Fesleğen çiçek açtı. Herhalde açmaması daha iyiydi. Bunu üstten üstten keserek kullanmak gerekiyormuş, daha çok yaprak vermeye teşvik ediyormuş. O kadar az kestim ki yukarıdan, alt taraflar kelleşti, tepede de çiçekler açtı.
Ne bileyim, alırken "Oooo her şeylere koyarım ben şimdi fesleğen!" diye coşmuştum. Birkaç kere makarna sosuna koymak aklıma geldi, birkaç kere de evdeki kokteyl denemelerimde kullandım. O arada uzadı da uzadı dalları, kelleşti fesleğen.
Neyse şimdi ağlayamayacağım fesleğene, canı nasıl istiyorsa öyle yapsın. Fakat bir küçük mutfak bahçesi, valla hep hayallerimi süslüyor. Nane, dereotu filan. Belki kalkışırım o işe, yenilen bahçıvan güreşe doymazmış meh mehhehe.
Belki de benim gibi hem devamlı yenilen hem de öldür allah öğrenmemekte ısrarcı bahçıvanların marketten kurutulmuş yeşillik alması gerekiyordur. Bilemiyorum.
Zihnin Arka Sokakları bahsedince görüp Ryu Murakami (O Murakami değilmiş bu, Ryu Bey başka bir Murakami) aldım bir adet, zaten sadece bir kitabının baskısı var. Gecenin Dibi, cinayetli gerilimli filan bir roman, Tokyo'nun tuhaf bir şekilde turistik de olan arka sokaklarında geçiyor. Arka sokaklardan kastım fahişeler, barlar, pavyonlar. Neyse, dün gece yatmadan Zihnin Arka Sokakları'na "Yeaa o kadar da korkunçlu değilmiş pfff" gibi bir yorum yazdım. Yatağa gidip kaldığım yerden okumaya başlamamla ortalığın kan gölüne dönmesi bir oldu. Sırf kan gölü de değil tabii, yoksa neler okuduk bunca sene, Ryu Bey'de insanın içini öldüren tuhaf detaylar da var.
Bitirince şuna başlayacağım galiba:
Valla benim hiç haberim yoktu bu seriden, Patrick Rothfuss'un Kralkatili Güncesi serisini sevince Sevda bunu da sevebileceğimi söyledi. Ay ben seviyorum ya fantezi, yeter ki iyi yazılmış olsun.
Kralkatili Güncesi serisi dediğim de, ilk kitabı okudum, ikinciyi mümkün olduğunca geç okuyacağım çünkü Rothfuss üçüncü kitabı bir türlü bitirmiyor. 10 sene olmuş ikinci kitap çıkalı, insanlar düzenli olarak isyan ediyor.
O arada bir ikibuçukuncu kitap çıktı, Sessizliğin Müziği diye. Valla bir kızcağız kanallarda tünellerde koşturup duruyordu, 200 sayfa bile değildi ama saçlarıma aklar düştü bitireceğim diye. Anladım kitaptaki sanatı fakat beklentim bambaşkaydı.
Sabah 1 yumurta haşladım. Salgın ve karantina koşullarına göre davranarak az bir peynir, az kızarmış ekmek ve 1 adet salatalıkla kahvaltı ettim. Günün geri kalanı için kısır var (gene kısır), biraz kek var, bir de fırında yulaflı-peynirli fit tuzlu kekimsi bir şey pişirdim. Şahsım için yaptığım yarım şişe beyaz şaraptan sangria var bir de. Valla içeceğim onu akşama.
İlginç bir şekilde yaşamayı sürdüren sardunyamı da koyayım şuraya:
Dışarı çıkınca daha mutlu bir sardunya oluyor. O mutlu olunca ben de mutlu oluyorum.
Yazıyı yollayıp blogları dolanırken pek kıymetli komşum Öneri Makinesi'nin 30 günlük müzikli bir challenge tertip ettiğini gördüm. Şuradan okuyabilirsiniz detayları. Bir kural yok, 30 maddeye karşılık gelen şarkılar düşünmemiz icap ediyor. Her gün bir tane de yapabiliriz, beşer beşer de, bir seferde otuzunu da. Nasıl isterseniz.
Hem haber vermiş olayım, hem de ilk günün şarkısını bırakayım. Şalanjın 1. günü için, "Bu ay keşfettiğin bir şarkı" paylaşıyoruz.
Koskoca Chet Baker'ı "keşfettim" yazmanın derin saçmalığı içine düştüm şu anda ahhahhha! Dün şuursuzca Spotify dinlerken denk geldim, kendi söylüyor, çok güzel.
Öberek gidiyorum, itss olveyssss yuuuu ♥



Ay yetişemedim valla, yorumu gördüm fakat cevaplayamadım. Sonlara doğru ortalık mahşer yeri olacak, dikkat diyecektim ki okumuşsun oraları :D Benim ilk tepkim şu olmuştu: o_o o_O O_O OoO Kitaplarındaki gerilim dozu beni çok çok rahatsız ediyor ve o kadar ustaca yükseltiyor ki vitesi... O Tokyo tasviri, gecenin karanlık yüzü ve Frank'in grotesk imajı. Piercing romanı da saykodur. Hatta filmini de çektiler. Mia'cığım var. Fragmanı ekleyeyim şuraya (https://www.youtube.com/watch?v=Dwl8gW8bSOo). Ben bu kitabı daha çok sevmiştim. Biraz sosyal meselelere değiniyordu ve finali daha vurucuydu.
ReplyDeleteYa ben canlı çiçek yetiştiremiyorum. Bakımını sürdüremiyorum. Ölmelerini istemediğimden hiç bulaşmıyorum. Uzaktan sevengiller familyasındanım.
Ay Frank gerçekten ne tuhaf bir karakter ya, sinirlerimi bozdu kitap boyu. Bitireyim, bir tane daha okuyup okuyamayacağıma karar vereceğim. Valla bu kadarını beklemiyordum ahhahhha :D Gözümün önüne sahneler geliyor sabah uyandığımdan beri ohh yarabbi!
DeleteBen barda konuşurlarken sinirlerimin tek tek gerilip pit diye koptuğunu duydum :D (sürekli bir "allahım daha ne olacak, eyvah eyvah" yorumlarıyla) Ve tabii barın sonuç kısmında film koptu x_x
DeleteMurakami'nin kitabı ilgimi çekti. Yeniden Burning izledim, Mubi'ye gelince de yine bayıldım ve hemen Haruki Murakami okuma isteği çoktü üzerime yeniden ama bu yazarı da merak ettim :).
ReplyDeleteFesleğen tohumu arkadaşım yollamıştı İtalya'dan, hala ekemedim. Eve çıkarsam aklımda, ilk onu ekeceğim saksı zerzevatları olarak :). Tabi evin her alanını bitkilerle donatmak da ayrı bir hayalim :). Aman neyse bir fesleğenden hayallerime geçtik, anlatmak için bahane arıyormuşum. Oldu olacak en büyük hayalim köpek sahiplenme hayalimi de söyleyeyim tam olsun :).
Ben meydan okuma başlattım, ilgini çeker diye düşündüm seni de mimledim. Bekleriz efenim :).
Ahahahhaa, Chet Baker yorumun :). Çok heyecanlıyım seçimlerin için, gelsin bakalım öneriler, keşifler <3.
DeleteBu Murakami biraz vahşi. Ben de diğerini hiç okumadım. Zihni Bey geçenlerde yazmıştı, Murakamiler ve başka Japon yazarlar hakkında. O daha iyi anlatıyor iki Murakami'yi de okuduğu için.
DeleteYa neden bütün dünya köpek sahiplenmiyor, ben hiç anlamıyorum ahhahhha :D Şartlar uygun olduğunda o şartlara ve senin hayatına uygun bir köpek bulunur elbet. Salak zaten bunlar, bütün dertleri adapte olmak :D
Ay bazı maddeler bayağı zor yalnız, kesin gene kendimle kavga edeceğim ben ahhahhha :D Müzikli şalanjların kalbimde yeri ayrı, herkesten bir sürü yeni müzik öğreneceğim, valla çok sevinçliyim.
DeleteBende öyle, hatta o kadar heyecanlanmışım ki bir iki maddeyi kontrol etmeden saldım yazıyı. Neyse şu an güncel :).
DeleteBen tek seferde yazacağım ama bir iki günümü alır şarkı seçmek bir de üstüne yatmam lazım seçtikten sonra hala seçimim aynı mı farklı bir şarkı seçebilir miydim diye, ahaha :).
Havadan, karadan, arılardan gelen ölümlere ek olarak neden Tokyo'nun arka sokaklarından da gelmesin, tabiii... -yetişin gonşulaaar!- :)
ReplyDeletemüzikli olanı malumunuz pas geçip günlük olana birazdan giriş yapıyorum.
Ay Tokyo'nun arka sokaklarından geleceğine nereden gelirse gelsin gerçekten, arılar da olur, ayılar da olur.
DeleteYaz bacım, bekliyoruz ♥
Sangria! Ya ben de dolabın arkasına "kaçmış" bir cin keşfettim, tonik de varmış, niyeti çok pis bozdum bu gece için. Geçen bir arkadaş "kendimi yemek pişirmeye ve yemeye adadım" yazmış, ben de sanırım bu gidişle alkolik olacağım. Gece rahatlayalım düşünmeyelim diye yarımşar bardak şarp içiyorduk beyle ama kesmemeye başladı... Yok bizimki ağır işçilik, çocuklar var evde falan diye kendimi kandırıyorum ama, endişelenmedim de değil.
ReplyDeleteFesleğen tavuk yemekleri ile çok iyi gider bak, "olalım vejeteryan olalım!" kriziniz dindiyse ve olmadıysanız, tavuk etlerini did (dit mi denir yoksa?) fesleğeni de ince ince kıyıp biraz mayonezle karıştır, bol yeşillikle enfes sandviçler ortaya çıkıyor.
Bugünkü yorum da yeme içme.. kalkayım da akşam yemeğine bişeyler düşüneyim (eyvah ki ne eyvah...)
Ahhahhha ay olmadık vejetaryen :D Buzlukta 1 adet tavuk göğsü olması lazım, tarif valla çok lezzetli bir şeye benziyor ♥ Son fesleğen yapraklarını da böyle harcayayım. Emin değilim did mi yoksa dit mi, gel biz beraber "fıttırı fıttırı etmek" diyelim :D
DeleteDolap arkasında bulduklarıma sevinerek geçiyor günlerim :) Tofu buldum bir paket, vegan bile olabiliriz artık :D Geçen yazdan beri evde kokteyl yapmaya uğraştığım için, hiçbir hayati önemi olmayan şeylerden oluşan bir stok var evde. Lime, tonik, çeşitli %100 meyve suları, tuhaf gazozlar ve çeşitli alkollü içecek. Yani zaten sessizce meylim vardı ama karantina günlerinde bu evdeki envanter alkolizme giden incecik yolu 8 şeritli otobana çevirdi.
ben pes ettim, bitki falan almayacağım artık. 2 tane dracena var evde, bir de kılıç. kılıç için diyorlardı ki isteseniz bile öldüremezsiniz, kendi kendine yaşar gider. eminim ki ne az ne çok suladım ama aldığımda gayet yukarı yukarı bakan yaprakları şu an ayçiçeği gibi dört bir yanına inmek üzere. artık neyi yanlış yaptım diye de sormuyorum. yethherr valla olmuyor benden çiçekçi falan. :(
ReplyDeletedaire diye bir youtube kanalı var biliyor musun? insanlar nasıl da biliyor bu işi, çok kıskanıyorum. saksı saksı çiçekler, çılgın çılgın yapraklar, dallar, kökler...
müzik şalanjına çok sevindim. sorular hiç öncekiler gibi değil di mi? birazdan gidip ayrıntılı bakacağım, yazmasak delireceğiz zaten. iyi ki bloglar var.
içki tüketimine dikkat et, terasta üşütme, ayıları benim yerime sıkıştır.
hırkanın düğmelerini ilikliyor, açık belindeki pantulunu ta yukarıya kadar çekerek alnından öpüyorum. <3
Ya o kılıç bende de aynı tarif ettiğin hale gelmişti. Ben düzelttim onu, şimdi gayet normal bir kılıç. Fakat ne yaptığımı hatırlamıyorum iyi mi. Çok boka dönmüş yapraklarını kestim, ona eminim çünkü hala görebiliyorum kesik yerlerini. Yeni ve taze yapraklar çıktı. Bir de saksısını bir numara büyütmüş olabilirim. Bir ara da yerini değiştirdim, loş ve serin salondan alıp sıcak ve ışıklı mutfağa taşıdım.
DeleteDaire şu ev gezdiren kanal mı? İnsanlar dairelerini gösteriyor? Ya ben de çok kıskanıyorum o yemyeşil bitkileri :/
Ya evet soruları çok beğendim ben de, bugün için beni tarif eden şarkı düşünüyorum dün geceden beri. Soru 2 ve ben şişmiş olabilirim ahhahhha :D
Hava soğudu burada ve iyi oldu biraz, hem terasa çıkıp oturamıyorum hem de içki değil çay içesim var. Ay valla pantulu çekmiş, alnımdan öpmüş gibi oldun, çok duygulandım ♥♥♥
Fesleğen kara borsaga düsmüştü bir ara kremalı makarna yapamaz olmuştum. İnternetteki tohumlar da tutmuyor. Maşallah sizinki çok güzel olmuş, tohumu nerden aldınız?
ReplyDeleteTohum almadım, almış olsam mümkün değil büyümezdi o fesleğen :) Ben bunu Metro Grossmarket'in sebze reyonunda bulup almıştım, küçük karton saksısıyla satıyorlardı. Fena dayanmadı aslında ama çok mutlu bir fesleğen değil. Bakayım belki saksı değiştiririm, belki işe yarar.
DeleteMina ben fesleğenleri ne zaman kessem her zaman bozuluyor, careyi sadece yapraklarını koparmakta ve suyunu toprağına degil alttaki tabağına koymakta buldum. Bu sekilde yasiyor bir süredir. Bakalım daha da uzarsa yazarım.
ReplyDeleteSenden kelli ben de krimi merak etmeye başladım. Yeni baslayanlar icin krimi postu yaparsın belki, halbuse lisedeyken Agatha Christie okurdum epey. Müzik ekliyordum ben de bir süredir, dolaylı katilmis oldum sanırım.
ben de öberim uzaktan uzaktan.
Ya ben bunu aldığımda, üzerindeki etikette de "Altından su alacak şekilde yerleştirin" gibi bir şeyler yazıyordu. Ben bir süre sonra dalıp gittim, normal sulamaya başladım. Tekrar eski sisteme döneyim, belki işe yarar.
DeleteYa Agatha Christie okuyanın seveceği başka yazarlar da var tabii, dur hakikaten ben bir düşünüp yazayım krimi postu. ♥♥
Öğrenmemekte ısrarlı bahçıvanlar deyince üzerime alındım:)
ReplyDeleteZihin Ryu Murakami'den bahsedince benim de ilgimi çekmişti. Okumadım daha önce. Yalnız senin beğenip beğenmemediğini tam anlamadım. Denk gelirse okuyabilirim.
Ahhahhha ya estağfurullah :D Ben kendimden fenasını görmedim henüz bu konuda, çıtayı o kadar yükseğe çıkardım ki mümkün değil başka bahçıvanların yetişmesi :D
DeleteAy hakikaten ne bölük pörçük yazmışım kitabı. Ben beğendim ama cinayetli yerlerini bir hayli rahatsız edici bulabilecek okuyucular vardır eminim. Yani batılı ve hatta Kuzey Avrupalı polisiye/gerilim yazarları da hiç fena değiller böyle insanlıktan uzak seri katil cinayetleri betimleme konusunda. Ryu Bey ağır ağır anlatıyor cinayetleri, cinayetler işlenirken anlatıyor. Bazı detaylar bir hayli sinir bozucuydu. Fakat katil de olayları ağzından dinlediğimiz karakter de o kadar ilgi çekiciydi ki, çok çok iyi yazılmıştı ikisi de. Yani bu türün okuyucularına can-ı gönülden tavsiye ederim ama kan revan iç organ gibi şeylere dayanamayacak okuyuculara tavsiye etmem :)
Agatha christie seviyorum demem biraz iddialı olur 6-7-8. sınıflarda cok okudum ama bilmiyorum hala Sever miyim? Sen onu dikkate alma yani yazarken bence :) Danke Danke <3
ReplyDeleteYa ben de o yaşlarda okurdum Christie, 30'larımdan sonra buldukça yine okumaya başladım, daha da severek okuduğumu farkettim. Ben daha old school polisiye listesi gibi bir şey yapayım, klasikler ve daha yenice yazılmış ama o tadı veren polisiyeler filan gibi.
Delete