October 25, 2017

Sezonun İlk Narı

Sabah spora gitmek için kalktım, yağmur yağıyordu. Ortalıkta sadece bez ayakkabılar var, botlar yatağın altında bazada, yatağın üstünde barbar kocam uyuyor horul horul.

Şemsiye de yok evde. Derin duygularla bağlı olduğum bordo şemsiyem geçen sene tadilat sırasında yok oldu. (Çaldılar demiyorum, kırdılar ve yok ettiler diyorum. Şemsiyeyi matkaba filan bağlayıp eğlendiklerini hayal ediyorum, öyle insanlardı.) Aldığım dükkana gidip duruyorum, yok aynısından.

Çantamı topladım, kahve yaptım, o arada kocam çişe kalktı. Bir kartal gibi atılıp yatağı havaya diktim, elime bir çift çizme geldi, ayağıma geçirip çıktım evden.

Spor çıkışı Kızılay'a yürüdük, terziden pantolonlarımı aldım. Çorap haline gelmemişler, çok sevindim. Bir tanesi o kadar berbat kesimli bir kot ki ne yapsan olacak gibi değildi. Bir ara yazayım bonprix maceralarımı, internet alışverişinde vardığım en fantastik yer orasıydı sanırım.

Sevda çantasından bir adet nar çıkarıp verdi sabah, eğer istersem bunun geldiği yerde daha başka narlar da varmış. Eve gelince şuursuzca fotoğraf çektim narla.


Hayal ettiğim rönesans havasını yakalayamadım, Elif Şafak kitabı kapağı gibi oldu.

Günün bilgisi: Erkek reyonlarından da sıklıkla alışveriş yapıyorum. Üstümdeki satanik tişört ve siyah sweatshirt H&M erkek kısmından. Çünkü daha uzun tişörtler, daha kalın sweatshirtler hep o kısımda satılıyor. Resmen daha uzun süre giyilebilecek, basit ve kullanışlı şeyleri erkekler için üretiyorlar. Şu anda gitseniz kadın reyonlarında her şeyin üzerinde gerizekalı sloganlar, berbat boncuklar var. (Yaz yaz, üstünde "Fries Before Guys" yazan tişörtün yokmuşçasına yaz.)

Bugün girdiğimiz dükkanlardan birinde şu çalıyordu, biraz dans ettim kendi kendime. Halbuki çıktığı sene burun kıvırmıştım. (19 sene öncesiden bahsediyorum aman yarabbi. 19 sene.)



Nasıl geçiyor çarşamba gününüz? Ben şimdi biraz çoraplarımla parkenin üstünde kayacağım.

10 comments:

  1. Yağmur çamur...nefret şeyler benim için, şemsiye,bot,yapmurluk...yine nefret şeyler!!
    Çarşamba mı?; Hafta sonunu sayıklıyorum çılgınca :)))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yağmur, evde otururken pek güzel, sokakta koştururken değil tabii :) Ben seviyorum kapalı havaları. Fakat palto, bot, kazak filan beni de mahvediyor. Hepsi çok ağır bunların, fenalık geliyor.
      Az kaldı, iki gün sonra hafta sonu :)

      Delete
  2. Pilav yedim bugün... Teyzem nohutlu, tavuklu pilav yapmış. Resmen yalamadan yuttum. Sonra daha kötü ne oldu biliyo musun? Eve geldim, evde de pilav var. Ne de olsa yedim diye bi tabak daha yedim, ketçap ve karabiberli... Günahlar çarşambası...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ouuvvv duble pilav, duble günah :D Mekik çekersen bir kısmı silinir o günahların, ya da bi 10.000 adım yürürsen mesela.

      Delete
  3. Tatile gelen oğlumla doktor kontrolüne gittik bir kıtadan bir kıtaya. Yağmur çamur derken perişan geçti çarşamba.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Of off İstanbul'da her şey iki katı daha zor resmen :/ Bugün daha güzel geçiyordur umarım :)

      Delete
  4. Barbar kocam muhabbeti nerden geliyor çok merak ediyorum, eski yazılardansa eğer , bi link atar mısınız aceba buraya, okuyayım:) Ben de kocamdan nası bahsedeceğimi şaşırdım günlükleri yazarken. Direk kocam demeyi sevmiyorum, zaten "karı-koca" laflarını sevmiyorum. "Eşim", gereksiz resmi, hanımhanımcık... "Sevgilim" falan da fazla romantik, hem de yalan, sevgilim'in toplumdaki karşılığı bu değil. Ben de böyle samimi bi şey uydurmak istiyorum ama henüz bulamadım, şimdilik sadece "u." diyorum, sözde şifreli olsun deyü.

    Selamlar, köpeklere de selamlar:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay galiba öyle bir anda belirdi barbar kocam, hiç anlatmamış olabilirim neden böyle dediğimi. Adam uzun ve iri, etrafına gürültü ve dağınıklık yayıyor, Conan'ı da çocukluğundan beri severmiş. Conan the Barbarian'dan kocam the barbarian'a geldim, sonra da barbar kocam diye yazmaya devam ettim. Aslında kendi adım gibi onunki de patladı buralarda, öyle bir gizem kalmadı :)

      Selamları birer kemirme çubuğu takviyesiyle iletiyorum köpeklere :)

      Delete
  5. Bu arada erkek reyonundan alışveriş yapmak kesinlikle çok mantıklı. Lisede yapardım tombik vücudumu gizlemek için. Şimdi daha bi barışığım vücudumla ama hala daracık, sürekli beli açılan şeyler arasında kendime uygun bi şey aramaktan yoruluyorum. Geri döneceğim ben de erkek reyonuna.

    Bi de evde dans etmek, mmmh bayılırım... Bizim yerler fayans bi de, çılgın kayıyo, kendimi gerçek bi dansçı gibi hissediyorum, M.J. yürüyüşü falan yapıyorum. Ayna yok nası olsa, inanmak bedava:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay ben de yoruluyorum ya, gerçekten yıldım. O arada yüksek bel pantolonlar geri döndü, ona da çok sevindim. Üst tarafını da ya kocamın çekmecesinden tamamlıyorum ya da gidip erkek reyonundan kendime alıyorum.

      Benim de hala beceremediğim bazı dans figürleri var, taa Vanilla Ice ve MC Hammer zamanından kalma, bazen onları çalışıyorum :)

      Delete