Benim herhalde en son İzmir'de ergenken vardı arkadaş grubu sayılabilecek bir grup arkadaşım. Zaman zaman bir arkadaşım ya da kocam ve onun başka arkadaşlarıyla kalabalık dışarı çıktığımız oluyordu, geçtiğimiz senelerde, böyle akşamları iyi hatırlamıyorum. Yani detayları pek hatırlamıyorum, hatırladığım şeylerse pek manasız. Galiba bir seferde tek bir kişiye konsantre olabiliyorum. Ayrıca bu kalabalık dışarı çıkmalarda tanıştığım insanların çoğunun da arkasından konuşuyorum. Çünkü o dışarı çıkmalarda konuşma fırsatım olmuyor. Size yemin ederim, son 10 senede bu şehirde tanıştığım insanların %98'i filan sadece kendi konuşmak, konuşmak ve konuşmak istiyor. Bütün masayı bastırıp konuşmak, kendinden bahsetmek, bütün masayı eğitmek istiyor. İnanın hatırlamıyorum bir seferinde de biri elini uzatıp "Merhaba ben bilmem kim" deyip bir küçük sohbet başlatmış olsun.
Belki ben de domuz gibi biriyim, bu da olabilir. Neyse. 8 sene önce binlerce arkadaşımla dışarı çıkmıştık, havada bir umut vardı.
Değişim, adalet, hukuk, eşitlik umudu. İnsan gibi yaşayalım arzusu. Nasıl oldu bilmiyorum, her şeyi de hatırlamıyorum ama işte bir yaz isyan etmiştik, sonrası yokuş aşağı hep, galaktik boyutlarda bir lağım patlamasının içinde yaşıyoruz. Sabah beş dakika gazetelere bakayım dedim, okuduğumu anlamakta güçlük çektiğim yerlere gelmişiz. Bu da benim akıl sağlığımı korumak için bir küçük çabam, sosyal medyaya değil de üç tane gazeteye bakıyorum. Normal bir gün geçirmek için sanırım evin elektriklerini kesmek gerekiyor, sosyal medyadan kaçmak yetmiyor.
Ama o 8 sene önceki hissi hatırlıyorum, taptaze duruyor kalbimde.
Dün akşam kararlar aldım bu hafta için, bakalım ne kadarını hayata geçirebileceğim. Gene inanılmaz saçma ve önemsizlikte çığır açan kararlar. Kafamın içi çöplük gibi, hiçbir şeye doğru dürüst konsantre olamıyorum, 7/24 yorgunum. Dolapta bir adet kabak, bir adet patlıcan ve bir adet de havuç var. Bunların akşam yemeği olma ihtimali de bir başka şalanj. (Bonus olarak iki kilo patates var.) (Hayatta her şey mümkün.)
gezinin ortasında yakaladığı yankesiciyi polise teslim etmek üzere bekleyen direnişçiler artık twitter'da. 140 karakterle solculuk yapmalara doyamazken ellerini ovuşturup önlerine linç edecek insan düşsün diye bekliyorlar.
ReplyDeleteayh mina, her şeye rağmen ne biçim bir hazirandı o öyle ya! dolmabahçe'deki kepçe görüntüsü hiç gitmiyor güzümün önünden hala. çok istiyorum yine yansın her yer öyle ama duvar bu kez onların üstüne yıkılsın. inşallah oyyhh amin.
aylavyı!
Bir gruba da kariyer imkanı oldu Gezi. Daha herkes sokaktayken kitaplar çıkmaya başlamıştı, attığı 3 tane muhalif tweet sayesinde alıp tepemize çıkardığımız bir takım insanlar ki bir kısmı düşük iq, bir kısmı faşist filan çıktı bunların sonra. Bir kısmının bütün muhalefeti o 3 tweetmiş. Ay neyse ya, Gezi kimsenin malı değil. Herkesin malı :)
DeleteValla çok acayip bir hazirandı. Ama hakikaten duvar bizim tarafa yıkıldı di mi? Ben yaşlandım, zaten ödlek bir tipim bir de şimdi anksiyetem filan var, seçim sonuçları dinlerken şampanya patlatmayı hayal ediyorum. Şampanya değil de prosecco var dolapta, kaç sene oldu bilmiyorum. Hep "İyi bir şey olunca açalım" diyoruz, olmuyor iyi bir şey. Dur ben gidip birikmişimle bir de orta halli şampanya alayım, yanına koyayım. Totem filan gibi olur belki. Bir de Şafak'la playlist hazırlıycaz o kutlu gün gelince hazır olsun diye. Şafak "10. Yıl Marşı" dedi, öyle kaldı liste ahhahhhahha :D
ahahahhaha ya 10. yıl marşı :)))))
Deletebenim planım kesinlikle şu:
https://www.youtube.com/watch?v=eF2CiXQYKnI
hayatını cool kalmaya adamış kocamı bile ikna ettim, önümüze çıkan ilk kamyonetin kasasına atlayacağız biralarımızla.
YA BU VİDEO HAYATIMDA GÖRDÜĞÜM EN GÜZEL ŞEYDİ! Ay ağladım gene seyrederken ahhahhha 🧡🧡🧡
Delete1. 10. Yıl Marşı (Kenan Doğulu versiyon)
2. Self Control
Bir yerlere varıyoruz, dur.
Ağlayasımın gelmesi.. nerden nereye ya..
ReplyDeleteMina sen tek çocuk değilsin di mi? Ben ve çevremdeki tüm tek çocuklar çünkü aynı anda iki kişiye odaklanamıyoruz da :)) tez konusu yapıcam sen de teksen.
9 sene tek çocuktum, sonra üzerime ikinciyi yaptılar, ben uzun süre ikinci yokmuş gibi yaşamaya devam ettim. Bilmiyorum tezini destekliyor mu? :D
DeleteA mina yaşıyorsun😄tüm yazıları okudum 90lar kokusu geldi türüm türüm.o önceki postta bahsettiğin Ayşe teyze şu annen ile siyah beyaz fotosu olan kadın mı?Eğer oysa şaşırmadım kadınlar doğuştan asil .Benim gibi bi yerden sonra Kibariye'nin annesine bağlamamaları ondan
ReplyDeleteYa sen öyle deyince, bilmiyorum çok da emin değilim yaşıyor muyum. Nefes alıyorum, kahve içiyorum. Bunlar oluyor. 90'lar, 80'ler ve 70'ler, yeter ki 2020'ler olmasın. Ay lanet olsun böyle başlayan 10 yıllık döneme ahhahhhah off nefret ediyorum :D
DeleteAyşe aynı Ayşe evet. Ya bilmiyorum asaletten mi, zaten düşününce bunlar için aklıma gelen sıfat kesinlikle asil değil ahhahhha ay inşallah okumazlar :D O gün herhalde o "kitaplar fidana, fidanlar ağaca dönmeli yurdumda" açıklaması yüzünden kal geldi ikisine de. Bir de ikisi de daha 35 değil, çocuklar daha yeni, dünya kaç bucak çocuk büyütürken henüz uyanmamış olabilirler. Fahrettin sonra okulu kırıp buz tutmuş Eymir Gölü'ne filan da düştü ilerleyen yıllarda. Ben düşmedim.
Arkadaş edinme hususunda hep bi kabızdım zaten.Edindiğim tek tük arkadaşlar da zamana ve mekana yenik düştü ama kabızlık tam gaz devam :(
ReplyDeleteBu arkadaşli çelinç bir miktar buruk hissettirse de çokça keyifli okuması.
Ay ben de ben de! Bakma yani herkes öküzmüş gibi yazdım yazıda ama ben en son ne zaman elimi uzatıp sohbet başlattım bilmiyorum. Bana çok zor bir iş gibi geliyor, kolay arkadaş edinenlere çok özeniyorum. Arkadaşlığı sürdürmek de çok zor. 30'lu yaşlarımdan beri kafamın içinin bi kısmını işgal ediyor, valla çok düşünüyorum bu konuyu.
DeleteDört sene lisans okudum, bir kişi yok o sınıftan hala görüştüğüm. Bir kişi bile yok. Babamın mesela bütün arkadaşları üniversiteden. Babamın büyüdüğü mahalleden çocukluk arkadaşı da var, 76 yaşındalar ya, aklım almıyor. Ben herhalde bilmiyorum nasıl arkadaş kalınacağını. Hala düzenli görüştüğüm ve tanışalı 20 seneyi geçmiş 2 arkadaşım var sadece, bu da anlaşılan onların çabalarıyla olmuş.
Çelınç bu sebeplerle beni bir hayli zorluyor ama neyse, belki vesileyle ne biçim bir insan olduğumu idrak ederim, bir uyanış olur :D
8
ReplyDelete8
Sekiz.
Sekiz sene önce.
Bir an manasını kaybetti kelime. Sekiz, duble değiliz, gibi oldu.
Nasıl sekiz sene öncede kalmış olabilir o günler? O umut parlayıp söndüğünden beri içinde yuvarlandığımız çamur bu kadar eskidi mi? Şurada hüngür şakır ağlamıyorsam tanımadığı insanların önünde bunu yapmayı rahatsız edici bulan bir kontrol manyağı olmamdandır. Kendimden bahsetmeden hislerimi nasıl anlatacağımı yarım saat düşündükten sonra aklıma gelen ilk cümleyi gönderdim. Nasıl sekiz?
Valla sekiz. Eski çamurlar altta kaldı, düzenli olarak yeni çamur döküyorlar. Ben de bilmiyorum ne diyeceğimi. 8 sene önce aşırı atarlı yazılar yazmışım, onlara bakınca da zeka yaşım düşükmüş gibi geliyor. Hiç bilemedim hislerimi nasıl anlatacağımı bu konuda.
Delete