October 9, 2011

kokolayt

pastayı aldım. liva pastanesi çok acayip bi yer, paket yapılmasını beklerken yarım kilo kadar kuru pasta, tart mart ikram edip bi de üstüne limonata içirdiler. maytap da bantlamışlar pasta kutusuna, o yüzden bugün aylavyu liva. yalnız neden liva light diye bi dükkanınız var anlamıyorum, biz bazı şeyleri göze alıp giriyoruz içeri, pastanenin laytı evrenin kurallarına aykırı.
hava da sıcaktı hakikaten bugün, kan ter içinde eve geldim, koko'nun çerçöpünü topladım. derin şüpheler içinde takip etti beni, bazı çorap tekleri ve damacana kapakları üzerine tartışmalar yaşandı, o kazandı. ben asla köpek sahibi olmaması gereken biriyim; yatağa çıkmasına ilk izin veren benim, yorganın altına girmesine ilk izin veren benim, masadan ilk besleyen de allah bilir benim. sürekli taviz veriyorum, o da üstüne atlıyor fırsatların. neyse, verdiğim köftelerin ve yorgan altındaki sıcak gecelerin hatrına, beyni büyüyüp kafatası patladığında beni yemez diye düşünüyorum ahhahaahha. ay sesli güldüm bayağı.
aşağıda koko ve küçük kafatası, masaya ciddiyetle embed olmuş vaziyette. koko'nun kafasına bakarken bi yandan da kocamın o narin krokanlı bademli pastayı çoban somunu gibi dörde ayırışına da şahit olacaksınız. buna ne diyeceksin liva light?



4 comments:

  1. bizim çalışma düzenimiz uygun olsa ve bahçeli evde oturuyor olsak, ilk yapacağım iş köpek almak.
    eve çıkmadan önce hayalini kuruyorduk, çıktık bunları bahane ediyoruz artık.
    ben de istiyorum halbüsem bir kokocan.

    ReplyDelete
  2. yorganın altına sokmamakta fayda var, ısınıp rahatlayınca kafama osurdu geçen akşam.
    bahçe iyi oluyor hakikaten, köpek de köpekliğini hissediyor, geçenlere havlıyor, "evi koruyorum ehe mehe" diye seviniyor falan. bi de çiş-kaka tabi.
    bi de büyük köpekler küçük cinslerden daha uslu ve terbiyeli oluyor, laf dinliyor, kesinlikle daha az havlıyor. alt katımızda bi tane paris hilton köpeği var, biz merdivenden inerken kendini havlayarak kapıya çarpıyor içerde küt küt, ödüm patlıyor hayvandan yemin ederim.
    bi gün köye möye yerleşirsek 4 tane daha almayı hayal ediyoruz, barınak barınak dolaşıp toplayacağım. sonra da bütün gün yerlerde yuvarlanıp eğleneceğim 5iyle birlikte, erken emeklilik hayalim budur :)

    ReplyDelete
  3. Merhaba, blogunuzu dobermanlarla ilgili bişeyler ararken tesadüfen buldum ve bayıldım
    Hem kokoya hem de onu anlatışınıza ortak noktamız nedeniyle sizi okurken kahkahalara boğuldum:)
    Çünkü bizimde bir dobermanımız var adı lady, bu ayın sonunda 7 ayını dolduracak. Biraz değil bayağı hiperaktif bizimki çok çektiriyor. Şansımıza mı böyle hiperaktif çıktı yoksa tüm dobermanlar mı böyle bilmiyoruz, bizde şans olsa zaten ... falan diyoruz:) Koko ne kadarlık, o da hiperaktif mi merak ettim açıkcası:)
    Ladymizin sayfası
    https://www.facebook.com/LadyAlemdar

    ReplyDelete
  4. hemen baktım lady'nin fotoğraflarına :)
    koko 1,5 yaşında şu anda, hala gün içine ara ara kudurmakla birlikte daha çok uyumaya başladı, 7 aylık hallerine göre biraz daha sakin. sizi anlıyorum, koko da 2 dakika yerinde oturmazdı, sonra bi bakardık uyuyuvermiş, anca pili bitince duruyordu. dakikalarca kulağıma havladığını falan hatırlıyorum, o incecik sesiyle. çok şükür geçti o günler :)
    benim anladığım, hiperaktivite tamamen ergenlikten kaynaklanıyor. yaşlandıkça yavaş yavaş azalacak.
    lady çok güzel! o sırtüstü yatmalar, o yan gözle bakmalar falan aynen koko'da da var :) çok severek büyüttüğünüz her halinden belli oluyor, sabredin, sakinleşecek bi seneye kadar. ankara'dan selamlar, bizim yerimize bi makas alın yanağından lady'nin :)

    ReplyDelete