May 18, 2021

Testereli Adam

Saat 08:30 gibi Kudi'yle terasta dikilip bomboş sokağı seyretmek üzere her zamanki yerimize yürümekteydik ki apartmanın bahçesindeki çam ağacının üzerine tırmanmış bir adam gördüm. Testereyle ağacın dallarını kesiyordu. Pazar günü oldu bu, altını çiziyorum bakın, sabah 08:30. Çam, bahçedeki tek ağaç ve bu sene nihayet bizim dairenin hizasına geldi. Kudi anında adama havlamaya başladı, sarkıp aşağıya baktım, başka adamlar da bahçede durmuş ağaçtaki adamı izliyordu. Ben artık bir düz adamı diğerinden kesinlikle ayıramıyorum. Her yer aynı adamlarla dolu.

Yılların pasif-agresifi olarak hemen apartmandaki tek arkadaşım 70+ birey komşumu aradım. 5 saniye içinde balkona fırlayıp avaz avaz bağırmaya başladı. Aşağıdan bir adam "TEYZEEE BİR ŞEY YOK, BUDUYORUZ TEYZEEEEE" diye komşumu sakinleştirmeye çalıştı. Bu teyze meselesi beni o kadar sinirlendiriyor ki anlatamam, hiç öyle bir akrabalık/samimiyet referansı filan yok o teyzede, hem yaşlılığı hem de kadınlığı küçümseme var. "Senin kafan basmaz, karışma" var. Bu adam sanırım bizim apartmanda oturuyor ama allah belamı versin emin olamıyorum, bu düz adamların hepsi aynı sarkmış eşofmanları giyiyorlar hafta sonları ve apartmanımızın eski monşerliği kalmadı artık.

Neyse, hadise bir saat kadar sürdü. Meğer apartman yöneticimiz ve bir diğer daire kafa kafaya verip bahçeyi temizletmeye karar vermiş, kimseye haber vermedikleri için ben 08:30'da ağaçta testereli adam görünce şok geçirmiş oldum. Bir yandan da kimse kimseye güvenmiyor bu apartmanda, bahçeyi otopark yapmak isteyenler var, geri kalanlarımız sürekli bu kaygıyla yaşıyor. Ve tabii ki bir çam ağacı bu kadar budanır mı bilmiyorum. Ve tabii ki bazı insanlar balkonlarına ağaç dalı değsin istemiyor, bu da başka bir apartman hayatı motifi. 

Bir miktar bezelye buzdolabında çimlenmişti, karton bardaklara itelemiştim bezelyeleri. Tahmin edersiniz ki bezelye yetiştirmek konusunda da hiçbir şey bilmiyorum. 

O incecik yeşil kollar sağa sola uzanmaya başlayınca can havliyle kokteyl çubukları sokuşturdum bardaklara. Bu sabah bir baktım böyle tutunmuş çubuğa, zaten sinirlerim bozuk, gözlerim doldu. 

Yemek filan da yapmadım bugün, dışarıdan söyleyeceğiz. Erken yatıp bir bozayı gibi uyumayı planlıyorum. Öberek gidiyorum.

17 comments:

  1. Bezelye şahane çiçek açar biliyor musun?
    Ah o bilinçsiz budamalar, ah o ağaç düşmanları, hepsini testereyle kesmek istiyorum. Benim sokağın üstünü kameriye gibi kapatan çınarımı da eşek kemirmiş gibi budadı belediye ekipleri. Hiç sanmıyorum ki bahçe işlerinden anlasınlar, eline testereyi alan girişiyor. Bakınız Kuğulu Park.
    Hayat ne kadar sevimsiz bir hale geldi değil mi, her konuda :(

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay inşallah öldürmem bu bezelyeleri, bir duygusal bağ oluştu aramızda.
      Bahçede duran adamlardan biri "PEYZAJCIYIM BEN!" diye bağırdı, bence bu bizim apartmandaki iki daireden birinin amca oğlu filan daha ziyade, testereyi kapıp geldi o gün. Belediyelerin de tabii ki kalır yanı yok, ben Kuğulu Park'ta yedikleri haltı unutamıyorum. İtiraz eden herkese bok gibi cevaplar verdiklerini de unutamıyorum, herkes aptalmış gibi.
      Hayat korkunç bir hale geldi sevgili Leylak Dalıcığım ama şimdi ne kadar korkunçsa sonra kurtulunca o kadar çok coşku. Bu 70+ canım komşumun üzerine şampanya patlatarak başlayacağım, Meclis'in oraya çıkarım diye planlıyorum tek kişilik dev halayımla.

      Delete
  2. Aaaa bezelye çıtayı belden kavramış, öpücük verme peşinde. Çıta da fransız güzeli gibi yanağını yan çevirmiş ama tek ayağını da dizden büküp kaldırmaktan vaz geçmemiş ve ben galiba kafayı yiyorum.
    O adamları allah budasın inşallah.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ne güzel sarılmış di mi mini yeşil koluyla bezelye? Ne güzel hep birlikte kafayı yedik :) Saat 21:04, Şafak arkadaşlarıyla Skype yapıyor, ben kulaklık taktım Dio dinliyorum çünkü böyle daha iyi anlıyorum sözleri. Hala yemek yok evde. Dün gece Koko'yla koltuğu kırdılar, yarın koltuk almaya gitmemiz lazım ama benim bir sürü işim var. Koltuk kırık. Kudi sokağa havlıyor. Ama bugün yarım saat egzersiz yaptım, o yüzden tam olarak kaos sayılmaz ahhahha :D

      Bu çam ağacı ölürse ben bu apartmanı yakarım. Sonra da buraya yazarım.

      Delete
  3. Kudi'den fena halde Tarkovski, NBC vibe'ı alıyorum ya :D Hep terastan ufku gözlüyor ahahaha.

    Teyze tespitine o kadar katılıyorum ki.. Geçenlerde malum komşumla (şu tepemde beni kudurtan) karşılaştım. Ses etmeden en ceset halimle ilerlerken "Zihin Bey, GÖZÜM, nasılsın" deyivermesin mi? Ben şok.. ben vefat. Tabi istemsizce "ehe ehe iyiyim falanca Bey" deyip yoluma baktım. Beynim yanıt verse onu bile demezdim. Boş bulundum. En odunsu tavrımla halini bile sormadan uzadım Bu ne samimiyet? Bu ne cıvıklık? Zaten kavgalı olduğumuzu biliyorsun. Resmen psikolojik harp. Kendisi kodamanlardan. Falanca makamın filanca müdürü. Her defasında böyle bir "aman bizim Zihin Bey de mi buradaymış" hali. Tüm umudum bezelyelerde. İnsanlardan umudu kestim x

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay bilmiyorum sanatlı mı gözlüyor, gerçi bazen rüzgarda çıkıyor, tüyleri uçuşurken ufka bakıyor. O zamanlar sanki en azından biraz NBC oluyor :D

      Gözüm Bey madem böyle sıcak davranacak, mesela işe seni delirtmemekle başlasa? Ben otomatik olarak gördüğüm herkese merhaba diyorum, biraz da komşu mu değil mi emin olamadığımdan. %50 filan cevap alıyorum, ortalama bu. Ya bence bu apartmanın en gürültülü dairesi biziz ama kimse yüzümüze bir şey demediği için Şafak'ı ikna edemiyorum bu konuda. Laf sokuyor olabilirler ama onu da ben anlamıyorum :)

      Bezelye nasıl yetiştiriliyor gugıllayayım bari, zaten teras acayip kel kaldı bu sene :/

      Delete
  4. Kokteyl çubuğu değilmiş de, arkasını çevirsem bir not bulacakmışım, bezelyenin filiz verdiği tarih not alınmış veya kısaca "Sevgiler, B.(Bezelye)" yazısını okuyacakmışım gibi hissettim ben de. Sonra "Neeaa diyorum yahu öylr?" diye sorduğumu fark ettim. Koltuğun sağlam yeri kaldıysa kıracak kadar sert vurmak istedim kafamı çünkü bir çam ağacının arkasından iki buçuk gün kesintisiz ağladığımı hatırladım. Size testeresiz adamlar göreceğiniz güzel günler diliyorum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay ne güzel not olurdu o, "Sevgiler, B." 🌺🧡 Hiçbir şey yazamasam da bezelye gelişmelerini bildireceğim buradan :)

      Testereli adam felaketine tepkiler gelmeye devam ediyor, evde olmayan komşular vardı. Bir büyük kıyamet daha koptu, bir de daha ölçülü "Oha ne oldu bu bahçeye?!" geldi. Çam ağacının kuruma ihtimali olduğunu söyleyen oldu, iyice sinirlerim bozuldu. Adam görmek istemiyorum, bunlar hep adam fazlalığından oluyor bence :)

      Delete
  5. üç beş gün şuralarda yoktum çiçek açmış cağnım blog komşularım, müzikli çelınca heyecanlandım, geriden gelsem de iştirak edeceğim ben de. yani inşallah.

    çama ayrı koltuğa ayrı üzüldüm. bizim koltuk da ayağının bir yerinden kırıkmış meğer, dekopasaj'da satmıştım, adamlar almaya gelince "e bunda kırık var" dediler, uzun bir bakışma ve sessizlik sonrası ağzımdan uzun bir "heeee" çıktı sadece. o sessizlik boyunca ayı hayvanımın o koltuğa zıplayışları, zil çalınca koltuk üzerinden 1,5 metre sıçrayarak kapıya koşuşları geldi aklıma. yani hayatta 'aslında nasıl olduğunu bilmediğim bir şey' hakkında bu kadar emin olduğum an azdır. ah benim kaderdaşım minoşkam.

    bu kez "sana bezelye dalının kokteyl çubuğuna sarıldığı gibi sarılıyorum" deyip gidecektim ama yok diyemedim, yaradılışıma ters, illa ayı gibi sarılmam lazım. hadi bu seferlik panda olsun. çenemi de alnıma dayadım öyle sarılıyorum. sen de kuyrukluları öp yerime. muahhhh

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay lütfen iştirak et, ben bu gayrı sofistike müzik geçmişimle bara gitmiş teyze oldum bu çelıncta ahhahhahha :D Herkes gencecik, fit ve cool; ben 30 yıllık kaplan desenli taytın içine zorla girmişim, yanlarım fırlamış taytın üzerine, yetmezmiş gibi bir de tek başıma korkunç dans ediyorum.

      Hah koltuk aynen öyle evet ahhahhha :D Şafak da pek kibar zıplamıyor koltuğa, Koko çarpı 3 kilosuyla esas sebep Şafak zaten. Bir de yetmezmiş gibi bana haber vermeden kırık koltuğu gelip alacak çocukları aradı. Süpürecektim koltuğu, her yeri tüy içindeydi. Kapıda çocuklara ağladım, "Abla biz bunu atıcaz zaten, niye süpüresin?" dediler. 5 kat aşağı indirene kadar ağızları burunları köpek tüyü oldu kesin :/ Bu çocukların bizim evden aldıkları 3. kırık koltuk bu. İlki sadece kırık da değildi, minderlerden birinde devasa bir delik vardı. Çocuklardan biri geri gelip elime bir uzaktan kumanda tutuşturmuştu, "Abla bu deliğin içindeymiş" diye.

      Öptüm kuyrukluları, sen de Sifu'yu sıkıştıra sıkıştıra öp benim yerime. Normal koşullarda geçen sene geçen hafta İstanbul'da olacaktım ben, pandalar gibi yuvarlanacaktık kaldırımlarda :/

      Delete
    2. ⁣mina bak çelıncı yapıp geldim şimdi, bi' baktım ki şarkılarımın ortalama yaşı otuz falan ve sana yemin ediyorum kendime aldığım son şey leopar desenli mavi bir tişört ve bir sonraki almayı planladığım şey onun altına giyeceğim deri bir tayt. zaten bi' on kilo daha verip ağa takılmış ayı balığı formumdan, gençliğimin -hiç değilse sonundaki- kilolarına geçiş yapabilirsem tam deliliğimi ilan edeceğim. kocam çok korkuyor bir gece aniden evde kendi kendime aslan yelesi saç keseceğim diye. hazır temiz deliriyorken seni de yanımda seve seve götürürüm, zaten bilemiyorum o noktaya benimle birlikte senden başka kim gelir?

      ya bi' de bakma böyle delilik diyorum ama ne yapalım yani, ne yapalım gerçekten? zamane kızları tamam fitler, cillop gibiler ama onlarda da estetik, vizyon falan sıfır be kardeş. crop altına o beli bolarmış gocaman yumuş aşortmanlar, o yeezy terlikler falan nedir ama ya? bu günleri de mi görecektik? biz yine iyiyiz, tabii elimizi çabuk tutmamız lazım, teyzeliğe kalmış şurada üç beş yılımız, post glam falan diye yutturduk, yutturduk. yoksa ben düz buradan aradaki süreci atlayıp direkt pazen şalvara geçiş yapacağım. ama onu da gözüm kesmiyor daha. koronası batasıca üç beş görecek günümüz var, inşallah sokaklarda kusup zımbalı deri ceketlerimizi sigarayla yakmadan yün eğirme aşamasına geçmeyiz. amin.

      Delete
    3. Hemen baktım hızlıca şarkılarına, gelicem o tarafa birazdan, gılgamış yorum yazmaya.

      Ben kilo veremediğim gibi groupie gradrobundan da vazgeçmiyorum. Ada'ya "Nasıl kesim pantolon alıyoruz şimdi?" diye sordum, sonra gelen cevapları görmezden gelip bir siyah aşırı skinny kot, bir de deri pantelon aldım. İkisine de giremedim, fermuarlar kapanmıyor. Geçen hafta xxl heavy metal tişört sipariş ettim, bir çözüm mü? Değil. Pantolonlar hala kapanmıyor. NEREDE O LEOPARLI MAVİ TİŞÖRT?! Ay yeteri kadar kaplan-leopar üretmiyor bence tekstil endüstrisi.

      Ben seninle tabii ki neşeyle gelirim o deliliğe. Bak bizim sokaktaki Efsane Kuaför'e ne anlatırsan anlat sonunda aslan yelesinin bir versiyonunu kesiyor abi. Böyle bir imkan da var.

      Ben bu aşortman modasını hiç anlamadım. Korkunç görünüyor altlı üstlü ama teyze damgası yememek için bir şey demiyorum. Örövizyonu şu glamimsi İtalyan çocukların kazanmasına aşırı sevindim, belki bir faydaları olur. Oğlanın platform botlarını gugılladım, Louboutin'mış :( Dur biraz da zımbalı deri ceket gugıllıyım. Bende bir tane yeşil deri ceket var, yakasız, bomber model. O da kardeşimden kalma zaten. Bir tane de Pakistan'da halıcıdan almıştım, takım ceketi kesimli, efendi insan deri ceketi. Zımbalı olsun, siyah olsun, motorcu model olsun ve sırtında da kaplan işlemesi filan olsun. Böyle bir şey düşünüyorum.

      Delete
  6. Bahçeyi otopark yapmak, balkona ağaç dalı değmesini istememek... İnsanlar iyice delirdi artık. Çok sinirim bozuluyor çok.

    ReplyDelete
    Replies
    1. İnsanlar gerçekten delirdi artık ama bu apartmanın üç gram yeşiliyle kafayı bozmuş komşu motifi benim çocukluğumdan beri var, İzmir'de de vardı. Daha eşyaları apartmana taşınırken bahçedeki yasemini kesmeye başlayan yeni komşu gördük. Arka bahçeye doğuran gariban kediyle yavrularının üzerine kovayla su döken komşu. O kedileri yakalayıp çöp torbasıymışlar gibi bahçe duvarının ötesine fırlatan aynı komşu. Her kurban bayramından bir ay önce o arka bahçeye koyun bağlayıp bayram sabahı koyunu orada kesen gene aynı komşu. İzmir Karşıyaka'nın göbeğinde bir apartmandı bu, bu insanlar da eski İzmirli bir aileydi.

      Şimdi oturduğum apartmandaki ilk hadise değil bu tabii ki, bir önceki ağaç düşmanı cumhuriyetimizin ilk doktorlarından her daim papyon takan çok janti bir beyefendiydi :)

      Delete
  7. Ay Mina 70+ komşuları arayacağına sen de bağırsan ya. Ben her şeye bağırma potansiyeli görüyorum kendimde, çok rahatlatıcı bir şey.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bağıramıyorum ben, olmuyor.

      Delete
    2. Biliyor musun bunu okuduktan 2-3 gün sonra da bizim bahçedeki ağacı devirdiler. Ben bağırdım ama kimse dinlemedi :(

      Delete