October 31, 2017

Nalet Pazarcı

Biz bu "her gün kendimizle ilgili bir bilgi yazıyoruz" şalanjında Cessie ile başbaşa mı kaldık a komşular? Ben yazmaya devam edeceğim. Düzenli yaptığım iki şey var, biri bulduğum şalanja yapışmak, diğeri de şimdilik spora gitmek. Bu ikincisinin süreceğine dair etrafımdaki hiç kimsenin umudu olmadığından bari şalanjı bırakmayayım. Bana düzen lazım.

Facebook bulup çıkardı şu fotoğrafı geçen gün, 2007'de sonbaharı Ankara'da dağ bayır dolaşarak geçirmişiz. Burası sanırım Eymir civarıydı.

Günün bilgisi: Sopalara olan ilgim o günlerde başladı.

Ya Nadire'nin elinde görüp gasp ettim ya da Nadire'de görünce bana da bulması için kendimi yerlere attım, tam hatırlamıyorum. Ama bir uzun sopam olmazsa oracıkta fenalaşacaktım.

Kendi kendime gidip doğada yürüdüğüm yok ama ne zaman iş için yürümek zorunda kalsam sopadan başka bir şey düşünemez oluyorum.

En son geçen bahar Pertek'te yürüyüşe çıktık, karayolunun kenarından komşu köye doğru. Dönerken Nadire'nin boş vakitlerinde maraton koşan abisi Burhan "Şuradan saparsak kestirme yol var ama tırmanabilir misiniz bilmiyorum," dedi. Ben "Yok canım, hayatta tırmanamayız," diye ağlaşırken Nadire kendini çalıların arasından tepenin eteklerine atmıştı bile.

Acilen bir sopa buldum. İlk 10 dakika filan söylenmeyi başardım, sonrasında 90 derece açıyla dikilen bir kayalığın ortasında bulunca kendimi, can derdine düşüp çenemi kapattım. Yol kesinlikle kestirme filan değildi, Burhan tepeye tırmanıp manzarayı seyretmek istedi bence, ben de o arada heder oldum.

Düze çıkınca biraz oturduk, sık ağaçların arasında bir açıklıktı. En son ne zaman öyle bir sessizliğin içinde oturdum bilmiyorum, sadece hafif bir rüzgar ve ağaçların uğultusu. Gözlerimi kapattım, bu anı unutmayayım diye kendime tembih ettim.

Sopa, dün Nadire'yle konuşurken bir kere daha aklıma geldi. Zaman zaman "Tarla alalım, ekip biçelim, pazarda satarız. GİT LOTO OYNA." diye musallat oluyorum. Ufukta bir alternatif var, ağaçlarımız olabilir, sabah 8'de dolmuş kuyruğunda beklemeden yaşayabiliriz hayalleri kurmazsak iyice aklımızı kaybedeceğiz diye korkuyorum çünkü.

Salondaki yeşil yapraklı benjamin bitlenmişti, bir yandan onu anlatırken bir yandan da sahte organik tarım işine ikna etmeye çalıştım. "Sana pazarcı önlüğü dikerim," dedim. Ben para sayamıyorum, kafam çalışmıyor, birinin tezgahta durması lazım.


Nalet Zeytin Çiftliği'nin temellerini böylece attık dün, sanırım tezgahta durmaya da ikna oldu. Size ilaçsız zeytinlerden ayırırım, merak etmeyin. Gerçek doğal organik zeytin.

24 comments:

  1. Gerçekten bu şalanjda istikrar sağlayan iki kişinin sen ve ben olması hem kendi adımıza umut verici hem bu dünya adına ürkütücü. Olur umarım zeytin bahçeniz, ben de gelir çalışırım, zeytin toplarım belki. Çok mutsuzum :(

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay hakikaten ahhahhahah :D Ürkütücü istikrar <3
      Tamam ben seni yazdım tarla listesine. İstiyoruz ki batıya göçelim ama bu loto bu şekilde çıkmamaya devam ederse mecbur Dersim'e gidip Nadirelerin ekilip biçilmeyen tarlalarını değerlendireceğiz. Zeytin olmayabilir; dut, çilek, ceviz, domates, yeşillik, fasulye, nohut, bunlara bakıcaz artık.

      Delete
    2. Mutsuz olma, ufukta ağaçlar var bak.

      Delete
    3. Noluyoz len, ihtiyarım diye beni silip attınız. Sizden çok yazmayan sizin gibi olsun, yolarım valla. Bakmayın blogda öğretmen hanımcık modunda takıldığıma, alırım o sopayı Ferminanın elinden avucunuzda kırarım... dermişim.
      Yazıyoruz ya işte her Allahın günü, Pazar günü mola verdiysek napak yani, iftira en büyük günahtır ona göre. O organik zeytinleri de biraz zor yetiştirirsiniz (aslında yazar burada daha okkalı bir kelime kullanmak istedi zor yerine ama sansür izin vermedi)Yıllardır uğraşıyoruz ilaçsız asla olmuyor, doğa kökünden kirlenmiş bacım çare yok.
      Ha bu arada kartın geldi, Ruşen aplan yanaklarından öper...

      Delete
    4. Aaa yooo, okuyorum ben, onların bazısının içinde günün bilgisi yok, festival var. Hani mesela dünkü yazıda var mı? Tamam yani zaten yazdığımız şeyler bizimle ilgili ama neonlarla süslenmiş bir "kendim hakkında bilgi" göremedim ben Leylak Hanım.
      Sopamı hayatta vermem. Zeytin olmadığı gibi tarla da yok zaten. Ben daha başlamadan ilacı basacağımı tebliğ ettim, tebliğ edenin, baskın basanın. İlacı basarım ama dövmeden toplarım, bunun sözünü veriyorum halkıma.
      Ruşen Abla cevap da yazacak mı?

      Delete
    5. Cevap köpeeen olsun aplam, böylece köpekleri üçlemiş, bir de kart sahibi olmuş olacaksın, nasıl ama :)
      Yahu kendimle ilgili verecek bilgi mi kaldı ayakkabı numaramdan başka, aha o da 36'dan 38'e evrildi yıllar içinde, vereyim kurtulayım. Şalanj üstüne şalanj yaptık, öğrendi herkeş her şeyi

      Delete
    6. Ha bir de kartı kocam bulmuş posta kutusunda, yakın gözlüğü yokmuş herhalde gözünde, "sana Musa Eroğlu'ndan kart gelmiş" diye getirdi. adamın canı türkü dinlemek istedi zahir :)

      Delete
    7. Ahhahhahhah :D
      Yaa için için biliyodum Musa Eroğlu ile bir şekilde akraba çıkacağımızı :)

      Delete
    8. hocam, şikayet etmek gibi olmasın, arkadaşlar yazının içindeki gizli bilgiyi bulabilir yani... ahhahhaha :))

      Puahhahha ay Musa'cım yandın sen, dolandı dilime... :D

      Delete
    9. Ergenken kaseti vardı bende, valla gocunmam. Bakiyim nereliymiş, Şafak'la akrabalığımız olduğundan şüpheleniyoruz, belki Musa Bey'i de alıveririz aileye.

      Delete
    10. Mersin-Mut doğumluymuş, akraba olamayız. Ama Mut'tan çok geçtik küçükken, annem her seferinde "Burası Mut, buralılar Mutlu" diye espri yapardı, beynime kazındı Mut.

      Delete
  2. Replies
    1. Yaa yaşasın! Hemen gelip okuyacağım :)

      Delete
  3. Nalet pazarcı haha.. Çok güzel, organik zeytin isterim mutlaka. :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Tamam, DDT'siz zeytin listesine yazdım :D

      Delete
  4. Nalet Zeytin Çiftliği hayırlı uğurlu olsun. İsmi tuttum:) Şaka bir yana umarım gerçek olur, biz de tanık olduğumuza seviniriz.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay umarım gerçek olur, bir açılış partisi yaparız hep birlikte, ne güzel olur :)

      Delete
  5. Şorda iki gün arkadaşımı gezdirdim diye beni de şeetmişler bak görüyo musun!

    Bi de ben para sayarım, tırnakçılara da ödün vermem... nereye başvuruyoruz?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Gitti bu, artık geri gelmez diye şaaptım herhalde :D
      Tezgaha başvuruyosun o zaman sen, anca beraber kanca beraber çıkıcaz alnımızın akıyla pazardan. Bi de loto oyna, İzmir civarından alalım şu tarlayı, Ege bizim de hakkımız.

      Delete
    2. cumartesi hem götümden uydurup hem de Zihin Bey'in şans kurabiyesinden çıkan rakamlara oynadım. tüm kuponda sadece tek rakam tuttu. :/ sahi, Zihin Bey nerde ya? başka hafta mı tutturup kaçtı acaba...

      Delete
    3. Bak Şans Topu geçen hafta devretmiş, bu akşam çekilecek, şimdi koşarak ondan oynamaya gidiyoruz. Makineye oynat, ben öyle yapıyorum, arada sırada 3 filan tutuyo en azından.
      Zihni Bey'i dürteyim bir de hakikaten. Tutturup kaçtıysa kaçtığı yerde belki tarlaya ikna ederim.

      Delete
  6. o kadar insan köye doluşup üremeyecek mi? sonra okul lazım olacak, adamlara kütük , mertek ne varsa yükleyelim açalım okulu, ben de geleyim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay tabii canım. Urla civarında açtılar bile alternatif eğitimli buram buram organik köy ilkokulu, adı gelmiyor aklıma. Biz daha organiğini açarız, daha kilim kilim, burcu burcu köy okulu. Sen de git loto oyna, kontrol edicem sonra oynadın mı diye.

      Delete
    2. Beni sakın öğretmen falan atamayın o okula, unuttum ben öğretmenliği. Müzik derslerine ücretli girerim ama :)

      Delete