December 18, 2017

Gene Hakkımda Bildiğiniz Her Şeyler

Kapalı, yağmurlu ve pek o kadar soğuk olmayan bir hava var bugün Ankara'da. Tam evde sakin sakin okumalık yazmalık bir hava. Masa lambası yakmalık. Gidip gidip mutfaktan çay kahve almalık.

Pek kıymetli blog komşumda görüp üstüne atladım, 10 adet gayet makul sorudan mürekkep bir mim, şaapıyorum hemen aşağıya. Bunca zaman fenalık geçirmediyseniz eğer, gene kendimden bahsedeceğim yani.

1. Kaç yaşındasın, mesleğin nedir?

38 yaşındayım, arkeolog ehliyetim var. Üç sene oldu galiba, çalışmıyorum. Ondan önce okulda asistan, evde de hala asistan, yer yer tek başıma öğrenci işleri ofisi, bazenleri sabahlara kadar çevirmen, yazları genelde GAP bölgesinde ve bazen Ege kıyılarında dertli indiyana conz olarak mesleğimi ifa ettim.

2. Nerde yaşıyorsun? En sevdiğin yerin fotoğrafını paylaşır mısın?

Bunu ikiye böldüm, öyle anladım yani soruyu.

Ankara'da yaşıyorum, şehrin bu tarafı Çankaya'ya doğru yükseliyor, o yokuşun ortalarında bir yerde evimiz. Bu coğrafi konumumuzu şehirdeki olayları takip etmek, helikopter gözlemlemek, elit elit viski içmek için kullanıyorum.

En sevdiğim yer deyince aklıma Sarajevo'daki cafe/bar Zlatna Ribica geldi, şurası:


Pek bohem, loş, eski eşya dolu. Saatlerce oturup hiç sıkılmamak mümkün. Sabah bıraksanız beni, akşam bıraktığınız masada bulursunuz. Ruhu var dükkanın.

3. Günlük hayatta seni mutlu eden şey nedir?

Hadisesizlik. Kimseye bir şey olmaması.
Sokaktaysam, eve dönmek.
Döner yemek.
Bazı akşamüstleri kendi kendime bir kadeh bir şey içmek, o arada camdan güneşin batışını ya da yağmur bulutlarını izlemek.
Sessizlik.
Yeni yıkanmış çamaşır kokusu.
Uyuyan köpekler.

4. En sevdiğin meşguliyetin/hobin nedir?

Sevdiğimden değil ama en düzenli yaptığım şey sabahları spora gitmek, haftada üç gün. Bir hoşlantı, bir elektrik, bir şey olmadı aramızda ama yapmam gerektiğini biliyorum, o yüzden gidiyorum.

İşte kitap okuyorum herkes gibi. Bütün gün müzik açık evde. Arada oturup kart ve mektup yazıyorum. Akşamları kuduz insanlar olduğumuz için bir miktar tartışma programı, kendimize gelmek için de dizi ve film izliyoruz. Bence benim hobim yok, bunlar hobi olamaz. Olmamalı.

5. Evinin en sevdiğin köşesinden bir fotoğraf paylaşır mısın?


Salonun bir köşesi burası, çalışma alanı olarak işgal ediyorum. Fotoğrafı geçen gün akşamüstü vakitlerinde çekmiştim, bu kadar da karanlık değil hayat şu anda.

6. En sevdiğin kitap ve ondan bir bölüm paylaşır mısın?

Bu soru yüzünden iki gündür sürünüyor bu yazı, ne diyeceğimi bilemedim. Ben kitaplardan cümle, ezberden şiir hatırlayabilen biri olamadım hiç. Okurken heyecanlanırsam buralara da yazıyorum. Kitaplığın önünde dikilip çaresizce kitaplara da baktım, bir yerlere varamadım.

Şu aralar Paul Auster'ın kitabındaki bitmek bilmeyen beyzbol tasvirlerine göz deviriyorum, bir şey okuyup da vecd ile coştuğum yok.

7. Şahit olduğun bir mucize var mı?

Ne güzel soruymuş bu, dünden beri bunu düşünüyorum. Ve buna da verecek bir cevabım yok. Ahhahhha ay allahım daha ebleh olunamazdı herhalde ama gerçekten yok. Normalde oturup hayatının bizzat kendisinin, en önemsiz anların filan mucize olduğunu yazardım aslında. Şu anda hiç emin değilim. Hiçbir şeyden emin değilim. Hiçbir şey o kadar önemli değil.

8. En çok görmek istediğin ülke hangisidir?

Uyuzluktan mıdır yoksa fikrisabit biri olduğumdan mıdır bilmiyorum, görmediğim yerlere gitmektense görüp sevdiğim yerlere geri dönmek istiyorum hep.

Kardeşimi görmek istiyorum, bir buçuk sene oldu köpeğini alıp Almanya'ya gideli. Belki martta Bükreş'te buluşacağız, şimdiden heyecan içindeyim. Bükreş önemli değil, çocuğu gerçekten çok özledim.

9. Sana göre en büyük başarın nedir?

17 yaşımdan beri beni tanıyan bir eski erkek arkadaşımla yıllar sonra yeniden konuşurken bana "Valla ben senin bir şekilde kendini imha edeceğinden çok emindim, çok şaşırıyorum," dedi.

"Tanıdığım en zeki, en havalı, en hayatta bir şeyler yapacak oğlan sendin, bir saattir morgıç ödemelerinden dert yanıyorsun?" diyemedim. "Ben de senin Kolombiya büyükelçisi olacağını zannediyordum," da diyemedim.

Biraz susmak en büyük başarılarımdan biri bence. Herkes varolmaya çalışıyor, hiçbirimiz yarasız değiliz. Henüz istediğim yere gelemedim, elalemi didiklemeyi tamamen bırakmaya çalışıyorum.

Anlaşılan şu yaşıma gürbüz ve sağlıklı bir insan evladı olarak gelebilmiş olmam da bir diğer büyük başarımmış. Ay ben şu hayatta kendini imha edecek en son insanım, salağa bak. Onlar sanatsal, ergensel ve egzistansiyalist buhranlardı; çok laf-az iş, hiçbir zaman ağzımdan çıkanlarla doğru orantılı aksiyon olmadı hayatımda.

Oturup ağlıyorum, sonra kalkıp yola devam ediyorum. Bu da bir başarı.

10. Ölmeden önce mutlaka yapmak istediğin şeyler nelerdir?

Dev planlarım yokmuş benim, 3-5 yıllık kalkınma planı yazabileceğim sanırım sadece.

Doktora tezimi ilgili enstitüye teslim etmek istiyorum. Çok istiyorum bundan kurtulmayı.
Kollarımın vücut ağırlığımı taşıdığını görmek istiyorum. Ne bileyim, 30 şınav çekebileyim mesela, ne güzel olur.
Ankara'yla severek ayrılalım, apartman hayatından kurtulalım.
Annemin köpeklerinden Kapo'yu gasp etmek istiyorum. Bence ben daha çok seviyorum.
Ay galiba bir dönemi kapatıp yenisine başlamak istiyorum, düşündüm de şimdi.
Bir de köpek. Köpekler olsun hep.

Mim görünce çok seviniyorum, sonra cevaplayınca kendimden fenalık geliyor. Çapsız çapsız gidiyorum, gözlerinizden öpüyorum. Belki iyi bir hafta olur bu.


18 comments:

  1. Bir de hobim yok diyorsun, ayol köpek gaspetmek en önemli hobin. Kudi'den sonra sıra Kapo'ya mı geldi? Kesin adını da sen koymuşsundur günün birinde iç etmeyi düşünerek ötekilerle uyumlu olsun diye :)
    Mimi gördüm ama hiç yazasım gelmedi, akciğer röntgenime kadar ortaya sermiş gibi hissediyorum şu aralar kendimi. Oricinal bir mim yaratmak istiyorum, 2018'den beklentim budur (zavallı ben. Bir kitap çelıncına dahil olucam instada nasılsa 100 ü geçik kitap okuyorum, elbet maddelerden çoğuna denk gelir bilinçsiz de olsa, ben de bi nane yemiş gibi sevinirim. İlgilenirsen instaya bak. Çarşamba günü müteveccihen hareket ediyorum kara Ankara'nıza :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Köpek gaspını arzu ettiğim sıklıkta yapamadığım için hobi sayılır mı bilemedim. Adını annem koymuştu ama demek ki kader benim kollarıma itecek Kapo'yu. Ay hadi işalla :)
      Ay gördüm demin kitap çelıncını, acaba yarıda bırakmadan yapar mıyım diye düşünüyorum. Herhalde dahil olurum.
      Sağlimen vasıl olmanızı temenni ediyorum, kar da geliyor galiba aynı anda :)

      Delete
  2. "arkeolog ehliyeti" :D

    Bükreş önemli :( Ben oraya gitmek istiyorum hem de çok yakında. Fakat para mevzularına takıldım. Sırf orası için vize almak :/ Resmen cimriliğimden gitmiyorum yani. Başka nedeni yok inan.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay o ehliyeti lisansı bitirince almış oluyorsun zaten, neden buralara kadar geldim bilmiyorum. Hayatın buraya kadar olan kısmı nasıl böyle süratle geçti, onu da anlayamadım.
      Benim de gözümde büyüyor vize. Üstelik mart ayında kesin kar içinde olacak her yer. Düşünüyorum başka alternatif buluşma yerleri bakalım, daha vakit var.

      Delete
  3. ay ne güzel yazmışsın , çok keyif aldım okurken.
    Öncellikle o bar ne güzel bir bar Yarabbi . Gidip çalışsam orada o da olur.
    Bence benim masaya güzel demişsin ama şu masaya bakınca haksızlık gibi geldi. Asıl senin masanın ruhu var.
    Şu adam için yazdıklarına çok güldüm. İzninle gerizekalı demek istiyorum.
    O köpekler her yerimizde dolsun. Ben biletleri aldım . Akşamları çorba aldığım bir sokak çocuğunu severken de dua ettim. “ Şunlar için o paranın bana çıkması lazım” Hadi işallah

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay yaa teşekkür ederim valla, bu mimlerle bir sorunum var benim, bir türlü memnun olamıyorum ahhahhah :D
      Barı kesin çok seversin, zaten sadece bir tane ince kızın çalışabileceği kadar yer var, kesin alırlar seni.
      Masayı Koçtaş'tan almıştım, en ucuz demonte yemek masası. Kahır çeke çeke belki bir havası olmuştur, bilemiyorum :D
      Gerizekalı de tabii. Benden çok nefret ediyor, tespit değil yani o dediği, temenni bir nevi ahhahhah ay allahım :D
      Ben de aldım biletleri, bakalım yılbaşı gecesi Kapo'nun gaspına ne kadar yaklaşıcam, heyecan içindeyim. Urla'da sokakta gözüme kestirdiğim bir miktar köpek daha var, Kudi'yle akraba olabilirler, çok benziyorlar. Biri çarşıda takılıyor, öbürünü agresif diye barınağa yolladı bir kısım mahalleli. İşte Kudi 2, Kudi 3 bu ikisi. Böyle böyle kendi ordumu kuracağım, finansman lazım.

      Delete
  4. Tıpkı senin gibi yanıtların da farklı ve keyifli olmuş.
    Masanıza da bayıldım bu arada

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya valla teşekkür ederim, çok sevinirim keyif aldıysan okurken <3
      Masanın üstündeki o yığıntılar olmasa 6 kişilik yemek masası aslında. Çalışırken yayılıyorum diye almıştım, mutlu bir beraberliğimiz var 8-9 senedir :)

      Delete
  5. Paylaştığın iki fotoğraftaki mekanlara bayıldım. Köşen çok güzel ilham verici (sigara ve viski detayı gözümden kaçmadı 😂😂)

    Eğer yolum Saraybosna’ya düşerse fellik fellik arayacağım bu mekanı, bayıldım 😍❤️.

    Çok güzel mim olmuş, eline sağlık😊

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahhahhaha ayy, ya bazı akşamüstleri Çankaya baronu gibi oturuyorum viskiyle evet :D
      Zlatna Ribica'yı bulması çok kolay, sorsan gösterirler. Ya da gitmeden ben sana tarif ederim :)

      Delete
  6. çalışma masası pinterest'ten fırlamış gibi ba yıl dım

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay gerçekten mi ya? Çok seviniyorum şu anda, yihhuuu! <3 Bir yerinden tutturdum pinterest'i sonunda :D
      Bir de demek ki iyi kötü toplu tutmam lazımmış masayı, bu toplu hali. Bazen dirsek koyacak yer kalmıyor, benim de içim kararıyor zaten öyle olunca.

      Delete
  7. Saraybosna'daki o kafe ne kadar güzelmiş. İki kere gittim ama öyle bir yere takılmadık:) Bir kez daha gidersem muhakkak arayacağım.
    Doktora tezi mi? Müthiş. Konusu nedir?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ana caddeyi kesen ara sokaklardan birinde kafe, biz de uzaktan kapısının önüne attıkları sandalyeleri görüp farketmiştik. Bu Dünya Savaşı anıtı var ya, sönmeyen ateş. Ona sırtını verirsen sağında kalan ilk ya da ikinci sokakta.

      Doktora tezi ilk başladığımda müthişti herhalde hissiyat olarak, o kadar uzun zaman geçti ki artık ne düşüneceğimi bilemiyorum :) Kazıda ortaya çıkan evlerin, yolların, avluların filan zeminlerinden toprak örnekleri alıp analiz ettirdim. Günlük hayattaki işlerin çoğu, işte ateş yakmak, çöp atmak, hayvan beslemek, kasaplık ve saire, toprakta kimyasal elementlerin birikmesine sebep oluyor. Mesela bir süre boyunca kasaplık yapılan bir yerde biriken fosfat ve kalsiyum miktarı, kasaplık yapılmayan bir yerdekinden çok çok fazla çıkıyor.
      Evi buluyoruz, çanak çömleği de buluyoruz ama sıradan insanların günlük hayatlarının her anını kazıp çıkarmak mümkün değil. Kimyasal analiz sayesinde bu yerleşimin neresinde ne işler yapılmış anlayabilir miyiz diye bakıyorum.

      Delete
    2. Müthiş. Ben de sanatir tarihi mezunuyum. Mersin Yumuktepe kazısında kısa bir süre görev yaptım. Umarım bir gün sohbet etme imkanımız olur:)

      Delete
    3. Ay ne güzel kazıya gitmişsin, ben lisanstayken ders konusuydu Yumuktepe. Şimdi oturup okuyacağım biraz, unutmuşum yıllar geçince :)
      Pek hoş olurdu oturup bunlardan bahsetsek, ben de umuyorum bir gün buluşmayı :)

      Delete
  8. Ayyyy bi de bu harika masanın dopdolu olduğu halini çeker misin yaaa? İçselleştirme yapıcam da ;-))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bana bir hafta ver yeter :) Başladı bile yığılmaya tepeler halinde çeşitli ıvır zıvır.

      Delete