November 6, 2018

Normal Salı

Dün bütün günü çeviri yedi, aynı sandalyede 12 saat oturdum. Eskiden bu kadar koymazdı, artık kısa sürede sağım solum ağrımaya başlıyor. Ara ara kalkıp terasta tur attım, aşağıdan geçen arabalara baktım. Dökülen yaprakları süpürdüm biraz, kendime sonbahar vazosu yaptım. Mini vazo. Vazo da değil tabii, sıvı sabunluktu, tepesi bozuldu. Cam atabilen biri değilim, hep başka işe yararmış gibi geliyor.

Annem bir miktar ayva ve nar yollamış, bir ara gidip kargo şubesinden almam lazım. Bir de gidip göz muayenesi olmam lazım, randevu alacağım. Esas hedefim gözlük almak, evet komşular, normal insan gözlüğü. Hayatıma araba faktörü girince gözlük meselesi başka bir boyut kazandı. Yürürken idare ediyorum ama bu miyop gözle araba süremem. 5 liralık Clark Kent çerçevelerimi de toplum pek kabullenemedi. Biraz aynaya baktım, evet, tuhaf görünüyor olabilir. Bilmiyorum.

Bir yandan da her şeye para harcıyor olmak sinirlerimi bozuyor. Ehliyet almak pahalı, gözlük pahalı. Bunları kriz bu kadar patlamadan halledebilirdim, etmemiş olmak da benim gerzekliğim. Neyse.

En son üç ay önce filan okuduğum kitaplardan bahsetmişim, o arada şunları okudum:


Aşiq û Maşûq'u bitirmek üzereyim. Kitabın baskısı, kağıdı, resimleri o kadar güzel ki anlatamam. Gözümü alamıyorum sayfalardan. Dün gece kikir kikir güldüm masalın bir detayına, belki sonra yazarım bu kitabı.

Çoğu Bizim Büyük Challenge'mız maddelerine tekabül ediyor kitapların. Herhalde yıl sonuna kadar 35 maddeyi tamamlayamayacağım ama çok memnunum şalanjdan. O Tomris Uyar kitabı herhalde 5 senedir filan duruyordu, kadın yazar maddelerinden birine uydurayım diye okudum. Jeanette Winterson da öyle, hep duyardım, bir türlü okumamıştım. Şimdi Winterson'ın diğer kitaplarını da okuyacağım, çok ilgimi çekti, sevdim.

İki arada bir derede dünkü çevirinin son okumasını yaptım. Yarına göz randevusu aldım, kargodan aradılar "Gelin gıdanızı alın" diye. Sürücü kursundan da mesaj geldi, sınav bu pazarmış, gidip sınav belgesini almam lazımmış. Allahım sen beni gaza bastırtma, debriyajdan ayağımı hart diye çektirtme!

Neyse ilk iş yarın benimle gözlükçüye gelmesi için birini ikna edeyim çünkü ben tek başıma allah bilir ne alırım. (Clark Kent 2)

Gidiyorum, öbüyorum.

7 comments:

  1. abavvv Kasım'a bak sen! ♥ kalplerce...
    ayrıca Allaaam n'olur biri gitsi gözlükçüye, amin. :))
    Bir ara da Normal Olmak Varken Neden Mutlu Olasın'ı yazsan ya, en çok onu merak ettim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya ben gerçekten bilmiyorum galiba gözlük seçmeyi filan :D Neyse, hâlâ almadım gözlüğü, bir alayım nabız yoklaması yapıcam.
      Normal Olmak Varken Neden Mutlu Olasın otobiyografiymiş, çocukluğunu gençliği filan anlatıyor. En çok da annesini. Winterson evlatlık alınmış bebekken, fakir İngiliz işçi sınıfı bir aile, öyle bir mahalle. Olabilecek en feci anne-kız kombinasyonlarından biri herhalde, Winterson lezbiyen olduğunu çok çabuk farkediyor, hayatı da sorgulamaya başlıyor. Anne katı, anlayışsız, dindar. Dindar dediğim de evangelist, normal inançlı hristiyan da değil.
      Çok genç evden ayrılıyor, sonra kendini üniversiteye atıyor filan. Arada bir kesinti var, bir 10-20 seneyi anlatmamayı tercih etmiş, artık orta yaşa dayanmış bir yazarken biyolojik annesini aramaya başlıyor.
      Valla öve öve baygınlık geçirtecek kadar değil ama beğendim. Esprili bir dili var kadının, çok acı şeyler anlatıyor ama ağlaşmıyor anlatırken. Gene de insanlık adına kalbim kırıldı yer yer okurken.
      Ya sanırım ilk önce Portakal Tek Meyve Değildir'i okumak lazımmış, o roman. Ama gene yarı-otobiyografik roman, kendi hayatını anlatıyormuş. Bunu okuyunca onu merak ettim.

      Delete
    2. Burada olmasa Saçaklı'yı hiç göremeyeceğiz valla
      Ben de yakalamışken hemen "merhaba" diyeyim dedim.

      Bırakmayın buraları ıssız. Sonbahardaki yapraklar gibi yavaş yavaş gidiyor sevdiğim bloggerlar :(

      Delete
  2. Ben o direksiyon sınavından 3.seferde geçmiştim. Şöyle düşün 2. viteste arabayı kaldırmayı denedim hem de bunu 3 kere yaptım. Çünkü bana direksiyon dersi veren adam araba 1. viteste kalkar dememişti. Sadece "arabayı 1'e al diyordu" ve ben bunu öğrenememiştim.
    2. seferde de park edemedim arabayı, çünkü park etmeyi de öğreten adam " sağa kır , sola kır , azıcık gel " diyordu ve araba park oluyordu. Ben neden öyle yapıyorduk anlamıyordum.
    Ehliyeti aldım ama 3 aydır ehliyet bana , ben arabaya, araba Efki'ye bakıyor. Dolmuş ve otobüslere devam anlayacağın.
    Ben ciddi boyutlarda araba fobisi olan biriydim, ben bu halde yaparsam sen kesin yaparsın.
    Çocuklara selam.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay çok korkunç ya gerçekten. Bana da paralel parkı sınav alanında gösterdi, tamamen ezber, "Kaldırımın kenarındaki beyaz çizgiyi, sağ aynadan bakınca ön kapı kolunun hizasına denk getirene kadar tam sağ kırıp geri git". Böyle sokuyorum arabanın kıçını park yerine. Kaldırımın kenarında çizgi olmayan bir yerde park edebileceğimi sanmıyorum çünkü ne kadar mesafe bırakmamız gerektiğini bilmiyorum. Kağıt üstünde 15, gerçekte aşağı yukarı 10 saat direksiyon dersi var. Herhalde 5-6 kere filan paralel park ettim. Ben böyle öğrenecek insan değilim :)

      Valla şu anda bir sakinlik var üstümde, "Eaaah dünyanın sonu değil ayol" diye. Ama hiç bilmiyorum geçer miyim kalır mıyım, bir kere düzgün park ettiysem iki kere edemedim. Artık atıcaz kendimizi yollara, başka çare yok :) Tabii biraz boş alanlardan başlarsak kamu yararına olur gibime geliyor :)

      Efki'yi bilhassa öpüyorum, annene de çok selam <3

      Delete
  3. Ben gözlüğü -özellikle de Clark Kent gözlüğünü- çok karizmatik bulurum. Kadına da erkeğe de çok yakışıyor bence.

    Yine nazar boncuğumuzu asalım, oldukça fazla kitap okumuşsun

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya bence de çok güzel Clark Kent gözlüğü, neden beğenilmiyor gerçekten anlamıyorum :D Gene büyükçe bir çerçeve almayı başardım ama daha ince bu sefer.
      Ay teşekkür ederim, galiba geçen seneye göre daha çok okudum bu sene, çok seviniyorum :)

      Delete