May 17, 2012

urla

urla'dan bahsedeyim diyorum biraz.
ben 20 yıl önce kandırıldım annem ve babam tarafından, "ay urla çok güzel, balıkçı kasabası, sen seversin" diye. kandırılmam şöyle oldu; ben kendimi bildim bileli yazları bodrum'da geçirdik biz, farilya (şimdi gündoğan diyorlar) diye bi köyde, balıkçı malıkçı denince benim aklıma orası gelmişti. urla'nın da iskelesi var, balıkçılar falan, ama bizimkiler evi içeri diktiler, kasabanın göbeğine.
urla'ya ilk ayağımı bastığım gün travma da bana bastı, kahvenin önünde kocaman bi yaban domuzu yatmakta ve caddeye kanamaktaydı. o gün bugündür de urla'ya aram düzelmedi pek.

bana urla'da fotoğraf çek deyince böyle şeyler çekiyorum.


3 milyor adet mobilet gezer urla'nın sokaklarında, bi ara topluyorlardı ama anlaşılan vazgeçmişler. boktan beton binalar, moloz, urla gerçeği bu.

ama tabi bi de böyle köşeler var, tarihi dokusu sebebiyle sit alanıdır urla. "ama neden betonlar var o zaman?" diyor olabilirsiniz, ben de bilmiyorum.



olayların ennn başında annemle babam eski bi rum evi almaya kalktılar, evin sahibiyle anlaştılar, tapuya gitmek üzere evden çıkarken adam arayıp "ya ben düşündüm, ucuz fiyat verdim size, şu kadar olsun" (fiyatı 2ye katlayan bi rakamdan bahsediyor) dedi. annem sinirinden ağladı, babamın kaşı gözü attı falan, gene de peki dediler fiyata. bikaç hafta sonra gene tapu yolunda ev sahibi "başka isteyenler de var evi, şu rakama anlaşalım" (burda fiyat gene katlanıyor tahmin edersiniz ki) deyince ortalık karıştı, ailece lanetledik adamı. ev çok güzeldi çünkü. tabi ki başka isteyen falan yoktu evi, içi dökülüyordu, restorasyon istiyordu, koruma kuruluyla uğraşmak gerekiyordu her adımda. o ev yıllarca durdu öyle ta ki bikaç sene önce urla müzik akademisi olana kadar, yolunuz düşerse bakın, zafer caddesi üzerinde. annem hala çok üzülür, ara ara gidip içini gezer evin. resimlerini koyayım.



bi de link vereyim, restorasyonuyla ödül aldı çünkü bu ev, şurdan okuyabilirsiniz başından neler geçmiş. bizim maceramız ise sadece temelleri kalmış bi rum evi ve arsasını satın alarak kendi evimizi kendimiz yaparak devam etti. uzun süre direndim gitmemek için, sonunda pes ettim, bilmiyorum belki yaşlandıkça direncim düşmüştür. benim için bi nevi "teslimiyet müzesi"dir yani o ev, kendini bırakıp bikaç hafta kalınca rehabilitasyon gibi bile oluyor. sonra gene yazarım urla ve ev meselelerini.

2 comments:

  1. Hastasıyım Rum evlerinin. Ben de yaşadım bir tanesinde, hem de 7 sene.
    Zor ısınır ama kolay soğumazdı. Kuzulukları aynalıydı ve Körfez manzaralıydı. Bir hakkım daha olsa böyle de bahçeli ise, düşünmem bile.

    ReplyDelete
  2. Urla'yı da severim de... Çeşmealtı'nda geçti benim de çocukluğum (: güzeldi...

    ReplyDelete