February 14, 2020

Kitap Döngüsü

Dün bıraktığım yerden devam edeyim, babam gelmekten vazgeçmiş. Çok önemli bir işi yokmuş, bu soğukta neden kalkıp gelsinmiş, vazgeçtiği anda içini bir sevinç kaplamış zaten, insanın kendi evi gibisi yokmuş. Annemin arkadan "YAŞLILIK!" diye bağırdığını duydum. Limonları yollayacaklarmış, üstelik kargo parasını da ödeyeceklermiş. Çeşitli kitaplarımı da yollamalarını söyledim.

Babam kitap listesi yapıp yolluyordu, internetlerden alıp Urla'ya kargolatıyordum. Nihayet kendi kendine kitap alışverişi yapabilmeye başladı. İlk seferinde telefonla bağlanıp asistanlık yaptım, "Şimdi şuraya tıkla, şimdi buraya şunu yaz" diye. (EMİNEEEE ŞİFREYİ SÖYLE! EMİNE TELEFONUNA ŞİFRE GELECEK. AY GERİ SAYIYOR BU? EMİNEEE 40 SANİYE KALDI!) (Çünkü neden? Çünkü babamın kendine ait bir kredi kartı yok, annemin kartına yapışık ek kartı var. Şifreler annemin telefonuna gidiyor.) (Ayrıca neden? Çünkü annem evin içinde bir hayalet gibi hareket ediyor. Yok sandığınız yerde beliriyor, var sandığınız yerden yok oluyor. Sonra bu kadın neden Hasan Ali Toptaş seviyor? Neden sevmesin, otobiyografi gibi okuyordur.)

Annem kitap konusunda farklı bir yol izliyor, "KİTABIM BİTTİ! kİTAP YOLLQ.   BANA!" diye mesaj atıyor. Paniğe kapılıyorum, okuduklarımın yanına evde okunmayı bekleyen kitapları da katıp yolluyorum. Sonra o okumadığım ama okumak istediğim kitaplar bir karadelik içine çekilip yok oluyor.

Bir de "Sahaf Abi'ye verilecek kitaplar" kategorisi var. Okunduktan sonra abiye verilecekler, okunmasına gerek olmayan ve doğrudan abiye verilecekler. Sahaf Abi eski solculardan. Eski solcu olup da 8 trilyona zeytinlik alanlardan değil, başına işler gelmiş, mücadele etmiş eski solculardan. Bir dükkân da yok ortada zaten, tezgah açıyor her gün. Nezaketle dayanışılıyor abiyle; git-gel dolmuş parası hesaplanıyor, onu vermesin diye çantaya dolduruluyor kitaplar, götürülüp bırakılıyor, bir çayı içiliyor. Ben bu işlerin sağ-sol mücadelesi değil, sınıf mücadelesi olduğuna ikna oldum. O paşa torunu, kolej mezunu solcular zaten yarım kıçla girmiş mücadeleye, devrim mevrim olsaymış bunlar Politbüro olacakmış. Yani abiyle gene benim işçi çocuğu babam ile çiftçi çocuğu anam dayanışıyor.

Neyse. Anamla babam benim entelektüel seviyeme güvenmedikleri için "Okumadan sahafa" notuyla yolladığım kitapları da okuyorlar. "Sahafa gitmesin" notuyla yolladıklarımı beğenmiyorlar, neden evde tutsunlar beğenmedikleri kitapları diye "Sahafa gidecekler" kutusuna atıveriyorlar. Telefonda "YA BENİM ODAMDAKİ KİTAPLIĞA KOYUN. SERİ O. SERİYİ BOZMAYIN. BENİM ODAMA KOYUN. HAYIR ABİYE GİTMESİN." demekten tansiyonum düşüyor.

Diziciler benim odamdaki de dahil olmak üzere bütün kitaplıkları yeniden düzenlemiş. Neye göre düzenlediler bilmiyorum, tam bir kaos hakim kitaplıklara. Zaten duvardaki çocukluk fotoğrafımın yanında başrol oyuncusu kızın dizideki annesiyle yanak yanağa fotoğrafı asılı.

Bu ahval ve şerait içinde aklıma gelen bir-iki kitabı geri istedim, karşılığında kitap yollamamı istediler. Ecnebiler buna vicious circle diyor, kısır döngü.

Ay bir ara okuduğum kitapları yazayım buraya, şu anda Sevda çok övdüğü için Sandor Marai'den İşin Aslı, Judit ve Sonrası okuyorum. Hiç okumamıştım Marai, beğenerek 50. sayfaya geldim, roman gibi roman. Ne zamandır okuduğum en güzel çeviri ayrıca, okurken çeviri olduğu aklınıza bile gelmiyor, nasıl düzgün ve nasıl akıcı cümleler. Esen Tezel Almancasından çevirmiş, takip edeceğim çevirilerini bundan sonra.

Babam gelecek, ayıp olmasın diye temizlik yapacaktım. Bütün varlığımla temizlikten vazgeçmeyi arzuluyorum şu anda ama evdeki hijyen derecesi rekor bir düşüklüğe inmiş vaziyette. En azından yerleri süpürmeyi hedefleyeyim. Küçük düşünmekte fayda var. Eveth.

İyi hafta sonları temenni ediyorum. Ankara'da -inanmazsınız- güneş var gökyüzünde, belki başka inanılmaz şeyler de olur. Merkür retrosu gelmiş dayanmış kapıya komşular; hangi mesajı kime yazıyoruz, kompüterimizin yanına çay fincanı mı bırakıyoruz, sahtedükkan.com'dan mı alışveriş yapmak üzereyiz, yeni bir işe mi başlamaya kalkışıyoruz, bunlara hep dikkat etmemiz lazım bir süre.

Neler atlattık, Merkür mü atlatamayacağız. Şu anda yan tarafta apartman yıkanlar ve apartmanımızda 3. ayına giren tadilatın sahibi komşular düşünsün. Öbtüm, gittim.

12 comments:

  1. Bugün bende uçuşan toz ve pamuklara dayanamayıp sadece süpürüverdim. Okuduğun kitapları ve önereceklerini merakla bekliyorum, bunu not ettim mesela. Kitap dayanışmanız süpermiş :) Gökyüzüsel olayları bir akrep olarak sabah bende tedirgin okudum ay akrep burcuna geçmiş, tekin değilmiş ortamlar:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay o kadar çok uçuşan şey var ki evin içinde :/ Tüy tabii, çoğu köpek tüyü. Bak hala oturuyorum burada, saat 3 oldu ohh allahım :(

      Merkür geriliyor, ay akrep burcunda, olaylar önlenemez bir şekilde gelişiyordu :D Belki elektrik süpürgesi de bozulmuştur, bundan sonra hiç temizlik yapamayacağımdır :D

      Delete
  2. Oh bugün bitmeden iyi ki bi tekrar bakmışım da yazını gördüm. Diyorum ya, ba yı lı yo rummm, şohayanesiniz... Ben bi de okurken senin telefondan barım barım bağırdığını canlandırıyorum gözümde, öyle his katıyor yazdıkların. Varol e mi?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay evet barım barım bağırıyorum, bir yandan da gözlerimi deviriyorum. İkisini aynı anda yapabiliyorum :D Şimdi oturdum anama yollayacak kitap arıyorum evde, pazartesi pazartesi stres içindeyim :D

      Delete
  3. :) bir cem yılmaza birde sana bu kadar gülüyorum .Hasan Ali Toptaş kitaplarını gördükçe annen gelecek aklıma(dipnot annenler de odan olmasına fesatlanmış olabilirim ben bekarken odam yoktu 90m2 lik lojmanda oturuyorduk salonda yatıyordum)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay yıllaaaaar önce Cem Yılmaz'a gitmiştik, bir de en ön sıra biletler. Arkadaşımın ablasının işi çıkınca en ön biletlerini bize vermişti. Hayatımda o kadar gülmemiştim, bir de laf filan atmıştı bize, ne havalı bir gece olmuştu.

      Ben o odayı elimde tutabilmek için 25 senedir mücadele veriyorum ahhahhha :D Adeta Orta Doğu coğrafyası, bir gecede hakimiyet değişiyor, sınırlar yeniden çiziliyor :/ Kardeşimin odası mesela, artık Sevda'nın odası olarak bilinir oldu. Sevda kardeşimden sık gidiyor Urla'ya, eve girer girmez de bavulunu alıp odaya çıkıyor. Bir bakıyoruz masaya bilgisayarını filan kurmuş, başucunda okuduğu kitaplar dizili, odanın mini balkonuna çıkmış sigara içiyor. Arabistanlı Lawrence gibi sızdı eve :D

      Delete
  4. Daha önce yazmış mıydım bilmiyorum ama bu kitabı sonuncu sayfaya geldiğinde de sevmeye devam edersen bende aynı yazardan "Bir Burjuvanın İtirafları" var, Sevgi Cancığım çevirmişti Macarcadan, yazın vereyim sana. Bu kitap bende de var, benimle birlikte Antalya'ya geliyor, umarım orada okunacak. Merkür'e selam, hayata devam...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Kitabın ortasındayım ve burjuva sınıfının buhranları beni bunaltmaya başladı :D Ama burjuva buhranlarını da okunur bir halde yazmış, çok da şikayetçi değilim. Macarcadan çeviriyi de okurum bence, olur valla, yihhuu!

      Merkürün henüz bir tokadını yemedim ama tetikte bekliyorum :D

      Delete
  5. Dizi ekibine gıcık olmakla birlikte iki yazıya da kıkır kıkır güldüm. Hayalet gibi belirip kaybolan anne, assla sözünün dinlenmemesi sanki onlar ergen sen orta yaşlıymışsın gibi inatlaşmaları, bir kazma küreğin kıymetliliği... sanki aynı senaryoyu bizim evrende de oynuyorlar gibi hissettim.
    Bi de rica edeceğim merkür venüs ve bilimum gezegenler retro falan yapmasınlar... koca 2019 u yediler. 20’ye kalan bir parça gayret ve umudumla girdim bir retroya yedirmek istemiyorum :/

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay dizi ekibi tam a la turk çalışıyor, ben buna kanaat getirdim. Yoksa teker teker herkesi pek sevmişlerdi. Ve bilhassa annem çok da eğlendi aslında, çekimi biten aktörle ayaküstü kahve içmeler, sanat yönetmeniyle koltuk kumaşı bakmalar ve resim çerçeveletmeler filan.

      Ya gerçekten sözüm dinlenmiyor. Bir de yani bunlar beni çok entel büyüttü, 5 yaşındaydım, sehpalara çıkıp her konuda fikir belirtiyordum, dikkatle dinlerlerdi. Ne oldu o bohem ve aydın aile yapısına bilmiyorum. Bir limon yollayacaklar, onun mücadelesini veriyorum 5 gündür.

      Valla sanırım bundan sonrası hep retro, sen önlemini al :D Eğer yerimizden hiç kıpırdamazsak, hiç email atmaz ve kimseyle konuşmazsak sağ salim çıkabiliriz retrolardan.

      Delete
  6. Ay ne güldüm ya, annenle tanışmak istiyorum ben.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Her an senin salonda da belirebilir. Sütlü kahveyle besleyip güneşe doğru çevirirsen bir süreliğine memnun olur.

      Delete