Sevda'ya sandviç yiyip çay içmeye gittim. Bir de çoğalttığım kauçuklardan bir fide götürdüm. Kitaplardan, koltuk döşemecilerinden, Göbeklitepe'den ve peynirlerden bahsettik. Bana ayırdığı bir miktar tarhanayı, erişteyi ve kurutulmuş meyveleri alıp eve döndüm.
Evlerin camlarında 29 Ekim resimleri vardı yol boyu, çocuklar yapıp asmış. Fotoğraf çekeyim dedim, telefonuma bir haller olmuş, ekran kapkara. Gözlerimi devirip yürümeye devam ettim. 29 Ekim resimlerine baka baka, dökülen yapraklara basa basa.
Çiçekçiye uğradım yarı yolda. Pandemi boyunca yaptığım en düzenli işlerden biri sanırım çiçek almak. Dükkan açıktı ama abi yoktu ortalıkta, yan dükkandaki terziye sordum, telefon açtı çiçekçiye. "Ay önemli değil, ben bekleyeceğim her halükarda" dedim ama durduramadım terziyi. Yolun karşısındaki marketteymiş, kasanın oradan el salladı çiçekçi.
İki çeşit çiçek aldım, o arada biraz sohbet ettik, siyasi sohbet. Herhangi bir çiçekçiye gidecek değilim tabii ki ve Ankara'da zaten başka neyin sohbeti yapılıyor bilmiyorum. "Faşist yapılanma"lar, "yapısal sorunlar" filan havada uçuştu, çiçeklerimi alıp çıktım.
Apartmanın bahçesinde ne zamandır gördüğüm en güzel tekir kedi oturuyordu. Yanına yanaştırmadı, bari fotoğrafını çekeyim dedim. Ekran gene açılmadı, telefonu oracıkta çöpe mi atsam diye düşündüm, tekir gözlerini benden ayırmadan esnedi.
Güneş battı, koyu gri bulutlar var. Beyaz şarap var sanıyordum, yarım kadeh bile çıkmadı. Neyse artık, çıktığı kadar. Sonbahar turuncusu oje sürdüm, kurusun diye bekliyorum, feci şekilde çişim geldi. Tabii ki geldi, hep aynı şey oluyor.
Bruce Springsteen yeni albüm çıkardı. Bir süredir kendi güvenli limanlarıma sığınmış vaziyette yaşıyorum, sevdiğim eski yazarlar, eski albümler. Bruce Bey de öyle bir liman, hiç hayal kırıklığına uğratmıyor.
Yeni albümden ikinci videoyu çıkardı bile:
Nasılsınız, iyi misiniz? Güzel bir şeyler oldu mu? Balkabağı sezonu geldi mi? Güzel kitap okudunuz mu bu aralar?

Prince gibi olmak.. var bir hayalimiz :D Bu kadar çok afedersiniz pezevenk tipli olup da karizma olmayı nasıl başarıyordu seksenlerde hala anlayamıyorum. Valla çok uzaylıydı. Özlemle anıyoruz.
ReplyDeleteÇiçek güzel şey ama evde bakmak zulüm gibi geliyor bana. Baba yadigarı bir kauçuk var. Allahım ölmüyordu... Resmen kaçak kat çıkmaya bayılıyor. Tavana dokunduruyor, hop kesiyorum. Yenisi de başlıyor güldür güldür. Birkaç seneye iki tane kule oluyor. Yine kes. Üç oluyor :D Nereye ekmek lazım acaba? Evden kurtulmak istiyorum taşınırken. Şöyle sıcak iklimlerde bir yere mi ekmeli ki. Hiç de anlamam. Pandemi bitsin de gelecek yaz icaplarına bakmalı -_-
Eylül ve Ekim boyunca okuduğum kitap sayısı "1". Şu gifi bırakıp gidiyorum :(
https://tenor.com/view/b%c3%bclent-ersoy-ebru-g%c3%bcnde%c5%9f-kavga-popstar-alaturka-popstar-gif-15851436
Ay hadi seksenlerde herkes pezevenk kılıklıydı, Prince belki normal kalıyordu aralarında ama doksanlar? İkibinler yahu ahhahhhaha :D Şuraya bir video yapıştıracağım, beni çok ayıplıyorlar çünkü herkes çok büyük müziyen videoda filan. Ama gerçekten, 03:28 civarı Prince sağdan gelip de solo atmaya başlayana kadar içim ölüyor sıkıntıdan :D Bir güneş gibi doğuyor kurban olduğum, sıfır efor, sanki herkes böyle gitar çalabilirmiş gibi. Şovsa şov! (Videonun sonunda o gitar nereye gidiyor?!)
Deletehttps://youtu.be/6SFNW5F8K9Y
Kauçuk ölebilen bir bitki değil Zihnibeyciğim. Ölebilen bir bitki olsaydı ben çoktan öldürmüştüm, öldüremedim. Bir de sen tam sevdiği gibi buduyormuşsun, asla ölmez o :D Güney sahillerimize taşınırsan belki olur dışarıda ama tabii ben en son insanım bu konuda fikir everecek ahhahha :D
Ahhahhha ayyyy Bülent Hanım'ın gazabı! Ben 10 kitap okumuşum Eylül-Ekim boyu, 2 tanesi Stephen King (3.yü hala okuyorum), 2 tanesi polisiye, 2 tanesi çizgi roman. Bu tarafta da pek bir kültür-edebiyat fırtınası yaşanmıyor yani :/
Seni okumak ne güzel. Her gününü yazsan hiç bıkmadan okurum.
ReplyDeleteÇok teşekkür ederim 🧡 Valla bana da moral oldu :) İstiyorum daha sık yazayım, soğuyan hava yazmaya iter diye umuyorum :)
DeleteBalkabağı sezonu bitti. Son kabaları da Cumartesi günkü emperyalist cadılar bayramı adına neşterledik, vallahi bu hale de geldik sıkıntıdan. Bruce iyi yapmış, bu zamanda bizim gibilere yönelik böyle albümleri çıkarmak zaten hayrına.. 4-3-2-1 (Auster)da kaldım ben, ne ileriye ne geriye gidemiyorum, acemi şöförler gibi direksiyona dayanıp sinir krizi geçirmekle meşgulüm.
ReplyDeleteAy biz de batının köpeği olduğumuz için korku filmi izleyerek iştirak ettik cadılar bayramı sezonuna. Kabakları manavdan temin edip çorba filan yaparım artık ilerleyen günlerde.
DeleteBruce Bey'in albüm, pandemi dönemi çıkan en eli yüzü düzgün albümlerden. Koca koca isimler "uuuu pandemiii, yaşasın hemşireleeeer, haydi birlik olalııım" diye berbat şarkılar çıkardı.
4-3-2-1'i sanırım 4 ayda filan bitirmiştim, o beysbol şeyleri beni bunaltmıştı :D Ama iyi hatırlattın, döneyim de eski sevdiğim kitaplarından okuyayım.
Beybim lütfen daha cok yaz. Seni okumak cok güzel. Ben biraz iyi degilim cünkü burda hava bok gibi sogudu. Dün kis gelmis kadar soguktu mesela. Yagmur, kismi lock down. Yani iyiyim es dostla kikir kikir muhabbet ediyorum yine ama böyle sürekli uyumak istiyorum. Lahmacum halüsinasyonlari falan göeüyor, bildigin sila hasreti cekiyorum. Kardesimi cok özledim. Ama aslinda iyiyim de böyle arada bir icime seytan kacmis gibi oluyor. Bir de midemde kara delik oldu. Asla doymamacisina yiyorum. The Duchess izledim, kadin asabiyetine yer yer gicik oldum ama diva hallerini sevdim, emily in paris izledim, ehlendim ama emily‘nin kiyafetlerini hic begenedim. Theodore Zeldin Hayatin Gizli Hazlarini okuyorum bu ara ve cok sevdim. Call my agent izlemek istiyorum amazon prime‘de ama Almanca ve altyazisiz. Belki tv ya da app olarak degistirebilirim.
ReplyDeleteSahi ders vermeye basladim. O cok keyifli bu sene ögrenciler baya ilgili ve soru soruyor cok mutluyum bu sene ögretmenlikten. Doktora tabi ki itildi yine. Öyle iste destan yazdim ama öberim cok yaz daha cok bitte.
Ay hadi işalla bir ivme alır da yazarım, benim de kafam gidip geliyor çünkü :/ Burada da bugün 14 dereceye indi hava çot diye, grilik, yer yer yağmur. Hava durumuyla kavga etmeyi bırakmak istiyorum :D
DeleteÖvüp duruyorlar Emily'nin kıyafetlerini, biraz baktım, bilmiyorum, kıza gıcık kapma ihtimalim yüksek gibi geldi. Ama dağ gibi ütülenecek gömlek filan var, belki ütü yaparken başlarım. Theodore Zeldin'in kitabına baktım, ay galiba e-kitap alıvereceğim şimdi. Hemen başlayasım geldi. Call My Agent'ı da çok duydum, Netflix'te var galiba ama nerenin Netflix'i acaba?
Ders vermen süper olmuş Zeynep! Bak bu kışı biraz normalleştirebilecek bir şey ders vermek. Doktora meselesine hiç girmeden sıvışıyorum :D Çok çok öbüyorum 🧡🧡
telefonu atma bence yaptırmayı dene ben öyle yaptım memnunum:)o aletlere verilen paraya gardrop tipi buzdolabı aldım on günlük ekmek ve çeşitli iaşeyi stoklayıp hergün markete uğramamış oluyorum ne kadar mesudum bilemezsin:P
ReplyDeleteAçıp kapatmayı başardım, kendine geldi. Ama tabii pek hayra alamet değil o gidik ekran filan :/ Neyse, tamir ettiririm tabii. Tamir olmazsa da almam ya telefon, haftada 3 kere ya çalıyor ya çalmıyor.
DeleteGüle güle kullan yeni buzdolabını! Ay geniş ve temiz bir buzdolabı kadar huzur veren çok az şey var yemin ederim :)
Kauçuğu nasıl çoğalttığını merak ettim. Benim ki cılız bir şekilde boyu yükseliyor da yükseliyor. Bir yerlerde dur deyip enine dallanmasını sağlamam lazım ama nasıl :/
ReplyDeleteHah, benimki de tam tarif ettiğin gibiydi. Birkaç sene önce kafama göre kesmiştim dallarını, daha da cılızlaştı filan, ölmekle ölmemek arası öyle duruyordu evde.
DeleteŞunu seyrettim:
https://youtu.be/FyAl3H2ljSY
Hiç acımayıp çatır çatır budamak lazımmış. Bu kız gibi kesip su dolu kavanozlarda kök salmasını bekledim dalların. Ana bitkideki kesik yerlere tarçın sürdüm, tarçını başka bir yerde görmüştüm, bilmiyorum bir faydası var mı gerçekten.
Bir de şu videoyu seyrettim, bu abi daha seri çalışıyor :)
https://youtu.be/SuwJlP77kJo
Direkt ve bol ışık alsın diyorlar. Bir de eğer saksının toprağı çok çökmüşse, kauçuğun kökleri görünmeye başlamışsa toprak eklemek iyi olurmuş. O kadar gerzeğim ki toprak eklemek gelmedi benim aklıma, anca bir yerde okuyunca.
Ben kestiğim dallardan dördünü suda beklettim köklensin diye, iki tanesi çürüdü, iki tanesi kök saldı. Ana bitkide de ufak tefek yeni tomurcuklar göründü. Ama tabii hala bir coşku dolu patlama yok :D
Pandemi dönemi boyunca çiçek almadım. Sağdan soldan yolduklarım hariç hiç, halbuki ne çok severim, hep diyorum/diyorlar fazla ve aşırı tepkilerle hala hayatımı rayına oturtmuş değilim, kabul et yürü değil mi yok dondum kaldım sanki. Neyse ne iyi geliyor arkadaşlarla biraraya gelmek, ne güzel olmuş, yaptığımız sohbeti düşündüm şimdi ilk buluşmamızda ki, öyle güzeldi ki kazı konuşmaları doyamamıştım. Çiçek çoğaltmak da meziyet. Yaşatırsam seviniyorum ben :) Beni de çok mutlu ediyor bayramda süslenmiş camlar, asılmış bayraklar..
ReplyDeleteTekir derken benim ki yine kayıp bu defa epey uazttı endişeliyim, bir sabah erken vakit, pazar arabalı bir teyzenin etrafına toplanmıştı neredeyse mahallenin bütün kedileri, bir anda geçiverdik umarım onun yakınındadır ve bir gün yine çıkıp gelir.. kitap:0 kendimi kınayarak ayrılıyorum sayfadan.. :)
Ben de çiçek almak dışında pek bir şey yapmadım aylardır. Cam kumbarasından dönerken önünden geçiyorum çiçekçinin, bir de işte ayaküstü biraz "ne olacak bu memleketin hali" yapmak iyi geliyor :) Aslında hiçbir şeyi düzenli yapamıyorum, kararlar alıyorum filan, hiçbiri uzun ömürlü olmuyor. Önümüzdeki yaza kadar pek bir beklentim yok, hedeflerim şunlar: sabah yataktan çıkmak, yıkanıp giyinmek, düzgün ev yemeği tüketmek, evi ortalama bir hijyen seviyesinde tutmak. İyi kötü insan kalabileyim, valla başka bir şey beklemiyorum.
DeleteYa gerçekten ne güzel buluşmuştuk ve resmen bir ikinci buluşmaya izin vermedi hayat, inanasım gelmiyor! Bana fırın tutacağı hediye etmiştin hatırlıyor musun, çiçekli pazenden? Bu evde onlar kadar kullanılan başka eşya oldu mu hatırlamıyorum, her seferinde seni anıyorum :)
Kauçuk çoğaltma girişimim %50 başarılı sonuçlandı aslında, kök salan kadar salmayıp çürüyen de oldu. Bir tutacak mı tabii bu ektiklerim, bilmiyorum. Bakalım, umarım tutar. Tekirden haber ver bana da, bazen uzun dolaşmaya çıkıyorlar ya da mama verip seven birilerini buluyorlar normal alanlarının dışında. Gelir bence geri bugün yarın 🧡
Arada bir çınlıyor kulaklarım demek pazenlerdenmiş :) çok sevindim, tepe tepe kullan yenilerini seve seve dikerim her zaman, çiçek sabır işi birde tuttruma vs de "el" olayına inanıyorum sende de o elden var bence, tekir kız gelirse haber ederim :)
DeleteBen şu an kendi halimde kendime okuma etkinliği başlattım, heloviin okumaları yapmanın vaktidir dedim. Korku neredeyse hiç okumadığım bir tür. 3 senedir elimde bekleyen bir Stephen King kitabı var,yazık. Onun haricinde "ohaaa çok ilginç" diye gaza gelip aldığım tuhaf kitaplar da var. Onları okuyacağım, hiçbir şey okuyamıyorum belki bu maraton heveslendirir beni. Olan güzel şey işte bu!
ReplyDeleteBir de kuizimden 85 almam, okul işleri fena gitmiyor.
Ankara'yı çok özledim, çok imkansız geliyor ama umarım 2. dönem okul açılır.
Şarkı her zamanki gibi çok güzel <3
Ay ben de öyle kendi halimde heloviin ayı okumaları yaptım. Ama biraz geç uyandığım için ayın yarısı normal kitaplarla geçti, iki tane korku sıkıştırabildim. Bir sürü okumak istediğim gerilim/korku/hayalet hikayesi var, neyse artık soğuk kış günleri ve gecelerine serpiştiririm.
DeleteAy ne güzel bir 85 yaşasın! 2. dönem evet, pek açılacak gibi durmuyor ama belli mi olur, belki en azından ilkbahar sonuna doğru hayat normale döner.