November 1, 2017

Güzel Şarkı / Spor Salonunda İmeceye Sebep Oldum

Aylardır Spotify'da müzik dinliyorum, çoğu sabah da hazır listelerden birini açıyorum, akşama kadar çalıyor. Bir indie/folk/americana batağına saplandım, debelenmeyi de bıraktım, kendimi bıraktım yani. Yemin ederim bütün gün aynı grup çalsa farkına varmam, zaten bütün gün aynı grup çalıyormuş gibi, aynı hüzünlü aranjmanlar, dayak yemiş sesler. İlk defa dün, yaptığım işi bırakıp çalan bir şarkıya "KİM AYOL BU?!" diye baktım.



Jeff Buckley'i ne kadar andırıyor, yıllardır görmediğim birini görmüş gibi oldum. Bu da tabii az önce biri sırtına tekme atmış gibi acıyla söylüyor ama nedense ilgimi çekti. Bunu beğendiyseniz Elegy de güzel. Hatta bütün albümü beğendim ben, Leif Vollebekk - Twin Solitude.

Sabah spora gittim, kapıdan girer girmez günlerdir sormaktan kaçtığım soruyu sordum bir kaslı salon çalışanı yakalayıp, "Ben bir sonraki programa ne zaman geçeceğim?"

2 hafta önce geçmem gerekiyormuş. Yeni aletler, yeni hareketler, o kadar istemiyordum ki bir şeyler değişsin. Boynumu büküp geçtim yeni programa ve salondan çıkmam 40 dakika yerine 2 saat sürdü. Çünkü aletlerin yerini aradım, nasıl yapacağımı anlamaya çalıştım. Koca salonda hiç boşta antrenör yoktu, iki tanesi özel ders veriyordu. Bunlardan biri, ders alan kadına sürekli "Mankenler bu taraftan!" filan diye tezahürat yaptığı için ona hiç yanaşmadım. Tezahüratı tabii kabul edecek insana yapıyorlar. Ben ilk başladığım gün "Aaa hiç 38 göstermiyorsunuz?" diyen antrenöre adeta Koko'yla konuşuyormuşum gibi "Şşşt! Hayır!" dediğim için kimse bana manken muamelesi yapmıyor. 38 gösteriyorum ben, yaşımla ilgili bir problemim yok. Yumuşamış kollarımla, yağlanan belimle ilgili problemlerim var.

Allahtan çok kaslı fakat kibar kadınlar ve erkekler geliyormuş salona, kendi antremanlarını bırakıp aletleri bana göre ayarladılar, hareketleri gösterdiler filan. Komünal bir çabayla yeni programıma adapte oldum. Çıkışta da kayıt masasına gidip söylendim, her şey çok havalı bu salonda ama yeni bir alete geçince imece usulüyle ilerliyoruz.

Neyse, çok nefret ettiğim mavi şortlu bir herif var, geçenlerde alet başında beklerken sıramı kaptı. Ona muhtaç kalmayayım da başımın çaresine bakarım herhalde.

Günün bilgisi: Değişiklikten hoşlanmıyorum, yeni şeyler denemek beni geriyor. Hep böyleydi bu. Rutin seven biriyim sanırım, rutinde bir tür huzur buluyorum. Sağa sola giderken kullandığım yollar bile hep aynı, aynı kaldırımdan yürüyorum her seferinde.

Bu spor salonu macerası beni buralardan da zorluyor, tanımadığım insanlarla konuşmak zorunda kalıyorum, tam alışmışken başka bir seri idmana geçmem gerekiyor filan. Belki kütüklüğümü kırar, iyi olur.

Gideyim, çamaşır asayım, biraz kitap okuyayım, ayakkabı boyayayım.

8 comments:

  1. "yaw öyle olsan ne işin olurdu spor salonunda" diyesim geldi ;-) Kütük filan demişsin ona nazireciğim...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay işte bir yandan da kendimi rahatsız olacağım durumlara sokuyorum sürekli. Bu spor salonundan nasıl hala kaçmadım bilmiyorum. Biraz beraber gittiğim arkadaşımdan korkuyorum, ondan olabilir :D

      Delete
  2. değişikliğe direnen insanlara bayılırım, mesela ben.muhafazakar didiler bana bu yüzden. geçen baya uzun uzun muhafazakarlık nedir'i tartıştık. sonra arkadaşım açıkladı, ya buna muhafazakarlık denir mi denmez mi bilmem ama ben şunu şunu demek istiyorum, diye.. Özetle şu: "iki boyut düşün, birine X, birine T diyelim. X'teyken bazen zamanın ilerisinde, bazen gerisinde gidiyosun, baya özgürsün, bazen insanlar ilericiliğine yetişemiyor falan. Ama diyelim bi şeyler oldu, T'ye geçmek zorunda kaldın. Uzun bi süre Tdeki koşullara direniyosun, eleştiriyosun, uyum sağlayamıyosun. Bazı insanlar bu değişiklikten zevk alırken, ya da daha kolay alışırken, sen uzun uzun düşünüyosun, inceliyosun... T'deki zamanın gerisinde kalıyosun. Ama zamanla oraya da alışıyosun. Yani sürekli değişime karşı değilsin ama bi değişiklik olduğunda n'apacağını şaşırıosun bi süre." hoşuma gitmişti bu açıklama, muhafazakar, ya da "değişiklie gelemiyo" diye kestirip atılmasından iyi en azından:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aaa tabii canım, baksana paralel boyutlu, boyut atlamalı filan açıklama. Hemen bağrıma bastım. Muhafazakar, değişikliğe gelemiyor, ben daha ekleyeyim, uyuz, mıymıntı, ohooo daha neler neler.
      Ben internet bankacılığına da direndim uzun süre, bankamatikten ötesi beni bunaltıyordu. İnternetten film izlemeye direndim, dvd almaya devam ettim. Seyahate çıkmadan önce günlerce fenalık geçiriyorum "Ne gerek var allahım?" diye. Gene iyi gelmişim 2017 senesine ve çok şükür uçan araba filan yok ortalıkta. Benim katlanabileceğim şeyler değil bunlar.

      Delete
  3. Ben altı aydır aynı programı uyguluyorum:) Geçen gün sordum, hocalardan biri "aynen devam edin" dedi. İlk programı yazan hoca da ben debelenirken görüyor ama hiç ses etmiyor:) Çok fenalar ya:) Dur yarın tekrar sorayım bakayım.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Sana program yazmışlar ne güzel, bana "Kilo vermek mi istiyorsun, sıkılaşmak mı, güçlenmek mi?" diye sordular. Hiçbir fikrim yoktu, sıkılaşayım bari dedim, telefonuma uygulama indirttiler, orada ne varsa onları yapıyorum. Elimde telefonla dolaşıyorum mecburen. Tam alışınca da bir sonraki aşamaya geçiliyormuş işte, çok bozuldum.
      İlk programda şınav vardı, anca dizlerimin üstünde hafif şınav çekebiliyorum hala. Bunu da söyledim, "Olsun sen geç bir sonraki programa" dediler. Daha çözemedim spor dünyasını :)

      Delete
  4. her mahallede temiz, eli yüzü düzgün havuz olmalı bence :/

    ReplyDelete
    Replies
    1. Valla ha, ne güzel olurdu. Çankaya Belediyesi'nin bir takım girişimleri var sanırım ama bana yürüme mesafesinde değil. Ankara'ya o meşhur kış grisi çöktü, her şey çok zor artık :D

      Delete