May 8, 2015

(12) - (19) Vampir Var, Köpek Var, Her Şey Var

Haydin bakalım, film maratonuna maruz bırakacağım sizi. Dışarda çıpır çıpır yağmur, hava kapalı filan, zaten yapacak daha iyi bir şeyim yok.

12. sorunun cevabını, yani en sevdiğim animasyon/çizgi filmi düşündüm düşündüm, Spirited Away demeye karar verdim. Sanırım seyrettiğim ilk uzun metrajlı çizgi filmdi, çok çarpılmıştım.


13. soru için itiraf edeyim, "en iyi kitap uyarlamaları" diye gugılladım, hem kitabını okuduğum hem de filmini beğendiğim bir aday aradım. Dracula ile Fight Club arasında kararsız kaldım, Dracula diyeceğim. Film, tam da dişime göre bir aşk hikayesi; kitabı da yatakta korkudan titreyerek okumuştum. Bir kitabın insanı bu kadar korkutabileceğini hiç tahmin etmezdim.


En sevdiğim film repliği için de son yarım saattir oradan oraya savruluyorum gugıl aramalarıyla, neden uzatıyorum bilmiyorum, aklım bu aşağıdakinde kaldı.


Geldik 15. soruya, en sevdiğim bilim kurgu. Bu türü de hiç ayırmadan seyrediyorum küçüklüğümden beri, Terminatör fragmanı görünce ağlamışlığım var sinemada. Ama başıma bir film geldi ki herhalde ölene kadar unutmam.

Sarıkafa diye zaman zaman bahsettiğim arkadaşımla aynı evi paylaştık 2004, 2005 filandı. Sarıkafa sanatlı filmlere, büyük yönetmenlere meraklıdır; aslında genel olarak sanata benden daha meraklıdır. O ara bir kanal her hafta bir Tarkovsky filmi gösteriyordu, bir tanesini beraber seyredelim diye cebren ve hileyle oturttu beni televizyonun karşısına. Şansıma Stalker düştü.

1979 yapımı film, 163 dakika sürüyor ve allah biliyor defalarca kalkmaya çalıştım koltuktan, Sarıkafa "Kızım Tarkovsky bu, bak bunları bilmemiz lazım, yapabiliriz" diye diye oturttu beni koltuğa. Derken film bir ivme aldı, tokat tokat tokat ve öyle bir bitti ki bir süre konuşamadık, o koltuklara mıhlandık. Allah belamı versin ki ne öncesinde ne sonrasında böyle bir film seyretmedim ben, film seyretmek falan değildi, resmen sınandık. Başka da Tarkovsky seyretmedim, korkuyorum çünkü adamın yapabileceklerinden.

Stalker'dan bir sahne koyayım, belki biraz anlaşılır.


16. soru, bu sene seyrettiğim en iyi film. Bu soruya da 1 aktör-2 filmle cevap vereyim, Tom Hardy'nin oynadığı The Drop ve Locke, bu sene seyrettiğim filmler içinde en beğendiklerim oldu. Hiç utanmadan Tom Hardy'nin The Drop'taki rol arkadaşlarından biriyle çekilmiş şu fotoğrafını koyayım. Kalpler, kalpler.


Bir film 85 dakika boyunca aynı arabanın içinde, tek bir aktöre bakarak geçer mi? Locke'tan bahsediyorum, gözümü kırpmadım, çok yetenekli herif, çok.

17, geçen sene seyrettiğim en iyi film. İki filmi birbirinden ayıramadım, Only Lovers Left Alive ve Inside Llewyn Davis. Filmler de nefisti, müzikleri de; galiba böyle olunca daha çok yer ediyorlar kalbimde.

Şu, Only Lovers Left Alive'dan:



Bu da Inside Llewyn Davis'den:



18'e geldik, beni hayalkırıklığına uğratan bir film. Hayalkırıklığı olmasa bile üçe bölündüğü ve sümük gibi uzatıldığı için Hobbit yazıyorum ve geçiyorum.

Ve 19, vallahi yetiştim herkese.

Bir favori aktörüm yok, herkes gibi, çok var. Az yukarda Tom Hardy dedim, Philip Seymour Hoffman'ı nasıl unutabilirim, Gary Oldman, Dustin Hoffman, kim bilir kimlerin adı gelmiyor aklıma.


En uncool halimle kalkıyorum kompüterin başından, evde uçuşan köpek tüylerine karşı açtığım ve asla kazanamayacağım savaşa girişiyorum. Kalbimizin kırılmayacağı bir cuma günü olsun.


8 comments:

  1. Harika filmler :) Tom Hardy büyük ihtimalle yeni neslin en iyi aktörü olabilir. Çok yetenekli biri.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Off valla katılıyorum sana, Mad Max'i bekliyorum heyecanla :)

      Delete
  2. Tom Hardy'ye böyle dokunmak istiyorum, böyle adamın yakınlarında olmak böyle kokusunu falan solumak istiyorum. Beni en çok etkileyen insanlardan birisi oyuncuyu falan geçtim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yuvamı yıkar giderim, öyle beğeniyorum ben de. Boyuna posuna, aurasına kurban olduğum.

      Delete
  3. bugün sana mail attıktan sonra kalkıp ben de eve giriştim. her şeyi kaldırdım, çırptım, sildim, süpürdüm.yerleri bi' yalamadığım kaldı.

    şu an saat gece 03:13 ve evi bok götürüyor!

    acaba hiç temizlemesek mi n'apsak?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bu köpekler bizi Birleşmiş Milletler yaptı, bir şeyler yapıyor gibi görünüyoruz ama aslında elle tutulur hiçbir faydamız yok.
      Koltuk kılıflarını yıkayıp halıları silmem lazım, tekstil bir yerden sonra feci kokmaya başlıyor. Köpekleri de yıkamam lazım, kapılarda bunların boy hizasına denk gelen siyah lekeler var ahahhahhah :D

      Delete
  4. Elektronik müzik dinliyorum ama kapalı kapılar ardından Inside Llewyn Davis 'in müzikleri, gören inanmaz o kadar sevmiştim. Melaba.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay geri döndün çok şükür! Üstelik küçük bir itirafla döndün ahahhaha :D
      Dün gece yatakta okudum son yazdığını (ouvvv yataklı mataklı), şimdi yorum yazmaya gidiyordum.

      Delete