January 3, 2012

pascal duarte ve ailesi

yaklaşık 6 saatlik elektrik kesintisi boyunca açmaya kalkışmadığım elektrikli alet kalmadı gene. bi noktada pes edip önce 3500 parçalık eşarp kolleksiyonumu yeniden organize ettim, sonra da kitaplıkların tozunu almaya başladım.
kaderin bi cilvesi gibi bu kitap çot diye ayağıma düştü, ilk paragrafı aklıma gelip duruyordu bikaç gündür. ömrü hayatımda okuduğum en güzel başlayan kitaptır. kapağının içine eylül2002 yazmışım, bi daha okuyabilirim, çok geçmiş üzerinden.

cela, nobel ödüllü ispanyol bi yazar, yaşlandıkça daha da tırlak biri haline gelmiş. ispanyol trt'sinde "anüsümden içeri 1 litre su alabiliyorum, dur bak gösteriyim" demeler, "boka bulanmış bi ödül bu" dedikten bikaç sene sonra cervantes ödülü'nü almalar falan. 80'li yaşlarının başında markiz de ilan edilmiş. "karanlık gerçekçi" diyorlar kendisine, yani kitabı bitirince kaşınız gözünüz patlamış, yanlarınıza tekme yemiş gibi oluyorsunuz.

pascal duarte ve ailesi ilk romanı cela'nın, yazdığında 26 yaşındaymış. hadi ben başlatayım sizi kitaba, siz sonra devam edersiniz.

"kötü bir insan değilim beyefendi; oysa kötü olmam işten bile değildi. ölümlüler hep aynı kılıkta doğar, ama büyüdükçe felek bizi balmumu gibi yoğurup değiştirir, ayrı yollardan aynı sona -ölüme- göndermekten hoşlanır. kimine çiçekli, kimine dikenli yollardan gitmesini buyurur. çiçekli yolun yolcusu dingin bakışlıdır, burcu burcu mutluluk içinde saf saf gülümser durur; kızgın kır güneşi altında kavrulan öbürü ise, ışınlardan korunmak için, yırtıcı hayvanlar gibi somurtur. allık ve kolonya sürünmek, silinmesi olanaksız dövmelerle süslenmeye benzemez."

No comments:

Post a Comment