavrı sinir bozucu cidden.

    Tam çemkireceğim ortam ama tepkimi sessizce ekleyip gidiyorum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Koltukaltına doğru sokmuş kendini iyice, ağzı da damadın koluna yapışmış.
      Ay evet, demek bana da o alttan alttan sırta pat pat yapma hali tuhaf geldi. Sanki hala "aslansın kaplansın" diyorlarmış gibi adamlara.

      Delete
  2. İlk fotoğrafı iyice inceleyince keşfettim o minnoşları :)
    Ben duvar tarafını hiç sevmiyoru çünkü her an bir böcek çıkabilir ve üzerimde yürüyebilir ahhghghhghghghgh.

    Bu arada o tweetler iyi niyetle atılmış ama bence de bi tuhaf olmuş. Ben seni istesem kıyma yaparım ama istemiyorum der gibi :s

    ReplyDelete
    Replies
    1. Minnoşlar yatağa çıkınca kendilerini iyice ağırlaştırıyorlar, nasıl yapıyorlar bilmiyorum ama her biri 3 ton çekiyor ve sadece işlerine geleni duymaya başlıyorlar. Zaten fotoğrafta da iki adet kara kütle var, köpek bile olmayabilirler. Belki de tamamen ben uyduruyorum.
      Tabii canım kesin iyi niyetli ama bir yandan da çok bir şey yapmak istemiyor gibi. Çok ses çıkarmasın, aman ters bir laf etmesin gibi. Halbuki ters laflar etmemiz gerekiyor. Kıyma olduk çünkü :/

      Delete
  3. Ay bir de yazacaktım unuttum şu kitap nasıl , sevdin mi , kitaplığını parçalayan bir amcadan payıma düştü bu kitapta nedense henüz gözgöze gelemedik.
    Bir el atsan da ben de okusam.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Rüzgarın Adı mı? Kız çok beğendim ben onu, çok güzel fantastik macera. Okurken handaki tahta masaların kokusu geldi burnuma, taş binaların tozu filan. Fakat bu 3 kitaplık seriymiş, bu ilk kitap. İkinici de basılmış Türkçe. Fakat yazar 3. kitabı yazmamış hala, yıllar olmuş. Okurlar çok hakaret ediyor yazara, bayağı ana avrat giden var :D

      Delete
  4. Bence siz de ayısınız ama neslinize karşı gelmeyin, dövmeyin karılarınızı demek istiyor :)
    Ay dün bir belgeselde Trakya'da bir ayı merkezi gördüm, yaralanan, hasar gören ayıları orada besliyorlarmış, koca doğal bir arazi, sadece ana yolla bağlantısı kesik. Ayılar öyle tatlıydı ki, biri sırtüstü yapmış göbeğini kaşıyıp duruuudu, göbeğe yumulasım geldi ki kafamı pençelesin. Görevli kadına soruyorlar ayı görürsek ne yapalım diye, derhal kaçın diyor o da :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay bu kadar iri, yaban, etobur hayvana öyle kulak takmış ya doğa, aklımı kaçırıcam. Öyle yuvarlacık kulak mı olur? Ben görsem "Allaaah yumoş kulaklar!" diye üstüne koşarım, sonra benden kalanları belki bulursunuz. Belki bulamazsınız, önemli değil, koşmuşum hayvana artık yapacak bişiy yok.

      Delete
  5. Sağ kolondan takip ediyorum, senin kitap okumalar hızlandı! yıl sonu hedefleri yakalanacak gibi duruyor, heyo!

    Bastet adisi çok kıpırdarsam kalkıp gidiveriyor yataktan... bunlarla kıpırdamak mümkün görünmedi, gidip salonda yatarmışım herhalde o.O (darlanan insan evladı) :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bu sene, geçen seneye göre biraz daha çok okudum. Ama buraya kadarmış, bu Paul Auster'ı ben bu sene bitiremem. Seneye görüşürüz meh mehehe :)
      Kıpırdayınca Koko çok sinirleniyor zaten. O sinirlenince ben de ona sinirleniyorum, tatsızlık çıkıyor. En güzeli Bastet, bana bile uğramıştı sende kalırken. Ne kadar iyi huylu bir kedi, sen yanlış lanse ediyorsun çocuğu.

      Delete