November 11, 2011

emotronic pop misery

çabucak yazmam lazım, kompüterim periyodik olarak donup mavi ekran vermeye başladı bi haftadır. kafası çok karışık, ben de yıllardır ona çektirdiklerim yüzünden vicdan azabı çekiyorum biraz. neyse çabuk olmam lazım evet.

robyn'i ilk şunla farkettim, hem danslı hem acıklı. çok güzel şarkıydı. kırık kalpli, bi "gidiyorum ama her adımda ölüyorum acıdan" hali. iki tarafın da ne olduğunu anlamadığı ve bi yandan da mutsuzluktan öldüğü ilişkiler için ideal fon müziği. sen gidersin, adam döner; döndüğü yerde seni bulamayınca gider, sen geri dönüp adama doğru koşmaya çalışırsın. kim istemişti bunu en başında, en ufak bi fikrin yoktur, bu şekilde yıllar geçebilir. buyrun şurdan bakın.



sonra "dancing on my own" geldi robyn'den, o arada robyn'in isveçliliği beni çok etkilemişti zaten. küçücük ikea evi, mutfağındaki geri dönüşüm kutuları falan. sakin biri olduğundan şüpheleniyordum, evini görünce iyice ikna oldum. dans müziğinin bu kadar ağlak olabilmesinin yanında bu kadar derli toplu falan olabilmesini çok beğendim. (yaşasın yarı çıplak dansçı kızların olmadığı videolar!)
dancing on my own'da eski sevgilisini başkasıyla görüp kendi kendine dans etmeye devam eden bi kızın hikayesine kulak kabartıyoruz. hatta orda olacaklarını bile bile evden çıkıyor robyn, sonra da hem acı çekip hem de "ben de dans ediyorum, ne var ki" kılığına girip devam ediyor. gece bitiyor, ışıklar yanıyor, "neden benle değil de onla eve gidiyorsun" haline geliyor durum. kendi kendine söyleniyor, yapabildiği tek şey bu. bi de sarhoş dans ediyor tabi.

sonra guardian'da çıkan bi yazıyı yolladı kardeşim, başlığı ordan çaldım. robyn'in kırık kalpli kızlara sözcü olurken bi yandan da aslında bütün erkeklerin kabusu olan "manyak eski kız arkadaş" da olduğunun altını çiziyordu. nereye gitsen karşına çıkan, bütün gece uzaktan pis pis kesip deli gibi dans edip yerlere düşen falan. kısmen hak verdim ama robyn'nin bu yalnızca kendine zarar manyaklığının da hastasıyım, n'aapıyım.

No comments:

Post a Comment