May 14, 2020

Tereyağı İçin Bir Haiku

Bir sosyal medya hesabında aradığım her şey Ovacık Doğal Ürünleri'nin Instagram hesabında mevcut:


Aradığım şeyler: tereyağı, kesinlik, kısa cümleler. Adeta bir haiku ile sesleniyor Ovacık Doğal Ürünleri.

Laykladım hemen ama gidip almam pek mümkün gözükmüyor. Evden Kızılay'a kadar maskeyle yürüyemem, nefes alamıyorum, burnum çeşme gibi akıyor maskenin altında. Bir şeye binmek de istemiyorum. Geçen hafta mahalledeki mandıraya gidip Tire Süt Koop tereyağı aldım zaten. (Koop deyince kalem elden düşüyooor, gözlerim görmüyor, aklım şaaaşıyor, şaaşıyooor.)

Keşke her yer kooperatif olsa. Mansur Bey de açtı ama o da uzak, vasıtasız gidebileceğim bir yerde değil. Başkent Market'te yerel üreticilerin, kadın kooperatiflerinin mamülleri satılıyormuş. Çok heyecanlanıyorum. Baklava varmış ama kesin cevizli o baklava. Bunun kavgasını bir başka yazıda icra ederim.

Ben oturmuş bunları yazarken, komşu inşaatın çatısına beton döktüler harharhar. Bir hayli yüksek sesli bir işlem beton dökmek, insan başka bir şey düşünemez oluyor.

Sokağın karşısındaki işhanının altında saçma sapan bir dükkan vardı. Bir milyoncuydu aslında ama bir milyoncu olduğunu kabul etmemekte ısrarcı bir bir milyoncuydu. Yıllar önce bir sefer girip yılbaşı için o yanan sönen ışıklardan almıştım. Eve getirince bazı küçük ampullerin kırık olduğunu farkedip gerisin geri dükkana gittim. Kadın bana "Nereden bileyim benden satın aldığını" muamelesi çekti. Ben de 8 sene kadar kin güttüm kadına ve boktan dükkanına. Bir gün baktım boşaltmış dükkanı. 3 gün içinde başkası tuttu, kafe yapacakmış. 

Ya tabii ki kafe yapacak. Benim anladığım zaten başka iş kolu kalmadı memlekette. Hiçbiri de düz kafe değil bunların, yanında muhakkak bir atölyeler, bir yogalar, bir iddialar da geliyor. Bu da kekli, reçelli, adeta bir annemizin elinden çıkma ürünlerle böyle sevgi saçan bir pazar yeri, yer yer bir şenlik, bazen bir aşk kompostosu panayırı, aman allahım tek eksiğimiz buydu bir kafe olacakmış. 

Sonra korona patlak verdi, boş durdu dükkan. Sonra ne oldu peki? İlk fırsatta gelip dükkanın önündeki bir avuç yeşil bahçeye beton döktüler.


Ohhh taze taze beton. Ne güzel beton. Canım beton. Kimse uğraşmamıştı o gariban bahçeyle, anca kendi kendine yeşil otlar çıkıyordu. Gariban mariban, biraz toparlayalım, araya da iki masa atarız? Yoo, asla. Biz şimdi olduğu gibi dökelim betonu, üzerine de banyo seramiği döşeyelim, on masa atarız. 

Yaz sıcağında o seramiklerden yükselecek buram buram ısıyla başa çıkmak için de vantilatör filan koyarlar masaların arasına. Off allahım gerçekten yani şu saatten sonra başlarım ben bu kafede satılacak olan anne eli değmiş gibi full organik reçellerin ızdırabına. 

Bugün de oturduğum yerden kıpırdamadan yorulmayı, hayattan yılmayı başardım. Gidip biraz da mutfak toplayarak yılayım.  Geçen gün ani bir kararla çoraplarımı çıkardım, dolaptan parmak arası terliklerimi bulup ayağıma geçirdim. Çok üşüyen biriyim, mevsim geçişlerini uzun törenlerle idrak ediyorum normalde. Son günlerin sevindirici gelişmesi bu oldu, yazlık terliğe törensiz geçiş. Bir de bakkala şeftali geldi, şeftali beni çok mutlu ediyor. 

Evet neyse, mutfak toplaması. Ama belki önce bir şeftali yerim. Öbtüm, öyle gittim.

22 comments:

  1. Şeftali dünyanın en güzel seyi. Bu memlekette güzel şeftali bulsam ben o ekolojik sistemin icine ederek gelen mangolara sarar miydim hic? Peton gercekten cok korkunc bir sey. Bizim memleketin beton sevgisi ise karşı konulamaz. 1/B'den Zeynep gecti burdan su cümlelerle. gideyim de biraz okuma yazmam geliştireyim. öberim.
    Ay bi de en güzel tereyağı bizim köyün yayık tereyağı. Olamaz böyle bir sey. Gercek bir köylü oldugum icin bir kez buraya bile getirdim :))))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay 1/B diyorsun da yani ben de bir elimde kahve, diğerinde sigara, paçamda iki kuduz köpek, böyle delirmiş kadın gibi duruyorum terasta. Ve içimden ana avrat cinsiyetçi küfrediyorum. Çapım bu kadar. Bu beton istilasını durduramıyoruz, ya adapte olup yaşayacağız ya da kaçacağız bu mahalleden. Bir süre daha terası yeşillendirmeye çalışarak direneceğim. Ama bu evde yaşlanmak istemiyorum.

      Zeynep örgütler misin lütfen köyü? Ben gidip mandıradan tereyağı alır mıydım normalde, arkadaşımın annesi "Yaşlandım ben artık, bakamıyorum" diye ineği sattı. Gitti ineğimiz, tereyağımız. Başka da yanlayacak arkadaşım yok. Kaldık hepimiz bir anda tereyağsız, peynirsiz. Kooperatifleşsin senin köy, markalaşma filan, senden iyi kim yapacak. Haydi kurban olurum? (Ağlayan emoji)

      Delete
    2. kanayan yaram Mina, bizim köyde pek insan kalmadı artik o isleri yapan. Türkiye'de yasasam valla köyde tarıma başlardım ben minik minik.

      Delete
  2. Tire Süt Kooperatifinin her ürününe kefilim, nefis oluyorlar.Ben maalesef iğne atsan yere düşmeyecek markette satıldığı için pandemiden beri mahrumum kendilerinden ve nefis peynirlerden, tereyağına geçerken kazara değmiş tadında birtakım yağlarla avutuyorum kendimi, tenha markette ne varsa artık.
    Güzide halkımızın pandemi performansını ağzım açık seyrediyorum. Her şey bitti sanki, aktılar sokağa, avm lere, berberlere. Bugün bir uzman dinledim, yine dibe vurdum, kadın böyle giderse 9 dalgadan bahsetti. Kayseri'deki corona gelmesin üfürükçüsünün coronalı çıkması ve tüm mahalleyi bulayıp karantinaya aldırması da güleriz ağlanacak halimize olayı. Delirmek üzereyim, tıktılar bizi evlere, millet sokakta fink. Hakkım haram olsun onlara :) O cafeci her şeye rağmen açacak mı ki o cafeyi, niye açmasın ki diyeceksin, normalleştik ya. Beton üstü masalarda maskeli maskeli içerler artık kafelerini. Betona gömülesiceler. Yan sokakta inşaat var, senin hesap balkonda beyin hoşafı oluyoruz gürültüden. Dün de üst katın gerzek sahibi gelmiş "ee mütayit gelmeyor mu, vermeyonuz mu" diye soruyordu. Tek dert o zaten şimdi, ıslak terlikle ağzına vurasım geldi. Canım şeftali çekti ama nerden bulayım şimdi :(

    ReplyDelete
    Replies
    1. Şansıma, Güvenlik Caddesi'ndeki en boş dükkan satıyor Tire Süt ürünlerini. Kimse yoktu, giriverdim sevinç içinde. Fakat cadde tıklım tıklımdı, marketlerde kasa kuyrukları, insanlar dip dibe. Ankara'nın da hiç kalır yanı yok, bu mandıra olmasa kös kös dönecektim eve, hiçbir yer girilecek gibi değildi.

      Kesin açacak kafeci, sabahtan akşama haldır haldır inşaat var dükkanda. Mahalledeki havalı kahveciler de açık zaten, sözde "gel-al" çalışıyorlar ama millet gelip alıp gitmiyor, dükkanın önünde takılıyor. Önü nispeten boş kahveci bulup biraz kahve aldım, diğerlerinin önü pembe saçlı kız, full dövmeli hipster oğlan doluydu.

      Ay yemin ederim ölücem kahrımdan, annemlere de bir türlü meyve-sebze sağlayamıyorum. Gizli gizli çıkıyorlar, farkındayım. Öldür allah olmadı üç aydır. Uzaktayım diye çektiğim vicdan azabı ayrı, kapılarına kim geliyor kim gidiyor diye kendimi yemelerim ayrı. Hayatı hiç böyle hayal etmemiştim ben :)

      Delete
    2. Çok takılırsan başedemezsin, kendimde tutmadığım nasihatı sana vereyim. babamları oda arkadaşlarıyla hapsettiler odalarına, zira vaka çıktı kurumda, duyduğuma göre epey varmış, babam iyi sıyırdı. Performansı düştüğü için çok sosyalleşemiyor, o korudu sanırım, 1 aydır odada hapisler. Bir market buldu arada atıştırmalık bişiler yolluyoruz ama o da problem oluyor. Aklım orada, huzursuzum ama yapacak bir şey yok. Neyse ki tahammülle ses etmiyor, ne yapalım herkes böyle diyor yazık. Amaan çok fena bu iş çocukları mı, babamı mı, kardeşi mi, kendimi mi düşüneyim bilemedim. Marketten ağır taşımaktan caydım, kargocu yerine kendime acımaya karar verdim, sanal market yapıyorum artık, basıyorum bahşişi ellerine...

      Delete
    3. Ben babama Pehlivanoğlu Sanal marketten yolluyorum ama Urla'ya gönderirler mi bilemedim. Gerçi Narlıdere'de şubeleri var, yakın sayılır, bir dene istersen. Şu:
      https://www.hanifpehlivanoglu.com.tr/

      Delete
    4. Bakayım Pehlivanoğlu'na, iki kere Migros sanalmarket yolladık biz de bunlara ama ilki feci eksiklerle gitti. İkincisinden memnun oldular ama ufak tefek şeyleri istemeyi unutmuşlar. Ya herhalde bunların evdeki eksiklerden ziyade ben orada değilim diye içim sıkılıyor. Tabii domatesle, peynirle bitmiyor; köpeklerin iç-dış parazit vakti geldi, Kapo'ya özel tasma almak gerekiyor saçma sapan bir hastalığı olduğu için. Veteriner meselesini halletmem lazım.

      Sen biliyorsun, içi seni dışı beni yakıyor bu ikisiyle ilişkimin ama valla kendimi salıp da ihtimalleri düşününce dünyayı yakasım geliyor Nurşen Abla. Ne sınavmış bu korona ya yemin ederim çoğu gün bok gibi kalkıp bok gibi giriyorum yatağa. Ohhh allahım neyse, her şeyin bir sonu var, bakalım nasıl çıkacağız bundan :)

      Delete
  3. Ovacığın bir etkisi var, o kadar tırsan ben onunla adım attım ilk defa toplu taşımaya, sosyal çarşıya kapalı alana, önümde iki kişi vardı, birkaç dakika içinde kuyruk uzadı, hayatımın en hızlı siparişini verip alıp ödeyip çıktım. Şöyle dışarıda çarşı içi olmayan bir dükkanları olsaydı keşke, Başkent market bizede uzak bende merak ediyorum orayı keşke daha çok yaygınlaşsa belki olur ilerleyen zamanda, inşaat çok sinir bozucu dibimde vardı geçtiğimiz yıl, yapılırken ayrı çile, yapıldı doluştu insanlar şimdi ayrı çile, bir ev vardı oldu sana 20 ev, nedir bu merak nerde toprak parçası görseler derhal betonla kaplıyorlar marifet ya, off bıktım bu anlayıştan, kafelerdende fenalık geldi, herşeyin bokunu çıkarmaya ne gerek var bilmiyorum birşey çıktığı hali ve miktarıyla kalmıyor, çoğalıp bölünüyor ve bir özelliği kalmıyor, birsürü kopya gibi.. Bende dün akşam yeni geçtim açık terliklere alt katta akrebe benzer minik birşey feci korkuttu bizi, kapalı terlikleri kaldırdım hemen, üşüyorum aslında dışarı yaz gelse de daha bizim eve gelmedi..

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya gerçekten, çarşı içi olmayan bir Ovacık dükkanı ne güzel olurdu. Çalışanlar da bütün gün güneş ışığı görmüyor o dükkanda. Başkent Market her ilçeye açılacakmış Derya, yürüyerek gidebileceğimiz bir yerlere açılır umarım.

      Ben canımdan bezdim artık, valla bütün strateji her şeyin bokunu çıkarmak üzere. Bir kahveci açılmıştı, "Ay ne güzel, oturur kahve içeriz" diye sevinmiştik, iki sene sürmedi bütün mahalleyi kahveciler kapladı. Bir gün bir bakacağız, bir tane anahtarcı kalmamış, yufka alacak yer yok, elektrikçi bulamıyoruz. Bunlar havalı işletmeler değil tabii, mahalle her geçen gün biraz daha "havalılaşıyor", kiralar yükseliyor.

      Ay hayvanlar coştu sıcakla birlikte, bize de uzun uzun bacaklı dev sinekler geldi. Sivrisinekler de çıktı ortalığa. Bütün sokağa çıkma yasağı boyunca çatıyla birlikte kavrulduk evde. Neyse biraz serinleyecekmiş hafta sonuna doğru :)

      Delete
  4. İki karışlık yeri çim yapsalar, çimin üzerine de masa atarlardı... 2 gram toprakla millet elektriğini atardı belki... Ama benim canım milletim betonu pek seviyor :/

    Kooplar candır can... Bizde de bir iki tane var numunelik, sütümü peynirimi oradan alıyorum...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Allah çarpıyor herhalde çim yapınca. Valla zaten işim gücüm yok, devamlı evdeyim, terastan bir akbaba gibi seyredeceğim bu kafeyi. Belki batırmayı başarırım kem gözlerimle.

      Ya valla kurtuluş kooplarda, umarım daha da yaygınlaşır memleketin her tarafında ❤

      Delete
  5. Seftali yoksa su BEBEK KAFASI buyuklugunde olanlardan mi? ahahahah gecen seneki epostalarindan birinden hatirliyorum bu tarifini. Aklima dusuverdi sen yine yazinca...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahhahhha ay unutmuşum öyle dediğimi ama ne kadar isabetli bir tarif olmuş :D Yok, bunlar ufak tefekti ve biraz da hamdı. Hayallerimin şeftalisine bakkal üzerinden ulaşamadım, yarın filan çıkıp kendim arayacağım :) Senin Karl Bey çilekleri ne oldu?

      Delete
    2. Karl Bey çilekleri hakkinda sehir efsanesi soylentiler dolasiyor… Bir arkadas istasyonda gordum dedim, hangi istasyon hatirlamiyor ahahahha. Benim evin yakininda var ben de evden kicimi kaldirip cikarsam, Karl Bey kesfi yapacagim. Cok heyecanliyim ama beklentimi de dusuk tutuyorum zira etraftan aldigim alternatifler hala cok kotu, Allah gunah yazmasin.

      Delete
    3. Kan ter icinde, kosturarak Instagram'dan bu yorum altina geldim… Hic bir sey yetmiyor gibi, issizler ordusu bugun toplanip yeni bir challenge baslatmis!!! Carsi pazar marketten alinan taze cilegi tuzlu suya yatiriyorlar. Cileklerin icinden cikanlari da videoya strawberrychallange tag'i ile koyuyorlar. Sadece soruyorum; simdi bunun sirasi miydi?

      Delete
    4. Gerçekten sırası değildi bunun :D Valla içim fena oldu börtü böceğin bir kısmını görünce ama tarımın normal hali değil mi ayol bu? O kırkayağın tarladan çıkıp ölmeden eve kadar gelebilmiş olmasını acayip buldum. Ohh allahım kırkayak da yani, bakmaya dayanamadığım hayvanlardan, o binlerce bacak :/

      Bence muslukta yıkayınca da gider o hayvanlar, zaten toplasan kaç hafta çilek satılıyor, bunu da atlacağız :D

      Delete
  6. O bina Ankara çirkinliğinin anıtı olur.Ankara severler alınmasın,önceki ofisim böyle bir binanın kopyası idi niye çünkü Konya Ankara'nın çakması gibi😷

    ReplyDelete
    Replies
    1. Offf evet ya, çirkin türünün en iyi temsilcisi bu bina gerçekten. Köşe bina, koca bir kütle, iş hanı. Ve içinde doktorlar da var, düzenli olarak ambulans yanaşıyor, sedyeyle insan taşınıyor bu binanın içine. Tekerlekli sandalyeyle çocuk giriyor, çıkıyor.

      Yani bu kafe açılacak, millet gelip çayını kahvesini içerken iki metre ötelerine ambulans yanaşacak, yanlarından hasta insan taşınacak binanın içine. Sıfır akıl, sıfır planlama, tamamen allah kerim bir iş girişimi.

      Delete
  7. Bu entry'i görünce bu postu ve şu mendil kadar yerdeki bir ton betonu hatırladım. Kafiye olsun diye yazmadım. Herhalde en az bir ton çekiyordur. Mendil kadar bir yere bütün nefretlerini gömmüşler midir acaba? https://eksisozluk.com/betontapar

    ReplyDelete
    Replies
    1. Gerçekten dini imanı beton. Bir yandan da bir takım furyaları yakalamak, furya sürerken para kazanmak. Başka şehirleri bilmiyorum ama Ankara'nın kendine has pek bir şeyi kalmadı. Böyle hep üstüne yapıştırma işletmeler. Mesela memur meyhaneleri vardı, mütevazı ve sessiz yerler, insanlar iş çıkışı biraz bir şeyler içer, az bir meze yer ve eve giderdi. Onlar bile yok oldu. Manolis diye meyhane açtılar mahalleye, Manolis diye biri yok ortada ama mavi-beyaz masa örtüleri var.

      Mendil kadar yere bütün nefretlerini gömdüler, üzerine de hırslarını dizdiler. Ay bu arada gerçekten seramik döşediler betonun üzerine ahahhhahha ay sinirlerim bozuldu. Öyle "ahşap görünümlü" filan da değil, bayağı boz renk dümdüz zemin seramiği.

      Delete
    2. Buraların eski halini biliyorum. Kimbilir daha neler göreceğiz. Maalesef.

      Delete