May 9, 2012

yüksek yüksek tepelerde ev kurmak

bugünkü google doodle'ıyla howard carter'ın doğum günü kutlanıyor, tutankamon'un mezarını açan howard carter, eski usül arkeolojinin en meşhurlarından. silindir şapkalar, papyonlar, kazıya katılan leydiler, lordlar. ve bence bu eski usülün en hoş geleneğidir, kazı yaptığın yere bi de yerel mimariyle süslenmiş bi ev kondurmak. carter'ın luksor'daki evceğizi gibi.

hiç hazzetmediğim herr schliemann'ın da vardır böyle bi roma villasından bozma malikanesi, duvarlarındaki fresklerde karı-koca tanrılarla ziyafet yemeği yerler falan.

herrrneyse, herkesin aradığı troya'yı ben bulmuş olsam herhalde ben de aklımı kaçırırdım. ama içi kötüydü o schliemann'ın, bakın buraya yazıyorum.

carter'a dönecek olursak, ilk karşılaşmamız bu yandaki kitap sayesinde olmuştu. çok güzel kitaptır, okumadıysanız tavsiye ederim. "arkeolojinin romanı" diye geçer, ben ilkokuldaydım okuduğumda, kolay okunur bi kitaptır yani. yunan, mısır ve mezopotamya'daki ilk arkeolojik keşifleri anlatır, kanlım schliemann, çok sevdiğim 3 dilli rosetta taşı ve onu ilk okuyan champollion, carter ve tutankamon, çivi yazısının çözülüp okunması ve daha neler neler.
hızınızı alamazsanız bi de "tanrıların vatanı anadolu" var aynı yazarın, bu toprakları anlatır, hititleri, nasıl keşfedildiğini, hititçe'nin çözülmesinin güzel hikayesini.
c.w.ceram, aslında kurt wilhelm marek diye bi alman gazeteci-yazardır bu arada, nazi geçmişi kendisini rahatsız etmiş, takma adıyla kitap yazmış ölene kadar. valla naziydi, arkeolojiydi, bunlar birbirinden çok uzak kavramlar değil zaten bence.
giderken size çok sevdiğim bi arkeolojik türküyle veda ediyorum. 1997 yazında yassı bi höyüğün tepesinde binlerce yıl önce birilerinin oturduğu evleri kazarken aklıma geldiydi. annemi çok özlemiştim, 18 yaşındaydım, kazının asistanları zaman zaman eziyet ediyordu, çamaşırlarımı 2 haftada bi leğene basıyordum, astığım ipten köpekler çalıp kaçıyordu, velhasıl 4 saatlik uykuyla dana gibi koşturup duruyordum. yetmezmiş gibi bi de avuç içi kadar bi bebek mezarı bulunca iyice sinirlerim bozulmuştu, yanında kilden küçücük oyuncaklarıyla. allahım dram üstüne dram.





2 comments:

  1. hemşire, göndersene kitabı. okuyup iade edeyim :)

    ReplyDelete
  2. haftasonu urla'ya gidiyoruz, bak isabet oldu, annemde kitap, alır yollarım.

    ReplyDelete