November 29, 2019

Gururlar, Önyargılar, Kediler

Gündüz gelip Gurur ve Önyargı filan diye burada atıp tuttum, akşam oturup Crazy Rich Asians seyrettim. Bir de ağladım sonunda. Aslında hemen hemen aynı konu; zengin oğlan, fakir kız.

Filmdeki kız, devlet üniversitesinde ekonomi profesörüydü gerçi, öyle bir fakirlik ve sınıf farkı. Gurur ve Önyargı'daki Elizabeth de hali vakti yerinde bir ailenin kızı. Ama az zenginler diğerleriyle karşılaştırınca, sanırım sonradan zenginler, ailede esnaf var (büyük skandal), annesi görgüsüz (gözler devriliyor, arkasından dedikodusu yapılıyor), küçük kız kardeşleri yakışıklı subay peşinde filan, biliyorsunuz işte. Elizabeth'e aşık olan Mr. Darcy dün oturdu mektup yazdı; "Elizabeth, ailenin tiksinti verici durumuna rağmen ben hislerimi kontrol edemiyorum" diye özetleyebilirim mektubu. Ahhahhha ay sinirlerim bozuldu!


"Car car car. Vır vır vır." Yaşım itibariyle Mr. Darcy deyince gözümün önüne Colin Firth geliyor. Filmi seyretmedim, nasıl oluyor da gözümün önüne Colin Firth geliyor bilmiyorum.

150 sayfam kaldı, nasıl bitecek merak ediyorum. EVLENECEKLER Mİ? Okuduğum 250 sayfa tamamen evlilik ihtimalleri üzerineydi; evlenenler, evlenemeyenler. Yani akıl almayacak bir görgü kuralları yumağı içinde evlenmeler ve evlenememeler. Belki bugün oturup bitiririm.

Gurur ve Önyargı, Bizim Büyük Challenge'ımız listemin son kitabı. Sene bitmeden bitireceğim şalanjı, çok seviniyorum. İki kitap daha okursam sene bitmeden, goodreads'de kendime koyduğum kotayı da doldurmuş olacağım. 45 kitap okurum demiştim 2019'da, Gurur ve Önyargı 42. kitap. Valla az tabii bu sayı ama geçen seneye göre gelişme var, buna da çok seviniyorum. Çapım bu kadar.

Dün akşam Mansur Yavaş'ın şehrimizde fırtına uyarısı verdiğini görünce terasa çıkıp uçabilecek şeyleri içeri aldım. (Uçabilecek şeyler: barbar kocamın 4 mevsim dışarıda bıraktığı plastik terlikleri, belediye standartlarında faraş ve süpürge, bir miktar boş saksı, bir adet köpek yatağı.) Fırtına çıkmadı, yağmur yağıyor ara ara. Bakkala gittim, dönerken apartmanın önünde kaydım. Son anda bahçe demirine yapışarak düşmemeyi başardım. Vampir olduğundan şüphelendiğim komşulardan biri banyo seramiğiyle kaplattı apartmanın girişini geçen bahar, "Kayacak mıyız?" diye sormuştum, "Asla!" demişti, tırtıklıymış çünkü seramiklerin üzeri. Vampirler düşünsün valla, ben en azından kırılan kemiklerimin iyileşebileceği bir yaştayım hâlâ.

Kedilerimize iki yatak aldık; biri normal kedi yatağı, diğeri kalorifere asılanlardan. İyi yapmışız, çok sevindiler. Yani gene dövüyorlar birbirlerini kim hangi yatakta yatacak diye ama en azından kavga bitince yataklardan birine razı olup uyuyorlar.


Köpeklerimiz birbirlerini dövmüyor, kendi kendilerine gidip uyuyorlar. Yetmedi bu domestik fauna, bir de akvaryum aldık eve. Bilahare yazarım, zaten içinde henüz üç-beş bitki var sadece. Hâlâ da anlayabilmiş değilim neden sever insan akvaryum.

Ay dört bir yandan indirim bildirimleri yağıyor, insan nasıl yaşar böyle? Geçen hafta ev terliği almıştım, şimdi daha mı ucuz? Değil mi? Bu fiyatlar gerçekten indirimli mi? Modern hayat kendimi enayi gibi hissettiriyor. Kompüteri kapatıp gidiyorum, iyi hafta sonları diliyorum, alınlarınızdan öbüyorum.

12 comments:

  1. Kediler köpekler balıklar.. Kuş? Orman kanunlarını mı teakkuz ediyorsunuz Ferminağnım diyeceğim ama sizin evdeki hayvanak sokaktaki insanattan daha medeni olduğu için, susup oturuyorum. Colin Firth'i yakışıklı buluyorum (bu benim yaşlandığıma mı alamet?)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Gerçekten bi kuş eksik :/ Balıklar ve kuşlar benim anladığım hayvanlar değil, kuşlara pek dokunamıyorum bile. Ama belli mi olur yani, evlilik kurumu kapsamında insanın başına envai çeşit saçmalık gelebiliyor.

      Ya ben de Colin Firth'i yakışıklı bulduğumu farkettim ahhahhhah! Bilmiyorum, bence çok süper insanlar olduğumuza alamet. Başka ne olabilir?

      Delete
  2. Kediler ile köpekler aynı hanede mi yaşıyorlar? Sanırım dikkatimden kaçmış olacak ki na mümkün anımsayamadım.Eğer öyle ise evin annesi olarak bu muktedirliğinizin sırlarını bizim gibi garipler ile de paylaşırsanız nasıl mesut olurum tahayyül bile edemezsiniz. Zira bir ergen-gerisi ile baş etmekte zaman zaman zorlandığımı hissediyorum her ne kadar zevahirde farkedilmese de.Meyus düşüncelerimi de alıp gideyim en iyisi(soyluluk filan diyince elim ayağım titriyor böyle konuşmaya başlıyorum:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya şuralara yazılmış en harikulade yorum sanırım bu seninki ahahhhahhha :D ♥♥♥

      Benim burnum akmaya başlıyor soyluluk filan deyince. O yüzden kendimi hep tahta fırçasıyla yer silerken hayal ediyorum 19. yüzyılda.

      Kediler ofiste yaşıyor, köpeklerle hiç karşılaşmadılar. Köpeklerin bir bok yiyeceğinden değil, daha ziyade kediler köpeklerin gözünü çıkarır, kulağını koparır diye. Köpekler ne kadar muhallebi çocuğuysa kediler de bir o kadar Bengal kaplanı. Kediler bize geldiğinde 7 yaşındaydılar, artık köpeğe alıştırmak için çok geç bir yaştı, hiç kalkışmadık. Yoksa Kudi Urla'da kedilerle büyüdü, Koko da bizim evde bir süre bir yavru kediyle yaşadı, seviyor gerizekalılar kedileri.

      Delete
  3. Geçenlerde Mansur Bey'i "hayvanlarda ilk yardım eğitimi"nde gördüm. Hatta bir kare foto çekmişim, kürsünün dibinde peluş köpek ve kedi oyuncakları duruyor :D Nedense çok sempatik geldi o fotoğraf. Daha önce de bir konserde karşılaşmıştık. Siyasete dair her şeyden tamamen el etek çekmeme rağmen şunu belirtmeliyim, böyle halkla iç içe kimseleri gördükçe hoşuma gidiyor. Bilmiyorum.

    Sabah benim kedi de böyle uyuyordu. Havalar soğudu tabi, toparlanıp yatmak lazım :) Klavyemi bilek fıraydey'le (şahane cuma, harika cuma, efsane cuma, hebele hübele cuma bir karar versek??) aradan çıkardım ucuza. Dediğin gibi ne kadar pahalıymış klavyeler ahooo. Zaten her şey pahalı geliyor bana. Ben mi pintileştim sizce? Yemek yiyorsun bilmemkaç lira. Allahın tuvalet kağıdı bile yatırım aracı olmuş resmen. Her şeyi geçtim...barbunya yiyemedim ben. Koca bir yaz bekledim, inmedi. 10 liraya barbunya da ne bileyim o_O Bütün paraları Bülent Hanım'a yatırdık. Güvenimiz sonsuz :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay ben de facebook'ta şöyle bir post gördüm, "Mansur Yavaş çok “şanslı” bir belediye başkanı. Adam meteorolojinin rutin yağış uyarısını paylaşıyor altına yazılan yorum: “Mansur Bey, samimiyetine güvendiğim sayılı insanlardansınız.” Ankaralılar Gökçekten sonra en ufak bir insanlık iması içeren her şeye o kadar aç ki..."

      Hem güldüm hem de geçen yıllara üzüldüm, gerçekten insanlığa hasret kalmışız. Valla ne bileyim, bana başka başkanlar konuşuyor, Mansur Bey sabah 6'da kalkıp Belko'da nar sıktırıyor, oradan çıkıp asfalt döktürüyor gibi geliyor. Bir de sokak hayvanlarının durumunun düzeldiğini görsek ne güzel olacak.

      Biz bu kedi uyumasına "börek olmak" diyoruz :) Ay nasıl pahalı di mi klavyeler?! Sesimi kesip alıştım bu 2006 model kütük klavyeye :/ Ben de almadım barbunya geçen yaz, incir de almadım. Ege'de ağaçlardan yerlere düşen incir buraya gelene kadar tropik meyve fiyatına çıkıyor.

      Ahahhahhha Bülent Hanım'dan daha iyi yatırım mı olur, güven telkin ediyor. Etmiyorsa bile cebren ve hileyle sağlar o güveni.

      Delete
  4. Maşallah petshop gibi ev:) akvaryumu neden sever insan. Bende çok severim. Akvaryumu hafif bir müzik eşliğinde seyretmek muazzam rahatlatır beni.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yola böyle çıkmamıştık, yıllar içinde çığ gibi artarak şey oldu hayvanlar :D Bakalım ben de tecrübe edeceğim akvaryumu, insanın gözü takılıyor ama evet, ben de farkettim.

      Delete
  5. Filmin konusu çok tanıdık geliyor doğrusu. Ağlattı ise bende izleyip ağlayacağım böyle :)
    Evdeki hayvan kadrosuna da maşallah demeden geçemeyeceğim :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay konusunda pek bir numara yok ama neşeli ve tatlı ve hafif bir film. Ben mutlu sonlara da ağlıyorum, mutsuz sonlara da :)

      Bize maşallah demeyin, bize dur deyin lütfen çok rica ediyorum ahahhha :D

      Delete
  6. Colin Firth'de öyle bir hava var ama kesinlikle! Sanki adam günümüze hala uyum sağlayamamış, o dönemde yaşayan biri gibi. Takıl elbiseyle düşünemedim bile o derece!

    Kedilerin o kalorifer yataklarına hastayım. Beni tartacağını bilsem kıvrılıvericem hemencecik valla

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay evet ya, sanki devamlı dirseğini şömineye dayayıp sahip olduğu toprakların ve gayrımenkulün durumunu düşünürmüş gibi bir hali var. 59 olmuş Colin Bey bu arada, vay canına :/

      Ya bu yataklar gerçekten ne kadar harika bir fikirmiş. İnsanlar için de yapsınlar :D Ben bazen sırtımı kalorifere dayayıp oturuyorum yere, yatakla daha konforlu olurdu.

      Delete