November 20, 2011

birdy nam nam

form olarak kuşlara pek ilgim yoktur, şu hayattaki tek suç ortağım sarı kafalı arkadaşımın feci haldeki kuş fobisi dışında kuşların bahsi bile geçmez. yazın kazıda çizim yaptığım zamanları ayırıyorum, çünkü halaf kültürü olarak bildiğimiz o zamanın insanlarının kuşlara bi düşkünlüğü var. leylekler, ördekler, elime geçen boyalı kap parçalarının büyük kısmında hep kuşlar, tek başlarına, yanyana dizilmiş vaziyette. yandaki kareyi british museum'da çektim, m.ö.2500'lerde mezopotamya'daki bi tapınağın duvarları.
dün akşam yürürken dükkanın birine giriverdim tunalı'da. genelde ucuz atkı, çorap falan temini için kullandığım bu dükkan ara ara takı konusunda beni şaşırtıyor. şu aşağıdaki iki kolyeyi aldım, tanesi 12.90'a. bilhassa ilk kolyedeki o mavi kuşun şaşkın halini çok sevdim. bi tane de koyu sarı atkı alıp çıktım dükkandan.



bugün çerçeveciye gidip bıraktığım baskıları alınca kuşların istilasını hafife aldığımı anladım. aşağıdaki de ingiltere seyahatinde parama kıyıp aldığım 2 linocut baskının birinden detay. durumu kabulleneyim, yarın sabah da bayat ekmek ufalayayım bari terasa.



3 comments:

  1. you are alive!

    kuslar kuslar. onlari besledigim gunler kendimi iyi hissediyorum.

    pavlov kafasiyla egittigim bir kusumuz vardi. beni gorunce ciglik atiyordu!

    kolyeler de cok guzelmis.

    ReplyDelete
  2. şimdi koydum dışarı ekmekleri, saksağanlar çok geliyor buraya. izmir'den ilk geldiğimde saksağanlar bana tropik hayvanlar gibi gelmişti, renkleri çok güzel. çok da cingözler, şişman tekir kedimi teras boyu kovalarlardı. bakalım şimdi koko'ya çaktırmadan yemeleri lazım o ekmekleri, zira hiçbi işe yaramayan doberman koko'nun hayattaki tek düşmanı kuşlar, iki ayağının üstüne kalka kalka havlıyor kuşlara, evimizi daha güvenli bi yer haline getiriyor salak.

    ReplyDelete
  3. çok şükür yazdın! burada kendimi atıcaktım penceremden.
    jardzy'e katılıyorum. ben de ne zaman kuşları beslesem kendimi o gün iyi hissediyorum, mutlu oluyorum. ne acayip.

    ReplyDelete