August 22, 2012

eski şeyler

çağatay bey'in eski şeylere merakı aklıma getirdi, yazayım dedim. annemlerin urla'daki evinin bahçesinden bütün urla'nın beklediği gibi küp küp altın çıkmadı ama tabak çanak kırıkları, bi takım metal ıvır zıvır çok çıkıyor. atamadı annem bunları, "insanların tabakları, çatalları bak bunlar, ay canım canım" diye sevdi, en sonunda da bahçedeki deponun bi duvarında sergilemeye başladı.

bildiğiniz gibi urla'nın mübadele öncesi bi rum nüfusu vardı, bazen dedelerinin evini aramaya geliyor insanlar, çok acıklı hikayeler. geçen yaz annem bahçe kapısından bakan 4 tane kafa görünce koşup yakalamış, "aaaa alllaaaaşkına, vallahi olmaz, kalimeraaa" diye içeri almış, çaylar limonatalar sonrası, bu aşağıya fotoğrafını koyacağım tabak kırıklarını da göstermiş. bazılarının çöpü, başkaları için çok şey ifade edebiliyor.

camlar, porselenler.

bi başka tabak çanak grubu.

bunlar da metaller. çiviler, kulplar, saplar, at nalları.

14 comments:

  1. annenizin bu parçaları atmayıp değer vererek saklaması çok hoş olmuş.
    ne öyküler çıkar bu buluşmaların altından kimbilir..

    ReplyDelete
  2. Çok güzel olmuş bunlar. Ev müze kıvamına gelmiş nerdeyse :)

    ReplyDelete
  3. Süper bir koleksiyon, muhteşem görüntüler, bilgisayarım güneş ışığında resimleri net göstermiyor hava kararınca daha detaylı bakacağım.

    Anneniz evi müze gibi yapmış, saygılar...

    ReplyDelete
  4. anneme ileteyim yorumlarınızı, çok sevinecek :)

    ReplyDelete
  5. oouuvv!

    harikaymış!

    ben de gidicem anneye, kalimera diyerek!

    ya düşünüyorum da, şu yap-boz merakımla, bir restorasyon bölümü okusam mı 2 senelik? hayattan ne keyif alırım o zaman :/

    ReplyDelete
  6. ben de düşünmedim değil aynı şeyi ama durup en baştan başlayamadım. ben destekliyorum seni j. :)

    ReplyDelete
  7. yunanlı misafirlerden birinin giderken anneme gözleri dolarak "bunları sakladığınız için çok teşekkür ederim" dediğini yazmayı unutmuşsun :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. ya evet hikayenin bi yerinde gözyaşları vardı ama hatırlayamadım yazarken. o yüzden ben de leylak dalı'yla aynı fikirdeyim, annemin blog açıp anlatması lazım.

      Delete
  8. Annene bayılıyorum:)) Blog aç ona...

    ReplyDelete
  9. Annen "ince şeyleri düşünmeye vakit bulan" bir insan, tabak parçalarını eliyle severken görüntüleyebildim kafamda :) Ne tatlı.. Bizden önce de yaşamışlar, bizden sonra da başkaları yaşayacak, arada bir bağlantı kuran da bu ufacık parçalar.. Harika!

    ReplyDelete
  10. Ne güzel bir iş yapmış annen

    ReplyDelete
  11. harika gözüküyorlar çok beğendim ! anneciğinin ellerine sağlık

    ReplyDelete
  12. Anneni kendime çook benzettim ve anneme de:)aynen benim için de dediğin gibi başkasının çöpü bile olsa kıymetlidir. Hele bir tarihi, hikayesi varsa hayatta veremem de atamam da. sergilemeleri harika bir fikirmiş ellerine sağlık. O çivilere nallara da bayıldım. Üniversitede iken göreme de gittiğim ufak bir otelde böyle anahtarlar çiviler nallar vardı bütün duvarlarda hatta oradaki tüm evlerin kapılarını açarmış o anahtarlar diye söylemişlerdi oraya benzettim. urla zaten böyle şeyler için harika bir yer seviyorum orayı eşimin ailesinin yazlıkları var gidip gelmek çok keyifli oluyor. bu arada annenin blog açma fikrine de bayıldım bence açmalı fotoğraflar çekmeli ve bizlere her bir detayı göstermeli. bak taaa cezayirlerden merak ediyoruz:)çok sevgilerimi ilet. senin gibiler var diye de söyle tamam mı:)öptüm

    ReplyDelete
  13. annem ısınmaya başladı blog açma fikrine, bana acayip mesai çıkacak yalnız nasıl yapacağını gösterirken :)

    annemin kırık tabak saklaması bi yana, hepinizin bunu beğenmesi beni çok duygulandırdı. çok iyi insanlarsınız, iyi ki karşılaşmışız sizle, çok mutluyum vallahi!

    ReplyDelete