March 16, 2018

Şişkolar, Şaşılar

Dün işsiz güçsüz okula gittim, öğlen yemeği yiyip kahve içtik Nadire'yle. Bir de kütüphanede kermes vardı, okulun hayvansever grubu ufak tefek şeyler satıyordu, oraya uğradık.


Magnet aldım bir miktar, bir tane de rozet. Çocukları da takdir ettim, ne güzel esprili şeyler yapmışlar. Bir sürü de kek, puding, börek filan vardı.

Aslında temel hedeflerimden biri umarsızca çimlerde oturmaktı ama hava müsaade etmedi. Haftaya tekrar deneyeceğim.

Ay sabah şuna güldük Instagram'da:



Gerçekten. O çaresiz paket, benim paketim. Haydi internet alışverişlerini ve kargocu beklemelerimi geçeyim, kardeşimin Almanya'dan yolladığı yılbaşı hediyesini 2 ay sonra aldım ben. Bizim eve iki posta memuru geliyor paket maket bırakmaya, ikisine de ayrı ayrı ağladım. Daha yaşlıca olanı "İnşallah içinde elektronik filan yoktu?" dedi, "Ay biraz vardı!" diye dizlerimi dövdüm. El kadar bir e-kitap okuyucu vardı içinde, yılbaşı hediyem. Ve tabii kardeşimle damat dalmışlar, takip numarası filan almadan öyle un çuvalı, ne bileyim bir teneke peynir gibi yollamışlar. Posta memuru abi "Vallahi olmuyor diyemem, her yerde kötü insan var. Ben bir sorayım gümrüğe," dedi en son. Nihayet bir öğlen vakti yolda karşılaştık, "Evde yoktun, postaneye bıraktım, haydi gözün aydın!" diye müjdeyi verdi. Bildiğiniz koştum şubeye. Neyse, içinden çıkan çikolataları yedim, saç bakımını yaptım, e-kitap şeysini de bağrıma bastım. Tam bir Alamancı paketiymiş, bayılıyorum Alamancı paketlerine.

Yarın hava bir ara 17 derece olacak diyor hava durumu tahminleri, terasta oturmaya niyetlendik. Nadire lazanya yapıp getirecek, ben böyle hafif İtalyan bir akşamüstü hayal ediyorum ama tabii barbar kocam bütün barbarlığıyla ve o yarısı yanık mangalıyla basacak terası. Buna mani olmanın bir yolu yok. İnsanda gusto bırakmıyor yemin ederim, hipster olamadık onun yüzünden.

İyi hafta sonları temenni ediyorum, gözlerinizden öberek gidiyorum.

8 comments:

  1. Bu video kesin Berlin'de cekilmis ahahahhahahahah. Almanya ve Turkiye arasi paketlerin bir uzay yolculugu yaptigina inaniyorum. Paket artik Dunya'nin etrafinda 3 kez mi donuyorlar 5 kez mi donuyorlar bilinmez, oyle bir zaman geciyor, ancak sisteme giriyor, anca yola cikiyor, ustelik eve de gelmiyor, zile bastik yoktunuz diyorlar, ki kulleyen yalan, subeye cagiriyorlar. En son subede 45 dk bekledim, Christmas zamani sirada beklerken fenalik gecirirken, cikolata felan dagittilar, yanimdaki tatlis alman yaslilara cirkin almancam ile ailemin turkiyede yasadigini anlatmaya calistim. Boyle bir maceram var. Alman postasinin Turkiye postasindan da hic farkli yok. Icin rahat olsun.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya valla ben de kendime "Yav Christmas zamanı yoğundur, burada da gümrüğe girdi kesin" deyip durdum ama bir ayı geçince insan bir fena oluyor ahhahhah öfff :D Bundan sonra içimi rahat tutarım diye hesaplamıştım fekat bu sefer de Bükreş'e taşınıyorlar. Şimdi de Rumen postasıyla imtihan olacağız bakalım.

      Delete
    2. Zamanin sonrasindan gelen edit:
      Izmir'den bekledigim bir kitap, yetersiz bilgi nedeni ile geri Izmir'e gonderen arkadasima geri donmus. Bu gif'ten sonra,sinirlerim bozuldu. Adres dogru, ki bir kac kez daha kitap gonderdi, icerik de sadece kitap. Cok uzuldum. Insanlarin zamanina ve emegine yazik. Itiraz edecek oradan, bakalim ne cikcak.

      Delete
    3. Ay Zeynep bu benimkiyle aynı anda annemlere de bi paket yollamış, içinde el kremi ve aftershave var diye Almanya'ya geri döndü paket 2 ayın sonunda iyi mi? Üzerine "KOZMETİK!" diye etiket yapıştırmışlar buranın gümrüğünde, geri yollamışlar. Gerçekten bir karadelik bu Alman-Türkiye posta rotası.

      Delete
  2. hahahahaa ay resmen ben gitmeyeceğim diye koşturuyor paketcik
    Çok güldümmm

    Magnetlere bayıldım. Şişkonun cevabına da ayrıca bayıldım :p

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay paketçiği her gördüğümde gülüyorum hala :D

      Şişko'yu ilk gördüğüm yerde makas alıcam yanaklarından :) Sık gitmiyorum okula, bu yeni nesil çocukları hiç tanımıyorum. Magnetlerden öğrenicem umarım :)

      Delete
  3. o mangalı böyle itip kakman beni biraz örseliyor! :))

    e-kitap okuyucusunu kullanınca yorumlarını belirtsene... yollarda okuya okuya ben de baya ısındım kendisine... artık "aa yoo sayfa kokusu amaa..."yı daha az diyorum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Maşayla ateşi biraz kurcalayınca mangal kendi kendine yürümeye başlıyor. Bütün akşam dolaştılar terasta Şafak'la. Bilemiyorum valla.
      Ya beni bıraksalar böyle yaşar giderdim, gerçekten anlamamıştım neden e-kitap diye bir şey olduğunu. Ama elime tutuşturulunca hemen benimsedim. Öyle tahmin ettiğim gibi arkadan ışıklı bişiy değilmiş, kör etmiyor insanı okurken. Beğendim ben :)

      Delete