June 26, 2020

Patates, Kitaplar, Bir Belgesel

İklimin vurduğu, Koko'nun dadandığı ve bütün umudumu kestiğim patatesten az bir hasat yaptım. Son yazıdan bu yana geçen bir ayın en neşe dolu anlarıydı herhalde:


İşte böyle iki avuç filan kadar patates. İyice yıkadım, kabuklarını soymadım, irice olanları ikiye böldüm, ufak olanları olduğu gibi attım tavaya. Ezilmiş sarımsakla beraber tereyağında soteledim, biraz isot ve kıyılmış maydonoz koydum tavadan almadan önce. Terasta oturup yedik.

Sonradan ektiğim ikinci saksı patates daha normal gelişiyor, belki hasat daha iyi olur. 

Beş kitap okumuşum o arada, sevindim kendi kendime. 


Beşini de çeşitli sebeplerle beğendim. Çok üşeniyorum şu anda oturup beş kitap anlatmaya. Beni en şaşırtanı Uyanış oldu, 1899 senesinde bu kadar sade ve berrak yazılmış ve üstelik yayınlanmış bir kadın hikâyesi olduğu için. Kate Chopin'den hiç haberim yoktu, tanışmış oldum, çok sevindim. Hikâyenin sonunu kapak resmi olarak basan İş Bankası Kültür Yayınları'na da gözlerimi devirmek istiyorum yeri gelmişken. Okuma heyecanımı baltaladı o kapak resmi.

Beni Kör Kuyularda'yı daha ilk cümlesinde bağrıma bastım, bitirirken sessiz sessiz ağladım. Şu son yıllarda okuduğum en heyecan verici yazar Hasan Ali Toptaş. Çoktandır Goodreads'de kitaplara yıldız vermeyi bırakmıştım, sembolik bir törenle 5 yıldız verdim. Sonra kitabı okuyanların yorumlarını okudum biraz. Sonra çıt diye kapattım sayfayı. Ay hiç ilgilenmiyormuşum başka okuyucuların ne düşündüğüyle. Hasan Ali Bey'in anlattıklarını anlatış şeklinde beni çok derinden bir yerlerden yakalayan bir ritm var, o sanki tarih öncesi bir ağıtmış gibi tekrarlanan tekrarlanan tekrarlanan sözler içime işliyor. 

Mubi'de I Am Not Your Negro belgeselini seyrettim, yarı belgesel-biraz film. James Baldwin'in Amerika'da siyah bir insan olmakla ilgili fikirlerini Samuel L. Jackson seslendirmiş. (Yav neden eskisi gibi Youtube'daki "embed" kodunu yapıştıramıyorum ben buraya?)



Film 2016 yapımı ama metin olarak kullanılan Baldwin'in bitiremediği kitabı, mektupları filan 1970'lerden, gerçekten bir adım bile yol alınmamış Amerika'da. Yol almak filan istememişler. Ve James Baldwin ne kadar zeki, cesur ve orijinal bir sesmiş. 

Ergenken okumuş olmam lazım, annem çok sever çünkü, evde vardı kitapları. Hiçbir şey hatırlamıyorum, yeniden okuyayım. Geçenlerde çocukluk arkadaşımla mesajlaşıyorduk, polislerin George Floyd'u öldürmesinden hemen sonraki günlerdi. Laf arasında James Baldwin'in şu güzel fotoğrafını yolladı:


"Ben Türkiye'ye gelince rakı içip Target mağazası yakalım" yazmış, uzun zamandır burada yaşamıyor. Belki BİM'in camına tükürebiliriz alternatif olarak. Nasıl bir araya gelip rakı içeceğiz, onu da bilmiyorum zaten. Gelebilecek mi buraya, o da pek belli değil. 

Hiçbir şey belli değil, her şey havalarda uçuşuyor. Günler de öyle geçiyor, ne ev sporu kaldı ne "Aman yediğime dikkat edeyim"ler. Kilo aldım. Dün bakkaldan 3 çeşit Haribo aldım. Şeftali de aldım ama şeftali duruyor. Haribolardan yedim. 

Temmuz geldi neredeyse, naapıyorsunuz, iyi misiniz?

26 comments:

  1. Hasan ali toptaşın kuşlar yasına gider kitabını okumadıysanız eğer onu da tavsiye ederim.Sevgiler,

    ReplyDelete
    Replies
    1. Okumadım, bunun haricinde bir de Gölgesizler'i okudum. Ve sanırım evde var Kuşlar Yasına Gider, okuyacağım. Teşekkür ederim tavsiye için ❤

      Delete
  2. Ooo senden haber almak güzel oldu, patatesler de şahane :) Hasan Ali Toptaş'ın anlatımı bence de çok güçlü, ben en son gölgesizler'i okudum ve aynı hislere gark oldum. Film de olmuş sanırım ama zaten film gibi bir anlatım gücü vardı.. Haribo işi tehlikeli iş, ondan pakette "zum teilen (paylaşmak için)" yazıyor :)))) sevgiler!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Filmi de güzelmiş Gölgesizler'in, annem kaç zamandır söyleyip duruyor, seyretmedim bir türlü.

      Zum teilen kısmından yırttım belki de, öyle bir şey yokmuş gibi davranacağım. Haydi hep beraber, Haribo macht Kinder frooooh und Erwachsene ebensoooo!

      Bizden de sevgiler efendim :) ❤

      Delete
  3. Ay hoşgeldin ya, valla merak etmeye başlamıştım. Sanırım sende benim gibi hergün aynı, ne yazayım yahu" moduna girdin. Bugün "Eeeh yeter" dedim ve kitaplı, kitaplıklı bir mim başlattım. Yazmak istersen buyur bak bloga. Bu pandemi bizi bırakmayacak sanki, öyle umutsuzum o yüzden biraz Umutlanmak için haftaya Ankara'ya geliyorum gönüllü gönülsüz. aslında evde kalmak isterdim ama hem çok sıcak, hem de bebeleri çok özledim. "Beni Kör Kuyularda" Toptaş'ın en sevmediğim kitabı oldu, dön dön aynı şeyi yazmış gibi geldi bana, ikrah ettim. "Heba" ve "Kuşlar Yasına Gider"e lafım yok ama :)Pattisler süper olmuş. Peki "Amerikana"yı beğendin mi?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Hoşbulduk :) Ya valla öyle oldu, azap oldu kompütere oturmak, aklıma hiçbir şey gelmiyor, salon da gündüzleri cehennem gibi sıcak. Bugün 4:30'da ayağa dikilince kaç gündür süründürdüğüm bu yazıyı iyi kötü bitirebildim. Bakayım hemen mime, yaparım bence ben.

      Ben gitmeyeceğim bir süre daha bir yerlere, iyi kötü kendi çevre koşullarını sağladı anamlar, cesaret edemiyorum evlerine girmeye. Biraz önce su getiren oğlanın burnunun dibine girip elinden damacanayı aldım, bende maske yok, oğlanın maske çenesinde. Şimdi oturup az mı gerizekalıyım yoksa çok mu diye düşüneceğim saatlerce :)

      Kuşlar Yasına Gider'i okuyayım bir sonraki Hasan Ali Bey kitabı olarak. Ya Amerikana'yı beğendim, bir sürü şey gugıllatı bir yandan bana, ilginçti. Tansiyonum düşene kadar övmem ama öbür kitaplarını da okuyacağım kadının, esprili buldum dilini.

      Delete
    2. "Mor amber"i de çok güzel öneririm kadının adı çok zor yazamadım :)
      O kadarcıktan bişi olmaz öksürüp tıksırmadı ya, 15 dakika diyorlar yoğun temas için. Ben bebelerle maskeli mi buluşsam maskesiz mi bilemedim, içimde dert valla o konu da, çok özledim. Baldwin'in Gülriz ve engin Cezzarla olan maceralarını biliyorsundur, Gülriz ilk anı kitabında ince ince anlatır.

      Delete
    3. Ay ben de bakmadan yazamıyorum kadının adını. Hiç Nijeryalı yazar okumamışım, Nijerya'yı filan bırak zaten bana sorsalar "Afrika edebiyatı" filan diyorum, sanki o koca coğrafya yekpare bir kültürmüş gibi. Bu açıdan terbiye oldum Amerikana'yı okuyunca, daha doğrusu cehaletimi bir kere daha farkettim, iyi oldu :D

      Maskeli buluşabilirsin aslında, bugün bir ecnebi gazetesinde okudum, BBC miydi, çocukların büyük kısmı septom gösteriyor ama hayatlarına normal devam ediyorlar diye. Sizin yavru bebek gerçi daha ama gene de.

      James Bey'in İstanbul maceralarını üstten üstten biliyorum, okuyayım Gülriz Sururi'nin anılarını ya, ne süper fikir ❤

      Delete
  4. aaaayyyyyy aaaayyy ayyyyy minaaaamm gelmiş aaaayyyy (seda sayan açılışı)

    fonda darbuka ve kanun sesleri ile yazışını kutlarken leylak dalı'nın mimi ile silkinip kendime gelmeyi hedefliyorum. hemen bir özet geçeyim ben de gelmişken o zaman. corona olmayayım diye evde yiyip yatmaktan obez oldum sanırım, belim ağrıyor, tartıya çıkmaya korkuyorum. sifu 1 aydır saçma sapan bir alerjiyle boğuşuyor, onu belki bloga yazarım ama 30 gündür nonstop baticon'lanıyor yavrum ve bezdi artık kaçıyor bizden. illallah edip salonun en uç köşesinden derebeyi gibi süzüyor bizi gıcık gıcık, o yüzden yeni isim buldum ona -> baticonius

    evde kendime "100 adet eşyayı bu evden çıkar çelıncı" yaptım. ayıklarken 100'ü geçtim ama daha çıkaramadım, postaneye falan gitmem lazım. onun da ayrıntılarını yazarım inşalla.

    örtmenli instekram sayfamdan da bunalmıştım ne zamandır, çok içime kapandım zaten genel olarak ama sanırım biraz daha enerji geldi bana, biraz daha fazla eğiliyorum ona son günlerde. şimdilik bunlar oldu, bir de seni çok özledim. mimi hep birlikte yapalım, belki elimiz alışır. ben yazmayım sen yazma e kim yazacak?

    he bi de ben galiba amerikana'nın bir bölümünü okurken izlemiştim chimamanda'yı youtube'da. o zamandan beri aklımda o kitap. feminist manifestosundan da geniş alıntılar olan bir sayfa vardı elimin altında, bunları yeniden bulursam yollarım sana.

    he bi' de terf'lerle falan kavga ediyorum twitterda manyak gibi, hayır dur durduğun yerde di mi, yok. ay neden twitter'a girince insan tüyleri dikelmiş kara kedi gibi oluyor?

    neyse mektubuma son verirken gözlerinden öpüyor bizi ayıran dağlar, yollar ve coronaya lanet okuyorum. bu da kapanış müziğim: https://www.youtube.com/watch?v=_FsztpCAOuc

    sirke de vaaaar maske de vaaaağğğr <3

    ReplyDelete
    Replies
    1. Senden başka kimse beni böyle karşılamıyor ahhahhha :D Gözlerimi süzerek yerimi alıyorum hemen.

      Ben bıraktım tartıya çıkmayı. Pantolon giyerken, eğilip kalkarken filan anlıyorum zaten aşağı yukarı kaç kilo civarına dayandığımı. Gelip dayandığım yer genelde "Aboav kontrolden çıktı bu iş!" diye dev panikle diyete başladığım yer. Bir kere daha yapacak gücüm yok. Zaten kesinlikle hatırlamıyorum bir yandan evdeki barbarı alıştığı gibi besleyip bir yandan nasıl diyet yaptığımı. Neyse, kapatıyorum bu konuyu :D

      Ay kıyamam kız yazık çocuğa :/ Geçmiş olsun, umarım bir an önce bu baticon zulmünden kurtulur, kim bilir neler geçiyor kafasından size baktıkça :D

      Ya ben kitaplığın fotoğrafını çekemediğimi farkettim biraz önce. Evin o kadar dar bir yerinde ki olmuyor yani, girmiyor kareye. Belki yere yatarsam olabilir, bir deneyeyim. Çileye bak :/

      Neden terf diye bir şey var ya hayatta? Zaten oturup bir saat okumam gerekti o nedir, bu nedir anlayabilmek için. Aman yarabbi :/ Twitter'dan ayrıca korkuyorum zaten ahhahhhahha :D

      Ay evet ya, geçen ay buluşmuş olacağıdık, hatta ben iki hafta önce benim buradaki Sevda ile başka bir konsere de gelmiş olacaaağdım, ay neler olabilirdi lanet olsun.

      Sirke var, kolonya da var ama doğduğumdan beri pek yaşama sevinci yok bende ahahhhaha :D İçimden eşlik ettim çünkü boksuratlılık.

      Delete
  5. Selam İnsanın kendi ektiği ürünü toplaması çok güzel bir olay.Patatesler harika emeğinize sağlık.Hasan Ali Toptaş'ı hiç okumadım. Merak ettim.Elimdeki kitapları bitirince bakayım. Galiba kızımda var.Sevgiler.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay gerçekten ne güzel şey ürün toplamak, patatesle aramız iyi çünkü az emek ve az ilgi istiyor :) Yoksa vasat bir bahçeci bile değilim, vasatın çok altındayım :D

      Ben de toplam iki Hasan Ali Toptaş okudum. Gölgesizler okuması daha çok dikkat isteyen, biraz daha ağırca bir romandı. Beni Kör Kuyularda'yı gene derin ama biraz daha rahat okunur buldum. İkisini de çok beğendim :) Bizden de sevgiler ❤

      Delete
  6. Güzel oldu, blog okuma günü benim için:) patatesler şahane:) biz Türkiye’ye gidemiyoruz, gidersek dönebilir miyiz bilmiyoruz ve iyi kötü kendi izolasyonları içinde yaşayan ailelerimizle temas içimize sinmiyor... bu yaz böyle, bakalım sağlık olsun

    ReplyDelete
    Replies
    1. Evet, ben de bu yazı böyle kendi haline bırakmaya karar verdim. Bakalım işte, kitaplar ve patatesler filan, değişik bir yaz mevsimi oluyor :)

      Delete
  7. Heba'yı Kuşlar Yasına Gider'den daha çok beğendim, I am not Your Negro'nun Türkçe çevirisi yeni çıktı, belgeselini bilmiyordum, iyi ki yazdın, ben de öbdüm :))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya galiba Heba da var evde, okunmayı bekler vaziyette. Ben yavaş yavaş okurum hepsini.

      Ay evet geçen gün gördüm, Sevin Okyay çevirmiş. Sevin Okyay'ın çevirisiyle en son Cormac McCarthy'nin Yol'unu okudum. Orijinalinin dili de enteresanmış, çeviri de öyleydi.

      Belgeselde Baldwin'in yaptığı konuşmalardan, katıldığı programlardan filan bölümler vardı, çok ilgimi çekti. Ben de tekardan öbüyoruuuum :)

      Delete
  8. Patateslere bayıldım, hele ki sarımsakla tadından yenmez.. afiyet olsun :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay gerçekten ne güzel bir ikili patates-sarımsak ikilisi :) Çok teşekkürler :)

      Delete
  9. Patates tarifi ne güzeldi yapmak istedim bende, bütün olumsuzluklara rağmen aldığın bir avuç patates umudun resmi olmuş resmen, ne güzel bir aya ne çok kitap sığdırmışsın Mina ortak bir yazarımız olmuş bu dönem, H.Ali Toptaş kesinlikle farklı bir anlatımı var bende çok sevdim Heba kitabını okudum ama başka kitaplarını da okumak istiyorum mutlaka, ne çok ara verdin, yeniden yazılarını okumak sokakta karşılaşmak gibi bişey oldu, güzel oldu, hoşgeldin :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Hoşbulduk :) Ay seni özledim Derya, ne güzel bir buluşma düzeni oturtuyorduk tam, bir anda neler geldi dünyanın başına :/ Buluşamadığımız gibi tulum almaya da gidemiyorum aylardır :)

      Heba'yı ve Kuşlar Yasına Gider'i okuyacağım, yorumlardan bunu çıkardım :) İstiyorum blog yazayım ama bazı günler ne olduğunu anlamadan geçiveriyor, ben normalleşemedim herhalde henüz :) Ay zaten neden normalleşiyoruz, onu da anlamış değilim.

      Delete
  10. Seni tekrar görmek ne güzel. Okumak yani:) Merak ediyordum. Neyse ki iyisin, hepimiz gibi birbirinin aynı günler yaşıyormuşsun yalnızca. Bu gerçekten yoruyor insanı.
    Yukarıda Nurşen Hocamın yorumuna takıldı gözüm, Gülriz Sururi'nin anı kitabını okudum fakat Baldwin kısmını hatırlamıyorum. Şimdi kitaplığa gidiyorum ben, tekrar açıp bakacağım:)
    Sevgiler...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay iyi oldu gerçekten tekrar görüşmek :) Ya evet, günler birbirinin aynı, haziranın geçmiş olmasına inanamıyorum. Elimden geleni de yapıyorum, yeni meşgaleler bulayım filan diye ama bu kısıtlanmış yeni hayat düzeni insanın ruh halini belli bir seviyede tutuyor, biraz fazlasına müsade etmiyor.

      Kıldan İnce Kılıçtan Keskince mi anı kitabı? Ben de çok kendimden emin "Okurum" demişim, meğer öykü kitapları da varmış Gülriz Hanım'ın, bilemedim hangisinde Baldwin anıları var.

      Bizden de sevgileeeer ❤

      Delete
  11. Ben ailenin yanına gittin sanmıştım😐patatesler güzel görünüyor,tarifin ile market patatesi pişer mi,yeşil biber kavuruyoruz ama patatesi böyle pişirsem Süper olur😋ben kilo verdim bu arada bence taşınma süreci etkili oldu

    ReplyDelete
    Replies
    1. Keşke Mart'ta uyanıp gitseydim hakikaten anamların yanına, şimdiye beni 10 kere delirtmişlerdi, belki evi yakmıştım şimdiye ama gene de hayat biraz daha kolay olabilirdi.

      Ay aynı şeyi düşündüm bunları kavururken, deneyeceğim market patatesini iri doğrayıp, denemeden bilemeyiz :D

      Taşınma süreci de etkili olmuştur kesin, bir yandan da bazılarımıza öyle etki etti galiba karantinalı hayat. Zaten incecik olup bir de bu son aylarda iyice süzülen arkadaşlarım var, hakaret ediyorum her fırsatta :D "Aaa e ben bugün hiçbir şey yememişim allah allah?" diyen oldu telefonda, nasıl yapılıyor bu güzel allahım?!

      Delete
  12. James Baldwin'i lisede keşfedip çooook sevmiştim. Elime geçireyim de kitaplarını yeniden okuyayım.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay ben de okiycam, ben de. Sanki bu yaz yapılacak en iyi şey Baldwin okumakmış gibime geliyor.

      Delete