October 3, 2012

uçan hollandalı, 2 kadeh ouzo, bi karnaval

meh meh meh, postacı apartman kapısını açtırıp tüydü, ben de aşağı koştum hemen.

bu seda'nın yunanistan'dan attığı kart, ouzo'lu. kart gelince otomatik olarak sirtaki de yapmaya başladım, yunan kartlarının öyle bi özelliği var, sirtakili ehihiihi.

seda bi de şu aşağıdakini yollamış, çok heyecanlandım, arkasına yazdıklarına da güldüm, allah hepimize zihin açıklığı versin! bu dünya güzeli bykris kartpostallarını sinem yazmıştı geçenlerde blogunda, şurdan okuyabilirsiniz. 

bu ikisi de banu'dan. arkalarında çıkartmalar bile var, çok sevdim ikisini de, çıkartma peşinde koşarken yalnız değilmişim şu hayatta, şükürler olsun! çok beğeniyorum kitap kapağından kartpostal fikrini, insan sırf bunları biriktirebilir.

bu sonuncu da "kartpostal arkadaşı olalım mı?" talebiyle beraber hırvatistan'dan geldi. adi'yle daha önce de değiş-tokuş yapmıştık, hemen atladım teklifine. kart da güzel, pulları da. rijecki karnavalı her yıl düzenleniyormuş, son gününde de "pust" dedikleri bi kuklanın yüzüne karşı o yılki suçları ve günahları okunup bi salla denize yollanıyormuş, denizin ortasında da ateşe veriliyormuş. pust'u genelde politikacılarla özdeşleştiriyorlarmış. 

karnaval ocak ve şubat aylarına yayılıyormuş, geçen sene pust 17 ocak'ta ortaya çıkmış, 19 şubat'ta da yakılmış. güzel seyahat planı olur bu aslında.



6 comments:

  1. Heyoo ulaşmış kartlarım. Vaysss, PTT aşmış kendini İstanbul-Ankara 3 gün! Bu arada ben kartpostal göndermeyi, almaktan daha çok seviyorum. Şimdi görünce mutlu oldum :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. ankara içi 24 saatte kart geldi geçenlerde, ben de çok şaşkınım! acaba evim postanenin karşısında diye mi oluyor bunlar? :)

      galiba ben de göndermeyi daha çok seviyorum. postcrossing'de de en heyecanlı an adres istediğim an.

      Delete
  2. Yıllardır evine giden insana bile uğurlarken "bi' umut" şakasına "kart atmayı unutma" derim; sanırım postcrossing'de gönderimin dibine vuracağım. Postcrossing'den haberdar etttiğin için teşekkür ederim =)

    ReplyDelete
    Replies
    1. ay ne demek, benim de hayatıma renk geldi postcrossing sayesinde, biraz önce çıkıp 3 tane kartı postanenin önündeki kutuya itiverdim :) yalnız, kartpostallar pullara, pullar mektup arkadaşlığına, bütün bunlar "bi daktilo bulayım" fikrine, kayınpederimden defter defter pul kaldırmama falan yol açtı. sonu nereye varacak bilmiyorum :)

      Delete
    2. Bu tehlikeden aslında bizi koruyan çok büyük bir etmen var; düzgün kartpostal bulma sıkıntısı. Bu sene tatile gittiğimde çok gözüme gözüme battı kötü kartpostallar. Gittiğim yerlerden su küresi-kar küresi ve kartpostal almaya çalışırım hep ama ikisi de çok sıkıntılı oluyor. Işığın patladığı fotoğraflarda renk ayarı bile yapılmamışken kartpostal diye millete yutturmaya çalışıyorlar. Hala 50'lerdeyiz bu konuda.

      Delete
    3. çok haklısın kartpostal konusunda, pullar da öyle aslında, neler basılabilir halbuki pulların üzerine, hem konu hem grafik konusunda biraz iç karartıcı. ama ayıklıyorum işte alırken, hem kartları hem pulları. bi de postcrossing'de her kartın bi beğeneni var, hiç beğenmediğim boğaz köprüsü kartına on kere teşekkür etti birisi, çelik konstrüksiyon seviyormuş :)

      Delete