November 6, 2017

Gene Bir Halay Felaketi

Hafta sonu pek yazmıyorum, bu sefer istesem de yazacak halim yoktu. Cuma akşamı dışarı çıktık, yapmayayım etmeyeyim dediğim her şeyi başarıyla ifa ederek eve döndüm. Bir kere daha kendimizi türkü barda bulduk. Bir kere daha çekilemedi o halay.

Günün bilgisi: Efendi gibi oturup içki içerken bir an geliyor, neden bilmiyorum ama ben cebren ve hileyle herkesi halaya sürüklüyorum.

Bu huyumu bildiğimden ve neticeleri korkunç olduğundan evden çıkmadan kendi kendime söz verdim, "ASLA HALAYDAN BAHSETMEYECEĞİM" diye. Ve bahsetmedim de, bu sefer ben değildim. Kimdi hiç hatırlamıyorum, vardığımızda canlı müzik bitmek üzereydi, sakin türküler çalıyorlardı. Sahnenin önüne oturttular bizi, nereden bilebilirlerdi tabii. Herhalde insan gibi görünüyorduk.

Türkü aralarında seslenerek istek şarkı belirttim. Olmayınca peçeteye istek yazdım, onu da üç kişi biraraya gelip yazmaya muvaffak olduk zaten. Peçeteyi gruba ileten ben değildim. Solcu türkü bar diye güvendik, "AOOAAA BURADA ÇALINMAZ BU?!" demişler. Bunu duyunca bara gidip "Biz taa Çankaya'dan buraya halay için yürüdük!" diyen bendim, maalesef ben yaptım bunu.

Nihayet grup indi; omuz titreten, yakaladığınızın elini pençeleyip "HAYEEE HAYEEE" diye koşturmanıza sebebiyet verecek türküler başladı. Bu noktada şunu belirtmek istiyorum, biz üç kadın daha önce de halaylara girdik, eğer iyi bir halaysa uyum sağlayıp devam edebiliyoruz. Kötü halaysa ya da üçümüz halay başlatmaya kalktıysak olmuyor. Bahsettiğim barda neşeyle ilerlerken küt diye duvara dayanmışlığımız var, geri döndüremedik peşimize takılan halaycıları, laf anlatamadık, dakikalarca duvara sürtündük. Ben kaçmıştım en sonunda halayı bırakıp.

Cuma gecesi halayı fena başlamamıştı, tanımadığımız ama ne yaptığını bilir görünen 2-3 kişiye yanaştık, iyi gidiyordu. Ta ki içimizden birinin adını vermek istemediğim erkek kardeşi aramıza girene kadar. Halay yürümüyordu, ritmde bir saçmalık vardı, yan gözle bakayım dedim, herkesinkinden 50 santim daha yukarı savrulan 45 numara ayaklar gördüm.

O koca ayaklarını yukarıya, sağa ve sola çılgınca savurtuyordu, gövdesi tuhaf bir açıyla öne bükülmüştü ve yüzünde derin bir sıkıntı ifadesi vardı. Ben kaçtım gene halayı bırakıp, sanırım benim gibi başka kaçanlar da oldu. Onlara "Ay bu çocuk şu anda bir şehrin adını kötüye çıkarıyor bu halayla," demiş olabilirim.

Halaydan randıman alamayınca bir süre kendi kendimize dans ettik, ben çok havalı göründüğümüzü düşünüyordum. Çok havalı görünmüyorduk büyük ihtimalle. Büyük ihtimalle birbirimize çarpıp kollarımızı havaya savurup kahkahalar atıyorduk. Çünkü neden? Çünkü çok içtik.

Yani kendi çapıma göre çok. O çap çok dar. Gecenin hatırladığım diğer haylaytları:
- Arkadaş diye bağrıma bastığım kadınların bayağı rujlu mujlu, degaje yakalı kazaklı gelmesi, bana kimse makyaj yapılacak demedi.
- Bu koca ayaklı halaybozanın "YETER YETER! NE EKMEK YEDİN YETER!" diye beni azarlaması, tam ekmeğin kenarını sessizce yoğurtlu patlıcana sokuyordum. Hiç utanmadan ikinci tur meze filan istedim, çok açtım.
- Uydurmuyorsam aşure yapılacak dendi. Umarım uydurmuyorumdur. Gene haftalarca geriden geliyoruz ama aşure aşuredir. Geçenlerde dışarıda yedik, bizim yaptığımız daha güzel oluyor.

Cumartesi ağlayarak yattım salonda. Pazar günü biraz insana dönmüştüm. Bugün de sabah kalkıp spora gittim.

Bir kere daha halaysızlık yemini ettiğim şu günde size şunu bırakayım giderken, bu oda orkestralı versiyonları bana Birgül göstermişti, çok beğeniyorum.



Allahaşkına, o klarnet solosunun ve İbrahim Keivo'nun peşinden 4. dakika civarı giren müzik sizi de yerinizden fırlatmıyor mu, omuzlarınızı titretmiyor mu? Ben o abinin elindeki erbaneye dönüşüyorum.

10 comments:

  1. Yemin ederim son ses açıp dinledim. Omuzlarımı titrettim tabii ki, aslında kalkıp oynamak da isterdim de diz özürlü. Ama sandalyede zapırdadım valla, tempo da tuttum. Gönlümle gittiğim her eğlencede içeyim içmeyim manyak gibi eğlenen biri olarak şu ortamda bulunmak isterdim doğrusu :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Olur olur, sandalyeden yarım halay, ne güzel :) Ay bir an cuma gecesi grubu olarak şu ortamda bulunduğumuzu ve çekemediğimiz halayla sahneyi devirdiğimizi düşünerek ürperdim.
      Saçaklı'nın bisikleti dünyanın en güzel şeyi olmuş hakikaten, darbukayla arkadaş olmuş ahahhaha <3

      Delete
  2. Yalnız çalarken yan taraftaki takip listesinde Saçaklının bisikleti o kadar uyumlu ritm tutuyordu ki gülmekten yarıldım. Allahaşkına bak :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. ahahhah gerçekten cuk oturmuş yahu :)) ben bunları birleştireyim bi...

      Delete
  3. Alllaaaaaah, ben buna ne oynarım😀 Bir ara folklor grubunda uluslararası gösterilerde bulunmuş biriyim.. tey tey teyyyyyy..

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay gerçekten mi ya? Ne güzel <3 Valla son çare olarak ben de düşünmüyor değilim, gideyim bir folklör grubuna yazılayım, kökten çözeyim bu halay işini diye.

      Delete
  4. o halay sayesinde yıllardır görmediğim arkadaşımla karşılaşmıştım. göynümde yeri ayrı o yüzden... :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yıllardır görmediğin arkadaşını tacizci sanmış olmamdan ise hiç bahsetmek istemiyorum :D

      Delete