January 12, 2011

kokocambo ya ya ye

eh artık zamanı geldi, koko the dobermann'dan bahsetmem lazım. "yahu ne kadar erteleyeceksin, madem seviyorsun, alalım bi köpek" dedim, nerden bilebilirdim, hayatım boyunca kedilerim oldu benim. büyük olsun, aman ne güzel olsun diyerek, gittik koko hanım'ı annesinin koynundan aldık. benim bildiğim dobermann dediğin adam yer, nazi ruhludur, beyni büyür, vahşidir, evlerden ırak olsun cinsidir; ev köpeği dediğin sarı olur, hep mutludur, aman da ne yumoştur.
koko'nun annesi hayatımda gördüğüm en büyük köpekti, ağzında bi futbol topuyla gözünü dikti bana, anlamadım o zaman, bi dizlerim titredi falan ama şimdi biliyorum, oynamak istiyormuş yavrucuk. koko da arabada tir tir titreyerek eve geldi, bi süre böyle "ne desem bilmem ki, ben de öksüz bi garibim" diye boynu bükük takıldı. köpek büyütenler bilir, ben bilmiyordum, aylarca her yere çiş gazetesi sermeler, yatağa çıkarmamalar, onu ısırma, bunu kemirme falan derken 9 aylık oldu koko. arkasında bi nükleer savaş alanı bırakarak tabi. fakat, yollarda da bazı insanlara anlatmak durumunda kaldığımız üzere, dünyanın en saftirik, en yapışık, en kız tribi atan köpek cinsiymiş dobermann. dedikodulara inanıp da bekçi köpeği diye alacak olanların aklına şaşarım, yalnız kalamıyor bunlar ve çok üşüyor, hep üşüyor, allahım üşüyor da üşüyor. seferberlik ilan ettik, kazaklar örüldü, anorak falan alındı. burnu akar, ateşi çıkar, hassassss.

gittim, 5 yaş çocuk sweatshirt'ü aldım, koltukaltları sıktı. giyiyor gerçi, malı pek kıymetli, şu battaniyeyi alamıyorum mesela, sinirleri bozuluyor nereye gidiyor battaniyesi diye. hiçbir şeyini atamıyorum, farkederse gelip çöp torbasından kaçırıyor.

ara ara ergen atakları yaşıyoruz hala, geçermiş biraz daha büyüyünce. o sarı mutlu köpeklere de bi çift lafım var; ne olur yani koko'ya biraz yüz verseniz, çocuk helak oluyo sizle oynıycak diye, bi kerecik bile mi dönüp bakılmaz yani? bu yaptığınız ayrımcılık, ayrıca kendi bokunuzu yiyiyorsunuz, kaç kere gördüm.

2 comments:

  1. ahhahahhahh :D acil olarak bana iyi gelecek bir şeyler bulmaya çalıştığım dakikalarda bulduğum için mi zaten öyle olduğu için mi bilmem ama çok güldüm bu yazıya. :)) Koko'nun küçüklüğüne bayıldım! o boynu bükük hali ve sarı mutlu köpeklerin yaptıkları yüzünden de şuan ağlamayı düşünüyorum...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Küçüklüğü pek tatlıydı hakikaten. Ama sadece dışardan, yoksa canımıza okudu. Dişleri çıkarken kaşınıyordu, biz de dahil bulduğu her şeyi kemirdi, dizlerimize kadar diş izi ve tırmık içindeydik. Durduk yerde gelip kulağıma havlardı o ergen sesiyle. Evlerden ırak valla, o 9 ay nasıl geçti bilmiyorum :D
      Sarı köpeklere gıcığım da geçti biraz, yazık hep atıyorlar onları da, barınaklar dolmuş taşmış golden retrieverlarla. Şimdi karşı apartmanın altındaki dükkana gelen küçük bir köpekle derdim var :D Hayatımda böyle bir havlama duymadım, sanırsın ki ikiye kesiyorlar. O havladıkça benimkiler de ona haddini bildiriyor, sırtımdan ter akıyor salakları içeri sokana kadar :D

      Delete