March 14, 2018

Şuppiluliuma Ve Bazı Şeyler Ve Stephen Hawking

Sabah spora gittim, dönüşte posta kutusunda Şuppiluliuma'yı buldum. Bir sevindim ki anlatamam, sevgili komşum Öneri Makinesi'ne teşekkür ediyorum. Hititlerin kalbimdeki yeri hep ayrı fakat yıllar oldu oturup bir satır makale filan okumadım. Gerçekten dünyanın en ciddi suratı, bir zamanlar buraların en kral kralı ama işte 3000 sene sonra insanın "Ay tombik tombik" diye sevesi geliyor. Hatay Müzesi'ni de çok görmek istiyorum. Bir de yenilenen Urfa Müzesi'ni. Bir de Antep Müzesi'ni. Yerimden kıpırdamıyorum, nasıl görülecek bunlar bilmiyorum.

Fotoğrafta koltuğu işgal eden siyah-beyaz leke bir adet köpenk. Ölü ya da baygın değil, uyuyor. Biraz rahat uyuyor. Koltukları da dün süpürmüştüm. Neyse artık. Yani o kadar kendini vererek uyuyor ki bir şey demeye utanıyorum, bu emeği ve çabayı desteklemem lazım gibime geliyor. Havaya kalkmış ayak var, yapabileceğim bir şey yok.

Şu hayatta en sevdiğim ikili tahin-pekmez olabilir, çocukluğumdan beri bir günah gibi içimde taşıyorum bu sevgiyi. Ama o yanında yediğim ekmeğin haddi hesabı yok, gerçekten yok, kendimi durduramıyorum. Bakıyorum Instagram'da fit kızların hesaplarına, hayatımda gördüğüm en küçük kapların içine bir çay kaşığı filan koyup kahvaltıya ekliyorlar. Bir çay kaşığı yapamam. Öyle biri değilim, olmak da istemiyorum. Sabah spor salonunda kendimi paraladım, biraz önce de iri bir dilim ekşi maya ekmeğini kaseye iterek kakarak yedim tahini pekmezi. Fit kız kasesi değil ama eski Mina kasesi de değil. Şu anda gerçekten kendimi çok zor tutuyorum İndiyana Conz ve kutsal kase diye devam etmemek için. Neden allahım neden?

Dünkü yazıda "Yarın yazarım" dediğim şeyi de, başka bir takım şeyleri de yazmaktan vazgeçtim. Niye her konuda fikir beyan ediyoruz bilmiyorum. Edebilecek mecramız olduğu için herhalde. Facebook'ta her gün "Geçen senelerde bugün" şeyine girip bakıyorum, yarabbi ne konuşmuşum. Üstelik herkesle aynı şeyleri söyleyip duruyorum, ben kanaat önderi miyim, ne önemi var benim gündelik olaylar hakkındaki sıradan fikirlerimi beni takip eden 30 kişiye bağırmamın? Valla bu hallerimden çok yıldım.

Benim aksime Stephen Hawking inanılmaz derecede önemli biri. Milyonlarca insana ulaşıp astrofizikti kozmolojiydi, eğitimsiz insana son derece karmaşık gelecek bilimsel meseleleri anlatmayı ve sevdirmeyi ve bu konularda merak uyandırmayı başardı çünkü. Bir insan kendine düşen yıllarla daha muhteşem ne yapabilir bilmiyorum. Şu fotoğrafı dolaşıyordu bugün ortalıkta:


Bilim insanının politik olanını ayrıca bağrımıza basıyoruz, zaten bilim nasıl apolitik olabilir ben anlamıyorum.

Neyse, hiçbir şey yapamasak bile tavsiyesini dinleyip ayaklarımıza değil yıldızlara bakalım, anlamaya çalışıp merak etmeye devam edelim. Ne nazik bir tavsiye.

22 comments:

  1. Şuppi kitaplığımda kasıla kasıla oturuyor pörtlek gözleriyle, kesin hipertiroidi vardı garibimin. Müzedeki heykeli o kadar kocamandı ki bu minicik şey o değilmiş gibi geliyor. Hatay Müzesi şahane (Merveninki gibi a'ları uzatmadan) idi gerçekten, diğerlerini görmeyi ben de çok istiyorum.
    Antep müzesini ayrıca civarındaki yeme içme yerleri için de istiyorum, diyetten o kadar yıldım ki hiç sevmediğim baklavayı bile bir tepsi yiyebilirim, fıstıklı katmere asla hayır demem, kebaplar dersen köpeğim olsun. Az evvel kabak ve kapya biberle pişmiş yağsız çorba içtim, akşama da salata üstü ton balığı yiyecem. Ben de diyorum: Neden Allahım neden?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ne kadar büyük göz, o kadar büyük kral :)
      Ya valla ben de en son Urfa'ya kadar gittiğimde hala vejetaryendim, şimdi gitsem neler yerim diye düşünüp hayaller kuruyorum. Öğlen okula gittim, kısır filan yedim ayı gibi, hala açım. Yatma saati gelse de bugünü kapatsak bari :/

      Delete
    2. Bu arada Tarık Ali açıklamış, o bastonlu Hawking değilmiş ama Tarık Ali Tarık Ali imiş, kıskandı da mok mu atıyor acep, yoksa gerçek mi, az gerçek gibi pek benzemiyor çünkü.

      Delete
    3. Valla artık çok geç, yer gök bu fotoğraf oldu. Zaten Tarık Ali de Tarık Ali değil babam bence ama babamın 1979'daki hali. Vanessa Redgrave'i de çok sever, ışınlanarak yapışmış olabilir kadına.

      Delete
    4. Ahahaha, baban olabilüü gerçekten, benziyor :)

      Delete
  2. Yazdıklarını epey bir süredir takip ediyorum Ve sürekli okuyabildiğim bir kaç kişiden birisin Mina.Bunu belirtmek istedim çünkü şimdiye kadar yazdıklarına gülümsedim, okudum düşündüm ve en çokta hak verdim. O yuzden lütfen gündelik olaylar hakkında hep yaz....
    Bu arada kesinlikle katılıyorum, bilim insanı politik olmalı.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya gerçekten çok teşekkür ederim, o kadar sevindim ki yorumunu okuyunca. Ne bileyim, kendimden bıktım herhalde :) Sonradan dönüp okuyunca kendime çok karamsar geliyorum, sinir oluyorum. Bir denge tutturmaya çalışayım madem, belki daha sakin yazmak üzere terbiye edebilirim kendimi.

      Delete
  3. Tahin başlı başına bile şahane bir şey . Hele pekmez ile birleşince 15 günlük diyeti yarım ekmekle patlattırdı bana da .
    Ayrıca o uyuma nedir ? Bu şekilde yatarken gidip o boynundan öpmek istiyorum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya humusu humus yapan tahin! Çok haklısın. Bir yerlerden dut pekmezi aldım geçenlerde, ağzıma yüzüme süresim var, allahtan evde ekmek yok şu anda.
      Bilmiyorum bu uyuma nedir. Öğlen okuldan dönerken aynı bu uyumadan gördüm, dolmuş duraklarının yanında çimde böyle uyuyordu bir çomar, tek ayak havada :)

      Delete
  4. Benim kitaplıkta da Hitit hiyerogliflerinin olduğu taş var. Yıllar önce Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nden almıştım. Hititler seviliyor:)
    Stephen Hawking de seviliyor. Bilim adamı olup bu kadar sevilmek, etkilemek, okunmak hoş ve umut verici bir durum aslında.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aaa bak hayal meyal gözümün önüne geldi senin taş, süvenir dükkanı gezmeyi de çok seviyorum, aklımda kalmış :)
      Ya evet, ne kadar haklısın, her şeyin yanında umut da veriyor. Ölümüne biraz da bu yüzden üzülüyor insan demek ki.

      Delete
  5. Bence kanaat onderi olmalisin ;) yazdiklarina katilip surekli kendimden bir sey buldugum icin boyle dusunuyor da olabilirim. Insan kendi fikirlerine sahip olanlarin kanaat onderi olmasini bekliyor sanirim. Ayrica eminim yazamadiklarina da katiliyorumdur :) bi ara yine yillik bulusmalarimizdan birini yapsak da saatlerce fikir beyan etsek karsilikli keske.

    O yatan tuylu yastik olasicayi da cok optum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahhahha ay kesin katılıyorsundur yazmadıklarıma, buluşunca anlatayım. Ve gerçekten son denememizin üstünde de 3 ay geçti galiba, havalar da düzeliyor, bir daha kalkışalım bari buluşmaya. Bu sefer olacak gibi bir his var içimde :D
      Aynı yerde yatıyor hödük, gideyim öpeyim senin yerine.

      Delete
  6. Tahin pekmez çok güzel bir şey, bir de bizim buralarda sarı pekmez var bilir misin bilmem, o da tahinle çok güzel olur. Müze için geldiğinde aklında olsun :).

    Çok sevindim beğenmene, güle güle oku kitaplarını :).

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay bilmiyorum sarı pekmez! Gugılladım, Sarıpekmez İnşaat çıkıyor sadece, çok bozuldum :D Gelirsem alırım, üzüm pekmezi mi bu, niye sarı?
      Ayraç kitabın arasında daha da güzel oldu, Şuppiluliuma hep bana bakıyor :)

      Delete
    2. Yine üzüm ama sarı ve daha kıvamlı, katı hatta; tahinle biraz daha zor karışır ama çok lezzetli olur :). Ben de baktım gerçekten inşaat çıkıyor :).

      Delete
  7. Bir adet Vanessa Redgrave görüyorum fotoğrafta <3

    Hatay'ı ve müzelerini çok seviyorum ya. Neden bilmiyorum ama. Yurdun en sevdiğim bölgelerinden orası. Şuppiluliuma beyefendiyi severiz. Hititler ilginç uygarlıkmış baya. Başkentlerine ve diğer kalıntılarına geçen sene nihayet gittim de rahatladım :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay anlaşılan fotoğrafta sadece Vanessa Redgrave'in Vanessa Redgrave'liği kesin, Stephen Hawking Stephen Hawking değilse Tarıq Ali allah bilir kim, şüpheler içindeyim.
      Hatay'ı ben de görsem de rahatlasam, içimde kıpır kıpır bir arzu haline geldi :D Ya valla Hititler çok ilginç. Burada yaşadıklarını hepimiz biliyoruz ama mesela o koskoca Mısır Hanedanı'yla birbirlerini denk gördüklerini, biri sıkışınca diğerinin gemiyle buğday filan yolladığını, firavun aniden ölünce karısının mektup yazıp "Bana bir oğlunu yolla, evlenelim" diye Hitit kralından damad istediğini filan hiç konuşmuyoruz. Damat adayı yollarda ölmüş, Mısır'a hiç ulaşamamış. Ulaşabilseydi, kim bilir tarih nasıl değişirdi. Ay durduk yerde heyecanlandım :D
      Hoşgeldin, gözümüz yollarda kalmıştı :)

      Delete
    2. Damat ayol, damad nereden çıktı ahhahhahha :D

      Delete
    3. Anaa, Hititomagazin, az anlatsana kız, pek helecanlı :)

      Delete
    4. Tutankhamun ölünce karısı kalmış ortalıkta. Kötü kalpli, niyeti bozuk vezir yönetimi ele geçirmesin diye kadıncağız böyle bir manevra yapayım demiş. Hititli prensi de kesin vezir öldürttü yolda yakalayıp diyorlar. Çünkü vezir Tutankhamun'un dul karısıyla evlenip firavun olmayı başarmış, kadının başına gelenler vallahi. Vezirin firavunluğu 3-5 sene sürmüş, çok genç de değilmiş zaten, arkasından gelen firavun Horemheb bunun adını madını her şeyini her yerlerden sildirmiş, damnatio memoriae yapmış yani. Horemheb de normal halk çocuğu diyorlar, kumandanmış orduda. Sırf bu veziri değil, kendinden önceki toplam üç firavunu ve onlardan biri olan Akhenaton'un getirdiği yeni dini de silip eski usüle döndermiş memleketi. Biraz düzen ve refah getirdi Horemheb diyolar, ondan öncesi çok karışıktı, kaostu diyorlar ama bilemiyorum, bana birilerini hatırlatıyor herif. Neyse Horemheb kendinden sonra tahta geçsin diye vezirini işaret ediyor parmağıylan. O vezir de I. Ramses işte, gene halk çocuğu :) II.Ramses bu I.sinin torunu. Çok büyük adam II.Ramses, uzun kalıyor tahtta zaten. II.Ramses, Kadeş'te Muwatalli ile kapışan Ramses ama yenişemiyorlar da oturup Kadeş Antlaşması'nı imzalıyorlar. Muwatalli kim peki? Şuppiluliuma'nın torunu. Beyle işte :)

      Delete
    5. Ayy her devirde aynı vay anasını :) Sağol ya, yazın bunları bizzat canlı dinlemek istiyorum. Şuppi aşkına :)))

      Delete