Birkaç kategori halinde var, evet.
1. Sevda'dan alıp 5 senedir okumadan üstüne yattığım kitaplar var, Jeffrey Eugenides - Middlesex mesela bir tanesi. Yolda vardı galiba, Kerouac. Sevda bazen gelip geri alıyor bunları, başkasına ödünç veriyor, sonra gene getiriyor ya da ben alıp kitaplığımdaki yerine koyuyorum tekrardan. Benim açımdan durağan, kitaplar açısından hareketli bir varoluş.
2. Yıllardır Sarıkafa diye bahsettiğim, artık adını yazmak için çok geç olduğunu düşündüğüm sarıkafalı arkadaşım bir ara Ankara'da annemlerle ev arkadaşı olmuştu. Ankara'dan taşınırken annemlerde unuttuğu kitapları gasp ettim. Cesur Yeni Dünya var içlerinde, Hasan Ali Toptaş var sanırım bir tane, Ahmet Abakay - Hoşana'nın Son Sözü var.
3. Blog komşum Küçük Joe'ya kahvaltıya gittiğimiz bir gün evden ayrılırken kitap ödünç almıştım. Kitap imzalıymış, görmüş olsaydım onu değil, başka bir kitabı ödünç alırdım. Kargoyla geri de yollayamadım, başına bir iş gelir mi yollarda diye endişe yaşadık filan derken herhalde 6 sene oldu. Hakan Günday - Az. Güvenli bir yere kaldırdım, İstanbul'a gidebilirsem teslim edeceğim. Ya da belki bu konuyu tekrar ele alırız Küçük Joe ile.
4. Bir eski erkek arkadaşımdan alıp geri vermediğim Lawrence Block polisiyeleri var az miktarda, birkaç tane de Leo Malet. Zaten aldatmıştı beni gerzek, kitapların yanı sıra masaüstü hoparlörünün de hâlâ bende olduğunu söylesem herhalde ayıplamazsınız beni.
5. En iddialısını sona sakladım. İsmini vermeyeceğim bir bireyin, ismini vermeyeceğim bir okulun kütüphanesinden 1972'de "ödünç alıp" "geri vermeyi unuttuğu" şu kitap:
Bahsi geçen birey, 45 sene sonra vicdan azabına dayanamayarak bana verdi kitabı "Lütfen git ver bunu kütüphaneye, daha fazla bu yükle yaşayamam" diye. Son 3 senedir de ben evde barındırıyorum kitabı çünkü insan nasıl gider ve "Ay merhaba, böyleyken böyle, 48 sene sonra geri getirdik kitabı" der henüz bilmiyorum. Bir gün bilebilirsem götüreceğim.
Zaten size bir şey söyleyeyim, bana kalırsa bu birey aslında vicdan azabı filan çekmiyor, benim elimde bu kitapla kütüphaneye gittiğim ve kütüphaneciye dert anlattığım sahneleri kafasında canlandırıp mehehh ehhehe diye eğleniyor kendi kendine. Tam olarak böyle biri çünkü.
El koyduğum ve el koyduğumu unuttuğum başka kitaplar da vardır kesin. Biraz önce yanımdan Kudi geçerken bu konuda liberal bir insan olduğumu fark ettim; Kudi'yi de "Hafta sonu bizde kalsın" diye annemlerden alıp bir daha geri vermedim. Altı sene oluyor.
Hava çok sıcak bugün. Yapılacak bir sürü iş var, saat 14:15, gidiyorum ben. Öberek gidiyorum.

kategori yaaa :D koptum. hadi "kul bağışlar" da kütüphane çetelesini tutup bir de şu kadar avro vereceksiniz derse? o zaman kaşla göz arasında bırakıp kaçarsın :D bonnie and clyde gibi ya, noolur geri ver çok merak ediyorum ne olacak (bişey olmazsa da yeni bi kitap ödünç al derim ben, bakalım ne olacak akıbet)
ReplyDeleteYok istemiyorlar binlerce avro ve tabii ki bunu da tecrübeyle öğrendim. Bir başka adını vermeyeceğim kuduz birey ödev yapacak diye kitap çıkarmıştım kütüphaneden. Bir sene sürecek bir maceraya dönüştü. Avro istemiyorlar, kitabı herhangi bir şekilde bulup geri götürünce barışıyor kütüphane. Ama hazır değilim yeniden test etmeye bunu :D
Deletegüvenli bir yerde durmasına çok sevindim Fermina. Kargo ile gönderebiliyorsan herhalde başına bir iş gelmez diye düşünüyorum. Sana yeni adresimi vereyim face ten filan. Sevgiler.
ReplyDeleteTamam ben sana yazayım messenger'dan ❤
DeleteBirey tahmin ettiğim kişi galiba, kitabın adına bakılırsa :) Peynirler geldi mi? Niye bu tür peynirsel magazin haberlerini eklemiyorsun, şurda bir peynir manyağı var ve pandemiden bu yana paketli peynir yimekten içi çıktı :)
ReplyDeleteBu arada blogunun üstünde güvenli değil yazıyor, az ürktüm senden :))))))
Allahaşkına kim alır da okur zaten bunu hobi olarak, gene böyle bir kitap için Sakız Adası'na gitmeye kalktı bir ara. Yani nasıl olabiliyor bilmiyorum ama herrrr yere baktım, kitap gerçekten sadece Sakız Adası Halk Kütüphanesi'nde mevcut görünüyor.
DeleteVPN bazen açık, bazen kapalı ben blog yazarken. Belki ondan alarm vermiştir :)
48 sene sonra kitabı kütüphaneye iade etmek konusundan iyi bir öykü çıkar:) Çok iyi:)
ReplyDeleteAy belki de 50. senesini beklemeliyimdir, öykü deyince sanki yuvarlak rakam daha şık durur gibi geldi :D
Delete