December 4, 2015

"Time to take a ride"

Bunca ölümün, korkunçluğun ve her türlü felaketin arasında bir ergenlik arkadaşıma veda etmeye geldim.

Memleketin hali ayrı bir yerimden vuruyor ama iki arkadaş mesela, oturup konuşabiliyoruz, kaygılarımız ve dehşetimiz ortak çünkü. Ama bir ergenlik ikonumun 48 yaşında öldüğünü duyunca ben 20 sene önceki odama ışınlanıyorum, o odaya da kimse giremiyor maalesef. Ergenlik odalarının -sanal ya da gerçek- en önemli özelliği bu zaten. (Birbirinin tıpatıp aynısı milyonlarca ergen odasından bahsediyorum tabii ki. Tıpatıp bambaşka odalar, öyle düşünün.)

Dandik teybimde dinleye dinleye bozduğum kasetler, ah! Boktan kağıtlara basılmış o posterler, o rakınrol tavır, o fırlayan kaburga kemikleri!

En sevdiğim seslerden biriydi Scott Weiland, sahnede en güzel duran şarkıcılardan biriydi. Buralardan kopyaladığım o "Fak dis şit!" tavrını sarıp sarmaladım, yirmi seneyi geçti içimde taşıyorum. Scott Weiland, gitti gider.

Şunu koyayım, bu unplugged konseri yayınlandığında seyretmiştim, televizyona yapışarak. Allah bilir sene bin dokuz yüz doksan kaç. Üç?



Bir de şunu, en sevdiğim şarkılardan birinin yenice bir canlı versiyonu.



Ne diyeyim, elveda. Belki böyle huzur bulursun. Zaten yalan dünya, sen hep taş gibi sahnede, ben hep 14 yaşında.

14 comments:

  1. Hiç işim olmadı Stone Temple Pilots'la. Üç beş yıl sonra keşfedip ahlanacağım kesin... Çünkü bizim kuşak da böyle iyi şeyler için ya çok geç ya çok erken meh. Üzülme :(

    ReplyDelete
    Replies
    1. Geçenlerde dehşetle şunu farkettim; 90'larda peşpeşe albüm çıkarıyordu bu gruplar, her gün yeni birileri çıkıyordu. O dönem Led Zeppelin, Deep Purple falan bana tarih öncesi gibi geliyordu, halbuki yirmi senelikmiş o şarkılar en fazla. Aynen şu anda Stone Temple Pilots şarkılarının olduğu yaştalarmış. Bana daha dün gibi geliyor şu MTV Unplugged konseri :/ Demek ki ben 15 yaşındayken ortalıkta dolanan Led Zeppelin tişörtlü abiler de böyle hissediyordu.
      Elimde değil üzülüyorum, herkes bir yana Weiland bir yanaydı hep benim için, o 90'lar grunge ekibinin açık ara en iyi şarkıcısıydı.

      Delete
  2. Kendisini pek dinlemiyordum hatta 2 şarkı say deseler affalarım fakat çok yetenekli ve sevilen bir şarkıcı olduğunun farkındayım. Bu sene çok kötü geçmedi mi ya ? Herkesler öldü. Kötülere bay bay da çok fazla iyilerden de ölmedi mi :( Çetelesini tutmaya kalksam sabahı bulurum. Psikolojimi bozdu 2015, her sabah uyandığımda "kim öldü" korkusuyla internete bakıyorum. Leonard Cohen'a da sahip çıksınlar, checkup mheckup neyin yapsınlar. Aman diyim. 2015'i onunla ya da Joni Mitchell'ın haberiyle kapatmak istemiyorum gerçekten.

    ReplyDelete
  3. Eh işte, sahnedeyken ışıl ışıllar, bakmaya doyamıyoruz ama bu insanların da kendi canavarları var, hiç aklıma gelmiyor benim. Yetmezmiş gibi bir de bipolarmış.
    Valla dönüp baktım şöyle bir bloga, 2015 gelirken hiç temennim yokmuş, "Nasıl olsa olmayacak, imkansız şeyler istemeyeceğim" falan yazmışım. İstesem de olmuyor, istemesem de. Hatta felaket çıtası gittikçe yükseliyor, şu son 3-4 seneye bakıyorum da. Kendimizi mi hazırlasak olacaklara, naapsak?

    ReplyDelete
  4. Seni çok karamsar görüyorum valla üzülüyorum. Tabii ki olacaklara kendimizi hazırlamiycaz, böyle bir şey de mümkün değil zaten. Yani ben şimdi kendimi neye hazırlayayım, bir sabah uyandığımda Mina'nın ölüm haberini alabilirim'e mi? Böyle şeylere hazırlanmak mümkün değil ✋🏻 kızdırmayın beni -.-

    ReplyDelete
    Replies
    1. Kötü şeyleri cımbızla çekmek gibi bir huyum var, belki iyice nüksetmiştir, bilmem ki. Bakma sen bütün gün de dizlerimi dövüyor değilim, normal hayatıma devam ediyorum ama gerçekten çok mutsuzum. 10 kişiye yetecek kadar mutsuzum. Hayatımda bu kadar çaba göstermemiştim kendimi düzeltmek için, şimdi dönüp de bakıyorum eskiden üzüldüğüm şeylere, allah insana öyle dert versin. Böylesini kimseye vermesin, ne kaldığıma sevinebiliyorum ne gidenlere insan gibi üzülebildim. Neyse, belki yazarım bir ara.

      Delete
  5. Cuma (11 Aralık) buluşup ağlaşsak mı acep diyorum :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Olar ama ben ergen kostümümle gelip ağlıycam.

      Delete
  6. Aha bu oda bizim oda. "Bizim" demem ne kadar dogru bilemiyorum aslında zira odada ranzanın alt yatagında bir sıgıntı gibi yaşamaya çalışan zavallı kardeştim ben. Yine de hayatımın en güzel zamanlarıydı; ufkumun, vizyonumun alabildiğine yelken açtıgı, ablama özenmekten uykularımın kaçtıgı, o yokken arkadaşları getirip hava attıgım "bizim oda". En güzeli de o universite için evden ayrıldıgında, bütün o ganimetin bana kalması ve 10 metrekarelik odayı 4000 dönümlük arazi sevinciyle sahiplenmem.
    Biliyorum çok alakasız ama yazınız o zamanlara götürdü beni ve gülümsetti.
    Siz de hep gülümseyin.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay güldüm okurken :) Benim de kendini odama "eteç etmeye" çalışan bir kardeşim vardı, girmesin diye elimden geleni ardıma koymadım senelerce. Ben Ankara'ya taşınınca hemen yerleşivermişti odama. Yaa ne güzel, ortak maceralarımız bunlar :)

      Delete
  7. Nerde benim karışık cd'im! :))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay gerçekten mi? Ohooo istediğin karışık cd olsun, hemen başlıyorum çalışmalara :D

      Delete
    2. Var olanı bulma nidasıydı o arada yenisini kapayazdım. Hay bin Karma! :)

      Delete
    3. Ahhahha ama benimki nasıl bir atlamaktır?

      Delete