January 16, 2017

Kudiler. Kitaplar. Şalanj Haberi.

Dün bir aileye daha gezdirdim annemlerin kiralık evi, bu sefer derli toplu, düzgün insanlardı. Oturdukları ev küçükmüş, daha büyüğünü arıyorlarmış. Fakat bir yerden sonra "Bu ev çok büyük, nasıl ısınacak?" diye dertlendiler, medeni bir şekilde ayrıldık. Yani bilemiyorum ev o kadar büyük mü ya da nasıl ısınıyor çünkü babamı o evde kafasında bereyle dolanırken hatırlıyorum, annem de kombiyi biraz daha açacağına üstüne bir tane daha kazak giyen insan.

Isınma işini münazara ederken birdenbire "Satmayı düşünür müsünüz?" diye sordular, hayatta hiçbir soruya bu kadar kesin cevap vermedim ben. Tabii ki düşünmüyoruz. Annemler düşünse bile ben kendimi kapıya zincirlerim. Neden bilmiyorum, dna'mın derinliklerinden bir ses "EV SATILMAAAAZ!" diye haykırıyor. Ayrıca çok seviyorum o evi, arka tarafta güzel bir bahçesi filan var apartmanın. Köpenklerle ve Sarıkafa'yla piknik denemelerimiz oldu.


Laftan anlamaz, tasmayla çekince de bozulur. Kendi planı var hayatla ilgili, müdahil olunsun istemiyor. Kudi'nin bebekliğini sadece annemle babam gördü, bir kare fotoğraf yok ortada. Hayatımın büyük gizemlerinden biriydi, geçen akşam çözülmüş olabilir. Twitter'da gördüğüm bir fotoğrafı anneme yolladım:


"Ortadakinin aynısıydı" dedi annem. İyi ki görmemişim bu halini, sadece düşüncesiyle bile heyecandan aklımı kaçıracak gibi oluyorum.

Ay geçen cuma da biraz aklım oynadı yerinden, bir Bilgen var İstanbul'da çünkü. Orada bir Bilgen var uzakta, gitmesek de görmesek de o Bilgen bizim Bilgenimizdir. Buralar vasıtasıyla ahbap olduk, ben blog yazmadıkça neşeyle dürter beni. Kargo yollamış, açınca şunları buldum:


"Allaaaah!" diye bağırdım vallahi, sizden saklayacak değilim. "İyi olacak her şey" kargosuymuş, öyle dedi. Okudukça buraya da yazarım, birkaç gündür kapaklarını sevip yanağıma sürtüyorum. Ay biri de imzalıydı bu arada, hem imzalı hem köpenkli:

A photo posted by Mina (@kokobella) on


İçimde bir umut, bir tür uyuz direnç var. Ne olacak bilmiyorum ama en azından hala varız.

Buradan da şuraya atlıyorum hemen, Sonik Hanımcığım yeni meydan okuma şaaptı, şuradan sorulara bakabilirsiniz. 17 soru, yarın başlıyoruz. Gelin siz de yapın, valla bakın biraz hayat gelir buralara hem.

Kompüterin başından kalkmaya debelendiğim şu anlarda şunu dinlemeye başladım:



Geçenlerde öğrendim ki bir de Bosna Hersek vatandaşlığı varmış Bono'nun, hediye etmişler. Kuşatma sırasında Sarajevoluların sesini duyurmuştu, kendi tarzıyla tabii, konserlerde dev ekranlardan Sarajevo'ya bağlanarak, oradaki insanlarla konuşarak filan. Eğlence nerede bitiyor, insanlık trajedisi nerede başlıyor, bir sınır yok mu allahaşkına diye eleştirmişlerdi grubu. Bilmiyorum, bazen herhangi bir ses, sessizlikten daha iyi olabiliyor. Sonra bir de konser verdiler Sarajevo'da. Bütün bunların bana ne hissettirdiğinin hiç önemi yok, Sarajevolular ne hissetti, tek ve biricik gerçek o.

Ben zaten Boşnak paşaportunu kıskanıyorum o allahın cezası güdüğün. Neyse. Günün yarısını böyle yedim, bari bir yandan U2 dinleyip bir yandan evi süpüreyim de tamamen çöpe gitmesin bu loş ve melankolik pazartesi. Yarın şalanjın ilk gününde görüşür müyüz?

18 comments:

  1. Kudi'yi öpüyoruz. Selamlar olsun.

    Harika bir sürpriz gerçekten :)

    U2'ya sardım ben de son günlerde yine. Mariposa'yla da kısa bir U2 muhabbetimiz oldu hatta. Güdük Bey'e sinir oluyorum. Bu geçmeyecek anladım yani. Fakat o konseri ve yaptığı albümlerde hep yırtacak. Boy ve Zooropa'yı yapmış bir adama sırtımı çeviremem. Ben de kıskandım pasaportunu :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay evet, bu karmaşık hislerimizle yaşayacağız anlaşılan. Seviyorum eski albümleri, nasıl inkar edeyim :)
      Sürpriz nasıl iyi geldi anlatamam, valla ne güzel insanlar var. Hemen yaşama sevinci bastı bana :D
      Bu çelınca da heyecanlandım, şimdiden kendimi nasıl 5 sözcükle anlatamayacağımı düşünüp fenalıklar geçiriyorum ahahhhahha :D

      Delete
  2. Kudi'nin bebekliğini ben bile mıncıklarmışım :)
    Şu çelınç iyi oldu, ne yazsak derdinden yırtar hem de biraz kafa dağıtırız, ne günlere kaldık :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yaa işte böyleyken alırsın, sonra evde büyüdüğünü anlamazsın, öyle alışırsın köpenklere. Bak hemen organize ettim bu işi :D
      Anneme mesaj yazdım, beni anlatan 5 sözcük yazmam lazım yarına diye, 3 saattir ses yok. Sanırım annemin en sevmediği şeyi bulmuş olabilirim mehhehheh :D

      Delete
    2. Ayol ben bile yazarım seni anlatan 5 sözcük, annen 50 tanenin içinden seçmeye uğraşıyordur :)

      Delete
    3. "Ankara'dan misafir var evde" diye cevap geldi :D Yok ben biliyorum, çok sinir oluyor böyle "Ben nasıl biriyim?" diye soranlara, artık mecburen kendi kendimi değerlendiricem.

      Delete
  3. Bu celinclar sayesinde hareketlilik oluyor ya iste onu seviyorum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de ben de. Çok seviyorum herkesin yazdıklarını okumayı, ne güzel oluyor.

      Delete
  4. Bu blogun arkasındaki resim, duvar kağıdı, desen ne dersen artık bayıldım çok güzel :). O bebe yavrular var ya o kadar tatlı ki, ısırmalık :). Hediyelerin de çok güzel güle güle oku :). Challenge da ilgimi çekti sanırım katılacağım :).

    ReplyDelete
    Replies
    1. Duvar kağıdını bir blog komşum yollamıştı taa kaç sene önce, böyle bir demet neşeli dijital fon kağıdı :) Bunu koydum, duruyor o zamandan beri. Güzel di mi? Canlı filan.
      Ay yavru köpek büyütmek de aslında insanın ömründen ömür götürüyor ama tabii doğa bunu da düşünmüş, bu kadar çıldırtıcı sevimlilikte üretmiş köpek yavrularını.
      Katıl lütfen çelınca, ne kadar çok olursak o kadar eğlenceli oluyor :)

      Delete
  5. EV satılmaamlı. Zaten üzerinden bir sene geçince evin değeri ikiye katlanıyor. Bu arada evin parası da eriyip gidiyor. En iyisi kirada dursun. Geliri kullanılır. Çok gerekli ise satım için o zaman satılır parası da hemen değerlendirilir. Aksi takdirde çok büyük bir zararı oluyor....

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de böyle düşünüyorum, açlıktan ölüyor olmadıkça çok kötü bir fikir ev satmak. Çok kiralık ev var bu civarda, geçerken görüyorum, çoğu da uzun zamandır kiralık. Durgun herhalde ortalık bu aralar, bakalım.

      Delete
  6. ben de sifu'nun bebekliğini görmedim. onu yerden hop diye kucağıma alıp böğrüme böğrüme basmayı falan çok isterdim ama bazen de diyorum ki acaba görmediğim iyi mi oldu? hani tam da senin o dediğin aklını kaybetme endişesiyle.

    ay bir de aslında hayvan sevmeyen insanlara bunu ve buna benzeyen acayip duygularımızı asla anlatamayacak olmamız çok acayip değil mi? düşünsene onlar da insan biz de ama mesela hayatı boyunca bir gün bile bir hayvanla uyumamış bir insanla sevgi anlayışımız nasıl aynı olabilir ki? o, sevginin bu türlüsünü bilmiyor çünkü. üstüne binmiş pati ağırlığının ya da boynuna falan dolanan kedi kuyruğunun verdiği tuhaf mutluluğu..


    ayhhh bence şu an hiç iyi anlatamadım ama sen beni anladın ondan çok eminim. bu da çok acayip bence.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Kız çok zorlu bir süreç yavru köpek büyümesi, vallahi saçımıza aklar düştü Koko büyüyüp biraz sakinleşene kadar. Yavru enerjisi bitiyor, ergenlik fırtınası başlıyor, resmen ergenlik! Sınırlarımı test edeyim, gözünüze gözünüze bakarak masadan yemek çalayım, bakayım salonun ortasına işeyince ne diyeceksiniz, dişlerim kaşınıyor ve ayak bileklerinizi kemirmek istiyorum, durduk yere çığlık atayım filan.
      Ben bir gün Şafak'a dönüp and içtim, bir dahaki köpeği orta yaşlı alıcam diye. Tabii hayat öyle işlemiyor, şimdi fotoğraftaki gibi bi yavruyu sokakta bulsam ağlarken, almıycak mıyım?
      Anladım ben seni. İşte çocuklarını filan böyle seviyor herhalde insanlar ama gene de aynı tür sevgi değil. Valla olanca iyi niyetimle ve en temiz duygularımla çok merak ediyorum, neden herkesin evinde bir köpek yok diye. Köpek neden sevilmez, onu da kesinlikle anlamıyorum. Bunu da sevmiyorsan, neyi sevebiliyorsun bu hayatta? Böyle böyle insanlarla konuşmayan, 40 köpekli kadın olunuyor herhalde.

      Delete
  7. Ooo! Karakarga Yayınları:) Şahane. İyi okumalar...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Çok teşekkür ederim! Valla bana da pek şahane geldi :)

      Delete
  8. Nasıl tatlı köpekler onlar öyle, ekrana yapışmak istedim. :)

    Çok seviyorum meydan okumaları, bir tane gelmiş hemen coşmuş buralar!:)) Süper.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay köpekler inanılmaz tatlı, baktıkça bakasım geliyor fotoğrafa :)
      Valla doğru diyorsun, resmen hareket geldi, yazmayanlar yazmaya başladı. Çok seviniyorum ben de :)

      Delete