October 10, 2011

açlık ve şeftalinin kokusu?

gidip dergi aldım dün bi miktar, uzun zaman sonra ilk defa lezzet dergisi de aldım. uyuz gibi yemek tariflerini okurken bi anda karşıma bu yazı çıktı, elif savaş felsen tarafından yazılmış, başlığı da "açlık ve şeftalinin kokusu".  ne zamandır okuduğum en korkunç şey olduğu için bugün bundan bahsedeceğim. ha "amaaan alt tarafı bi yemek dergisinde bi sayfa yazı, ne farkeder?" diyebilirsiniz. demeyin, çünkü herkes herşeyi çok biliyor ve ben artık buna çok sinir olmaya başladım. elif savaş felsen törkiş opera singır ve de filmmeykır'mış, blogu var, öyle diyor, bunun yanında yemekten ve dünyanın halinden de anlıyormuş ki bu ayki yazısı önümüzde duruyor. üşenmedim scan'ledim, tıklayın üzerine büyüsün, okuyun lütfen.


yazı, dergideki iştah kabartıcı tarifler falan arasında açlıktan bahsedip ağız tadı bozmanın belki yersiz olduğunun ama çirkinlikten söz etmeden güzelliğin anlaşılamayacağının ilanı ile başlıyor. açlığın çirkin bi şey olduğunu bizim çıkarmamız gerekiyor anlaşılan burdan.
sonra küba'nın haline geçiyoruz; sovyetler dağılınca fakirleştiğinden, şimdi bile işini bilen bi "tip" değilseniz karnenizdeki et ve konserveyle idare etmek zorunda olduğunuzdan, ancak amerika'dan kaçak mallar geldiğinden bahsediyor. ve anında kocasının toplama kampından kurtulmuş halasına geçiyor. anlaşılan küba ve komünizm aklına nazileri getiriyor, ben başka bi mana çıkaramadım bu düşünce zincirinden. ayrıca kübalılar da öyle bi takım tipler, bazıları işini biliyor ama.
akabinde afrika'ya atlıyoruz, bunu alıntılamam lazım, çünkü cümlelerdeki o sevimliliği, o uçuşan kelebekleri ve şirinlikten kısılmış gözleri falan ben yazarak beceremem: "ben eskiden etiyopya'da kıtlık çıkınca herkes patır patır ölüveriyor sanırdım. meğer etiyopya'nın sadece bir bölgesi kıtlık çekerken, diğer bölgesi -devletin başındaki klanın bölgesi- bolluk içinde yaşayıp gidiyormuş! meğer kıtlığı dünyadan saklıyorlarmış ki, pek de sevmedikleri bu insancağızlar telef olup gitsin." patır patır ölüvermek, insancıklar ve telef olmak'tan yola çıkarak elif hanım'ın afrikalılar'dan pek hazzetmediğini düşünmeye başlıyorum, hatta afrika'da olsa kendi halkına zulüm yapan güçlü klana beş çayına gidecek gibi bi hali var.
yazı "dünyanın bir yerlerinde açlık çekiliyor", "afrika'da kuraklık, zalim ve hırsız politikacılar", "kuzey kore'de açlığın hükümet tarafından saklanması", "amerika'da şirket maskotu milletvekilleri", "küresel ısınma" falan diye zıp zıp zıplayarak devam ediyor ve küresel ısınmayla tarımın zora giriyor oluşuna bağlanıyor.
"hayvana bağlı olmayan, sentetik et üretmeye çalışıyorlar ki yetiştirilen milyonlarca ineğin sebep olduğu tehlikeli gazlara bir son verilsin." şu noktada bozuk sinirlerim sadece sürekli tehlikeli bi şekilde osuran inekler hayal etmeme izin veriyor. elif hanım sentetik et için diyor ki, "emin olun, ilk tadına bakacak olanlardan biri benim." gözlerimi kısıp "ama nedeeeeennn" diye ayaklarımı yere vuruyorum şirin şirin.
bu fikir ishali, şeftalinin kokusundan sarhoş olabiliyorsak hala, ne mutlu bize diye bitiyor, toprağı verimli ender ülkelerden birinde yaşıyormuşuz. sonra hızını alamıyor, son bi kere daha "ne mutlu diyorum, oh ne mutlu!".

oh mu?

bi dünya insan fakirlikten kıvranıp açlıktan ölürken elif savaş felsen elindeki şeftalilere neşe içinde aryalar söylüyor ve dünya düzenini de çözmüş gerçekten, herşey afrika'daki kötü kalpli klanların suçu ama inekler giderse dünya batmayacak. ben de 6 lira verip aldım ya bu dergiyi, allah benim de belamı versin.

6 comments:

  1. Ospuuu!

    :))

    umarım gülmüşsünüzdür.

    ReplyDelete
  2. ondan anlamaz o, new yorker falanmış, fakinbiç!

    ReplyDelete
  3. Sitesi kendini anlatıyor. New Yorker böyle mi olur canım!!
    http://elifsavas.com/
    Bir de kocası efendi ile fotolarına bakın, iğrenç!

    ReplyDelete
  4. Off hem de ne iğrenç!

    Çıplak, bacaklarını tıraş ederken vs.

    Iyyhhh!

    Biç bu kadına iltifattır, yemin ederim.

    ReplyDelete
  5. ay dahası var, bir cahil!

    "gezenti rahimler" başlıklı yazısında,

    "Uterus kelimesi, eski Yunanca histeriden gelir" demiş.

    Rahmin bir hastalık adından geliştiğini hangi kafa kabul eder?

    Bu kadının yazdıklarını okumak, okuduğu binlerce kitapları ifşa edip de imla hataları ile yazı yazanları okumak gibi.

    BOŞ.

    ReplyDelete
  6. rahim yazısı imajıyla falan şurdan zaten, hassas ruhu etkilenmiş herhalde : http://en.wikipedia.org/wiki/Hysteria

    resimlere de baktım şimdi, keşke hiç bakmasaydık, bunları görmeden hayatımıza devam etseydik. akıllarını kaçırmışlar herhalde ya da "sıçsam sanat olur" kafası bu, bilemiyorum. hakikaten biç falan sevimli kaldı. ben ürktüm, dünyanın açlık çeken bi yerlerinde 2 şeftali ürperdi, bi afrika klanı patır patır ölüverdi.

    ReplyDelete