October 7, 2016

(10) Kızlar


Ay elimde kaldı şalanj, rezil ettim on tanecik soruyu. Böylece bitiriyorum, önemli olan katılmaktı zaten.

10. soru için önce oturup çok etkilendiğim yazarları, tarihi kişilikleri filan düşündüm ama ben en çok etrafımdaki insanlardan, özellikle de en yakınımdaki kadınlardan ilham alıyorum. Huyları, alışkanlıkları, tepkileri, yetenekleri, fikirleri; bende olmayan her şeyleri bana çok ilham veriyor.

Hepsi birer süper kahraman değil tabii, zayıflıklarını ve kırılgan taraflarını da aynı derecede ilham verici buluyorum.

Hayatıma kattıkları her şey için de çok seviniyorum, onların başarılarına seviniyorum, anlattıkları hikayelerden besleniyorum. Mesela barın tuvaletinde mahsur kalıp travesti ablalar tarafından düzenlenen bir operasyonla kurtarılmak: "Ablaaalarım kaldım ben burada, çıkamıyorum!" "Ay koşun kadına bir şey olmuaş!"; kurtarılırken dizlerinizin tutulması, ablaların sizi giydirmesi, üstünüzü başınızı düzeltip tuvaletten törenle uğurlaması. Ya da evin ineğinin el bebek gül bebek bakıldığı yuvasından kaçıp en yakın kalekola iltica etmesi ve geri dönmeyi reddetmesi, hatta "Yavrum gel evimize dönelim" çağrılarına yan gözle bakarken askerlerin elinden kuru ekmek yemeye devam etmesi, askerlerin komutanlarından "Ulan bu insanlar kaçtır arayıp soruyor, neden söylemiyorsunuz ineğin burada olduğunu?!" diye fırça yemeleri, o arada evde herkesin birbiriyle Kürtçe konuşurken evin annesinin inekle sadece Türkçe konuştuğunun ortaya çıkması, güç bela eve geri dönen ineğin ertesi gün tekrar ortadan yok olması ve tabii ki kalekolun önünde kıvrılmış yatarken yakalanması. İneğin hayatımızdaki yeri. Arkadaşım annesiyle babasını kışlığa taşımaya gidiyor bu hafta sonu, herkesin ilk sorusu şu oldu: "Aaa e inek ne olacak?"

Hikayelerin yanı sıra yemeklerle de besleniyorum; birinin mercimek çorbası, diğerinin kabak tatlısı, reçeller, çeşitli etli yemeklerin benim yüzümden yapılmış etsiz versiyonları. Hayatta okumayacağım şeyleri okumaları, asla yapamayacağım işleri yapmaları, dayanmaları, direnmeleri, tavır koymaları, bağırmaları, susmaları. Buralardan ilham alıyorum ben.

Annem, annanem ve babam var tabii bir de ama onlardan aldıklarımın ne kadarı ilham, ne kadarı genler yoluyla transfer olmuş bilemiyorum, bu sebeple yazmıyorum. Giderken aklıma şu şarkı geldi, buraya bırakayım.



Evde mahsur vaziyette (Ablaaaalarım?!) hem nakliyeci hem de kargocu bekliyorum. Yarın kardeşim geliyor, öbür gün kendi evimize geri dönme ihtimalimiz belirdi, tadilat bitiyor olabilir. Madem çıkıyorum annemle babamın evinden, acaba giderken neleri çalıp götürebilirim diye dolanıyorum ortalıkta. Bir adet kürklü Rus kalpağını, iki kayık tabağı ve bir tane büyükçe kilimi ayırdım kenara. Babamın benden yürüttüğü kırmızı teneke çöp kutusunu da el koymak suretiyle geri alıyorum. Eveth. Haydin gittim ben, biraz da çekmeceleri kurcalayayım.

5 comments:

  1. Seni inanılmaz seviyorum, galiba ben de senden ilham alıyorum Mina. Kendimi hologrammışım gibi hissettiğim, doğru dürüst tanımadığım insanların başarılarına sevindiğim, kendi arkadaşları siklemezken buna beş saat mutlu olduğum, bilen bilmeyen herkeslere anlattığım ve yine de yeryüzünün en samimiyetsiz insanı olmayı başardığım için kendimi son derece aptal hissediyordum. Kelimelerimin hiçbir anlamı kalmamış gibi hissediyordum, hissediyorum, hâlâ ediyorum. İşte bu saflık bu gerzeklik canımı sıkıyordu, öyle niteliyordum çünkü. Belki senden öğrendim böyle olmayı yıllar içinde, sen de benim gibi düşünüp zaman zaman kendine kızıyor musun bilmiyorum...

    Hayattaki en önemli silahımın bu içtenlik olduğunu düşünmüştüm hep. İşte böyle yazılar yazabilen insanlar olmamız falan... Bunu da hep desteklediler, o kadar içtensin, o kadar kendinsin ki, bu yüzden seviliyorsun diye. O kadar içtensin o kadar kendinsin ki Mina, umarım bir gün kendini hologrammışsın gibi hissetmemişsindir ve etmezsin...

    Şimdi bütün silahlarım elimden alınmış gibi hissederken ve hayat karşısında ilk kez kendimi ne yapacağımı bilmez ve çırılçıplak hissederken, bir arkadaşım "ne yapacaksın peki cemile, tavrını değiştirecek misin?" diye sordu. "değiştirmeyeceğim" dedim çünkü başka türlüsünü de bilmiyorum zaten. Biz kırıldık, daha da kırılırız, kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza ve ayh ne gelir elimizden insan olmaktan başka, değil mi? Benim için başlı başına koskoca bir destek kuvvetsin ve bunun için sana hep minnettar kalacağım...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Valla eskiden hissederdim hologrammışım gibi, biraz yaşlanınca geçti o his. Şimdilerde hologram olmanın tam tersi neyse öyle hissediyorum kendimi, mesela ağır ve eski. Yani kötü manada ağır ve eski değil de böyle ne bileyim limanda unutulmuş konteynır filan gibi. Beş ton filan geliyorum toplam ağırlık olarak. Hedefim eski ve ağır bir ağaç gibi hissedebilmek, biraz daha yaşlanırsam olabilir gibi geliyor. Ağaç iyi çünkü.
      Saflık ve gerzeklik baki ama. Yani 3-4 ay önce Gar'ın önündeki anmaya girerken üstümü ve çantamı arayan polise "Teşekkür ederim, kolay gelsin" dedim. Bir cevap da alamadım üstelik. Sonra oturup kendimi yedim, manyak mıyım ben, ne biçim insanım, neden elin polisine teşekkür ediyorum? Üstelik de nereye girerken? Sonra kızlar yatıştırdı biraz, bir de terapide ikna oldum. Dedi ki terapist, "Birisi senin için bir şey yapmış, sen de teşekkür etmişsin, gayet normal". Hala kendimle barışıyorum her gün, her gün. Sanırım yıllar içinde değişen tek şey şu oldu, birisi yüzüme dünyanın en samimiyetsiz insanı olduğumu söylese "Aaa sensin samimiyetsiz. Göt!?" derim anında. Yüzüne diyemesem bile arkasından derim ahhahhha :D İşte ağaç olunca yüzüne de söyleyebileceğim herkesin.
      Ay daha uzun yazacaktım, acilen evden fırlamam gerekiyor şimdi. Bir ara buluşalım da kalanını konuşalım. Sen her "Otostopla gezeceğim" dediğinde endişeli bir anne gibi içimden "Aoooo yooo!" dediğim için aramızda sağlam bir bağ var diye düşünüyorum :D Ben de seni çok seviyorum, sen de bana destek kuvvetsin, sakın aklından çıkarma. Hemen öpüyorum ve gidiyorum <3

      Delete
    2. Evet benimle buluş ve beni bağrına bas! Sonra tanımadığım beyler bağırlarına basmaya kalkıyorlar ve sevişmek istiyorlar maalesef gkjdfkglfd.

      Delete
  2. Tüm kadınlar biraz kahramandır öyle değil mi?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Öyle valla. Ve ne çok hikaye var, hepsini dinleyemediğim için hep biraz üzülüyorum. Hayat hepimize en kahramanından kadın arkadaşlar versin, sırtımızı onlara dayayalım, onlar da bizden destek alsın. Bütün temennim bu.

      Delete