October 3, 2011

it's not me, it's you bora jet


babamdan kaptığım bi huydur, beklediğim biri varsa oturur havaalanının sayfasından inmesini beklerim. benimkiler indiler ve fekat bora jet gene kalkmayı bile becerememiş. sizin için sarıyla daire içine aldım; ısparta'dan uçuş iptal.

şöyle oluyor, türk hava yollarının web sayfasına girip bilet bakıyorsunuz, anadolu jet uçuşu diyor, eyi eyi ucuz olsun diye satın alıyorsunuz. orda mikrop kadar "bu uçuş bora jet tarafından icra edilmektedir" yazıyor, onu görmüyorsunuz. gerçi görseniz ne farkeder, koskoca uçakları varsa bi ciddiyetleri de vardır diye düşünüyor insan.

bu noktada karnını tutarak "ohohooohohoho" diye sinsi sinsi gülen karakter benim. bi kere uçakları koskoca değil, bi dolmuşun aldığı kadar insan alıyor ve benim gibi daşdan mideli birini bile öğürtebiliyor, çünkü çılgınca çalkalıyor. bi yandan öğürürken bi yandan da "ema ben normal uçağa binen insanlarla aynı parayı verdim, niye kağıttan uçağa bindim?" diye hayatı sorguluyorsunuz. bu uçağa binebilmiş haliniz. eğer uçak alana inerse ve siz binerseniz bunlar oluyor. bazen binemiyorsunuz, çünkü uçak hiç gelmiyor. çünkü umurlarında değilsiniz. çünkü kimse sesini çıkarmıyor. havaalanında yere diz çöküp yumruklarınızı gökyüzüne doğru sallarken bağırabilirsiniz, "istediğin kadar çalkala, yeter ki evime götür beni alçak!". gözyaşlarınız asla alınamayacak intikamınızın işaretleri gibi iki yanağınızdan süzülebilir, isteğe bağlı olarak tabi.

oturdum bi email yazdım bora jet'e, bakalım kaale alınacak mıyım. en kötü ihtimalle internet ortamlarına yayılır pasif-agresif aşk mektubum diye düşünüyorum. buyrun burdan okuyun siz de.


"Merhabalar,

Üzerinden neredeyse 1 ay geçmiş olmasına rağmen firmanızın adını gördükçe hala sinirlendiğimi farkedip bu emaili yazmaya karar verdim. 
07 Eylül 2011'de firmanızın gerçekleştirdiği uçuşla eve dönmeyi planlıyordum fakat uçak asla gelmedi, Maraş'ın o küçücük havaalanında kıyamet koptu, Adana ve Antep'ten kalkan uçaklarda yer yoktu ve en sonunda yer görevlileri beni 2 gün sonraki bir uçakla Ankara'ya gönderebileceklerini söylediler. Ben yazları Maraş'ta bir dağın eteğinde, çadırda kalarak çalışan bir arkeoloğum. O gün çadırımı söktüm, fazlalık bütün eşyalarımı attım ve havaalanına geldim. Yanımda sarsılmadan Ankara'da laboratuvara gitmesi gereken 2 koli toprak örneği taşıyordum ve tek istediğim şey eve gitmekti. Uçağınız gelmeyince başlayan kabus saatler sürdü, en sonunda ertesi gün için İstanbul aktarmalı bir uçakta yer buldum. Maraş havaalanındaki görevliler uçuş iptalinin sizin firmanızın problemi olduğunu söyleyip işin içinden çıktılar. O gün havaalanından kampa nasıl geri döndüğümü, gece nerde yattığımı, ertesi sabah tekrar havaalanına nasıl geldiğimi, Ankara'ya gitmek için önce İstanbul'a gitmenin ne kadar yorucu olduğunu anlatmaktan bıktım. Zaten ne firmanızın ne de Türk Hava Yolları'nın pek umrunda olduğunu zannetmiyorum. O yüzden yapabileceğim tek şeyi yapıyorum, tanıdığım herkese başımdan geçenleri anlatıyorum. Bir daha da firmanızın gerçekleştirdiği bir uçuşa, ne kadar ucuz olursa olsun, bilet alacağımı hiç zannetmiyorum. O gün için sizden bilet alacağıma tavuklu, peynir tenekeli bir otobüse bilet almış olsaydım evime çok daha erken varmış olacaktım.

Saygılarımla,"

4 comments:

  1. ben bunu yeni okuyorum :))

    "tavuklu, peynir tenekeli otobüs" şahaneymiş :)

    ReplyDelete
  2. yaaa yaaa, çok fenaydı. ertesi günkü uçakta da kavga çıktı, polis geldi, 1buçuk saat uçağın içinde bekledik. istanbul'da ağladım ankara uçağını beklerken, hiç eve dönemeyecekmişim gibi gelmişti :)

    ReplyDelete
  3. Ay zaten uçaktan korkuyorum, ilk deneyimimi bora jetle yaşamayayım. iyi oldu bunu okuduğum. ama üçüncüde beşinciden bi' macera aramak isteyebilirim tabii, hiç belli olmaz!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yaa bak asla cevap gelmedi bu emailime benim :) Binme sakın, pervaneli pırpır uçaklar Bora Jet'inkiler, binsen bir dert, binemeyince ayrı dert.

      Delete