April 18, 2013

kahve'nin yolculuğu (ordaydık, şimdi burdayız)

köpekli hayatın gerçekçi yüzü konulu bi yazıya daha hoşgeldiniz. bildiğiniz üzere sokakta yaralı ve baygın bi köpek bulmuştum, biraz bakıp iyileştirirsem insanların almak için birbirlerini ezeceğinin hayallerini kurmuştum. olmadı tabi.

kahve kaldı bizde. sonra olaylar gelişti, mahalleliden ültimatom aldık. eğer köpeklerimiz susmazsa polis çağıracakları bilgisi kulaktan kulağa, en sonunda da bize ulaştı. neden gelip bizle konuşmuyorlar da 4. elden duyuyoruz bunları, bilmiyorum. neden polis çağırmakla tehdit ediliyoruz da sokakta çevirip rahatsızlıklarını anlatmıyorlar, onu da bilmiyorum. sokağın iki ucundaki türkü barların yaz-kış, haftanın her günü sabah 4'e kadar canlı yayın yapmasından, müşterilerinin arabalarını bahçelerimize park etmesinden, sarhoş kavgalarından rahatsızlık duyulmuyor, 3 ayda bi başlayan işhanı inşaatlarından, sabah 6'da apartman yıkılmasından gocunulmuyor. bizim alt katta, karşı apartmanın zemin katında, üç apartman ilerde terasta olmak üzere bütün gün pencerelerden falan havlayan köpekler olmasına rağmen neden biz mahallenin sabrını taşırdık, o konuda da en ufak bi fikrim yok.

koko zaten havlayan bi köpek değil, kahve de arada sokaktan geçen köpeklere havlıyor. o zaman kahve'yi mangalda pişirip mahalleye dağıtalım, "ŞİMDİ MUTLU MUSUNUZ??!!!" diye bağırıp kaçalım falan diye planlar yaptık. netice itibariyle de nevrotik mahallelinin utangaç aşık gibi mesaj yollamasının ertesi günü bi araba kiraladık. annemi, annemin köpeği kudi'yi, bi miktar eşyalarını ve kahve'yi atıp urla'ya doğru yola çıktık. babam sığmadı arabaya, ona da uçak bileti aldık.

kahve yol boyu korkudan titredi, araba da tuttu tabi ki, vites koluna kustu. çok acıklıydı hali. annem 4 saat falan naylon torba tuttu kafasının altında.


afyon'da durduk, çıkıp biraz ot falan yedi. afyon-izmir arasını da bi eli barbar kocamın dizinde gitti.


urla'da da eşe dosta sorduk, kimse istemedi kahve'yi. halbuki ben 70 metrekare evde baktıysam ormanın içinde oturan, dönümlerce bahçesi olan insanlar seve seve bakar diye düşünmüştüm, çok gerizekalıyım.

neyse yani, tüm bu ahval ve şerait içinde herkesi urla'daki eve atıp döndük. son bıraktığımda kudi'yle depar atıyorlardı bahçede. (yani kahve ve kudi depar atıyordu, annemle babam depar atabilemez.)  annem ve babam her gün arayıp durum raporu veriyorlar. annem bütün çiçeklerinin ezildiğinden şikayet ediyor, babam kahve'nin bizde kalmasına içten içe sevindiğini söyledi.

aslında haklı babam, çünkü biraz travmalı bi köpek kahve. merdivenlerden korkuyor, bayağı yere yapışıp titremeli, altına işemeli korkuyor. insanlara sokuluyor, yanında biri olsun istiyor. çok acıkıp çok susuyor. bu haliyle ne sokakta yaşayabilir ne de köpek tecrübesi, sabrı ya da vakti olmayan birinin evinde barınabilir.

hala ara ara "allahııııım neden biz?" diye soruyor olsam da kahve'yi seviyorum. o da urla'yı ve bahçeyi sevdi. önümüzdeki kış tekrar organize olmamız gerekene kadar ikametgahını urla'ya aldık. köpek dediğin kuş misali.


9 comments:

  1. Ah çocuğum benim ne güzel de yatmış otlara. Bahtı güzel olur inşallah.

    ReplyDelete
    Replies
    1. inşallah! bakalım, kışa kadar urla'da emekli hayatı yaşayacak :)

      Delete
  2. oyy kıymam ben ya :( bizim köpeğimiz 3 saat süren , izmire kadar gitti pencerinin dışına kafasnı çıkara çıkara hiç sıkıntı yapmadan bizimle yolculuk etti.
    bizim sitede de aynı sorun yok efendım köpek olmazmış ne havluyo ne de başka birşey yapmıyor kendi halinde yaşayıp gidiyor hayvancağız . karşı komşumun ıkızlerı daha sesli bea!!

    ReplyDelete
    Replies
    1. hayatında ilk defa bindi arabaya diye tahmin ediyorum, bi de 8 saat sürünce içi dışına çıktı garibimin :)

      dağlara ev yapmaya karar verdik biz, o zaman istedikleri kadar havlasınlar. bıktım ben herkesle içiçe yaşamaktan.

      Delete
    2. ne güzel dedin bende bıktım ya !!

      Delete
  3. Ben çok üzülüyorum Kahve'ye :(
    Niye istemedi ki kimse onu? Çok içim acıdı, kıyamam *.*

    ReplyDelete
    Replies
    1. üzülme kahve'ye, bütün gün bahçede oynayıp geceleri de evde horul horul uyuyor :) kaderimizde varmış beraber olmak, bi türlü ayrılamıyoruz :)

      Delete
  4. Ne tatli bir sey bu :D

    Basta uzuldum neden kimse almiyor ki diye ama sonra dusununce, bakamayacak, ilgilenmeyecek birileri alsa mutsuz olacakti. Su durumda daha iyi bile olmus olabilir :)

    Urla'da mis gibi bahcede kostur dur butun gun, guzelmis, beni de mi alsaniz arada oraya :P

    ReplyDelete
    Replies
    1. urla'daki evde herkese yer var :) ben de kendimi aldırsam aslında da bu apartman hayatından kurtulsam!

      kahve burdayken şöyle bi şey oldu, durup dururken evin içlerine doğru havlamaya başladı, bi türlü susturamadım. ben sus dedikçe sesinin kıstı ama vazgeçmedi homurdanmaktan. bi süre sonra çamaşır makinasına gıcık kaptığını farkettim. makinanın yanına götürmek istedik, koklasın da içi rahat etsin diye, bu sefer de titreyip ağlamaya başladı. bunlar hep zamanla çözülecek şeyler, hayatında çamaşır makinası görmemiş, ne yapsın yavrucuğum :) çok dayak yemiş sokakta zaten, her yerinde iyileşmiş yara izleri var, ben olsam ben de ürkek olurdum.

      şimdi tek dileğim karşıma bi köpek daha çıkmaması, sınırlarımızı iyice zorladık kahve'yle :)



      Delete